kolayidare ile idare etmek kolay....kolayidare
   

kolayid@rewww.kolayidare.com

   

ÖĞRETMENİMDEN SİYASET ÖĞRENEBİLİR MİYİM !

  • Eğitimin siyasete malzeme edilmesi eğitimi veya siyaseti meze haline getirebilir mi?
  • Siyasetin eğitime malzeme edilmesinden kim nasıl etkilenir?
  • Eğitimcilerin siyasi tercihlerinin sınırları ne ile çizilir etki alanlarındaki gelişimlerden ne kadar sorumlu tutulabilirler?
  • Siyasetçilerin eğitim üzerindeki tercihleri okulları ilçe teşkilatlarına dönüştürebilir mi?
  • Siyasetçilerin eğitimcilerle diyalogunun dozu nasıl ayarlanır?
  • Ne olursa siyasetçi veya eğitimci sınırı aşmış olur?
  • Siyasi irade eğitimciliği  etkililik olarak mı algılar?
  • Siyaset kurumunun çözemediği sorunlarda sorumlular eğitimciler mi?
  • Kötü siyasetçileri eğitimciler mi yetiştiriyor?
  • Siyasetçiler kötü eğitimciler yeşertir mi?
  • Siyasetin okulu yok mu?
  • Eğitimin okulla mı var?
  • Okullarda siyaset konuşulur mu?
  • Siyasetçiler okulları konuşur mu?
  • Siyasi kimliği olan biri aynı zamanda eğitimci olabilir mi?
  • Eğitimcilik potansiyel bir siyasetçilik midir?
  • Siyasetçilik nüfuz alanı ile doğru orantılı mıdır?
  • Eğitimci olabilmek için bilmek yeterli midir?
  • Siyaset eğitimin nesi oluyor?

Siyaset üretebilmek ile birey yetiştirmek arasındaki ilişki sorunlara talip olmakla çözümler sunmak arasındaki ilişki gibidir. İnsan eğitildikçe talep etme dürtüsünü daha geniş bir yelpazeye taşımaya başlar. Yaşamın farklı alanlarını keşfettikçe kişisel tatmin için yeni ihtiyaçlar keşfeder. Ve paylaşma sorunu ortak çözüm arayışları yani siyaseti üretir. Pay dağıtımındaki adalet arayışından da –veya buna hakemlikte diyebiliriz-  devlet veya devletler ortaya çıkar.

Siyaset bilimcisi M.Kapani ‘devleti bu güne kadar gören olmamıştır’ diyor. Doğru. Ama devleti işlevselleştirenleri herkes gördüğü için siyaset bir cazibe merkezi haline geliyor. Ve demokratik anlamda siyaset üretebilme çoğunluk kaygısını ateşleyince taoplumun en geniş ortak paydası eğitim sektörü ister istemez tüm siyasetçilerin iştahını kabartıyor. Ya da her eğitimci kendisini siyasetin bir uzvunda bulunuyor.

Popülist yaklaşımların siyasete getirdiği kirlenmeler bir kenara bırakılacak olursa, eğitim siyaset üzerindeki pozitif etkilerinden bahsetmek elbetteki mümkün. Ancak matematik hesaplarla yapılan siyaset eğitim-sentezi siyaseti sadece sonuç alma olarak algılatır. Akabindeki Makyevelist yaklaşımlar siyasetin toplum nezdindeki güvenini zedeler.  

Eğitimciler okullarında sürekli mercek altında olduklarından dolayı velilerin onlar hakkındaki kanaatleri bir gözlem süreci sonunda oluşmuştur. Güven vericidir. Siyaset yapacağını düşündüğümüz insanların bu yüzden bir gün pat diye karşımıza çıkan biri değil daha önce reflekslerini ölçebildiğimiz insanlardan oluşmasını isteriz. Hatta sadece tepkilerinin ne olabileceğini kestirebildiğimiz siyasetçileri hoşnut olmasak ta çoğu kez yeni isimlere tercih ederiz.

Eğitim-siyaset ikilemi siyasetçilerin yeni bir yasal düzenlemeleri olana kadar süreceğe benzer. Demokratik haklarını kullanma konusunda kaygısı olan insanlar için yeni bir soru buldum.

Eğer sıfırdan bir toplumun inşası söz konusu olsaydı bu toplumu eğitimcilerin mi yoksa siyasetçilerin mi inşa etmesini isterdiniz.

İşleri zorlaştırmak açısından değil ama çıtayı yükselmek açısından siyasetçilerinde hoşuna gidecek bir tavsiyem olacak. Yukarıdaki soruların cevabını vermeden önce J.J. Rousseau nun Tolumsal Sözleşme’ni gelin yeniden okuyalım derim. Bu öneriyi  bir çözüm arayışı veya yeni bir problem üretimi olarak algılamak bu yazıda ne aradığınızla doğrudan ilgili.

Sevgiyle kalın 


| Lider | Haberler |İdare bilimi |  İdari sistem | Vatandaş için | Okuma | Yönetici | 88.dönem | İletişim Formu | İletişim | Linkler |  Ana sayfa

Bu  sitenin  tüm hakları  A.  Uslu ya  aittir.                e-mail:  idare@kolayidare.com