|
"Güneşi
görmek istiyorsan gölgeden çık..." Konfüçyüs
|
Başbakanlık’tan kamu yönetimi raporu: Paradigma iflas
etti, rönesans olmalı
Kamu yönetiminde yeniden yapılanmayı hedefleyen hükümet,
hazırladığı bir kitapla ‘mevcut durumun hantallığını’
tüm açıklığıyla ortaya koydu. ‘Değişimin Yönetimi İçin
Yönetimde Değişim’ başlıklı kitapta, devekuşuna
benzetilen ve bütün sorunların kaynağı gösterilen
bugünkü kamu yönetiminin çöktüğü ileri sürüldü.
Başbakanlık Müsteşarı Prof. Dr. Ömer Dinçer ile Devlet
Planlama Teşkilatı (DPT) uzmanı Dr. Cevdet Yılmaz
tarafından hazırlanan ve rapor niteliğindeki kitapta,
kamu yönetiminde yeniden yapılanmanın gerekçeleri
anlatıldı. Kitapta, “Sadece yönetim yapımızı değil,
yöretim paradigmamızı da değiştirmek kaçınılmaz hale
gelmiştir.” tespiti yer aldı. Dünyadan örneklerin de yer
aldığı 73 sayfalık kitapta öncelikli olarak Türkiye’nin
mevcut yönetim yapısı irdeleniyor. Yönetimin gerçek
işlevinden uzaklaştığı, kamunun gelirlerini verimli
kullanamayarak bütçe açığı oluşturduğu vurgulanıyor.
Türkiye’nin temiz toplum endeksinde 133 ülke arasında
77. sıraya düştüğüne işaret ediliyor. Mevcut sistemin
‘kafasını kuma gömme mantığı’yla sorunları ertelediği
kaydetiliyor. “Liyakata dayanmayan, vatandaşların temel
hak ve özgünlüklerine saygılı olmayan, saydamlıktan
yoksun uygulamalar, yönetimin meşruiyetine ve halkın
yönetimi sahiplenmesine zarar vermiştir. Artık yönetimde
zihniyet ve düşünüş kalıpları değişmeli. “Rönesans
olmadan reform olmaz” düşüncesiyle, önceliklerimizi
gözden geçirmeliyiz.” deniliyor.
Çözüm yerine sürekli sorun üreten bir yönetimin hakim
hale geldiğinin vurgulandığı kitapta, bu yönetim
anlayışı şu ilginç örneklerle anlatıldı:
Kamuda personel artıyor: Liyakat sistemi kurulamayışı,
performansa dayalı olmayan çalışma ve ücret sistemi,
verimliliğe dayalı olmayan aşırı ve dengesiz personel
yapısı söz konusu. 2003 Nisan verilerine göre kamuda,
memur, işçi ve diğer statülerde toplam 2,4 milyon kişi
çalışıyor. Kamu personeli, her yıl 2,67 oranında
artıyor. Çok sayıda personel atıl durumda.
Bu belediye sayısı fazla: Yerel yönetimlerin sayısında
optimum ölçeği dikkate almayan bir artış oldu. Belediye
nüfusunun sadece yüzde 11,7’sini 5 bin nüfusun altındaki
belediyeler barındırıyor. Bu, toplam 3 bin 212
belediyenin yüzde 67,2’sini oluşturmakta. Bu belediyeler
var olmadığında, toplam belediye sayısı bin 45’e
düşecektir. Yeni belediye kurulmasında 5 bin nüfus
kriterinin esas alınması anlamlı olacaktır. 16
büyükşehir belediyesinden 11’inin nüfusu bir milyonun
altındadır. Sadece, bir milyon nüfus kriteri esas
alındığında büyükşehir sayısı 5’e düşecektir.
Denetim ordusuna rağmen yolsuzluk: Kamu denetimi sistemi
yetersiz kaldı. Belediye ve KİT’ler hariç 50’den fazla
teftiş kurulunda toplam 23 bin 104 müfettiş, kontrolör,
denetmen, hesap uzmanı bulunuyor. Bütün bunlara rağmen
yaşanan yolsuzluk ve usulsüzlükler, kamu yönetimini
küçük düşürüyor.
Köy Hizmetleri, işsizlik sigortasına dönüştü: Köy
Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nün 1990’daki toplam
giderleri 971 milyon lira. Bu giderler içinde personel
harcamalarının payı yüzde 35, yatırım harcamalarının
payı ise yüzde 61. Borç yükü altındaki ve hantal bir
personel sistemiyle çalışan müdürlük, gerçek işlevinden
koparak son derece pahalı işsizlik sigortası yapısına
dönüştü.
İsraf bütçeyi zorluyor: Gereksiz yere kullanılan makam
aracı, lojman, hizmet binası ve dinlenme tesisleri var.
Sadece konsolide bütçe kapsamına giren kuruluşlarda, 85
binin üzerinde taşıt, 2 bin 645 sosyal tesis, 224 bin
401 lojman bulunuyor. Bunların giderleri, bütçeyi
olumsuz etkiliyor.
Gereksiz ve yıllardır bitmeyen yatırımlar: Yıllardır
tamamlanamayan yatırımlara harcama yapılıyor. 2002
yılında programdan çıkarılan projelerin toplam değeri, o
yılın fiyatlarıyla 2,5 katrilyon lira. Bu projelere 2001
yılı itibarıyla yapılmış olan kümülatif harcama tutarı
ise 500 trilyon. Çeşitli sektörlerde gerçekleşen
gereksiz yatırımlar israf oluşturuyor.
Özelleştirmeden gelen gitti: Kamu rasyonellikten uzak
çalışıyor. Bunun en güzel örneğini özelleştirmeler
oluşturuyor. 1986-2003 dönemi itibarıyla Özelleştirme
İdaresi, kapsamdaki 221 kuruluştan 153’ünü satabildi.
Kamu, buradan elde ettiği 10 milyar dolar gelirin
yaklaşık 4,8 milyar dolarını özelleştirme kapsamındaki
kuruluşlara sermaye aktarımı olarak kullandı. Hazine’ye
aktarılan kaynak ise sadece 3,4 milyar dolar oldu.
zaman |