|
ASIL DEVLET yada NASIL DEVLET
İki kutuplu düzenin çökmesi ile ivme
kazanan değişim süreci, siyasi, ekonomik, sosyal
ve kültürel alanlarda domino etkisiyle devam
etmektedir. Sosyal ve siyasal değişim süreçleri de
devlet ve fonksiyonları etrafında yoğunlaşan canlı
bir tartışma ortamı oluşturmaktadır.
Finansal piyasaların serbestleşmesi ve
sermaye hareketlerinin önündeki engellerin
kaldırılması, devletlerin vergi, yatırım kuralları
gibi makro ekonomik politika araçlarını dış
piyasaları dikkate almaksızın keyfi ve tutarsız
kullanma olanaklarını kısıtlamaktadır. Böylelikle
ekonomik alanda devletler için yeni ve farklı
roller ön plana gelmektedir.
Küreselleşme ve bilgi çağı devletler için
ekonomik alan yanında, sosyal ve kültürel alanlarda
da değişimi beraberinde getirmiştir. Bilişim ve
iletişim teknolojilerinde hızlı gelişmeler sonunda
talebin küreselleşmesi, insanların tercihleri ve
yaşam biçimleri arasında benzerlikler
oluşturmaktadır. Dünya genelinde insan hakları,
hukukun üstünlüğü ve demokrasi ortak değerler
olarak önem kazanmaktadır.
Tüm gereksinim ve değişimler
özellikle gelişmemiş ve azgelişmiş devletlerin
hedef, görev ve icraat anlayışlarında
yeni açılımları -kafa değişimlerini-
gerekli kılmaktadır:
1-Devlet yalnızca kamu hizmetlerinin
üretilmesi ve sunulmasına odaklanmamalı; aynı
zamanda kamu, özel ve gönüllü sektörler arasında
katalizör görevi yapmalıdır. Devletin asıl görevi
kürek çekmek değil, dümen tutmak
olmalıdır.
2-Devlet üretim yapmak yerine standart
koymalı, denetim yapmalı ve rekabeti geliştirmeli.
Devlet iktisadi kurumları ekonomik reformların “kara
delikleri” olarak kabul edilmektedir. Bu kurumlar
düşük gelire, işgücü piyasasında bozulmaya, rekabet
yeteneğinde azalmaya ve yolsuzluğa sebep oldukları
gerekçeleriyle sık sık eleştirilir.
Piyasaya alternatif olmayan kolaylaştıran ve
düzenleyen rekabet yönetimini esas alan devlet
anlayışı hedef olmalıdır.
3- Devlet, kamu hizmetlerini özel
sektördeki gibi, “müşteri hizmetleri” şeklinde ele
alıp, vatandaşı hesap verilmesi gereken bir
müşteri olarak görmelidir. Bürokrasinin değil
müşterilerinin ihtiyaçlarını karşılamayı hedefleyen
müşteriye yönelik kamu yönetimi
anlayışı yakalanmalıdır.
4- Hiyerarşi yerine katılım ve takım
çalışmasına yönelmiş; merkeziyetçilikten kurtulmuş,
esnek ; kurala değil misyona dayanan yenilikçi
çareden çok strateji ve tedbirle ilgilenen,
sonuca yönelik yönetime sahip kamu sistemi
hedef olmalıdır.
Etkin, verimli, hızlı bir yönetim
ve yeni devlet anlayışı için; toplam kalite
yönetimi, -klasik personel rejimi yerine- insan
kaynakları yönetimi, internet tabanlı yapılanma
gibi bazı modern işletme yönetimi teknikleri
artık bir zorunluluktur. Merkezi idareden,
merkezin taşradaki uzantısında ve - başta
belediyeler olmak üzere - yerel yönetimlere kadar,
tüm kamu yönetiminden, vergi veren vatandaşlar
olarak etkin, verimli, hızlı, saydam hizmetler
istemek, artık bilgi çağında yalnızca bir hak
değil aynı zamanda görevimizdir.
Bu günlerde gündemde olan kamu
yönetiminde yeniden yapılanma yasal çalışmalarının
da yapı/sistem mevzuat değişimleri yanında,
kafa/hizmet anlayışı değişimini
hem de öncelikle hedeflemesi gerekir. Hantal,
yasal, gizli, yavaş bir bürokratik devlet yerine
üretken, ussal, hızlı, hesap verebilen ve varlık
sebebi olan topluma bir tık/enter kadar yakın
etkin e-devlet ancak bir zihniyet değişiminin ve
teknoloji takibinin eseri olacaktır. Yeni anlayış
ve arayışlar için yeni kalın. atay uslu
|