kolayidare ile idare etmek kolay....kolayidare
:kolayidare.com a Hos Geldiniz
   

kolayid@rewww.kolayidare.com

   

                     “KÖYLÜLÜKTEN   KURTULMAK”

         Nevşehirli nin  birisi  İstanbul  Kadıköy deki arkadaşını ilk kez ziyarete gider. Nevşehir li  şehirli olarak görür kendini; nede olsa  yaşadığı yerin adında şehir kelimesi vardır ve arkadaşının yaşadığı yerin adında da köy kelimesi vardır; Kadıköy.  Boğaza  varır ve birine sorar Kadıköy ü..  adam tüm sahili gösterince  burası Kadıköy diye bizim Nevşehirli birden değişir ve  buraya köy diyenler bizim Nevşehir e ne derler diye şehirli yelkenlerini birden bırakıverir  suya..  

            Bizde köylülük; tarımsal üreticilik, çiftçilik anlamında kullanıla geldi. Bu yüzden “köylülükten kurtulmak” sözünün telaffuzu bile sanki  milli,tarihi,  ailevi geleneklere hakaret ediliyormuş gibi tepkilere yol açıyor.  “Köylülük” ahlaki bir değer olmaktan ziyade, sosyolojik bir kategori olarak anlaşılmalıdır.  Köylülük çiftçilikle aynı şey değildir. Bir ekonomik üretim biçimi olan çiftçiliğin,  sadece ikamet anlamında kullanılan köylülükten çok farklı olduğu artık kabullenilmeye başlandı. 

             İngiltere de köylülük 1750 de bitmiştir. Batı  Avrupa da köylerin çözülmesi İngiltere de başlayan Sanayi devrimi ile hızlandı.  20. yüzyılın başlarında tüm Avrupa da köylülük ve köy hayatı tarihi bir tasfiyeye uğradı. Bugün  İngiltere de nüfusun yüzde 1.2 si köylü. Nüfusu bize yakın Fransa da ise 800 bin köylü var.  Fransa,  “eğer rakamı  yarıya düşürmezsek  bilgi çağını yakalayamayız” diyor. Ülkemizde  ise neredeyse nüfusumuzun yüzde 40’ı  köylü.  Bizdeki  köylü sayısı AB ülkelerinin tamamından fazla.  Dünyanın en büyük tarım ihracatçısı 270 milyonluk ABD de ise  yalnızca 3.5 milyon köylü var.

             Köylü  sayısı fazla olan ülkemizde, ” Rejim köylüyü memurlaştırdı” der Yazar Mehmet Altan ve devam eder:” Köylü, devletten geçinme mantığını çok fazla benimsemiş. Kendini devletin taban fiyatlarına endekslemiş. Eğer bir ülkede paylaşımı devlet yapıyorsa, o ülkenin fertleri emeklerini dünya standartlarında değerlendirecek bir atılım içine girmez, devletin kölesi olurlar. Türkiye'de 20 milyon çalışan nüfusun 11 milyonu tarımda bulunuyor. Resmi rakamlara göre devlette iki buçuk milyon memur ve işçi var. Bu yanlış. Çünkü 11 milyon köylü de devlette çalışıyor. Sonuçta devletin para ödediği 13.5 milyon adam var bu ülkede. “ 

            Köylere  bu gün  arazi  tapusunu beyan etmek suretiyle karşılıksız yardımlar  yapılmaktadır.  Sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı  teşvik genel müdürlüğü  köylülere birer ikişer inek, koyun dağıtarak  verimsizliği  ve üretimsizliği  teşvik etmektedir.  2007  kasımına  kadar Türkiye nin yolsuz ve susuz köyü kalmaması için  yaklaşık 3 milyon YTL (3 katrilyon lira)  ayrıldı. Oysa  Türkiye de yanlış olan; köy yerleşimi  ve  pazara yönelik olmayan köylülük mantığına  dayanan üretimdir yani  memurlaşan köylülüktür…   Yanlışı   teşvik ederek büyüten  politikalar doğru değildir.

           Ülkemizde 35 bin köy, 35 bine  yakın mezra,  oba,  kom vardır.   Bunları büyük  yerleşimlere yönlendirmemek hem kaynak israfı hem de  onları geriliklerle baş başa bırakmaktır. Teşvik ve destek üretene olmalıdır. Üretene ve üretmeye  destek istihdam sorununa da, yoksulluk sorununa da çaredir.

            Ekonomik  fakirliği çağrıştıran “köylülük”,  çiftçilikle  özdeşleştirilince  tarım ve üretim sorununu da  açmaza sokmaktadır. Bu gün bir çok batılı  ülkenin 1960 lı yılların başında ,  parçalı arazileri birleştirerek, büyük çiftliklere doğru  yönelmeyi teşvik ederek, tarımla uğraşanların sayısını düşürdüğü, tarımsal geliri ve verimi yükselttiği  bilinmektedir.  Osmanlı  toprak düzeni dahi  toprağı verimli kullanmayı sağlayan, parçalanmayı önleyen  kuralları barındırıyorken, Türkiye de hala bir tarım ve toprak politikası yoktur.   Tarımda  işveren ,  işçi, işletme gibi tanımlamalar yapılmamıştır. Bu gün köylü için daha fazla para isteyen ziraat odaları  dahi  bu kesimin verimsiz çalıştığını da  kabul etmektedir.

            Her türlü desteğe rağmen Türkiye nin nüfus dengelerinin kum saati, “köy-şehir” itibariyle tersine dönmüştür. Bu dönüşümde  köyleri ve  köylüleri büyük yerleşimlere yönlendirmek, tarım topraklarını büyük araziler  şeklinde birleştirdikten sonra modern tarzda üretim yapan tarım firmalarının tasarrufuna  açmak, tarımın hukuksal tanımını yapmak,  hem çiftçimize  nefes aldıracak, hem  tarımsal  verimimizi arttıracak hem de kaynak israflarını azaltacaktır.

         Şunu da  hatırlatayım artık medya sayesinde  dünya ile entegre olmaya başlayan köylülerimiz de şehir özlemi her geçen gün artmaktadır. Anadolu nun en doğusu sayılabilecek bir ilçede görev yapan bir kaymakam anlatmıştı; 14 şubat tarihinde kaymakam, eşiyle birlikte  yaklaşık 2 aydır kar nedeniyle yolu kapalı olan bir köye tebdili kıyafet yaparak  yol açma makinesinin hemen arkasından ulaşmış. Yolun açılışını bekleyen köylü kadınlarla sohbete başlayan kaymakam eşine sizler bugün buraya sevgililer gününü  romantik bir ortamda kutlamaya mı geldiniz diye sormazlar mı?  Ardından da köylü güzeli  genç bir  kız da sevinçle senin gibi  ben de şehre gelin oluyorum  demiş.  İşte köydeki değişim işte  köyden kurtuluş..  Biz de onun için diyoruz; köylüleşmeyi değil şehirleşmeyi teşvik edelim..

         Yeni kalın…..

            

A.     USLU  

25 şubat 2006  


| Lider | Haberler |İdare bilimi |  İdari sistem | Vatandaş için | Okuma | Yönetici | 88.dönem | İletişim Formu | İletişim | Linkler |  Ana sayfa

Bu  sitenin  tüm hakları  A.  Uslu ya  aittir.                e-mail:  idare@kolayidare.com