kolayidare ile idare etmek kolay....kolayidare
:kolayidare.com a Hos Geldiniz
   

kolayid@rewww.kolayidare.com

   

    

         

 İÇİNDEKİLER ……………………………………                                  

 GİRİŞ………. ……………………………………..                                  

BİRİNCİ BÖL

DİSİPLİN VE DİSİPLİN CEZASI KAVRAMLARI,

MEVZUATTA DİSİPLİN SUÇ VE CEZALARI

 

         1-DİSİPLİN VE DİSİPLİN CEZASI KAVRAMI…            4

 

         1.1-Disiplin cezası ve memur davranışları…………                          6

         1.2-Disiplin cezası kavramı………………………..                           7

 

         2.DEVLET MEMURLARI KANUNUNA GÖRE DİSİPLİN

            CEZALARI………………………………………                          9

 

         2.1-Disiplin Suç ve Cezaları……………………….                           9

         2.1.1-Uyarma Cezası Gerektiren Fiil ve Haller……                         11

         2.1.2-Kınama Cezası Gerektiren Fiil ve Haller……                         12

         2.1.3-Aylıktan Kesme Cezası Gerektiren Fiil ve Haller..                  12         

         2.1.4-Kademe İlerlemesinin Durdurulması Cezasını Gerektiren Fiil

                   ve Haller……………………………………..                               13   

         2.1.5-Devlet Memurluğundan Çıkarma Cezasını Gerektiren Fiil ve

                  Haller…………………………………………                        14

         2.2-  657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun Disiplin Yönünden

                  Kapsamı……………………………………….                       15

         2.2.1-Disiplin Hükümleri Bakımından 657 Sayılı Yasaya Tabi

                  Memurlar……………………………………...                       15

         2.2.2-Disiplin Hükümleri Bakımından 657 Sayılı Yasaya Tabi

                  Olmayan Memurlar…………………………..                        16

         2.2.3-Disiplin Suç ve Cezaları İçeren Özel Kanunlar…….              16 

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

DİSİPLİN SUÇ VE CEZALARINA İLİŞKİN GENEL ESASLAR

 

         1-DİSİPLİN SUÇLARINA İLİŞKİN GENEL ESASLAR…           16

 

         1.1-Kanuni Unsur (Tipiklik)………………………………..           17

         1.2-Maddi Unsur……………………………………………         19

          1.3-Hukuka Aykırılık Unsuru…………………………….              21

          1.4-Manevi Unsur (Kusurluluk)…………………………..              22

 

         2-DİSİPLİN CEZALARINA İLİŞKİN GENEL ESASLAR..          24

 

         2.1-Zaman Bakımından Lehte Olan Cezanın Uygulanması…          24

         2.2-Ne Bis İn İdem Kuralı…………………………………...          24

         2.3-Uygulama Süreleri………………………………………          25

         2.4-Zamanaşımı……………………………………………..           26

         2.5-Tekerrür…………………………………………………           27

         2.6-Cezada İndirim………………………………………….           29

         2.7-Disiplin Cezasında Tecil ve Sicilden Silinme…………..           29

         2.8-Disiplin Cezalarında Genel, Özel Af ve Disiplin Affı…            30

         2.9-Şikayetten Vazgeçme…………………………………..            32

         2.10-Kanunu Bilmemek Mazeret Sayılmaz………………..            32

 

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

 

DİSİPLİN YARGILAMASI

 

         3.1-DİSİPLİN AMİRLERİ………………………………              32

 

         3.1.1-Disiplin Amirleri Yetkileri………………………..               33

         3.1.2-Disiplin Amirleri Sorumlulukları…………………               33

        

          3.2-DİSİPLİN KURULLARI…………………………...               34

 

         3.2.1-Yüksek Disiplin Kurulu…………………………..               34

         3.2.2-Merkez Disiplin Kurulu…………………………..               34

         3.2.3-İl Disiplin Kurulları……………………………….              34

 

         3.3-DİSİPLİN SORUŞTURMASI VE SAVUNMA……             36

 

         3.3.1-İnceleme ve Araştırma……………………………              36

         3.3.2-Disiplin Suçlarında Soruşturma…………………..              37

         3.3.2.1-Soruşturmanın Yürütülmesi…………………….              37

         3.3.2.2-Soruşturma Raporu……………………………..              38

         3.3.2.3-Disiplin Suçlarında Savunma…………………..              40

 

         3.4-GÖREVDEN UZAKLAŞTIRMA………………….             41

 

         3.4.1-657 Sayılı Kanuna Göre Görevden Uzaklaştırma…           42

         3.4.2-Görevden Uzaklaştırma Süresi………………….                 43

         3.4.3-Görevden Uzaklaştırmada Amir ve Memurun Durumu..      44

         3.4.4-Görevden Uzaklaştırma Tedbirinin Kaldırılması………      44

 

         3.5-DİSİPLİN CEZALARINA KARŞI BAŞVURU YOLLARI..  45

 

         3.5.1-İtiraz……………………………………………………..      45

         3.5.2-Yargı Yolu……………………………………………….     46

 

         SONUÇ………………………………………………………..      47

 

          DİPNOTLAR………………………………………………….      48

 

          KAYNAKÇA………………………………………………….      49

 

 

 

 

 

 

GİRİŞ

 

 

         İkinci dünya savaşı  sonrasında, devlet organizasyonunu geçmiş dönemlerde olduğu gibi sadece adalet, güvenlik ve savunma gibi kamu asayişini ilgilendiren konuların yanında, sosyal devlet düşüncesiyle halkın refahını artırmak suretiyle üretim faaliyetleri gerçekleştirilmiştir. Devlet Organizasyonunun genişleyen görev alanının yanında, teknolojinin tarihin hiçbir döneminde yaşanmamış bir hızla ilerlemesi en önemli etkiyi iletişim olanaklarını artırarak göstermiştir. Dolayısıyla, devlet örgütünün karşısına hem nicelik  olarak artan sorumluluklar çıkmıştır.

 

         Yirminci yüzyıl boyunca bu yeni ve değişen sorumluluklar devletin piyasa bağlamında büyük bir işveren olması sonucunu doğurmuştur. Kamu Yönetimi bağlamında düşünüldüğü zaman, kamuda artan istihdamın etkin, verimli, süratli, ekonomik ve aynı amaca yönelmiş ve amacı gerçekleştiren bir nitelikte bulunması için kamuda disiplinin önemi ortaya çıkmaktadır. Elbette ki bu süreçte beklenilen hedeflerin gerçekleşmesi, sadece kamu görevlilerinin görev yaparken elde bulunan personel kalitesi ile sağlanamaz. Bu amaçları gerçekleştirmek için devlet organizasyonunda çalışacak görevlilerin işe alınmalarından, hizmet içinde eğitilmelerine ve yüksek motivasyonun sağlanmasına kadar bir çok aşamayı kapsayan bir anlayış ortaya konulmalıdır.

 

         Verimlilik olgusunda hem kamu hem de özel sektörde amaca ulaşma noktasında, kamu görevlilerinin sahip oldukları niteliklerinin yanında kamunun planlı ve disiplinli çalışması da öne çıkmaktadır.

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

DİSİPLİN VE DİSİPLİN CEZASI KAVRAMLARI VE    657 SAYILI       DEVLET MEMURLARI KANUNUNA GÖRE DİSİPLİN CEZALARI

 

            1.DİSİPLİN VEDİSİPLİN CEZASI KAVRAMLARI

 

“Disiplin” kelimesi Fransızca dan dilimize geçmiş ve Türkçe kelime anlamı sıkı düzen, yöntem yol yordam, eğitme yola getirme anlamlarını ifade etmektedir.Disiplin kelimesinin en çok kullanılan tanımlamasına göre disiplin, iş yapanların kurum düzenine aykırı hareketlerinden dolayı karşılaştıkları yaptırımlardır.Bu tanımlama, disiplinin sadece bir yönünü gösteren eksik bir tanımlamadır. (1)

 

         Kelimenin Fransızca kökenine indiğimiz zaman “Disciple” kökünden geldiği ve Önderlik, Güdüleme kavramları içeren bir anlama sahiptir.

 

         Cezalandırma ve güdüleme kavramlarını ele aldığımızda; Disiplin, kişinin kendi kendine uyguladığı iyileştirici, değiştirici, düzenleyici önlemlerdir. Bu anlamda disiplin kişinin kendi kendine veya bir gurubun içinde kontrol edecek güdüleme ve isteklendirme önlemleridir. (2)

 

         Sonuç olarak; disiplin bütün insan topluluklarında mevcuttur. İnsanların toplu halde yaşamaları belirli bir disiplin kuralları ile gerçekleşir. Disiplin kavramını   kamu yönetiminde incelediğimiz veya değerlendirdiğimiz zaman iş görenlerin çeşitli isteklendirme yöntemlerini kullanarak örgüt amaçlarının gerçekleştirilmesi olarak değerlendirilir.

 

         Genellikle kamu yönetiminde disiplin yönetimine ilişkin yasalarda düzenin korunması olarak kabul edilir. Böylece devlet organizasyonunun amaçlarının kolayca etkin ve verimli bir şekilde gerçekleştirilebileceği farz edilir. Oysa disiplin sadece yasaya uygun hareket etmek ve uygun olmayan  hareketin karşılığında cezalandırma olarak değerlendirmek yanlıştır.

 

         Disiplin, devlet organizasyonu içinde düzenin sağlanması hizmetlerin en etkin ve verimli bir şekilde yürütülmesi için kullanılan hukuki gerekçeleri ve sonuçları olan bir araçtır.(3)

 

         Devlet Memurları kanunundaki disiplin tanımı ve içerisindeki açıklamaları geçmeden bu bölümde disiplin kavramının kamu yönetiminde yönetim psikolojisi, motivasyon ve moral etkileri üzerinde durmak gerekir.

 

         Bu açıdan bakıldığında, disiplin devlet organizasyonu içerisinde uyulması düzenin sağlanması, hizmetlerin etkin ve verimli yürütülmesi olarak tanımlanabilir. Bunun sonucu olarak, disiplin kamu yönetimince amaçların gerçekleştirilmesi için kullanılan bir araçtır. Kamu  yönetiminde görev alan personelin bireysel gereksinme ve ihtiyaçlarını gerçekleştirmeye çalışır.

 

Kamu yönetimindeki her örgütün kuruluş ve işleyişinde personelin yetki ve sorumlulukları ilgili kanun, tüzük, yönetmeliklerle düzenlenmiştir. Kamu Personeli kurallara uyma sonucunda takdir, teşekkür, iyi sicil alma gibi ödüllere kavuşabileceği gibi kurallara uyulmaması durumunda da bu ödüllerden yoksun kalabilir veya ilgili mevzuatta yer alan eylemine uygun cezalarla cezalandırılabilir.

 

Kamu yönetiminde arzu edilen düzeyde disiplinin sağlanması sadece yasaların ve kuralların sıkı bir şekilde uygulanması ile olmamaktadır. Çünkü tam ve sağlam bir disiplin kamu yönünden de çalışan personele karşılıklı sevgi saygı ile birbirlerine güvenmeleri kadar personelin psikolojisini etkileyen maddi şartlar (maaş, özlük hakları), manevi şartlar, tutum ve davranış şekilleri moralleri ile de yakından ilgilidir.

 

1.1 DİSİPLİN VE MEMUR DAVRANIŞLARI               

 

Davranış insanlar tarafından fiilen yapılan eylemdir. Memurları her hangi bir nedenle bir davranışa iten sebepler bilim adamları tarafından maddi olan veya olmayan nitelendirme araçları olarak sınıflandırılmıştır. Maaş ve ücretler, yan ödemeler, tazminatlar maddi isteklendirme araçlarıdır. Maddi olmayan isteklendirme araçları ise grup çalışması, denetim, yükselme olanakları, görevin ilgi çekici olup olmaması, göreve ilişkin politikalar gibi unsurlardır. Kamu yönetiminde memurlara ilişkin  isteklendirme araçları ile memurların gereksinimleri arasında uyumluluk sağlanması memurun kamu yönetiminin amacına uygun davranışı ortaya koymasını sağlar. Bu uyumluluğu sağlamak için kamu görevlilerinin temel gereksinimlerini sağlamak gerekir.

 

Kamu yöneticilerinin memurlarının gereksinimlerini sağlandıktan sonra bu gereksinimlerle örgüt amaç arasında bir örneklik ortaya koyması gerekir. İnsan davranışları karmaşık ve insan psikolojisi anlaşılması güçtür. İnsan davranışlarını etkileyen faktörler daha yüksek gelir, sosyal statü ve saygı, güvenlik, ilerleme fırsatı, çalışmaya değer bir işe sahip olma, kişisel güç ve yetki sahibi olmak diye sıralandırılabilir. İnsan davranışlarını etkileyen etkenler konusunda   Maslov’a göre  ihtiyaçların  piramidinin en altında, fizyolojik ihtiyaçlar, güvenlik, sosyal ihtiyaçlar (katılma kabul edilme),  takdir edilme, benimsenme, kendini gerçekleştirme  yer alır. (4)

 

İnsanlara iş yaptırabilmenin bir başka yöntemi olarak inandırmak (ikna etmek) ödüllendirmek ve zor kullanmakla (cezalandırmak) dır. Bu üç yöntemden insan psikolojisinden en geçerli ve güvenilir olan kişiyi inandırmaktır. En olumsuzu ve mecbur kalmadıkça başvurulmaması gereken yöntem cezalandırmaktır.

 

Memur davranışları üstünde etkili etmenlerden bir tanesi de moraldir. Moral bireyin bütün olarak içinde bulunduğu etkenler sebebiyle duyduğu olayın yada duygusallığıdır. Kamu yönetimi içerisinde bir memur yüksek bir morale sahip tatmin edilmiş olabilir.Bu takdirde kamu görevlisi durumunu işini amirlerini daha iyimser bir görüşte değerlendirilir. Bu durumun karşıtı olarak bir memur düşük bir morale sahip olabilir. Buda işini amirlerini geleceği karamsar değerlendirmesine yol açar.

 

Kamu yönetiminde iyi bir disiplini iyi bir moralle sağlanabilir. Çünkü moral ve disiplin kamu yönetimi açısından birbirini tamamlayan iki süreçtir. Bu noktada memur tutumlarının incelenmesi gerekir. Tutumu belli bir durum karşısında harekete geçme veya geçmeme durumlarıdır. Memurların içinde bulundukları veya  birlikte çalıştığı kuruma karşı veya içinde bulundukları örgütün amaçlarına karşı tutumları olabilir. İyi bir kamu yönetiminde memurun kamunun amaçlarına yönelmiş, kamunun amaçlarını kişiselleştirilmiş olması gerekir. Bu kamu yönetiminde etkinliği ve verimliği artıracaktır. Kamu yönetiminde disiplinin sağlanması yöneticinin liderlik özellikleri ve yetenekleri ile ilgilidir. İyi bir lider yönetim içinde yüksek mevkii isteyen disiplini sadece yasaklama ve kurullara sıkıca uyma olarak değil, istekle ve içtenlikle uyumu sağlayan bir liderdir.Kamu yönetiminde disiplinin sağlanması liderlik kavramı ile yakından ilgilidir.  Lider sık sık disiplin cezalarına baş vurarak başarıya ulaşamaz. Böyle düşünen kamu yöneticileri görünüşteki disiplini ile gerçek disiplini bir birine karıştıran kişilerdir.

 

1.2. DİSİPLİN CEZASI KAVRAMI     :

 

Disiplin Cezası kavramını incelemeden evvel  hukuki ve sosyolojik anlamda müeyyide ve ceza kavramlarını inceleyip, sonrasında  disiplin cezası kavramını hukuki acıdan inceleyelim.

 

Müeyyide, topluluk halinde yaşayan insanların yine kendileri tarafından normlarına normlara aykırı davranışları halinde bu ihlalde  sürdürülen tepkidir. Müeyyide normun ihlal edilmesi düşüncesine dayanmakla olup, normun ihlal edilmesi ile ilişkilidir. Bu nedenle müeyyide genel olarak ihlale tepki olarak ihlale bir cevap olarak tanımlanabilir.(5)

 

 Norm, olanı değil olması gerekenleri tanımladığından dolayı ihlal edilebilme her normun yapısında mevcuttur. Bu ihlal hukuksal düzeni açısından gayri meşru olarak tanımlanabilir.(6)

 

 Ceza, hukuki anlamda ceza devlet tarafından bizzat şahsın, kişiliğine veya cismine verilen bir zarar veya kötülüktür. Cezanın devlet tarafından verilmesi  cezaya, kamusal bir nitelik vermektedir. Sosyolojik anlamda ceza toplumsal anlamda cezadan ayrılmaktadır.Cezanın kamusal bir müeyyide olma özelliği onu özel hukuk alanında yer alan cezalardan ayırmaya elverişli olmakla birlikte kamu hukuku alanında yer alan diğer cezalardan ayırmaya elverişli değildir. Bunun nedeni devletin çok kere ceza hukuku alanı dışında kalan kamu hukuku alanlarında özellikle idare hukuku disiplin hukuku genel anlamda polis hukuku, vergi hukuku v.s. cezalara başvurulmasıdır. Bu cezaların adli cezalardan farksız olarak özde devlete  verilen zarar veya kötülükten ibarettirler.

 

Cezanın özünden, mahiyetinden ötürü idari cezalardan ayrılıp ayrılmadığı noktasında düşünceler başlıca iki grupta toplanabilmektedirler.

Bir düşünce, ceza ile idari cezalar arasında gerek öz gerekse nihai amaç bakımından her hangi bir fark bulunmamaktadır. Buna karşılık başka bir düşünce ceza ile idari cezalar arasında öze dokunan bir mahiyet farkı bulunmamaktadır. Bu konudaki farklı görüşlere yer verilmesi bu tez çalışmasının çerçevesini aşacağından, burada sadece bu tartışmalara değinilmekle yetinilecek ileride cezaları disiplin cezaları arasındaki farklılıklar üzerinde durulacaktır.

 

         İdari müeyyidelerin ceza hukukundaki müeyyidelerden ayrıldığı nokta, idare tarafından ve idare hukuku usul ve esaslarına göre kararlaştırılıp uygulanmasıdır. Bir yargı kararı olmaksızın, idarenin doğrudan doğruya bir işlemi ile ve idare hukukuna özgü usullerle vermiş olduğu cezalar, uyguladığı müeyyidelere “İdari müeyyide” denir. Disiplin cezaları da bir idari müeyyide türüdür. Bireyler ve bireylerin toplulukları ile idare arasında kurulan hukuksal ilişki, geniş anlamda bir özel ilişkidir. Bireyin idare karşısında memur, öğrenci olma ve benzeri gibi “kişisel statüleri” vardır. İdare bu statü durumun sonucu olarak yaptırımlar uygulamak olanak ve yetkilerine sahiptir. Bu genel anlamda disiplin hukukudur ve idare hukukunun ceza hukukuna en fazla yaklaştığı daldır.(7)

 

         Hukuksal nitelik ve kapsam olarak disiplin hukukundaki birçok olgu ceza hukukuyla yakından ilgilidir. Bu nedenle “disiplin hukuku” tanımlamasının yerine disiplin cezaları kavramı yerleşmiştir. Disiplin suç ve cezaları Onar’ın tanımlamasında memurun idareye karşı müspet ve menfi borçlarına dayandırılır. Disiplin cezaları, idari bir müeyyide olmasıyla, cezai müeyyideden ayrılır. Öte yandan bazı idari müeyyideler idare ile birey ve bireyin toplulukları arasındaki genel ilişkinin sonucu olarak ortaya çıkar. Örneğin trafik cezaları, vergi cezaları gibi. Fakat disiplin cezaları idarenin kendi içinde özel bir amaca yönelmiş olmasından dolayı diğer idari cezalardan ayrılmaktadır.

 

         Disiplin cezaları ile korunmak istenilen  Kamu hizmetlerinin gereği gibi yerine getirilmesi ve kamusal çalışma düzeninin korunmasıdır. 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu bu amaca yönelik olarak başka cezalarda öngörmüştür. Bu cezalara örnek olarak, olumsuz sicil verme (Madde-115-121) çekilmiş (müstafi) sayılma (Madde-94), yeniden memuriyete almama gösterilebilir.

 

         Disiplin cezaları yukarıda belirtildiği gibi idari cezalardan özellikleri itibarıyla ayrılmaktadır. Disiplin cezalarının bu ayırıcı özellikleri olarak sadece kamu görevlileri ile belli meslek mensuplarına uygulanabilmesi, tamamen kişisel sonuç ortaya koyması, memurun mali hak ve statülerine yönelik etkilere sahip olması, disiplin cezalarının ertelenmesinin mümkün olmaması, taktiri ceza niteliğinde olması, uygulamada eşitlik ilkesi gereği aynı eylemlerde bulunanlara aynı cezaların verilmesi sayılabilir.

 

         Disiplin cezalarının yukarıda sayılan özelliklerinden üstünde durulması gereken “taktirilik” özelliğinin özellikle 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 124. maddesindeki “kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacı ile kanunların, tüzüklerin ve yönetmeliklerin Devlet memuru olarak emrettiği ödevleri yurt içinde veya dışında yerine getirmeyenlere, uyulması zorunlu kıldığı hususları yapmayanlara, yasakladığı işleri yapanlara durumun niteliğine ve ağırlık derecesine göre 125. maddede sıralanan disiplin cezalarından birisi verilir” hükmü ve 125. maddenin son kısmındaki “Yukarıda sayılan ve disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallere nitelik ve ağırlık itibariyle benzer eylemlerde bulunanlara da aynı neviden disiplin cezaları verilir” hükmüyle sağlandığını görmekteyiz. Bu nedenlerde ceza hukukundaki suçun sarih olarak tanımlanması yoluna gidilmemekte, uygulayıcıya taktiri bir boşluk bırakılmaktadır. Ancak bu taktirlik veya taktir yetkisi sınırsız olmayıp belli usul ve esaslara göre kullanılabilir. Bunun en güzel örneği disiplin cezalarının gerekçeli olarak verilmesidir.

 

         Disiplin cezaları ile Adli cezalar veya ceza hukukundaki cezalar arasındaki farklara baktığımızda, Adli cezalar yargıç kararıyla uygulandığı halde, disiplin cezaları kanunda sayılan makam veya kurullar tarafından uygulanır. Bir başka farklılık olarak Adli cezalar memur olsun, olmasın herkese uygulanır, öte yandan disiplin cezaları bir statü hukuku çerçevesinde memurlara uygulanır. Doğurduğu sonuçlar bakımından, adli cezalar, toplum düzenine karşı işlenilen fiillere uygulandığı için ağırdırlar ve kişinin malına, özgürlüğüne, kişisel haklarına, sosyal durumunda etkili olur. Oysa disiplin cezaları sadece memurun mesleki hayatında etkili olur.

 

2 DEVLET MEMURLARI KANUNUNA GÖRE DİSİPLİN SUÇ VE CEZALARI

        

2.1. Disiplin Suç ve Cezaları

 

         657 sayılı Devlet Memurları Kanununda, Devlet memurlarının ödev ve yükümlülükleri ile uymaları zorunlu olan yasaklar sıralanmıştır. Bu ilkelere aykırı hareketler disiplin cezalarının konusunu teşkil etmektedir. Devlet memurlarının ödev ve yükümlülükleri; Anayasa ve Devlete bağlılık, tarafsızlık, emirlere uyma, konusu suç teşkil eden emirleri yapmama, işbaşında bulunma, mal bildiriminde bulunma, uyumlu giyinme, görev yerinde bulunma.Yasaklar ise, birlikte çekilme ve grev yasağı, ticaret yapma yasağı, hediye ve çıkar sağlama yasağı, siyasal partilere girme yasağı, gibi Anayasa ve ilgili mevzuatta sıralanmıştır.

 

         657 sayılı Devlet Memurları Kanununda disiplin cezaları beş kategoride toplanmıştır. Uyarma, Memura görevinde veya davranışında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesi; Kınama, Memurun görevinde ve davranışında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir; Aylıktan Kesme, memurun brüt aylığından 1/30-1/8 arasında kesinti yapılmasıdır; Kademe ilerlemesinin durdurulması, Fiilin ağırlık derecesine göre memurun bulunduğu kademede ilerlemesinin 1-3 yıl arasında Durdurulmasıdır; Devlet Memurluğundan Çıkarma, memurun bir daha devlet memuriyetine atanmamak üzere memurluktan çıkarılmasıdır.

 

         Yukarıda tanımlanan disiplin cezalarını gerektiren fiil ve hallerin ilgili kanundaki tanımlamalarına  geçmeden, 657 sayılı Devlet Memurları kanunun 125. maddesinde “fiil” ve “hal” terimlerini açıklamaya çalışalım. Hareket bilindiği üzere açığa vurulan ve bir nevi insandan dolayı gelişen iştir. Netice ise hareketin dış dünyada meydana getirdiği değişikliktir. Hareket olumlu veya olumsuz olmak üzere iki şekilde işlenebilir. Hukuki açıdan değerlendirdiğimiz zaman olumlu hareketle işlenen suça “icrai”, olumsuz hareketle işlenen suça “ihmali” suç adı verilir. 657 sayılı Devlet Memurları kanunda tanımlanan disiplin suçlarına olumlu veya  olumsuz hareketler sebebiyet verebilir. İlgili yasada icrai disiplin suçunu ifade etmek için “Fiil”, ihmali disiplin suçunu ifade etmek için “hal” terimleri kullanılmıştır.

 

         657 sayılı devlet memurları kanununun 125.maddesinde yukarıda tanımlanan cezaların karşılığı olan fiil ve haller aşağıda sıralanmıştır.

 

2.1.1 Uyarma cezasını gerektiren fiil ve haller:

 

         a-Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin koruması kullanılması ve bakımında kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak,

 

         b-Özürsüz veya izinsiz göreve geç gelmek, erken ayrılmak, görev mahallinin terk etmek

 

         c-Kurumca belirlenen tasarruf tedbirlerine riayet etmemek.

 

         d-Usulsüz müracaat veya şikayette bulunmak,

 

         e-Devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranışta bulunmak,

 

         f-Görevine veya iş sahiplerine karşı kayıtsızlık göstermek veya ilgisiz kalmak,

 

         g-Belirlenen kılık ve kıyafet hükümlerine aykırı davranmak,

 

         h-Görevin  işbirliği içinde yapılması ilkesine aykırı davranışlarda bulunmak

 

2.1.2 Kınama cezasını gerektiren fiil ve haller:

 

         a-Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge araç ve gereçlerin korunması kullanılması ve bakımında kusurlu davranmak.

 

         b-Eşlerin, reşit olmayan veya mahcur olan çocukların kazanç getiren sürekli faaliyetlerini belirlenen sürede kuruma bildirmemek,

 

         c-Görev sırasında amire hal ve hareketi ile saygısız davranmak,

 

         d-Hizmet dışında devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak

 

         e-Devlete ait resmi belge, araç, gereç ve benzeri eşyayı özel işlerinde kullanmak,

 

         f-Devlete ait resmi belge, araç, gereç ve benzeri eşyayı kaybetmek,

 

         g-İş arkadaşlarına, mahiyetindeki personele ve iş sahiplerine kötü muamelede bulunmak,

 

         h-İş arkadaşlarına ve iş sahiplerine söz veya hareketle sataşmak,

 

         ı-Görev mahallinde genel ahlak ve edep dışı davranışlarda bulunmak ve bu tür yazı yazmak, işaret, resim ve benzeri şekiller çizmek ve yapmak,

 

         j-Verilen emirlere itiraz etmek,

 

         k-Borçlarını kasten ödemeyerek hakkında yasal yollara başvurulmasına neden olmak,

 

         ı-Kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak

 

2.1.3 Aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil ve haller:

        

a-Kasıtlı olarak; verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçleri korumamak, bakımını yapmamak, hor kullanmak,

 

         b-Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek,

 

         ç-Devlete ait resmi belge, araç, gereç ve benzerlerini özel menfaat sağlamak için kullanmak,

 

         d-Görevle ilgili konularda yükümlü olduğu kişilere yalan ve yanlış beyanda bulunmak,

 

         e-Görev sırasında amirine sözle saygısızlık etmek,

 

         f-Görev yeri sınırları içinde herhangi bir yerin toplantı, tören ve benzeri amaçlarla izinsiz olarak kullanılmasına yardımcı olmak,

 

         g-İkamet ettiği ilin hudutlarını izinsiz terk etmek,

 

         h-Toplu müracaat ve şikayet etmek,

 

         i-Hizmet içinde devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak,

 

         j-Yasaklanmış her türlü yayını görev mahallinde bulundurmak

 

2.1.4. Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiil ve haller:

 

         a-Göreve sarhoş gelmek, görev yerinde alkollü içki içmek,

 

         b-Özürsüz ve kesintisiz 3-9 gün göreve gelmemek,

 

         c-Görevi ile ilgili olarak her ne şekilde olursa olsun çıkar sağlamak,

 

         d-Amirine veya mahiyetindekilere karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak,

 

         e-Görev yeri sınırları içinde herhangi bir yeri toplantı, tören ve benzeri amaçlarla izinsiz kullanmak veya kullandırmak,

 

         f-Gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlemek,

 

         g-Yetkili olmadığı halde basına, haber ajansına veya radyo ve televizyon kurumlarına bilgi veya demeç vermek,

 

         h-Ticaret yapmak veya devlet memuruna yasaklanan diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunmak,

 

         ı-Görevin yerine getirilmesinde dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayrımı yapmak, kişilerin yarar veya zararlarının hedef tutan davranışlarda bulunmak,

 

         j-Belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak,

 

         k-Açıklaması yasaklanan bilgileri açıklamak,

 

         l-Amirlerine, mahiyetindekilere, iş arkadaşları veya iş sahiplerine hakarette bulunmak veya bunları tehdit etmek,

 

         m-Diplomatik statüsünden yararlanmak suretiyle yurt dışında, halklı bir sebep göstermeksizin ödeme kabiliyetinin üstünde borçlanmak ve borçlarını ödemedeki tutum ve davranışlarıyla devlet itibarını zedelemek veya zorunlu bir sebebe dayanmaksızın borcunu ödemeden yurda dönmek,

 

         n-Verilen görev ve emirleri kasten yapmamak,

 

         o-Herhangi bir siyasi parti yararına veya zararına fiilen faaliyette bulunmak.

 

2.1.5. Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:

 

         a-İdeolojik veya siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükun, ve çalışma düzenini bozmak, boykot, işkal, engelleme, işi yavaşlatma ve grev gibi eylemler katılmak veya bu amaçlarla toplu olarak göreve gelmemek, bunları tahrik veya teşvik etmek veya yardımda bulunmak,

 

         b-Yasaklanmış her türlü yayını veya siyasi veya ideolojik amaçlı birdirim, afiş, pankart, bant ve benzerlerini başmak, çoğaltmak dağıtmak veya bunları kurumların herhangi bir yerine asmak veya teşhir etmek,

 

         c-Siyasi partiye girmek,

 

         d-Özürsüz olarak  bir yılda toplam 20 gün göreve gelmemek,

 

         e-Savaş, olağanüstü hal veya genel afetlere ilişkin konularda amirlerin verdiği görev veya emirleri yapmamak,

 

         f-Amirine ve maiyetindekilere fiili tecavüzde bulunmak,

 

         g-Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak,

 

         h-Yetki almadan gizli bilgileri açıklamak,

 

         ı-Siyasi ve ideolojik eylemlerden arananları görev mahallinde gizlemek,

 

         j-Yurt dışında devletin itibarını düşürecek veya görev haysiyetin zedeleyecek tutum ve davranışlarda bulunmak,

 

         k-5816 sayılı Atatürk aleyhine işlenen suçlar hakkındaki kanuna aykırı fiilleri işlemek.

 

2.2. 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun Disiplin Yönünden Kapsamı

        

         657 sayılı Devlet Memurları yasası; yasanın birinci maddesinin birinci fıkrasında sayılan kurum ve kuruluşlarda çalışan memurlar hakkında uygulanır. Birinci maddenin ikinci ve üçüncü fıkralarında sayılan görevliler özel yasalar hükümlerine tabidirler. Ancak, birinci maddenin üçüncü fıkrası kapsamında yer alan Devlet Memurlarından bazıları mali yönden yasanın ek geçici maddeleri ile bu yasaya tabi tutulmuşlardır.

 

         Fakat mali yönden 657 sayılı yasanın ek geçici maddeleri bu yasaya bağlı tutulan memurlar disiplin cezaları yönünden bu yasaya tabi değillerdir. Hangi memurların bu yasaya bağlı olduğu yasanın birinci maddesinde gösterildiği, ayrıca bu yasaya tabi olmayıp da disiplin işlemleri yönünden bağlılıkları özel yasalarda belirtilen kuruluş ve kurumların memurlarıdır. 657 sayılı yasada yer alan disiplin hükümlerinin hangi memurlar hakkında uygulanıp, hangilerine uygulanmayacağını yasanın birinci maddesini de dikkate alarak saptayalım.

 

2.2.1. Disiplin Hükümleri Bakımından 657 Sayılı Yasaya Tabi Memurlar :

 

         Yasanın birinci maddesinde sayılan kurum ve kuruluşlarda çalışan memurlar. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125. maddesinin son fıkrasına göre özel yasaların disiplin suçları ve cezalarına ilişkin hükümleri saklıdır. Burada “Özel Yasa” dan amaç, 657 sayılı yasanın kapsamında bulunan memurlar hakkında uygulanan özel örgüt yasalarıdır.

 

         657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 125. maddesinin saklı tuttuğu hükümler, sadece disiplin suç ve cezalarına ilişkin hükümleridir. Disiplin kurulları, soruşturma usulleri, itiraz vs. ilişkin hükümlerle saklı tutulmamıştır.

 

         657 sayılı Devlet Memurları Kanunu memurlar hakkında, disiplin cezaları teşkilat yasaları ile değil de, tüzük ve yönetmeliklerle düzenlenmiş olduğu takdirde, bu halde, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren bazılarının yürürlükten kalkmış olması gerekir. Tüzük yada yönetmeliklerle düzenlenmiş bulunan disiplin cezalarının uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Zira saklı tutulan özel yasa hükümleri olup, tüzük yada yönetmelikler hükümleri değildir.

 

2.2.2. Disiplin Hükümleri Bakımından 657 Sayılı Yasaya Tabi Olmayan Memurlar :

 

         657 sayılı yasanın birinci maddesinin son fıkrasında sayılan kurum ve kuruluşlarda görevli memurlar, bu yasaya bağlı olmadıklarından disiplin hükümlerinin de bunlar hakkında uygulanma olanağı yoktur.

 

2.2.3. Disiplin Suç ve Cezalarını İçeren Özel Kanunlar :

 

         657 sayılı Devlet Memurları kanununun 125. maddesine eklenen bir fıkra ile saklı tutulan ve İçişleri Bakanlığını ilgilendiren bazı kanunlar şöylece sıralanabilir; 1700 sayılı dahiliye memurları kanunu, 3201 sayılı emniyet teşkilatı kanunu, 5442 sayılı il idaresi kanunu vb.

 

         Disiplin suç ve cezalarını içeren diğer özel kanunlarla değişik yasa ve tüzüklerle sıralanmaktadır. Bunlar; 2449 sayılı Anayasa mahkemesi kuruluş ve çalışma usulleri hakkındaki kanun ve iç tüzük, 2797 sayılı Yargıtay kanunu, 2575 sayılı Danıştay kanunu, 832 sayılı Sayıştay kanunu, 1632 sayılı askeri ceza kanunu, 2802 sayılı hakimler ve savcılar kanunu gibi özel durumları içeren yasal düzenlemelerdir.

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

DİSİPLİN SUÇ VE CEZALARINA İLİŞKİN GENE ESASLAR

 

1.     Disiplin Suçlarına İlişkin Genel Esaslar :

 

Disiplin suçlarına ilişkin, ceza hukuku teorisinden yararlanarak dört genel esas ortaya koyabiliriz. Bunlar; kanuni unsur diyebileceğimiz tipiklik, maddi unsur, hukuka aykırılık unsuru ve manevi unsur (kusurluluktur).

 

 

 

1.1. Kanuni Unsur (Tipiklik)

 

         Kanunilik Anayasamızın 38. maddesinde ve Ceza Kanunumuzun 1. maddesinde “Kanunsuz Suç ve Ceza Olmaz”  yerini almıştır. Anayasamızın 2, 6, 8, 11 maddelerinde ve başlangıç kısmında yürütme ve idarenin hukuka uygun hareket etmesi gerektiği  belirtilerek “Kanuni İdare” kavramı ortaya konmuştur. Yine Anayasamızın 129. maddesinde “Memur ve diğer kamu görevlileri Anayasa ve kanunlara sadık kalarak faaliyette bulunmakla yükümlüdürler.” 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 11. maddesinde, devlet memurları, “Kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirtilen esaslara uymakla” yükümlü kılınmıştır. Bu iki ifade Anayasamızdaki “Kanuni İdare” kavramının açıklayıcısı ve destekleyicisidir. Dolayısıyla disiplin suç ve cezalarının uygulanmasında Kanunilik ilkesinden idarenin ayrılması söz konusu değildir.

 

         Bir tanımlama yapmak gerekirse, Kanuni İdare İlkesi idarenin davranışlarına kanunun kanuna eşit hukuk kurallarının ve genel hukuk ilkelerinin egemen olmasıdır. (8)

 

         Anayasamızın 128. maddesinde; “Memurların ve diğer kamu görevlilerinin atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir.”der bu hükmü disiplin cezaları açısından değerlendirdiğimizde; memurların özlük haklarını etkileyecek disiplin suç ve cezalarının verilmesi, uygulanması ve uygulamaya ilişkin düzenlemelerin yapılması “kanunla” yapılması gerekir.

 

         Öte yandan, ceza hukuku alanında suçlar kanun tarafından tek tek tanımlandığı halde disiplin suçları için böyle bir tanımlamaya gidilmeyip, 657 sayılı Devlet Memurları kanunun 125. maddesinin A bendinin e fıkrasındaki “Memur Vakarına Uymayan Tutum ve Davranışta Bulunmak” veya 125. maddenin nevinden Cezalar verilir” gibin genel ibareler kullanılmıştır.

 

         Teoride disiplin suçlarının hangi hallerde verileceğinin kanunlarda ayrıntılı olarak düzenlenmesinin gerekli olup olmadığı tartışmalıdır. disiplin cezalarının ve bu cezaların hangi hallerde verileceğinin kanunda açıkça gösterilmesi gerektiğini söyleyen görüşün dayandığı nokta “Keyfililiğin” engellenmesidir. Memur, hangi davranışın ne tür bir disiplin suçu oluşturacağını bilmesi gerekirken bunun idarenin takdirine bırakılması farklı ve keyfi uygulamalara yol açar.

         Aksini savunan görüşe göre; kanunun disipline aykırı tüm fiil ve halleri göstermesi ve bunların karşılığı olan cezaları tanımlamasına  doğru ne de mümkündür. Çünkü  idari merciler bu tür tasarruflarında genelde “meslek menfaati”ne dikkat etmektedir. Anında bir hareketin meslek menfaatine veya meslek yükümlülüklerine aykırılığının tespiti mümkün değildir. Bu ceza hukukundaki “kanunilik” ilkesinin disiplin suç ve cezaları üzerindeki etkisini veya bir örnek olması gerekliliği yönündeki görüşleri etkisizleştirmektedir.(9)

 

          Disiplin suçlarında kanunda tek tek tarif edilip edilmemesine ilişkin her iki görüşte haklılık payları vardır. En çok 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 1972’de yapılan değişiklikle her çeşitten cezayı sonra o cezayı gerektiren fiili  ve halleri sayan şekli Anayasamızdaki kanuni irade ilkesine ve 128. Maddenin ruhuna uygun bir yapısı vardır. Öyle ki disiplin suç ve cezalarının kanunla düzenlenmiş olması, bu kanunun özel bir güven ve istikrar gerektirmesinden dolayı yerinde olmuştur. Öte yandan kanunun idareye verdiği taktir yetkisi, ceza hukuku ile farklılığını vurgularken , bu taktir ve yetkisinin yine  kanunlar ile belirlenmiş usuller içinde kullanılması kanuni idare ilkesine ruhuna ve şekline uygun bir yapı ortaya koymuştur.

 

          Bu konuda Anayasa Mahkemesinin görüşüne baktığımızda, Yüksek Mahkeme 04.04.1991 tarih ve 20959 sayılı kararında; suç ve cezalarda kanunilik ilkesini benimsediğini ve adli suçlar ile idari suçlar arasında bir ayrım yapmadığını, her  iki alanda da Anayasanın 38.Maddesine uygun hareket edilmesi gerektiğini belirtmektedir. Bu görüş eleştirilmiştir. Disiplin suç ve cezalarının kanuniliği ilkesi Anayasanın 128.Maddesinin e dayanağının kabul edilmesi daha doğru olacaktır.

 

         Kanunilik hususunda en çok tartışma yaratan 657  sayılı Devlet Memurları kanunun 125.Maddesinin genişletici yoruma yetkisi veren “Yukarıda sayılan ve disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallerde nitelik ve ağırlıkları itibariyle benzer eylemlerde bulunanlara da aynı neviden cezalar verilir” dir. Bu maddeyi tam olarak yorumlayabilmek için, kanunun geneli itibariyle yorum yapmalıyız.Kanun koyucu idarenin teşkilat ve yapısının çok farklı nitelikte olduğu için yukarıda belirttiğim gibi idareye taktir yetkisi verilmiştir. 125.Maddenin bu fıkrası taktir yetkisinin en güzel göstergesidir. Bu disiplin hukukunda cezaların tanımlanması suçların ise çerçeve tanım şeklinde olabileceğini gösterir ilgili fıkra ile Kanun koyucu  bir kıyas yaparak yeni bir hukuk kuralı üretmek istememekte, idarenin taktir yetkisini belirtmektedir.

         657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 124. maddesi ise bir açık ceza normu şeklinde yorumlanabilir. Şöyle ki, Açık ceza normunda ceza hüküm mevcuttur, ama davranış hükmünün düzenlenmesi, belirttiğim sebeplerden dolayı (İdarenin Teşkilat Yapısı, meslek menfaati, disiplin konusunun özel bir istikrar gerektirmesi, davranışların sonuçlarının (neticelerinin anında ortaya çıkmaması gibi) kanun, tüzük ve yönetmeliklere bırakılmıştır.

 

         Yine 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu 124. maddesi kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesini sağlamaktadır.Konuyla ilgili olarak Danıştay görüşlerine baktığımız zaman Fiili tecavüzde bulunan memurun fiili amirine veya mahiyetindekilere karşı işlemiş olması halinde cezalandırılıp, iş arkadaşlarına karşı işlediğinde cezasız bırakılamaz. Bu durumda Danıştay 125. maddede yer alan “Benzer fiillere aynı neviden cezalar uygulanır” hükmünü kabul etmiştir.

 

         Sonuç olarak tipiklik (Kanunilik) unsuru ceza hukukundaki kadar katı olmasa dahi Anayasa ve Yüksek Mahkeme görüşlerinde belirtildiği gibi disiplin suç ve cezalarında da vardır. İki alanı birbirinden ayıran disiplin suçlarına ilişkin kanunların suçu, genel (çerçeve) tanımlarla ortaya koyması ve böylece idareye suçun tanımlanması yönünde taktir yetkisi kanunlarla belirtileni vermesidir.

 

1.2. Maddi Unsur

 

         Bir suçun mevcudiyeti için, fail tarafından kanuni tarife uygun bir fiil işlenmiş olması gerekir. Teoride maddi unsur olarak ya sadece hareket ya da hareket, netice ve illiyet bağını kapsayan bir kavram tarif edilmektedir.

 

         Hareket açığa vurulan ve insandan çıkan bir nevi iştir. Netice hareket sebebiyle dış alemde meydana gelen değişikliktir. Bu neticenin faile mal edilebilmesi için, hareketle netice arasında bir nedensellik (İlliyet bağının) mevcudiyeti gerekir. Hareket müspet veya menfi olmak üzere iki şekilde işlenebilir. Daha evvel belirtildiği üzere 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda özellikle disiplin kısmında bu “fiil” ve “hal” kelimeleriyle ifade olunur. (10)

 

         Disiplin suçlarında maddi unsur, hareket, netice ve nedensellik bağından mütevellittir. Disiplin suçlarının hukuki konusu kamusal çalışma düzeninin korunmasıdır. Kanundaki tanıma uygun hareket yapıldığında, bu düzen ihlal edilmiş ve netice gerçekleşmiş olur. Disiplin suçlarında neticenin nasıl ortaya çıktığına bakarsak, disiplin suçlarında netice zarar veya tehlike şeklinde ortaya çıkabilir. Örneğin 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu 125/A-9 maddesindeki kılık ve kıyafet hükümlerine aykırı davranan memur zarar suçu, 125/B-9 de yer alan Devlet Memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikteki davranışlar tehlike suçunun karşılığıdır. Bu noktada, amacı kamusal çalışma düzenini korumak olan disiplin hukukunda tehlike suçundan ziyade zarar suçu ile karşılaşmaktayız.

 

         Bir diğer nokta ise netice ile hareket olgularının disiplin açısından bitişik olmasıdır. Bu bitişik yapı, ceza hukukundaki “teşebbüs cezasında kalmış” suç kavramının disiplin alanında olmasını engellemektedir.

 

         Ceza Hukukunda suçun maddi unsurları olarak değerlendirilen ve cezanın duruma göre değişmesini sağlayan, suçun ve failin çokluğu hallerini disiplin mevzuatı yönünden değerlendirilmesi gereklidir.

 

         Suçun çokluğu hallerine baktığımızda, birden çok suç işleyen kimsenin, işlediği suç kadar cezadan sorumlu olması, ceza hukukumuzun temel prensiplerimizden biridir. Bu noktada fail, eğer kesin hükümden evvel birden çok suç işlemiş ise “tekerrür” den söz edilir.

 

         657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 125. maddesindeki cezaların tanımlanması cezaları içtimaini ortadan kaldırmakta, her bir disiplin cezasının ayrı ayrı uygulamasını ve hüküm doğurmasını gösterir.

 

         Suçun çokluğu hallerine bakıldığında Disiplin mevzuatı açısından iki genel esastan bahsedilebilir.Birincisi bir suç işleme projesi altında, konunun birden çok ihlal edilmesi farklı zamanlarda bile olsa bir tek suç sayılması ve cezanın ağırlaştırılması anlamına gelen “Müteselsil suç” kavramıdır. 125. maddenin A bendinin h fıkrasındaki Görevin işbirliği içerisinde yapılması ilkesine aykırı davranışta bulunmak, C bendinin a fıkrasındaki, “Ticaret yapmak veya Devlet Memurlarına yasaklanan diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunmak” fiil ve hallerinde disiplin mevzuatı çok sayıda ceza öngörmemiş, Kanunda öngörülen tek bir cezanın uygulanacağını belirtmiştir. Bu “Müteselsil suça” bir kavramının kabul edildiğini gösterir. Öte yandan ceza hukukundaki gibi cezada bir ağırlaştırma mevcut değildir.(11)

 

         İkinci genel esas olarak müterakki suç verilebilir. Müterakki suç, tanımında, biri diğerini kapsayan iki suç vardır, çünkü fail daha ağır suçu işlemek için cezası daha hafif olan suçu işlemek durumundadır. Fail eğer ağır olan netice gerçekleştirilirse, ağırdan ceza uygulanır. Fail eğer daha hafif cezanın öngörüldüğü eylemden sonda eylemini devam ettirmezse hafif olan ceza uygulanır. Bunun en güzel örneği 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunun 125. maddenin c-a bendindeki “Kasıtlı olarak, verilen emir ve görevleri tam ve zamanında yapmamak” ve D-ne bendindeki “Verilen emir ve görevleri kasten yapmamak” hükümleri arasındaki ilişkidir. Emir ve görevleri tam olarak yapmayan memur, bu görevleri hiç yapmadığında daha hafif bir neticeden daha ağır bir neticeye geçmiş olur. Bu noktada artık 125. maddenin D-n bendine binaen ilgili ceza uygulanır.(12)

 

         Ayrıca 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 124. maddesindeki “Durumun niteliğine ve ağırlığına göre” ceza uygulanır ibaresi müterakki suç prensibinin bir göstergesidir. Failin çokluğu hallerine baktığımız zaman disiplin mevzuatı çok failli suçlara yer vermiştir. Örnek olarak, “Toplu müracaat veya şikayet” etmek bu niteliktedir. Ceza hukukunda çok failli gösteren en önemli kavram  “İştirak” halidir. İştirak, bir suçun, birden fazla kimsenin önceden işbirliği yapmaları sonucunda failler arasında iştirak halinden bahsedilir. İştirak maddi veya manevi (azmettirme) şeklinde olabilir. Disiplin suçları açısından bakıldığında, iştirak halinde suçların işlenmesi mümkün olduğu halde, 657 Sayılı DMK bu konuda bir hükme yer vermemiştir. Bu iştirak halinde gerçekleştirilen disiplin suçlarının cezasız kalacağı anlamına gelmemelidir. Bu noktada idareciler disiplin mevzuatındaki 125. maddenin daha evvel anlatılan “genişletici yorum” etkisini kullanmalı ve disiplin cezası tayin edilmelidir.

 

1.3.Hukuka Aykırılık Unsuru

 

         Hukuka aykırılık unsuru, işlenen ve kanundaki tarife uygun bulunan fiilin, hukuk düzenince iyi sayılmaması, bütün hukuk düzeniyle çatışma halinde bulunmasıdır. Öte yandan, bazı durumlarda işlenen fiildeki hukuka aykırılık unsuru ortadan kalkar. Bu hukuka aykırılık unsurunu ortadan kaldıran, fiili ceza kuralının etki dairesinin dışına çıkaran  sebeplere “Hukuka Uygunluk Sebepleri” denir.

 

         Disiplin mevzuatı açısından “Hukuka uygunluk prensiplerinin” başında kanunsuz emir gelmektedir. Kanunun önemine binaen Anayasamız 137. maddesinde “Kamu Hizmetlerinde herhangi bir sıfat ve suretle çalışmakta olan kimse, üstlerinden aldığı emri, yönetmelik, tüzük, kanun ve Anayasa hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir. Ancak üstü emirde ısrar ederse ve bu emri yazı ile yenilerse, emir yerine getirilir, bu halde emri yerine getiren sorumlu olmaz. Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir suretle yerine getirilemez, getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz.” denilmiştir. Aynı hüküm 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunun 11. maddesinde belirtilmiştir.

 

         Bu noktada, ilgili Anayasa hükmüne ve kanunu “bir hukuka uygunluk sebebi olarak değerlendirebiliriz. Çünkü,konusu suç teşkil etmemek şartıyla aldığı kanunsuz emre itiraz eden, ancak amirinden aldığı yazılı emir ile bu emri yerine getiren memurun disiplin suçu işlediğinden söz edilemez. Bu hüküm memur yönünden hukuka uygunluk sebebidir.(13)

 

         Öte yandan hukuk düzenimizde hiç kimsenin “suç işlemesini emretmek” gibi bir yetkisi olmadığı için emirle veya diğer bir şekilde suç işleyen memur cezasız kalamaz.

 

         Bir başka önemli nokta 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunun 125. maddesinin ilgili bentlerinde özel hukuka aykırılık sebepleri ortaya konulmuştur. Bu özel aykırılık sebeplerinin oluşmadığı noktada disiplin suçundan söz edilemez. Örneğin “İzinsiz olarak göreve geç gelmek” şeklinde tanımlanan cezada, memur eğer amirinden izin almışsa hiçbir halde ceza ortaya çıkmaz.

 

1.4. Manevi Unsur (Kusurluluk)

 

         Bir kimsenin işlediği bir fiilden dolayı sorumlu olabilmesi için anlama ve isteme kabiliyetine (İsnat yeteneğine) sahip olması gerekir. İsnat yeteneği manevi unsurun bir öğesi olarak ele aldığımızda, manevi unsuru iki noktada ele almalıyız. Birincisi failin kusurlu bir şekilde hareket etmeye ehil olması (İsnat yeteneği), İkincisi somut fiilde olayda kusurlu bir şekilde hareket etmesi gerekir.

 

         Ceza hukukunda, isnat yeteneğini etkileyen sebeplerin mevcudiyetinde ya hiç ceza verilmemekte yada ceza hafiflettirilmektedir. 657 Sayılı Kanun isnat yeteneğini etkileyen durumları ortaya koymamıştır. Bu noktada 657 Sayılı Kanunda isnat yeteneğini etkileyen sebepler ortaya konulmalıdır ve buna dayanarak ya ceza verilmemeli yada hafiflettirilmelidir.

 

         İsnat yeteneğini etkileyen sebep olarak akıl hastalığı ve arızı sebepler gösterilebilir. Her ne kadar memuriyete girme sürecinde kişinin akıl sağlığının yerinde olması gerekiyorsa da, kişinin memuriyet içerisinde isnat yeteneğini etkileyecek derecede bir aklı zafiyete uğraması, kişinin işlediği fiil açısından disiplin cezasını ortadan kaldırması gerekir. Bunun yanında memurun uyku hali, hipnotik telkinler, ağır ateşli hastalık durumlarında isnat yeteneği geçici olarak ortadan kalkabilecektir. Bu durumda cezada bir hafifletme veya kaldırılma durumunun olabilmesi gerekir.(14)

 

         Bu noktada “İhtiyari sarhoşluk” hali ceza hukukunda isnat yeteneğini ortadan kaldırmaz. Disiplin mevzuatı açısından başlı başına bir suçtur. (657 S. DMK. 125/D-a)

 

         Manevi unsurun ikinci öğesi olan kusurluluğa baktığımız zaman, kusurluluk “Kanunun suç saydığı bir fiil ve onu meydana getiren hareketin neticelerini bilerek ve isteyerek işleme iradesidir.” Kanun koyucu bu noktada fiil, fail ve hukuk kuralı arasında manevi bir bağın kurulabileceğinden hareketle Taksir kavramını ortaya koymuştur. Taksir iradi olarak işlenen icrai veya ihmali bir fiilden failin istememesine rağmen, Kanunen cezalandırıldığı bir neticenin meydana gelme halidir.

 

         Disiplin suçlarında kural olarak kastın mevcut olmaması halinde disiplin suçu oluşmaz.

 

         Disiplin suçlarında taksire baktığımız zaman, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu 125.Mad.A/a bendiyle, 125-B/a bendini karşılaştırdığımızda, birincisinde verilen “emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında ... kayıtsızlık göstererek veya düzensiz davranmak”  derken B/a bendinde “verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında .! kusurlu davranmak” ifadeleri farkı  cezalar ile tecziye edilmiştir. Birinci durumun uyarma, ikinci duru kınama cezasını gerektirir. Daha evvelde belirtildiği gibi kanun müterakki suç kavramını disiplin mevzuatı için kabul etmiştir. Bu noktada kanun disiplin mevzuatı açısından kusurluluğu kabul ettiğini söyleyebiliriz. Çünkü yukarıda iki durumda kişinin fiil ve halinin hangi ceza ile tecziye edileceğine “Taksir”in derecesi karar verecektir. Buna ek olarak disiplin suçları açısında kastın asıl, taksirin ise istisna olarak kanunda yer aldığını belirtebiliriz.

 

         Sonuç olarak kusurluluğun temelinin kusurlu irade olması ve bu iradeyi ortadan kaldıran veya mücbir sebeplerin (Cebir, ikrah, tehdit, yanılma ve sapma) varlığı durumunda kişinin kusurlu sayılmaması gerekir.

 

         657 Sayılı kanunda bu konuda bir düzenleme yapılması, kanunun genel teoriye uygunluğu ve uygulamanın hukuk genel ilkelerine uygunluğu açısından bir sorun olarak görülmektedir.

        

2.     Disiplin Cezalarına İlişkin Genel Esaslar

 

          Disiplin cezalarına ilişkin genel esaslar; Zaman bakımından lehte olan cezanın uygulanması, Ne bis in idem, Uygulama süreleri, Zamanaşımı, Tekerrür,Cezada indirim,Disiplin  cezasında tecil ve sicilden silinme,Disiplin cezalarında genel,özel af ve disiplin affı,Şikayetten vazgeçme,Kanunu bilmek mazeret sayılmaz   kavramları olarak sayılabilir.

        

 

         2.1. Zaman bakımından lehte olan hükmün uygulanması

 

         Türk Ceza Kanunu, doktrinde yerleşmiş bir kaide olan suçun işlendiği zamanın kanuna tabi oluşunu prensip olarak kabul etmiş, buna ceza kanunlarının “makable ademi şumulu” denilmiştir. Bu prensibe göre işlendiğinde kanuna göre suç sayılan fiil, sonradan yürürlüğe giren bir kanunla suç olmaktan çıkarılıyorsa veya sonradan yürürlüğe giren kanun, suçun işlendiği zaman yürürlükte olan kanunun öngördüğü cezadan daha hafif, failin lehine ise, buna da lehteki “kanunun makable şumulu” denir ve lehte olan kanun uygulanır. 657 Sayılı DMK. Disiplin kısmında bu konuda hüküm bulunmamasına rağmen, ceza hukukumuzdaki bu prensip, disiplin alanında da Danıştay  kararıyla kabul görmüştür.(15)

 

         2.2.Ne Bis İn İdem Kuralı

 

         Latince “ne bis in idem” olarak bilinen ceza hukukumuzda aynı eylem ve aynı kişi nedeniyle mükerrer yargılama ve cezalandırma yapılacağını belirtir. Bu ilke disiplin alanında geçerlidir. Danıştay bir kararında (2)“Ceza hukuku genel prensiplerine göre aynı eylemden dolayı ilgilisine iki defa ceza verilemeyeceği açık olduğundan, bir yıl kademe ilerlemesi cezası verilen ve uygulanan memur hakkında bilahare yüksek disiplin kurulu tarafından verilen meslekte ihraç cezasının iptaline” karar vermiştir.

 

         Bu ilkeyi memurun fiili ceza hukukuna göre suç olduğu zaman değerlendirmemiş gerekir. Çünkü 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunun 125. maddesinde “Yukarıda yazılı disiplin kovuşturmasının yapılmış olması, fiil genel hükümlere girmesi halinde, sanık hakkında ayrıca ceza kovuşturması açılmasına engel teşkil etmez” ve 131. maddedeki, “Aynı olaydan dolayı memur hakkında ceza kovuşturma mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olması,  disiplin kovuşturmasını geciktirmez. Memurun ceza kanuna göre mahkum olması veya olmaması halleri, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olmaz” denilmiştir.

 

         Bu maddeler aynı kişinin aynı fiilden dolayı iki ayrı ceza ile karşı karşıya kalabileceğini gösterir. Öte yandan aynı kusurlu hal veya fiilden dolayı kişinin iki ayrı disiplin cezası ile karşılaşmaz. Daha evvel belirtilen müterakki suç ilkesi gereği daha ağır olan disiplin cezası ile tecziye edilir.

 

         Bu iki maddeyi beraberce değerlendirdiğimizde ceza kovuşturmasıyla, disiplin kovuşturmasının birbirinden bağımsız olarak yapılması gerektiğinin ana kuralıdır. Bunun yanında, ceza mahkemesi aynı zamanda disiplin suçu sayılan fiilin memur tarafından işlenmiş olduğuna karar verirse, bu karar disiplin mercileri için bağlayıcı olur. Yani disiplin mercileri fiili işlenmemiş olduğuna karar veremez. Öte yandan, ceza mahkemesi, fiilin memur tarafından işlenmemiş olduğuna gerekçesiyle berat kararı verirse bu karar da disiplin mercilerini bağlar ve konuyla ilgili memura disiplin cezası verilemez. Ancak verilen beraat kararı, işlendiği sabit olan fakat bu fiilin ceza hukuku yönünden bir suç meydana getirmediği gerekçesiyle verilmiş ise fiil disiplin suçu teşkil edebileceği düşüncesiyle disiplin kovuşturması yapılır.

        

         2.3.Uygulama Süreleri

 

         657 sayılı kanunun 128. maddesinde; “disiplin amirleri uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarını soruşturmanın tamamlandığı günden itibaren 15 gün içinde vermek zorundadırlar. Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren hallerde soruşturma dosyası, kararını bildirmek üzere yetkili disiplin kuruluna havale edilir. Disiplin kurulu, dosyayı aldığı tarihten itibaren 30 gün içinde soruşturma evrakına göre kararını bildirir. Memurluktan çıkarma cezası için disiplin amirleri tarafından yaptırılan soruşturmaya ait dosya, memurun bağlı bulunduğu kurumun yüksek disiplin kuruluna tevdiinden itibaren azami altı ay içinde bu kurulca karara bağlanır”. denilmektedir.

 

         Kanundaki süreler iş günü olarak belirtilmediğinden, tatil günleri de bu sürelere dahildir.

 

 

         2.4. Zamanaşımı

 

         657 Sayılı Devlet Memurları Kanunun 2670 sayılı kanunla değişik 127. maddesine göre “Bu kanunun 125. maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren;

 

a)Uyarma, Kınama, Aylıktan kesme ve Kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay içinde disiplin soruşturmasına,

 

         b)Memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin soruşturmasına,

 

         Başlanmadığı takdirde disiplin cezası verme yetkisi zamanaşımına uğrar.

         Disiplin cezasını geciktiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği takdirde ceza verme yetkisi zaman aşımına uğrar.” hükümleri yer almaktadır.

 

         Yukarıda belirtilen süreler, memurlar bakımından güvence teşkil etmektedirler. Bu süreler hak düşürücü süre olarak tanımlanır. Sürelerin kesilmesi veya durması söz konusu değildir. Bu sürelerden sonra soruşturma devam etse bile ceza verilemez. Cezanın verilmesi için soruşturmanın süresi içerisinde tamamlanması gerekir. Konuyla ilgili olarak idarecilerin özellikle yargıyla eş zamanlı olarak muttali oldukları olaylarda özellikle özen gösterilmelidir. Bu hususta Sn. Erol Dündar”ın kişisel görüşü uygulayıcılara ışık tutacak niteliktedir. Disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğraması tehlikesini önlemek için, disiplin soruşturması yapılırken disipline aykırı eylemlerin dikkatlice değerlendirilmesi  ve bu fiil ve hareketlere disiplin cezalarından en uygun olanının verilmesi gerekir. Disipline aykırı eylemlerin hatalı olarak vasıflandırılması ve cezaların isabetsiz seçimi, disiplin cezası verme yetkisinin zamanaşımına uğramasına sebebiyet verebilir. Önlem olarak, soruşturmacının memurluktan çıkarma cezası verilmesi önerisinin yüksek disiplin kurulu tarafından kabul görmeyip, kademe ilerlemesinin durdurulması cezası uygun görülürse ve soruşturmacı bu ceza için kanunda belirtilen bir ay içerisinde soruşturmaya başlamamış ise yüksek disiplin kurulu tarafından verilen kademe ilerlemesinin durdurulması cezası da zamanaşımına uğradığı için geçerli olmayacaktır.(16)

 

         Bu örnek olayda anlatılan olayın benzerleri yargı tarafından, fiil ve hareketlerin tavsifinin değiştirilmesi durumunda da ortaya çıkabilecektir.

 

         Karar süreleri ve kararın yazılması 657 Sayılı Kanunun 128. maddesinde; “Disiplin Amirleri, Uyarma, Kınama ve Aylıktan Kesme cezalarını soruşturmanın tamamlandığı günden itibaren onbeş gün içinde vermek zorundadırlar. Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren soruşturma dosyası, kararını bildirmek üzere yetkili disiplin kuruluna  havale edilir. Disiplin kurulu dosyayı aldığı tarihten itibaren otuz gün içinde soruşturma evrakına göre karar verir. Memurluktan çıkarma cezası için disiplin amirleri tarafından soruşturmaya ait dosya memurun bağlı bulunduğu yüksek disiplin kuruluna tevdiinden itibaren azami altı ay içinde kurulca karara bağlanır.” denilmektedir. (17)

 

         Hakkında memurluktan çıkarma cezası istenilen memur hakkındaki dosyanın yüksek disiplin kuruluna sevki noktasında herhangi  bir süre ön görülmemiştir. Fakat dosya yüksek disiplin kuruluna ulaştığı noktadan itibaren altı ay içinde karar verilmesi gerekir. Ayrıca hakkında memurluktan çıkarma cezası istenen memur, yüksek disiplin kurulu nezlinde hakkında sicil dosyası hariç soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, yazılı, sözlü veya vekil vasıtasıyla savunma yapmaya yetkilidir. Bu hak memurun mutlak haklarındandır.

 

         Disiplin kurulu kararı, kararı izleyen yedi gün içinde gerekçeli olarak veya oy birliği ile veya oy çokluğuyla alındıysa bu belirtilmek suretiyle yazdırılır. Bu karar başkan ve üyeler tarafından imzalanır. Eğer karara karşı oy kullanan varsa, karşı oy kullananların görüşlerine mutlaka yer verilir.

 

         Her türlü disiplin cezasına iliştin karar ilgiliye 15 gün içinde tebliğ edilmesi gerekir.

 

 

         2.5. Tekerrür

 

         657 Sayılı Kanunun 125. maddesinde “disiplin cezası verilmesine sebep olmuş bir fiil veya halin cezaların sicilden silinmesine ilişkin süre içinde tekerrüründe bir derece ağır ceza uygulanır. Aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı, ayrı fiil ve haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulamasında bir derece ağır ceza verilir.” denilmektedir. Bu noktada iki tür tekerrürden söz edilebilir.

 

         Birincisi özel tekerrür diyebileceğimiz memurun daha evvel bir disiplin cezası almış ve bu cezanın kesinleştiği durumda, memur daha evvel almış olduğu cezanın sicilden silinmesine ilişkin süre içerisinde, aynı mahiyette bir disiplin suçu daha işlemelidir. Örneğin memur A, 1.1.2003 tarihinde mesai dışında içki içip rezalet çıkarınca 125. maddenin B-d bendindeki “hizmet dışında devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranıştan dolayı kınama cezası verilmiştir. Aynı memur 1.1.2006 tarihinde mesai dışında bir kavgaya alkollü olarak karışmış ise ikinci disipline müteallik suçun mahiyeti de 125. maddenin B-d bendidir. Fakat bu defa bir derece ağır disiplin cezası uygulanır.

 

         Bu özel tekerrür halinde, dikkat edilmesi gereken husus, disiplin cezalarının sicilden silinmesi süreleridir. Uyarma, kınama cezalarında bu süre beş yıl, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bu süre on yıldır.

 

         İkinci olarak kanundan anladığımız genel tekerrür diyeceğim hali incelersek, memur farklı mahiyetteki fiilleri sebebiyle ve farklı zamanlarda aynı cezayı iki kez almış ve bu cezaların kesinleştiği durumda memur daha sonra aynı cezayı gerektiren ayrı bir fiil işlerse bir derece ağır disiplin cezasıyla tecziye edilir. Örnek olarak memur A, 01.01.2001 tarihinde “görev sırasında amire hal ve hareketleriyle saygısız davranmaktan” kınama cezası 01.01.2004 yılında “Devlete ait araç, gereç ve benzeri eşyayı özel işlerinde kullanmaktan” kınama cezası almış ve bu cezalar verildikleri tarihten itibaren 15 gün içinde soruşturma tamamlandığı kesinleşmiş olsun. 01.01.2008 tarihinde “ iş arkadaşlarına ve iş sahiplerine söz veya hareketle sataşmaktan” soruşturma geçirirse bu defa fiilin gerektirdiği kınama cezasının bir derece ağır hali olan aylıktan kesme cezası ile tecziyesi gerekir. Kanun koyucu bu tekerrür halinde herhangi bir zaman sınırlaması koymamıştır.

 

         657 Sayılı Devlet Memurları Kanununa göre, öğrenimleri itibarı ile yükselebilecekleri kadronun son kademesinde bulunan devlet memurları için, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasına muhatap oldukları zaman özel bir düzenleme yapmıştır. Bu noktada önce aylıktan kesme cezası (1/4-1/2) uygulanır, tekerrürü halinde memuriyetten çıkarma cezası uygulanır.

 

         Tekerrürle ilgili olan son bir noktada eğer cezada indirme, hafifletmeye gidildiyse tekerrür halinde verilmesi gereken ilk cezaya göre değerlendirme yapılması gerekir.

 

 

 

 

2.6.Ceza İndirimi

 

         657 Sayılı Kanunun 125. Maddesinde “Geçmiş Hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan iyi veya çok iyi derecede sicil alan memurlar için verilecek cezalarda bir derece hafif olanı uygulanabilir.” denilmiştir.

 

         Disiplin Cezasının bir derece hafifletilmesi konusu idenin takdirine bırakılmıştır, ancak bu takdir hakkının kullanılması , belli şartların mevcudiyetine bağlanmıştır. Dolayısıyla Mutlak olmayan bu takdir yetkisinin gereği gibi kullanılıp kullanılmadığı Yargıtay denetimine tabidir. Örneğin geçmişte çeşitli disiplin cezalarına çarptırılmış olan bir Memur son dönemde iyi sicil almış olsa bile, hakkında hafifletme maddesi uygulanmamalıdır.

 

         Disiplin cezasına ilişkin kararda, cezanın hafifletilip hafifletilmesine ilişkin gerekçenin de belirtilmesi gerekir.

 

         Kanunda hafifletici sebep olarak sadece Memurun geçmişteki performansına yer verilmesi bir eksikliktir. Ceza Kanunumuzda kabul edilmiş olan kanuni hafifletici sebepler, disiplin cezasına konu teşkil eden olaylarda da söz konusu olabilir.  Yine Ceza Kanunumuzda kabul edilen takdiri hafifletici sebeplerin dikkate alınması yolunda bir teamül mevcut olmakla birlikte 657 sayılı kanunda bu yönde değişiklik yapılması gerekmektedir.

 

         2.7. Disiplin Cezasında Tecil ve Sicilden Silinme

 

         Ceza Hukukunda ki tecil (erteleme) Müessesesi, disiplin hukukunda geçerli değildir. İlgili Mevzuatta bu konuda her hangi bir düzenleme yer almamıştır. 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunun 133. maddesinde “Disiplin Cezaları Memurun Siciline İşlenir. Devlet memurluğundan Çıkarma Cezasından başka bir disiplin cezasına çarptırılmış olan memur, Uyarma ve Kınama Cezalarının Uygulanmasında 5 sene diğer cezaların uygulanmasında 10 sene sonra atamaya yetkiye amire başvurarak, verilmiş olan cezaların sicil dosyasından silinmesini isteyebilir. Memurun yukarıda yazılan süreler içindeki davranışları, bu isteğini haklı kılacak nitelikte görülürse isteğinin yerine getirilmesine karar verilerek bu karar sicil dosyasına işlenir. Kademe İlerlemesinin Durdurulması Cezasının Sicilden Silinmesinde, Disiplin Kurulunun mütalaası alındıktan sonra yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.” denilmektedir. 

 

         Disiplin Cezalarının memurun sicilinden silinebilmesi için aşağıdaki şartlar aranır.

 

         1-Disiplin Cezası alan Memurun, Kanunda belirtilen süre geçtikten sonra, yetkili Amire başvurarak cezanın sicilden silinmesini talep etmesi .

 

         2-Memurun Kanunda belirtilen süre içindeki davranışlarının bu isteğini haklı kılacak nitelikte görülmesi ,

 

         Disiplin cezasının sicilden silinmesi ile ilgili olarak memurun siciline bakılması, sicili olumsuz olan veya kanunda belirtilen süre içinde yeniden disiplin suçu işleyen memurun bu yöndeki talebi reddedilir.

        

         2.8. Disiplin Cezalarında Genel, Özel Af ve Disiplin Affı

 

         Disiplin cezalarında af iki ayrı şekilde tezahür etmektedir. Bunlardan biri, mahkumiyet ve kamu davasını ortadan kaldıran genel af, diğeri de sadece cezaya tesir edebilen özel aftır.

 

         Genele affın disiplin cezaları üzerindeki etkisi, kanunda açıklık olup olmamasına göre değişiklik gösterir . Eğer genel af kanunda disiplin cezaları bakımından sarahat yoksa ,genel affın disiplin cezalarına tesir etmeyeceğini kabul etmek gerekir. Genel af sadece fiilin cürümü mahiyetine tesir eder. Genel affa tabi olan suç hakkında cezai takibat yapılmasa bile aynı fiilden dolayı disiplin cezası verilmesi mümkündür.

 

         Kanunda genel affın disiplin cezalarına tesir etmeyeceği belirtilmiş olabilir. Bu durumda sorun normatif olarak çözümlenmiş olmaktadır. Bununla birlikte bir ceza mahkumiyetinin neticesi olan disiplin cezaları yönünden durumun tartışılması gerekir.

 

          657 Sayılı Kanunda, bir ceza mahkumiyetinin neticesi olarak herhangi bir disiplin cezası öngörülmemiştir. Ancak bu kanundan önce yürürlükte bulunan 788 sayılı Memurun Kanunu 49. Maddesinde altı ay hapis cezası ile mahkum olanların Memuriyetten ihraç cezasına çarptırılacağı hükmü mevcut  idi. Bu günkü 1632 sayılı Askeri Ceza Kanunun 30, 32. 34 ve 35. Maddelerinde belirli Ceza Mahkumiyetlerinin tart ve ihraç gibi fer’i cezalar gerektireceği hükme bağlanmıştı. Bu müeyyideler disiplin cezasına benzer niteliktedir.

 

         Disiplin cezasının sebebi, bir fiil değil, bir hukuki durum olan mahkumiyet  halidir. Mahkumiyetin genel afla ortadan kalkması halinde disiplin cezasının da buna bağlı olarak ortadan kalkacağını söylemek mümkündür.

 

          Kanunda genel affın disiplin cezalarına tesir edeceği belirtilmiş olabilir. Genel affın disiplin cezalarına da tatbik edilebileceği söylenebilir. Yalnız bununda bir hududu vardır. Kanunda sarahat yoksa, bu hükmü, devletin disiplin kontrolüne tabi olan kimselere uygulamak icap eder. Bu mahiyetteki bir af özel hukuk kurumlarınca uygulanan disiplin cezalarını tesir etmeyecektir. Ceza Hukuku alanındaki özel af  sadece cezayı etkilediğinden, disiplin suç ve cezaları üzerinde bir etki yapmaz.

   

         Suç ve cezaların affından başka, disiplin suç ve cezalarına ilişkin af kanunları da çıkartılması mümkündür. Ülkemizde 1986 ve 1992 yıllarında 3249 ve 3817 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Disiplin Cezalarının Affı hakkında kanunları yürürlüğe konulmuştur. Görevden çıkartama cezasını gerektiren bazı suçlar dışında kalan disiplin cezaları af edilmiştir. Disiplin Cezalarının aftan sonra yeniden disiplin kovuşturmasına konu teşkil etmeleri mümkün değildir. Af kanunu aynı zamanda fiili disiplin cezası gerektirme özelliğini de ortadan kaldırmaktadır. Başka bir değişle af kanunu disiplin suçunu tamamıyla ortadan kaldırır. Bu nedenle affa uğrayan bir disiplin cezası mahkumiyeti tekerrüre  esas teşkil etmez.

 

         Af kanunu çıktığı sırada henüz bir disiplin cezası verilmemiş ise, disiplin kovuşturması sona erer. Affın disiplin cezasına hükmolunduktan sonra çıkması halinde verilmiş olan cezasının bütün neticeleri ile birlikte ortadan kalktığını kabul etmek gerekir. Ancak ihraç edilen memurun tekrar görevine iadesi bakımından idarenin takdir hakkı saklı kalacaktır. Bu mesele genel affın geçmişe şamil olması prensibi ile ilgilidir. Hakkında ihraç kararı genel afla ortadan kalkar. Memurun eski görevine dönüp dönemeyeceği konusu da tartışmalara sebebiyet vermektedir. Memuriyetten ihracın tek  sonucu görevin kaybedilmesi olduğuna göre, genel affa rağmen memurun eski vazifesine iade edilmemesi tasarrufun değerini azaltır. Memurun eski görevine iadesi idarenin takdirine bırakılmıştır.

 

 

 

         2.9. Şikayetten Vazgeçme

 

         Disiplin suçlarında şikayet, ceza kovuşturmasına başlama talep olarak değil “İhbar” olarak kabul edilir. Şikayetin geri alınması disiplin kovuşturmasını ve disiplin cezası uygulamasını engellemez.

 

         2.10. Kanunu Bilmemek Mazeret Sayılmaz

 

         Ceza hukukunda olduğu gibi disiplin hukukunda da kanunu bilmemek mazeret sayılmaz. Memurun kendisi ile ilgili mevzuatta yer alan yükümlülük, sınırlama ve müeyyideleri bilmesi memurluk görevi gereğidir. Anayasamıza göre kanun ve tüzükler resmi gazete de yayımlanarak yürürlüğe girerler. (Madde 89,124)

 

 

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

 

DİSİPLİN YARGILAMASI

 

                3.1. DİSİPLİN AMİRLERİ

 

         Kimlerin disiplin amiri olabileceğine ilişkin olarak, 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 124. maddesinde “Disiplin amirleri kurumların kuruluş ve görev özellikleri dikkate alınarak Devlet Personel Başkanlığının görüşüne dayanılarak özel yönetmeliklerinde tayin ve tespit edilecek amirlerdir denilmektedir. Kanunun bu maddesine dayanılarak, disiplin amirlerinin tayin ve tespitine ilişkin esaslar Bakanlar Kurulunca yürürlüğe konulan Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkındaki yönetmeliğin 16. maddesiyle düzenlenmiştir. Bu yönetmelik esaslarına göre, Bakanlıklarda, Bakan, Müsteşar, Genel Müdür ve Başkanları, İllerde Valiler, İlçede Kaymakamları, Belediyede Belediye Başkanları, Yurt dışında misyon şeflerini disiplin amiri olarak belirlemiştir.

 

         Bu yönetmeliğe göre daha alt seviyedeki idari kademelerin başında bulunanlara da disiplin amirliği yetkisi tanınabilir. Öte yandan disiplin amirliği yetkisi devredilmiş olsa bile en üst disiplin amiri, başında bulundukları teşkilatta görevli bütün memurlar üzerinde, disiplin amiri sıfatıyla sahip oldukları yetkileri doğrudan kullanabilir.

 

         Disiplin kurulları ve Disiplin Amirleri Yönetmeliğinin disiplin amirlerinin tayin ve tespitine ilişkin esaslarını düzenleyen 16. maddesine göre, Bakanlar Kurulunca veya ortak Kararname ile atanan memurların disiplin amiri ilgili Bakandır.

 

         Başbakanlık Müsteşarı, Bakanlık Müsteşarı, Başbakanlığa veya Bakanlıkları bağlı Müsteşar, Genel Müdür, Daire Başkanları, Valiler, Bölge Müdürleri, Kaymakamlar, Bakanlar Kurulunca veya ortak kararla atanan memurların dışında kalan bütün memurların disiplin amiridir. Bu hükme göre İllerin ortak kararla atanan memurlarının disiplin amiri Vali değil Bakandır. (18)

 

         Kendilerine disiplin amirliği yetkisi verilmeyen sicil amirleri sicil yönünden kendilerine bağlı memurların disipline aykırı davranışları hakkında ilgili disiplin amirine  başvurabilir. Sicil amiri olmasına rağmen, disiplin amirliği yetkisi verilmeyen, örneğin bir şube müdürünün altında çalışan memur hakkında,, şube müdürünün disiplin amirine  başvurma hak ve yetkisi mevcuttur. Disiplin amiri soruşturmayı yaptırıp ona göre hareket eder.

 

         3.1.1-Disiplin Amirleri Yetkileri

 

         Disiplin Amirleri; 657 Sayılı Kanunun 126. maddesine göre, uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarını vermeye yetkilidir. Yukarıda  sözü edilen yönetmeliğe göre;

 

         Özel Kanunların disiplin işleriyle ilgili olarak vermiş olduğu yetkileri kullanmaya,

 

         Disiplin kurullarınca reddedilen, kademe ilerlemesinin durdurulması ve Devlet Memurluğundan çıkarma cezaları yerine, red kararını izleyen 15 gün içerisinde, 657 Sayılı Kanunun öngördüğü bir başka cezayı vermeye, bir üst disiplin amiri olarak uyarma ve kınama cezalarına karşı itirazları değerlendirmeye yetkilidir.(19)

 

 

 

 

         3.1.2. Disiplin Amiri Sorumlulukları.

 

         Disiplin amirlerinin sorumlulukları, Disiplin Kurulları ve Amirleri Hakkındaki Yönetmeliğin 19. maddesinde belirtilmiştir. İlgili yönetmeliğe göre, “disiplin amirleri, kendilerine disiplin işleriyle ilgili 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu ve diğer Kanunlarda verilen yetkileri, kamu hizmetinin gereği gibi yürütülmesini sağlamak amacıyla; Memurlara Kanun, Tüzük ve Yönetmeliklerle tanınan hakları göz önünde tutmak, hakkaniyet ve eşitliği esas alan bir tutum ve davranış içinde kullanmak mecburiyetindedir”.

 

         Disiplin amirlerinin yukarıda belirtilen genel çerçevedeki sorumluluğunun yanında, memurun disiplin cezasını gerektiren davranışını öğrendikten sonra, zamanaşımına uğramasını önlemek için gereken işlemleri zamanında yapmak durumundadır. Örneğin Uyarma ve Kınama cezasını soruşturmanın tamamlandığı tarihi izleyen 15 gün içerisinde vermeyen disiplin amiri veya bu cezalara yapılan itirazı 30 gün içinde karar bağlamayan disiplin amiri sorumlu duruma düşer.

 

         3.2.DİSİPLİN KURULLARI

 

         657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 134. maddesinde; “Disiplin işlerinde kanunlarla verilen görevleri yapmak üzere kurum merkezinde bir yüksek disiplin kurulu ile her ilde, bölge esasına göre çalışan kuruluşlarda bölge merkezinde ve kurumu merkezinde, ayrıca Milli Eğitim Müdürlüklerinde birer disiplin kurulu bulunur” denilmiştir.

         Disiplin kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmeliğin 3-15. maddelerinde, disiplin kurullarının kuruluş amacı, yapısı, çalışma usul ve esasları düzenlenmiştir.

 

         3.2.1.Yüksek Disiplin Kurulu

 

         Yüksek disiplin kurulları bir başkan ve dört üyeden oluşmaktadır. Kurul başkanlığı Başbakanlık ve Bakanlık, Müsteşarlar, bunlara bağlı kurumlarda Müsteşarlar, Genel Müdürler ve Başkanlar olabilir. Üyelikler ise, kurumun yaptığı  ana görevlerle ilgili birim, hukuk, Personel, teftiş hizmetlerini yürüten birimlerin başkanlarıdır.

 

         3.2.2. Merkez Disiplin Kurulları

 

         Bakanlıkların merkezinde veya bölge teşkilatı olan kamu kurumlarının bölgede olan görevlileri için kurulan disiplin kuruludur.

 

         3.2.3.İl Disiplin Kurulları

 

         Valinin veya görevlendireceği bir Vali yardımcısının başkanlığında, Hukuk İşleri Müdürü, Defterdar, Milli Eğitim Müdürü, Sağlık Müdürü, Tarım ve Köy İşleri Müdürü ve Bayındırlık ve İskan Müdürlüğünden teşekküldür. Ayrıca illerde İl Özel İdaresini ve İl Milli Eğitim ve Belediyelerin disiplin kurulları mevcuttur.

 

         Bu kurullarda hakkında aylıktan kesme veya daha ağır bir disiplin cezası uygulanmış olanlar, bu cezalar silinmiş bile olsa, görev alamazlar. Ayrıca kurul üyeleri ve başkan; kendilerine ve eşlerine, ikinci derecede dahil  kan hısımlarına, disiplin cezası teklif ettikleri, soruşturma yaptıkları veya atanmasında etkili oldukları memurlar hakkındaki karar verilecek toplantıya katılamazlar. Bu kurullardaki görevlendirme süresi 2 yıldır ve yeniden görevlendirme mümkündür.(20)

 

         Disiplin kurullarının görev ve yetkilerine baktığımız zaman, 657 sayılı kanunun 126. maddesine göre, “ Kademe ilerlemesinin durdurulması cezası memurun bağlı olduğu kurumdaki disiplin kurulu kararı alındıktan sonra atamaya yetkili amirler, İl disiplin kurullarının kararına dayandıktan sonra Valiler tarafından, verilir. Devlet Memurluğundan çıkarma cezası, amirlerin bu yoldaki isteği üzerine, memurun bağlı bulunduğu kurumun yüksek disiplin kurulu tarafından verilen, yine aynı maddede, “disiplin kurulu ve yüksek disiplin kurulunun ayrı bir cezanın tayinine yetkisi yoktur, cezayı kabul veya reddeder. Ret halinde atamaya yetkili amirler 15 gün içinde başka bir disiplin cezası vermekte serbesttir” hükmü mevcuttur.

 

         Böyle bir işlem idari açıdan “yetki tecavüzünü” ortaya çıkarır. Ayrıca doğal olarak disiplin amirinin de ikinci defe daha ağır bir disiplin cezası vermesi söz konusu olamaz.

 

         Disiplin kurullarının toplantı yeter sayısı üç kişilik kurullar, üye tam sayısı ile, üye sayısı üçten fazla olan kurullar ise salt çoğunlukla toplanır. Toplantıya katılmayan üyelerin yerine, görev başında bulunmamaları halinde, vekilleri katılabilir.

 

         Toplantının yer, zaman ve nerede toplanacağına başkan karar verir. Başkanın görevlendireceği bir üye toplantıda raportörlük görevini yapar. Disiplin kurullarında kararlar, raportörün görüşü okunduktan sonra açık aylama usulü ile oy çokluğuyla karar verir. Başkan en son oy kullanır ve eşitlik durumunda başkanın bulunduğu tarafın oyu üstün sayılır. Kararlar gerekçeli olarak yazılık ve karşı oy var ise buna da yer verilir. İlgiliye karar 15 gün içerisinde tebliğ edilir.

 

         Son bir nokta olarak, disiplin kurullarının karar süresine değinelim. Disiplin kurulları, Kademe ilerlemesinin durdurulmasıyla ilgili işlerde, soruşturma evrakını aldığı tarihten, uyarma, kınama cezasına itiraz yapıldıktan 30 gün içerisinde   karar vermek durumundadır. Memuriyetten çıkarma cezasına ilişkin talepleri de, yüksek disiplin kurulu 6 ay içinde karara bağlamak durumundadır.

 

         3.3.DİSİPLİN SORUŞTURMASI VE SAVUNMA

 

         Disiplin soruşturmasına yetkili amirin soruşturma onayı ile başlanır. Bu onay müstakilen disiplin suçunun tespitine ilişkin bir onay olabileceği gibi 4483 Sayılı Memur ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanmasına ilişkin kanun alanına giren ortak bir onayda olabilir.

 

         Disiplin cezaları  bir soruşturma sonucu uygulanacak işlemlerdir. Disiplin suçunun işlenip işlenmediği işlenmiş ise hangi zaman aralığında, ne şekilde, kim tarafından ve ilgilinin sorumluluk derecesinin tayini çoğu zaman bir disiplin soruşturması sonucunda tespit edilir. 657 sayılı Devlet Memurları Kanununda disiplin soruşturmasının nasıl yapılacağı konusunda ayrıntılı hükümler  bulunmamaktadır. Memurun disiplin suçu teşkil eden fiilin aynı zamanda ceza hukukuna göre suç teşkil ettiği durumlarda kural olarak disiplin soruşturması ve adli soruşturma ayrı, ayrı yürütülür.

 

         Öte yandan 4483 sayılı Memur ve Diğer Kamu Görevlilerinin yargılanmasına  ilişkin Kanun kapsamına giren suçlardan ön incelemenin idari merciler tarafından yapılması esastır. Bu durumda disiplin soruşturması ve ön incelemenin aynı soruşturmacı tarafından  yapılması söz konusu olabilir.

 

         Bu iki tür soruşturmadaki sıfat ve yetkilerin farklılık arz etmektedir. Bu tez çalışması içeriğinde 4483 sayılı kanuna binaen yapılan soruşturmaların usullerine derinlemesine incelenmeyip sadece disiplin soruşturmalarındaki usullere yer verilecektir.

 

         3.3.1. İnceleme ve Araştırma

 

         İdarece yapılan disiplin soruşturmalarında öncelikle “İnceleme ve Araştırma” söz konusu olabilir. İdare memur hakkındaki isnadın gerçek olup olmadığını memurun fiilinin bir disiplin soruşturmasına gerek duyulacak delil ve emarelerin bulunup bulunmadığına bu yol ile karar verebilir. Öte yandan idarenin bilgisi dahiline giren suç konusu olay hiçbir tereddütte yer bırakmayacak şekilde suçun işlendiğini ortaya koyacak emareler varsa, ön inceleme ve araştırma yapılamaz.

 

         İnceleme ve araştırma konusu, bir şikayet dilekçesine dayanıyorsa, 3071 Sayılı Dilekçe Hakkının kullanılmasına Dair Kanun hükümlerine göre, belli bir konuya ihtiva etmediği, yargı organlarının görev alanına giriyorsa, dilekçe şekli şartları (imza, adres, isim, soy isim) taşımıyorsa, bu dilekçeye binaen işlem yapılmaz.

 

         İnceleme ve araştırmada, ilk olarak şikayetçi veya muhbirin ifadesine başvurularak şikayet veya ihbarın kendine ait olup olmadığı belirlenir. Olayla ilgili bilgi ve belgeler toplandıktan sonra, memurun ifadesine en son başvurulur.

 

         3.3.2. Disiplin Suçlarında Soruşturma

 

         3.3.2.1.Soruşturmanın Yürütülmesi

 

         Disiplin suçlarında, soruşturmanın ne şekilde yürütüleceği konusunda, 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda hükme yer verilmemiştir. Soruşturma yöntemine ilişkin bazı hususlar, kamu kurum ve kuruluşlarının teftiş kurulu tüzük ve yönetmeliklerinde her ne kadar yer almakta ise de disiplin suçlarına ilişkin suçlar büyük ölçüde idarede yerleşmiş bulunan teamüllere göre yapılmaktadır.

 

         Disiplin soruşturması, disiplin cezası vermeye yetkili amir tarafından açılır. Yetkili amir soruşturmayı bizzat yapabileceği gibi görevlendireceği soruşturmacılara da yaptırabilir. Bu husus Danıştay’ın 8. dairesinin 10.02.1992 tarih ve 215 sayılı kararında kabul edilmiştir.(21)

 

         Yine Danıştay’ın görüşüne göre soruşturmacının hakkında soruşturma yaptığı memurdan daha üst veya eşit rütbede olması gerekir.

 

         Soruşturmanın amacı, memur hakkındaki zan veya iddiaya konu olan olayların tüm açıklığı ile ortaya çıkarılması bir disiplin suçu mevcut ise fail yada faillerin şüpheye yer bırakmayacak şekilde belirtmesi ve ilgililerin idari, hukuki, cezai sorumluluklarının ortaya konulmasıdır. Herhangi bir olayın aydınlatılabilmesi için olayın mahiyetine göre belgelerin inceletilmesine olayla ilgili kimselerden bilgi alınması sanık ve tanıkların dinlenmesi gerekir. Bunun yanında bilir kişi incelemesi ve keşif gibi yöntemlere de başvurulabilir. Memur işlediği disiplin suçu soruşturma yapmadan kanıtlanabilir veyahut sadece inceleme ve araştırma yapılması yeterli olabilir. Örnek olarak, görevdeki devamsızlığı, imza cetvelleri ile kanıtlanan bir memurun devamsızlığının tespiti için ayrıca bir soruşturma açılmasına gerek yoktur. Bu gibi durumlarda disiplin amirleri uyarma, kınama, aylıktan kesme cezalarını vermeye doğrudan yetkilidirler.

 

         Bu noktada soruşturma yapılmamış olsa dahi disiplin amirlerinin memurun savunmasını alması gerekirken esasen memurun savunmasının alınması disiplin amirlerince soruşturmanın açıldığı anlamına gelir. Bu örnekte disiplin amiri soruşturmayı bizzat yapmakta ve herhangi bir incelemeye gerek duymayıp sadece memurun savunmasını almayı yeterli görmektedir.

 

         Konu ile ilgili Danıştay kararlarına bakıldığı zaman çelişkili kararlar görülmektedir. Örneğin Danıştay 10. dairesinin 23.11.1989 tarih ve 22239 sayılı kararında “davacının hakkında herhangi bir disiplin suçu açılmaksızın doğrudan disiplin amirince savunması alınarak aylıktan kesme cezası ile cezalandırılmasında hukuki uygunluk bulunmadığı” kararı verilmiştir. Diğer bir Danıştay kararında ise “ Danıştay 8. dairesinin 30.03.1992/571 sayılı kararında, Savunma istenmesini disiplin soruşturmasında ayrı bir işlem saymaya olanak bulunmadığı, ayrıca disiplin soruşturması yapılmadan disiplin amirince doğrudan savunma istenmesinin soruşturmanın yapılması anlamına geldiğine” karar vermiştir.(22)

 

         Bu noktada Danıştay’ın iki kararı arasında ikinci kararın daha isabetli olduğu kanaatine varılmıştır. Disiplin amirince savunma istenmesi soruşturmanın açıldığı ve yapıldığı anlamına gelir. Ancak bu soruşturmalarda sadece savunma istenilmekle yetinilmiştir. Burada önemli olan husus memurun disiplin suçu teşkil eden aynı halinin ayrıca bir soruşturmaya gerek kalmaksızın tespit edilip edilmemesidir. Sonuç olarak bir disiplin suçu soruşturma yapılmaksızın kanıtlanabiliyorsa disiplin amirince doğrudan ceza verilebilmelidir, yok eğer disiplin suçu bu şekilde kanıtlanmıyorsa mutlaka bir soruşturma yapılması ve onun sonucuna göre hareket edilmelidir.

 

         3.3.2.2. Soruşturma Raporu

 

         Soruşturma tamamlandıktan sonra soruşturmayla ilgili tespit ve kanaatlerini bir rapor halinde sunar. 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda soruşturma raporlarının ne şekilde düzenleneceğine ilişkin bir hüküm mevcut olmayıp; bu husus kamu kurum ve kuruluşlarının teftiş kurulları, tüzük ve yönetmeliklerinde düzenlenmiştir.

 

         Başbakanlık teşkilatı hakkında; Kanun hükmünde kararnamenin değiştirilerek kabulü hakkındaki 3056 sayılı kanunun 20/A maddesinde Başbakanlık teftiş kurulunun bütün kamu kurum ve kuruluşları ile kamu iktisadi  teşebbüslerinde teftişinde etkin bir şekilde yürütülmesi hususundan genel prensipleri tespit etmekle yükümlü olduğu belirtilmiştir. Bu hükme istinaden kamu kurum ve kuruluşlarının teftiş kurulları, tüzük ve yönetmelikleri Başbakanlığın incelemesinde gerçekleşmek üzere genel anlamda standart hale gelmiştir.

 

         Başbakanlık teftiş kurulu yönetmeliğinin51. maddesinde soruşturma raporları; “Teftiş ve  soruşturmaya personel ile suçu işlemiş olan memur olmayan şahısların ceza veya disiplin suçu niteliğindeki tutum ve eylemlerini işlem olarak yapılan adli ve idari soruşturmalar sonucunda düzenlenen raporlar olarak tanımlamıştır.

 

         Soruşturma Raporları Başlıca Şu Bölümleri Kapsar

 

a)     Soruşturmanın konusunun intikal şekli ve işe başlama tarihi

b)    Soruşturma konusu

c)     İnceleme ve araştırmalar

d)    Alınan ifadeler

e)     Delillerin değerlendirilmesi

f)      Sonuç

 

Soruşturma raporlarının sonuç bölümünde ;  hakkında       soruşturma       yapılan   kimsenin     idari,  hukuki  ve  cezai  sorumluluk  durumlarına  yer verilir. Bir disiplin suçunun çeşitli hukuk  kurallarını ihlal etmesi   mümkün olup, eğer şartlar mevcut ise 3 tür sorumluluk da ortaya çıkabilir.

 

         İdari anlamdaki sorumluluk; mevzuatın emrettiği hususları yapmadığı, sorumlulukları yerine getirmediği veya yasalara uymadığı ve başlıca disiplin suçu işlediği tespit edilen memurun disiplin cezası ile tecziyesidir. Soruşturmacı disiplin suçunu sabit görürse bu bölümde suçu tamamlayarak, uygulanacak disiplin cezasını belirler. Kuşkusuz ki, soruşturmacının bu tanımlaması, öneri niteliğinde olup, disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurulları bağlamaz. Yargı yoluna başvurulduğu takdirde, disiplin cezasına ilişkin karar tayini yönünden yargı denetimine tabi olur. Danıştay’ın 24.06.1986/607-1455 sayılı kararlarında “ Davacının disiplin cezası ile cezalandırılmasına esas olan eylemine uygulama olanağı bulunmayan madde ile cezalandırılmasında mevzuata uygunluk bulunmadığına” hükmedilmiştir.

 

         Hukuki anlamdaki sorumluluk; disiplin suçunun işlenmesi sonucu, doğan zararların ilgililere tazminidir. Maddi zarar söz konusu ise, disiplin suçu çoğu zaman borçlar kanununun 41. maddesine göre haksız fiil teşkil eder.

 

         Cezai anlamdaki sorumluluk; memurun fiilinin Türk Ceza kanununa veya  ceza hükmü taşıyan diğer kanunlara göre suç teşkil edebileceği kanaati oluşursa memur, bir fezleke ile cumhuriyet savcılığına bildirilir. Ayrıca memurun görevi ile ilgili işleyebileceği suçlarda 4483 sayılı kanun hükümlerine göre ön inceleme raporu sonucunda “soruşturma izni verilmesine” veya “soruşturma izni verilmemesine” karar verilir. İdarenin 4483 sayılı kanuna binaen vereceği karara Cumhuriyet Başsavcılığı veya şikayetçinin idare mahkemesi nezlindeki itiraz hakkı saklı tutulmuştur. 4483 sayılı kanuna göre memur hakkında görevi ile ilgili suçlardan dolayı verilen soruşturma izni verilmesi veya verilmemesi ile ilgili karar Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilir. Kanun memurun görevi ile ilgili suçlarda yargılanmasında ilgili mercilerin iznini getirerek memuru koruma cihetine gitmiştir.Soruşturma raporları sonuç olarak bir kanaat belirtme mahiyetinde olduğu için cezayı yargılama esnasında delil niteliği taşımaz.. Ancak soruşturma raporuna eklenen belgeler delil niteliği taşıyabilir. Sonuç olarak soruşturma raporlarında idari hukuki ve cezai sorumluluk durumları ortaya konulduktan sonra gerekli görüldüğü takdirde alınması gereken idari tedbirlerle ilgili görüş ve önerilerde bulunabilirler. Bu tedbirler kurumun iş düzeni ile ilgili olabileceği gibi hakkında soruşturma  yapılan memur ile de ilgili olabilir.

          

         3.3.2. Disiplin Suçlarında Savunma

 

         Savunmanın tanımına ilişkin olarak Kunter savunmayı şöyle tanımlar.(23) Karar bir şüpheyi yazar, şüphe ise en az iki ihtimali gerektirir. Muhakeme hukukunda iddianın görevi bu ihtimallerden birini ileri sürmektir. Bu tezdir. Karşı tez müdafaa olmadan bir iddia tasavvur olunamaz. Müdafaaya karşı tezi kabul etmeyen bir iddia, iddia değil karardır. Savunmanın bu tanımı yargılama hukukunun her alanında geçerlidir. Anayasamızın 129. maddesinde “Memurlar ve diğer kamu görevlileri ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları mensuplarına savunma hakkı tanınmadıkça disiplin cezası verilmez denilmiştir,” Anayasamızın bu hükmüne paralel olarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu 130. maddesinde “devlet memuru hakkında savunması alınmadan disiplin cezası verilemez.” soruşturmayı yapanın veya yetkili disiplin kurulunun yedi günden az olmamak üzere verdiği süre içinde veya belirtilen tarihte savunmasını yapmayan memur savunma hakkından vazgeçmiş sayılır. Disiplin yargılamasında savunma isnada ilişkin açıklama niteliğinde olduğu için böyle bir açıklama memur hakkındaki isnat belli olduktan sonra yapılabilir. Buda disiplin soruşturma raporunun   tamamlanmasını gerektirir. Savunmanın müfettişçe alınması halinde memurun savunmasına raporda yer verilmemesi veya eksik yer verilmesi mümkündür.(24)

 

         Danıştay, müfettiş tarafından alınan savunmalarla ilgili olarak 25.05.1973/272 sayılı kararında sadece hakkında isnada karşı açıklamada bulunma imkanına sahip olan ve başkacada savunma imkanına sahip olmayan memur aleyhine olacak bu tür ihtimalleri ortadan kaldırmak istemiştir. Bu nedenle savunmanın disiplin cezası vermeye yetkili amir tarafından alınması görüşü benimsenmiştir. Bu görüş memur güvenliği gözetilerek ortaya konulmuştur. Memura savunma yapması için verilen yedi günlük süre sonunda savunma yapmayan memur suçunu ikrar ettiği söylenemez. Memurun suçlu olup olmadığını eldeki bilgi, belge ve delillerin değerlendirilmesi sonucu verilir. Savunmaya ilişkin son bir sonuç olarak 657 sayılı  Devlet Memurları Kanunun 129. maddesinde hakkında memurluktan çıkarılma cezası istenilen memurun soruşturma evraklarının incelettirilmesine tanık dinlettirilmesine ve disiplin kurulunda vekili vasıtası ile savunma yapmasına imkan tanınmıştır.

 

Bu hükümde kanun koyucu yargılama hukukundaki savunma hakkına benzer bir düzenleme getirmiştir.

 

3.4.GÖREVDEN UZAKLAŞTIRMA

 

         Genel olarak; idarece yürütülen adli ve idari soruşturmalar sırasında memur görevden uzaklaştırılabilir. Hatta gerekli görülürse soruşturma başlatılmadan, soruşturmanın selameti açısından görevden uzaklaştırma tedbirine başvurulur.

 

Görevden uzaklaştırma tedbiri muhtelif kanunlarda değişik şekilde düzenlemiş iken; 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 137. Ve 145. maddelerinde görevden uzaklaştırma tedbirinin uygulanmasına ilişkin hükümlere yer verilmiştir.

 

Görevden uzaklaştırma; görevi başında kalmasında sakınca görülen devlet memurları hakkında uygulanan ihtiyati bir tedbirdir. Yalnız görevden uzaklaştırma işleminde memurun görevine tekrar başlatılmadığı durumlarda bazı “müeyyideleri”de beraberinde getirir. Memur görevinden uzak kaldığı süreler zarfında, aylıkları eksik ödenir, 5434 sayılı emeli sandığı kanunun 15/g ve31/son maddeleri uyarınca emekli kesenekleri yarım kesilip fiil hizmet müddeti yarım hesaplanacaktır. Genel kural bu olmakla birlikte bazı memurlar yönünden özellik arz eden durumlar söz konusudur. 657 sayılı kanun kapsamına girmeyen devlet memurları yönünden bu madde geçerliliğini korumaktadır.

 

657 sayılı kapsamında olmayan devlet memurları tabi oldukları özel kanunda görevden uzaklaştırma özel konusunda hükümler mevcut ise bu hükümlere tabiidirler. Örneğin hakimler ve savcılar hakkında 2802 sayılı hakimler ve savcılar kanunu görevden uzaklaştırma hükümler uygulanır.

 

Seçimle iş başına gelen il genel meclis üyeleri, belediye başkanları, belediye meclis üyeleri, köy muhtarları ve köy ihtiyar heyeti üyeleri hakkında görevden uzaklaştırma tedbiri anayasanın mezkur hükmü çerçevesinde uygulanacaktır. Anayasanın 127. maddesinde “görevleri ile ilgili bir suç sebebi ile hakkında soruşturma ve kovuşturma açılan mahalli idare organları ve bu organların üyelerini İçişleri Bakanı geçici bir tedbir alarak kesin hükme kadar görevden uzaklaştırabilir.

 

Ayrıca kamu kurum ve kuruluşlarının teftiş kurulları tüzük ve yönetmeliklerinde, görevden uzaklaştırma konusunda müfettişlerin görev ve yetkileri  ayrıntılı olarak yer verilmiştir.

 

 

3.4.1.657 Sayılı Kanuna Göre Görevden Uzaklaştırma

 

Görevden uzaklaştırma tedbirlerine baş vurulacak haller;

 

Görevden uzaklaştırma; 657 sayılı Devlet Memurları Kanununun 137. maddesinde; “görevden uzaklaştırma, kamu hizmetlerinin gerektirdiği hallerde, görevi başında kalmasında sakınca görülecek devlet memurları” hakkında alınan ihtiyati bir tedbirdir. Görevden uzaklaştırma tedbiri soruşturmanın her hangi bir safhasında da alınabilir. 140.maddesinde   “Haklarında mahkemelerce cezai kovuşturma yapılan devlet memurları da 138.maddedeki yetkililer tarafından görevden uzaklaştırılabilir.” denilmiştir.

Görevden uzaklaştırma tedbirine başvurulabilmesi için; memur hakkındaki zan ve iddianın incelenmesi ve bunların doğruluğunu gösterin delil veya kuvvetli emarelerin ortaya çıkması gerekir. Yahut memurun suçlu olduğunu gösteren delillerin mevcut olması gerekir.

 

Memurun görevden uzaklaştırılması tedbiri ile verilecek kararın hangi suçlarda uygulanabileceği de kanunda açıkça belirtilmemiştir. Burada önemli olan memurun fiilinin gördüğü kamu hizmetine doğrudan etkisi bulunup bulunmadığıdır.

 

Burada kanun koyucunun amacı; kamu hizmetlerinin görülmesinde memurun işlediği fiil sebebi ile bir aksaklığın meydana gelmesini önlemektir.

 

Kamu kurum ve kuruluşlarının teftiş kurulları tüzük ve yönetmeliklerinde görevden uzaklaştırma tedbirinin uygulanabileceği halleri teftiş kurulu yönetmeliğinin 13. maddesinde şöyle sıralamıştır.

 

a)Kamu hizmetleri gereği görev başında kalması sakıncalı olanlar

 

b)Evrakta sahtecilik ve kayıtlarda tahrifat yapmak.

 

c)3628 sayalı 19.04.1990 günlü mal bildiriminde bulunmamak, rüşvet yolsuzluklarla mücadele kanunun 17. maddesine giren eylemlerde bulunmak.

 

d)Para veya para hükmündeki belge ve senetleri, her türlü mal veya ayniyatı, bunların hesap belge ve değerlerini göstermekten ve bunlarla ilgili soruları cevaplamadan kaçınmak, denetim inceleme ve soruşturmayı güçleştirecek engelleyecek davranışlarda bulunmak olarak belirlenmiştir.

 

3.4.2. Görevden Uzaklaştırma Süresi

 

Görevden uzaklaştırma tedbirine 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 145. maddesi gereğince disiplin soruşturması en çok üç ay devam edebilir. Bu süre zarfında bir karar verilmediği takdirde memur görevine başlatılır.

 

Bir ceza kovuşturmasında; görevden uzaklaştırmaya yetkili amir (müfettişlerin görevinden uzaklaştırdıkları memurlar hakkında atamaya yetkili amir) ilgilinin durumunu iki ayda bir inceleyerek görevini dönüp dönmeyeceği hakkında bir karar verir ve ilgiliye yazı ile tebliğ eder. Disiplin soruşturmaları için ön görülen azami süre üç ay olup; bu süre içerisinde soruşturma sonuçlandırılamaz ise görevden uzaklaştırma kendiliğinden ortadan kalkar. Bu durumda memurun görevine başlatılması gerekir.

 

Memur hakkında görevden uzaklaştırma işlemi, soruşturma başlatılmadan önce uygulanmış ise 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 139. maddesi uyarınca görevden uzaklaştırma tarihini izleyen on işgünü içinde soruşturmaya başlanılmaz ise, memurun görevine başlatılması gerekir.

 

3.4.3. Görevden Uzaklaştırmada Amir ve Memurun Durumu

 

657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 138. maddesi gereğince görevden uzaklaştırmaya yetkili amirler aşağıda belirtilmiştir.

 

-Atamaya yetkili amirler,

-Bakanlık ve genel müdürlük müfettişleri

-İllerde valiler

-İlçelerde kaymakamlar (İlçe idare şube başkanları hakkında valinin muvafakati şarttır)

 

657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 139. maddesi gereğince memurun görevinden uzaklaştırdıktan sonra memur hakkında derhal soruşturmayı başlatmayan keyfi olarak bu tasarrufu yaptığı yapılan soruşturma sonucunda anlaşılan amir hakkında; hukuki, mali ve cezai sorumluluk uygulanır

Memurun 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 142-143 ve 145.maddelerine göre memurun tekrar göreve başlatılması gereken durumlarda; bunun gereğini yerine getirmeyen amirler bu hususlardan dolayı sorumludurlar.

 

657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 141. maddesine göre  görevden uzaklaştırılırken veya herhangi bir suçtan dolayı tutuklanan memurlara bu süreler içinde aylıklarının üçte ikisi ödenir.

 

3.4.4. Görevden Uzaklaştırma Tedbirinin Kaldırılması

 

657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 143. maddesi gereğince tekrar göreve başlatılması zorunlu olduğu hususlar düzenlenmiştir.

 

-Yargılamanın men’ine veya beratına karar verilenler,

 

-Hükümden evvel haklarında kovuşturma kanaati ile kaldırılanlar,

 

-Memurluğu engel olmayacak bir ceza ile hükümlü olup cezası ertelenenler,

 

-Haklarında memurluktan çıkarmada ayrı bir disiplin cezası verilenler,

 

 Bu kararların kesinleşmesi üzerine haklarındaki görevden uzaklaştırma tedbirinin kaldırılarak tekrar görevlerine başlatılırlar.

657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 48. maddesinde “Memurluğa engel olmayacak cezalar belirlenmiştir. Mezkur maddede memurluğa engel olan suçlar ve cezalar tek tek belirlenmiştir. Bu maddedeki cezalara çarptırılanların cezaları ertelense dahi görevlerine iade edilmezler. Memurluktan uzaklaştırma tedbiri kural olarak da bu tedbiri alan yetkililer tarafından kaldırılır. Ancak müfettişler görevden uzaklaştırmaya yetkili olmalarına rağmen aldıkları bu tedbiri kaldırmaya yetkili kılınmamışlardır. Müfettişler tarafından alınmış olan görevden uzaklaştırma tedbiri sadece atamaya yetkili amir tarafından kaldırılabilir.(26)

 

657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 141.maddesine göre görevine iade edilen memurların aylıklarının kalan üçte biri kendilerine ödenir. Diğer sosyal hakların tamamıda telafi edilir. Görevden uzaklaştırma da geçirilen sürelerin tamamı fiili hizmet süresine dahil edilir.

 

3.5.DİSİPLİN CEZALARINA KARŞI BAŞVURU YOLLARI

 

3.5.1.İtiraz

 

Anayasamızın 125.maddesinde; “uyarma ve kınama cezaları ile ilgili olanlar hariç disiplin kararı yargı denetimi dışında bırakılan hükmü getirmiştir. Konu ile ilgili olarak 657 sayılı Devlet Memurları Kanunun 135. ve 136. maddelerinde düzenleme yapılmıştır. 135. maddede “Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı itiraz var ise bir üst disiplin amirine veya disiplin kurullarına yapılabilir. Aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve devlet memurluğundan çıkarma cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabilir” hususu getirilmiştir. 136. maddede ise “Disiplin amirleri ve disiplin kurulları tarafından verilen disiplin cezalarına karşı yapılacak itirazlar süre kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren yedi gündür. Bu süre içinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları kesinleşir.”(27)

 

İtiraz halinde itiraz mercileri disiplin kararını gözden geçirirler verilen cezayı aynen kabul edebilecekleri gibi hafifletir veya tamamen kaldırabilir.

 

İtiraz mercileri itiraza ilişkin karar ve eklerini kendilerine intikalden itibaren otuz gün içerisinde karar verirler. İtiraz edilmeyen kararlar ile itiraz edilen kararlar kesin olup; bu kararlar aleyhine de idare yargı yoluna başvurulamaz. Danıştay üçüncü dairesinin 30.03.1983/ ve 2122   sayılı  kararına da itiraz halinde itiraz mercilerinin verilen cezayı aynen kabul edecekleri gibi hafifleteceği veya tamamen de kaldırabilir. Ancak ağırlaştırmayacağını belirtmiştir. Cezanın kaldırılmasına karar verilmesi halinde uygulanacak olan ceza sicilden tamamen silinir. Daha hafif bir ceza verilmesi halinde de evvelce uygulanan ceza silinerek yeni ceza sicile işlenir.

 

3.5.2.Yargı Yolu

        

         Anayasamızın 125.maddesinde belirtilen idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu hükmüne yine 129. maddedeki uyarma ve kınama cezaları dışındaki disiplin cezalarına karşı yargı yolu kapatılamaz hükmü istisna getirmektedir. İdarece verilecek uyarma ve kınama cezalarına karşı yargı yolunun kapatılması ifadesinin anayasamızın 36. maddesinde bulunan hak arama hürriyetin getirilen bir sınırlamadır. Öte yandan Avrupa Birliğine giriş sürecinde orta bir iç hukuk metni olarak kabul edilmesi gereken Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin altıncı maddesinde kişinin yargıya başvurma hakkının herhangi bir sebeple kısıtlandırılmasını kabul etmemektedir. Anayasanın 129.maddesinde belirtilen uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili istisna hükmü hem anayasanın hak arama hürriyeti hem de Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin altıncı maddesi ile çelişik durumdadır. (28)

 

         Burada belirtilmesi gerekir ki disiplin cezası uygulamaları Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinde yer alan temel hak ve özgürlüklerin ihlali sözleşmesinin kişi güvenliği ve adil yargılama hakkını düzenleyen 5. ve 6.maddelerinin konusu olabilir. Evrensel hukuk normları yakalamak arzusunda olan ülkemizin anayasanın 129. maddesinin bu normlar çerçevesinde yeniden düzenlemesi  gerekir.

 

 

 

 

SONUÇ

 

         Kamu yönetiminde yer alan ast-üst ilişkisi kamu ve kuruluşlarının işleyişinin hukuki esasını ve gerçekleşme aracıdır. Hiyeyarşi ilişkisi, üstün asta sadece emir verme veya astı yönlendirmesini içermez. Bunun yanında ödüllendirmeyi ve daha sık olarak cezalandırmayı da içerir. Elbette bu ödüllendirme ve cezalandırma kamunun “kanuni” hareket etmesi gereği belli mevzuata dayanmaktadır.

 

         Ülkemizde, memurlar hakkındaki disiplin uygulamaları, idari bir faaliyet türü olarak düzenlemiştir. Denilebilir ki, memur hakkındaki bu tür işlemler idari işlem ve kararlar ile yürütülmektedir.

 

         Tez çalışmamda belirtmeye çalıştığım üzere, ülkemizde disiplin uygulaması zaman içinde gelişen teamüllere göre gelişmiştir. Bu nedenle mevzuatta boşluklar bulunmaktadır. Öte yandan disiplin mevzuatımız çağdaş kamu yönetiminin odaklandığı iki önemli nokta olan “verimlilik ve etkinlik” hususlarının yeterince üzerinde durmamıştır. Bir başka eksiklik olarak da avrupa birliği mevzuatına uyum çerçevesinde gereken yenilikler disiplin mevzuatı yönünden atılmamıştır.

 

         İdarenin kendiyle daha ilgili bu hususların yanında ve istenilen faydanın sağlanması “idarenin devamlılığı”esası uyarınca, disiplin afları için daha uzun aralıklarla çıkarılması uygun olacaktır.                                 

                

 

 

   

DİPNOTLAR

 

1-Tortop, Nuri: Personel Yönetimi, Ankara, 92 S.2

2-Dönmezer, Sulhi: Sosyoloji, İstanbul, 91 S.96

3-Özay, İlhan: İdari Yaptırımlar, Kuramsal Bir Deneme, İstanbul, 1985, S.14

4-Dönmezer, A.g.e., S.196

5-Özay, A.g.e., S.35-36

6-Özay, A.g.e., S.43-44

7-Özay, A.g.e., S.45

8-Günday, Metin: İdari Hukuku, Ankara, 1996 S.39

9-Balta, T.Bekir:İdare Hukukuna Giriş, Ankara, 1970 S.32

10-Dönmezer  Sulhi-Ereman Sahir :Naziri ve Tatbiki Hukuku, Genel Kısmı, Cilt, Bölüm

      10, İstanbul : 353

11-Dönmezer, Sulhi-Ereman Sahir, a.g.e. c.I, S.345

12-Dönmezer, Sulhi-Ereman Sahir, a.g.e. c.I, S.390

13-Dönmezer, Sulhi- Ereman Sahir, a.g.e c.II, S.19

14-Dönmezer, Sulhi- Ereman Sahir, a.g.e c.II, S.157

15-Danıştay Dergisi, yıl : 24, S, 26-28, 1994

16-Duran, Lütfi; İdare Hukuku Ders Notları, İstanbul, S.354

17-Duran, a.g.e., S.406

18-Pınar, İbrahim, Devlet Memurları Kanunu Şerhi ve İlgili Mevzuat, Ankara, 1998.

      S. 1044

19-Pınar, İbrahim, a.g.e., S.1048

20-Pınar, İbrahim, a.g.e., S.1050

21-Danıştay Dergisi; 1992, S.88, Sayı :426

22-Danıştay Dergisi; 1993, S.86, Sayı : 418

23-Kunter, Nurullar, Ceza Mahkemesi Hukuku, İstanbul 1989, S.243

24-Pınar, İbrahim, a.g.e., S.1049

25-Pınar, İbrahim, a.g.e., S.1189

26-Pınar, İbrahim, a.g.e., S.1190

27-Pınar, İbrahim, a.g.e., S.1051

28-Akıllıoğlu, Tekin, : İnsan Haklarının Korunması Alanında Uluslar arası Temel

      Belgeler, B.3. Ankara, 1995, S. 73

 

 

 

 

K A Y N A K Ç A

 

 

AKILILOĞLU, Tekin: İnsan haklarının korunması alanında uluslararası Temel belgeler, B.3, Ankara, 1995

 

BALTA, T.Bekir: İdare hukukuna giriş, Ankara 1970

 

DÖNMEZER, Sulhi: Sosyoloji, İstanbul, 1989

 

DÖNMEZER, Sulhi-ERMAN SAHİR : Nazari ve Tabiki Ceza Hukuku, Genel KISIM C. I, B.10, İstanbul, 1987, C.II, B.9 İstanbul, 1986

 

GELEGEN, Taner :“Kamu Yönetiminde Disiplin ve Disiplin Cezaları”, Danıştay Dergisi, Cumhuriyetin  50.Yılı Özel Sayısı

 

GENÇ, Turhan : “Kamu Yönetiminde Disiplin”, “Türk İdareciler Dergisi” Mart 1994

 

GÜNDAY, Metin : İdare Hukuku, Ankara 1996

 

KUNTER, Nurullah : Ceza Muhakeme Hukuku, B.9, İstanbul, 1989

 

ÖZAY, İlhan : İdari Yaptırımlar-Kuramsal Bir Deneme, İstanbul, 1990

                                

PINAR, İbrahim : Devlet Memurları Kanunu Şerhi ve İlgili Mevzuat,   Ankara, 1998

 

Yararlanılan İnternet Siteleri          :

 

-www. Resmi gazete.gov.tr

 

-www. icisleri.gov.tr.

 

-www.danıstay.gov.tr.

 

 

 


| Lider | Haberler |İdare bilimi |  İdari sistem | Vatandaş için | Okuma | Yönetici | 88.dönem | İletişim Formu | İletişim | Linkler | Site Haritası |  Ana sayfa

Bu  sitenin  tüm hakları  A.  Uslu ya  aittir.                e-mail:  idare@kolayidare.com