kolayidare ile idare etmek kolay....kolayidare
:kolayidare.com a Hos Geldiniz
   

kolayid@rewww.kolayidare.com

   

    

         KÖY   KÖPRÜSÜNÜ  ANKARA  YAPTIRACAKSA   BOĞAZİÇİ  KÖPRÜSÜNÜ  KİM YAPTIRACAK  ?

       Yaşadığımız çağda her alanda baş döndürücü gelişmeler ve ilerlemeler görülmektedir. İletişim çağı olarak nitelendirilebilecek bu dönemde Dünyada ki her türlü olaydan kısa sürede herkes haberdar olabilmektedir. Böylece gelişmiş ülkelerde devletin ve yerel yönetimlerin vatandaşlarına sunmuş olduğu kaliteli ve nitelikli kamu hizmetleri, diğer ülke insanları tarafından da bilinmekte ve talep edilmektedir. Bu durum her merkezi yönetimin hem de yerel yönetimlerin halkın talepleri doğrultusunda daha çok hizmet ve daha çok yatırım yapmalarını gerektirmektedir. Sonuçta yerel yönetimlerin harcamaları her geçen yıl daha da artmaktadır. Yerel yönetimlerin gelir ve giderleri arasındaki dengeyi optimum noktada tutmak çok zor bir duruma gelmiştir. Benzer nedenlerle yerel yönetimlerin merkezi yönetimle başta mali ve yönetimsel olmak üzere tüm boyutlarının yeniden ele alınarak yapılandırılması hep gündemimizi işgal etmiştir.

 Bugünkü işleyişten hem halk hem de yöneticiler memnun değildir. Aşırı merkeziyetçilik, yerel yönetimlerde kaynak sıkıntısı, merkez yerel yönetim ilişkileri, sistem tıkanıklığı hep tartışıla gelmiştir.

Merkezi yönetimin her türlü yetkiyi tek başına kullanma eğiliminde olması başka bir ifadeyle merkezin ayrıntılara kadar inen bağlayıcı kararları ve gözetimi, taşrada görev yapan idarecileri yalnızca merkezin “emir ve isteklerini” yerine getiren memurlar konumuna sokmuştur. Halka karşı değil merkezi yönetime karşı sorumlu idareciler, yerel şartları değil merkezi yönetimin tercihlerini göz önüne almaktadırlar.

            Ankara bir memurun atanmasından  yer değiştirilmesine, bir köy yolunun asfalt kaplanmasından otoyol yapılmasına, köy köprüsünden Boğaziçi köprüsüne kadar, her konuda tek yetkilidir. Merkezi yönetim bu yapısıyla etkinliğini, hızını ve verimliliğini kaybetmiştir. Ülkemizdeki bu merkeziyetçi sistem devletin anayasal işleyişini de bozmuştur. Yasama organı asli görevinin yerine, fiilen yürütme görevini hükümet ve bürokrasiyle paylaşmış durumdadır.

Her türlü kararın merkezden alındığı bu modelde, kilitlenen işleri çözmek için halka yakın kişiler olarak Milletvekilleri devreye girmiştir. İşlerin hızlanması için Valiler, Kaymakamlar, Belediye Başkanları, Muhtarlar sık sık Ankara’ya gidip gelmek zorundadır. Böylece Milletvekilleri ağır iş yükü ve sorunlar altında yasama faaliyetleri ile ilgilenemez duruma gelmişlerdir. Milletvekilleri taşra ve merkez bürokrasisiyle çatışma hatta kavga etme durumunda kalmaktadırlar. Bu durum hem bürokratik yapının hem de siyasal yapının işleyişini bozmaktadır. Yetkisiz ve sorumsuz politikacılarla yetkili ve sorumlu bürokratlar arasında adeta örtülü bir savaş yaşanmaktadır.

            Bir yöredeki yerel hizmetlerin başkentteki politik pazarlıklar sonrasında kararlaştırılması, toplumsal sorumluluk, hesap verme ve demokratik katılım ilkelerine aykırıdır. Halktan uzak karar verilince halka karşı sorumlulukta azalmaktadır. Merkezdeki karmaşık bürokrasi içende hesap sorulabilecek muhatap bulabilmek de zaten mümkün değildir.

            Sınırsız bir özerklik kamu hizmetlerinin görülmesinde birlik ve ahengi bozabilir. Birliği  sağlamak, yerel yetki sınırlarının aşılmasını önlemek gibi amaçlarla merkezi yönetim yerel yönetimler üzerinde gözetim ve denetim uygular. Bu denetim ve gözetim yetkisi idari vesayet denetimi olarak isimlendirilir. Türkiye’ de merkezi yönetimin yerel yönetimler üzerindeki denetimi

-         atanmışların sürekli bekçiler olduğu,

-         seçilmiş yerel yöneticilerin siyasi kayırmalar yapacağı,

-         yeniden seçilme kaygısı nedeniyle yerel güçlerin etkisinde kalınacağı,

-         yerel çıkarların ulusal çıkarlara ters düşebileceği gibi sebeplerle,

ağırlaştırılmıştır.

            Yerel yönetimlerin bu gün başlıca gelir kaynağı merkezden aktarılan ödeneklerdir. Mali kaynaklar açısından yalnızca merkeze bağlı yerel yönetimler, iktidar partisinden farklı siyasi bir partilerden olunca, bu denetim yetkisi zaman zaman zulüm makinasına dönebilmektedir. Mahalli idareler çeşitli kanunlarla garanti altına alınmış vergi, resim, harç, ücret ve benzeri öz mali kaynaklara kavuşturulmadığı sürece, 1982 Anayasasının ifadesiyle görevleriyle orantılı gelir kaynakları sağlanmadığı sürece, özerk ve demokratik bir kimliğe kavuşması zor gözükmektedir.

         ATAY  USLU

 


| Lider | Haberler |İdare bilimi |  İdari sistem | Vatandaş için | Okuma | Yönetici | 88.dönem | İletişim Formu | İletişim | Linkler | Site Haritası |  Ana sayfa

Bu  sitenin  tüm hakları  A.  Uslu ya  aittir.                e-mail:  idare@kolayidare.com