kolayidare ile idare etmek kolay....kolayidare
:kolayidare.com a Hos Geldiniz
   

kolayid@rewww.kolayidare.com

   

                                  TARIM   VE  DEMOKRASİ…

            Batıda NGO olarak adlandırılan sivil  toplum örgütleri demokrasilerin vazgeçilmez unsurlarındandır.  Bir çok ileri ülkede  bu örgütler ülkeler ve hükümetler üzerinde baskı kurarak yada kamuoyunu yönlendirerek  ülke politikalarında etkili olurlar. Türkiye de de benzer bir çok dernek, oda ve  birlik vardır. 

               Rıfat  Hisarcıklıoğlu, Sinan Aygün,  Ömer Sabancı, Murat Yalçıntaş  isimlerini duymayanımız  yada bilmeyenimiz yoktur herhalde. Bu isimler sırasıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı, Ankara Ticaret Odası (ATO), Türk Sanayiciler ve İşadamları Derneği (TÜSİAD),  İstanbul Ticaret Odası (İTO)  başkanlarıdır.  Bu başkanları  hergün gazete ve televizyonlarda ya hükümetin  politikasını desteklerken  yada eleştirirken duyarız.  İş ve ticaret dünyasının patronlarını  yurt dışı gezilerinde çoğu zaman  Başbakanla  yan yanadırlar.  Başbakan, beraberinde götürdüğü işadamları ile birlikte iki yılda 47 ülkeyi toplam 87 kez ziyaret etti.

               Neden ? Sektörün sorunlarını aktarmak  yada daha çok ihracat ve üretim için  Devlet ve Hükümet yetkililerinden destek almak maksadıyla. Bu normal bir davranış artık dünyada. Aynı işlevi Fransız Cumhurbaşkanı, İngiltere Başbakanı yada Almanya Devlet Başkanının kendi ülkelerindeki  firmalar için yaptığını gömekteyiz.  hatta  firmaları için başka bir ülkenin Başbakanını  aradıklarını duymaktayız . Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac ve Almanya Başbakanı Gerhard Schröder'in Airbus uçaklarının satımı  için yaptıkları kulisi bilmeyen yoktur herhalde.   

                 Bu tür teşebbüsler tarım sektöründe neredeyse hiç görülmüyor.  Başbakanımızın son Antalya ziyaretinde  Rusya ile yaşanan  ihracat sıkıntısı ile ilgili bilgileri aldıktan sonra Putin i  araması ilk örnek belki de.   Tarım konusuyla uğraşan  örgütler,  odalar  neredeyse sesini hiç duyuramıyor.  En az % 35 i tarımla uğraşan ve geçinen  bir ülkede tarım odalarının  ve çiftçilerin seslerini daha gür çıkarmaları gerekmiyor mu ? Başbakan ın Rusya yada diğer yurtdışı  gezilerine  tarım sektörü temsilcileri, çiftçi  temsilcileri  neden   katılmazlar?  Biz  onları Başbakanla  yan yana neden göremeyiz ?  

          Biz  yıllarca ziraat odalarını, tarım kooperatiflerinden  üç beş kuruşluk indirimle gübre almak için çiftçi belgelerini mühürleyen koltuklar,  makamlar olarak görmüşüz. Bu  odaları ülke veya  ülkelerarası düzeyde bir  tarım politikalarını belirleyen  sivil toplum örgütleri gibi  görememişiz.  Hatta ilçelerde bu küçük  odalar  partiler  arasında  güç mücadelesine dönüşmüş,  üç beş kişiye koltuk verilmiş  ama kendilerini temsil eden kitlelerin talepleri  unutulmuştur.

                      Başbakan ERDOĞAN, Dünya Çiftçiler Günü  ( 14-15 MAYIS )  kutlamalarından sonra görüştüğü çiftçi temsilcilerinin sorunlarını dinlemiş ve bu sorunların kendisine bir rapor halinde iletilmesini istemiştir… 

           Ziraat  Odaları Birliği, Tarım Bakanlığı ve 9  Bölge çiftçi temsilcisi  5 sorunu rapor etmişlerdir.

Buğday fiyatları/alımlar

 Süt fiyatları

Tarım Sigortaları Kanunu

Gübre Desteğinde  ( Kdv indirimi)

Mazot Desteği (Ötv İndirimi)

 

                    Düşünüyorum da  meyve ya da  sebze üretim ve pazarlama sektöründeki  sorunlar neden  yetkililere iletilmedi ve o raporda yer almadı? Neden Rusya krizine kadar Başbakan sebze yada meyve üretimi ve pazarlaması sıkıntısını hissetmedi?  Her Antalya ziyaretinde turizm sektöründen bahsetti? Yada Kumluca yı ziyaretinde  defalarca toplu konut yada duble yoldan bahsetti de yalnızca bir kez domates, biber, salatalık ve portakal dedi?  Sorumluluğu kendimizde ve sorunlarımızı anlatamayan çiftçi örgütlerinde görmek çok da acımasız bir suçlama olmasa gerek.

                 Mutlaka  yetkililerin ve yöneticilerin  çiftçinin sorunlarını bilmesi gerekiyor. Ama Çiftçinin de sorunlarını ve geleceğe yönelik projeksiyonlarını  yöneticilere  aktarmaması  yada yeterince güçlü ve organize olamadığı için  aktaramaması;  en az sorunları geç algılayan yöneticiler kadar,  çiftçilerimizi ve örgütlerini  de  sorumlu ve suçlu kılmaktadır.   

              Sorunlar karşısında  suçlu aramak aslında  yanlış bir tutumdur. Doğru olanı sorunu çözmek için adım atmaktır.  O zaman bu ülkede meyve ve sebze üreticisinin,  çiftçisinin kendisinin ve gücünün farkına varması gerekiyor. Eğer Türk çiftçisi kendisinin farkına varsaydı çiftçi başına verilen destek Fransa’da, Türkiye’de verilenden 23 kat fazla olmazdı.  Hala  biz de suç yok diyorsanız  lütfen  “Ş. Şemsi  Bayraktar” ın  kim olduğu bana söyleyebilir misiniz?     Yeni  kalın.

                                                                               A.  USLU 

      


| Lider | Haberler |İdare bilimi |  İdari sistem | Vatandaş için | Okuma | Yönetici | 88.dönem | İletişim Formu | İletişim | Linkler |  Ana sayfa

Bu  sitenin  tüm hakları  A.  Uslu ya  aittir.                e-mail:  idare@kolayidare.com