|
SİYASETEN KAT’L
Hayali vaatler dünyası yada
yasak vebalı alan olarak gösterilen siyaset nedir?
-Toplum için ortak kararlar alma
süreci,
-Kolektif yaşamdan kaynaklanan
problemlerin çözümüne yönelik farklı fikirlerin su
yüzüne çıktığı, bu fikirlerin tartışıldığı,
yarıştırıldığı ve gerçekleştirildiği alan,
-İnsanları ve toplumu mutlu
kılmak için toplumsal kaynakların kullanımı,
-İktidara ilişkin ilişkilerin
cereyan ettiği alana yön vermek
-Doğruyu yaptırmak-yanlışı
yaptırmamak, çözüm bulmak sanatı…
Peki zaman zaman “siyasete
karışma” tavsiyeleriyle niçin karşılaşıyoruz? Yönetim
geleneğimizde siyaseten kat’l denen bir müessese
vardır. Osmanlı da bir çok yönetici siyasi
nedenlerle dar ağacına asılmış yada boğulmuştur. Hatta
Cumhuriyet döneminde benzer olaylar söz konusu
olmuştur; Rahmetli Adnan Menderes in idamı gibi…
Ayrıca ülkemizde zaman zaman
yaşanmış kargaşaların “siyasi kavgaların” sebebi
siyaset görülmüştür. Ama bu alana uzak kalmak çözüm
müdür? Siz siyasetle ilgilenmeseniz de siyaset
sizinle ilgilidir. Siyasete karışmamak
geleceğimizin yönetimini başkalarına bırakmaktır.
Çözüm üretim sürecine katılmayanlar sonuçlardan
yakınma hakkına sahip değildirler.
Siyasete müdahil olmanın
en aktif şekli demokratik siyasetin olmasa
olmazlarından sayılan siyasi partiler içinde bulunmak
ve iktidara (yönetime) talip olmaktır. İktidar
olup toplumun beklentilerine cevaplar aramak; yada
(demokratik siyasetin önemli bir süreci olan seçimleri
kaybedip) muhalefet olup kör inat ve cehaletten
sıyrılarak iktidara yanlışları yaptırmamak aktif
siyasetin en önemli kapısıdır. Siyaset yalnızca
siyasi partilerle yapılmaz. Sivil toplum örgütleri
yoluyla yada bireysel veya toplu inisiyatifler
oluşturup yönetilme sürecini sorgulama ve
tavsiyelerde bulunmak, kamuoyu oluşumuna katkılarda
bulunmak da siyasetin diğer ayaklarıdır.
Siyasetin olumsuz diğer bir
yüzü “Yalan söylenen” alan, siyasetçilerin
“yalancı” kişiler olarak algılanmasıdır. Aslında
siyasetçiler ne mutlak iyiler nede mutlak
kötülerdir, toplumun belki de ortalamasıdır. Çünkü
onlar yaşadıkları toplumun içinde yetişmişlerdir. Hem
bu alanda yalan söylendiğini düşünüyorsak yalan
söyleyenler kadar yalan söylenenlerinde sorumluluğu
vardır;
-Demokratik süreçte onları karar
mekanizmalarının başına getiren toplumun kendisidir.
-Siyasete talip olanların ve
uygulayanların cesurca sorgulanmaları gerekir;
Vaatlerinden, malvarlıklarına, icraatlarından
vizyonlarına kadar.. Hatta vaatlerini yerine
getirmeyen siyasetçilerden yasal ve yargısal yollarla
hesap sorulmalıyız.
Sadece insanımızın yaşadığı
yakın çevrenin her türlü sosyal ve altyapı
sorunlarının çözüm yeri değil, aynı zamanda
siyasete katılmanın ilk basamağı olması açısından
bir demokrasi okulu olan yerel yönetimler seçimine
az bir süre kaldığı bu günlerde şu soruları
sık sık sorabiliriz?
-Ne için adaysın? Seni diğer
adaylardan hangi özelliklerin ayırıyor? Sana ne
için oy vereceğim?
-Neler yapacaksın? Nasıl
yapacaksın? Bu konulardaki kanuni yetkilerin nedir,
kaynakların nedir?
-Vizyonun nedir? Misyonun ne olacak?
Sosyal ve altyapı
sorunlarını çözen; saydam, katılımcı, etkin,
verimli; kırtasiyecilikten, keyfilikten,
kayırıcılıktan uzak; liyakatli ve çalışkan ekipler
tarafından, yönetilen yönlendirilen sağlıklı ve
modern kentler - yaşam bölgeleri - bizler için bir
insan hakkı olması yanında gelecek nesiller
için de sorumluluğumuzdur.
Kim ne yapabilir, hangi
yetkilerle donatılmıştır, hangi hizmeti kimden
isteyeceğiz gibi sorular konusunda seçilenler kadar
seçenler de bilgi ve artı yorumlara sahip olmalıdır.
Böylece siyasette pasif değil aktif rol
alalım… Güzel bir hayatta yeni kalın.
23-02-2004
A.Uslu
idare@kolayidare.com |