|
Kapının
Tamiri
Kamunun ticareti, alımı-satımı hep toplumsal
yankılar uyandırmıştır. En büyük şirketin “devlet”
olduğu toplumlarda devlet kolay zenginleşme
kapısı olarak görülmüştür. Toplumlar kamularını
korumak adına ihale işlemleri için değişik düzenlemeler
yapmışlar/yaptırmışlardır
Anlayışlar değişmediği sürece mevzuat
hazretlerinin değişmesi çoğu zaman statükoyu
değiştiremiyor. İhale kanunu değişikliği ile beraber
kafa/zihniyet değişikliği de gerekiyor. Zihniyet
değişmediği sürece yeni çıkan bir çok kanunun kendisi
değişmek zorunda kalabiliyor.
Yolsuzlukların çok olduğu ve konuşulduğu bir
zaman diliminde ihale yasasını değiştirdik. Bu kez
yolsuzluk yerine yeni bir sorun ortaya çıktı: Hiç iş
yapamamak. Yasa ağır geldi : süreleri, ilan ve
ihaleye çıkma şartları iş yapmayı engelliyor diye
serzenişler her gün duyuldu . Ardından kendi
çıkardığımız kanunu aşmak için yöntemler
geliştirmeye başladık. İhale kanunlarına tabi
olmayan birlikler gibi…
Birlikler den bu yıl tüm köylerin içme suları
ve yolları yapılacak. Gerçekten ülkede dönüşümü
gerçekleştirecek işler…. Ama birlikler bu işleri
hiç bir ihale mevzuatına tabi olmadan mı
yapacaklar? Ya da hangi yöntemler kullanılacak?
Bizim kültürde özellikle küçük yörelerde
devlet kurumlarının yapacakları alımların o yöreden
olmasını isterler, yörenin önderleri! Para bizde
kalsın, para bizim para, neden yan ilçeden gelip bizim
işleri yapsınlar gibi serzenişler çokça duyulur.
Devletinin yabancı sermayeyi kendi ülkesine
getirmek için ne kadar çok uğraş verdiğini bilen ve
öven o taşralı önderler , mikro hesaplar nedeniyle
asla dışarı açılımı, etkileşimi kabul etmez.. Yan
ilçeden dahi ihalelere katılım asla kabul edilmez;
hatta “onlardan” biri dışındaki ihale taliplileri
çoktan “kovulmayı” hak ederler.
Şimdi dışarıdan taliplilerin katıl(a)madığı kamu
alımlarının birde herhangi bir usule tabi olmadan
yapıldığını düşünün!
Evvel
zaman içinde bir sarayın Salonu'nun giriş kapısının
tamiri gerekiyormuş. Konuyla ilgili görevli , iki ayrı
firmadan marangoz davet ederek kapıyı göstermiş fiyat
istemiş.
Birinci marangoz:
50 altına olur bu is, demiş..
20 altın malzeme, 20 altın isçilik, 10 altın da
kâr...
Görevli ikinci marangoza dönmüş.
Siz ayni işi kaça yaparsınız?
---- 250
altına...
----Nasıl olur bu kadar fiyat farkı?...
-100
altın bana, 100 altın size, demiş ikinci marangoz, 50
altın da bu arkadaşa veririz kapıyı yapar...
En büyük şirketin “devlet” olduğu toplularda
zenginleşme için zaman zaman devlete sızmalar
olmuş, bu sızmalar bazen bürokrat adıyla bazen de
siyasetçi adıyla yapılırmış.. Az daha unutuyordum;
bu sızmalar da yukarıdaki gibi kapıyı 50 altın
yerine 250 altına yaptırma işleri de çok çok
önceleri olurmuş. Zaten yeni olsaydı altın yerine YTL
kullanırdık değil mi!
Yeni kalın....
|