kolayidare ile idare etmek kolay....kolayidare
:kolayidare.com a Hos Geldiniz
   

kolayid@rewww.kolayidare.com

   

Yaptığımız işi sevmeyi seçersek, her gün mutluluğun, anlamın ve tatminin sınırlarının daha genişlediğini görürüz

 

  Devlet Memurlarının Disiplin Suç ve Cezaları ile Soruşturması.

 

BİRİNCİ BÖLÜM

 

1. YÖNETİM HUKUKUNDA KAMU GÖREVLERİ........................................    4

  1.1 KAMU HİZMET KAVRAMI...................................................................  4

  1.2 KAMU GÖREVLİLERİ KAVRAMI.........................................................  5

    1.2.1 Doktrinde Kamu Görevlileri............................................................  5

    1.2.1.1 Dar Anlamda Kamu Görevlileri....................................................   5

    1.2.1.2 Geniş Alanda Kamu Görevlileri....................................................  6

    1.2.1.3 Devlet Memurları Kanununa Göre Kamu Görevlileri....................     6

    1.2.1.4 657 Sayılı DMK’na Göre Kamu Görevlileri...................................   7

      1.2.1.4.1 Memur.....................................................................................        7

      1.2.1.4.2 Sözleşmeli Personel................................................................ 7

      1.2.1.4.3 Geçici Personel ......................................................................        7

      1.2.1.4.4 İşçiler ......................................................................................       8

  1.3 MEMUR KAVRAMI.............................................................................. 8

  1.4 DİSİPLİN CEZALARI HAKKINDA GENEL BİLGİLER..........................    9

    1.4.1 Disiplin Kavramı .............................................................................        9

    1.4.2 Disiplin Cezaları Kavramı.............................................................. 10

    1.4.3 Disiplin Cezalarının Özellikleri ve TCK’da Düzenlenen Suçlardan

    Farkları...................................................................................................10

    1.4.4 Memurların Ödev ve Sorumlulukları İle Bunların Uymak Zorunda

    Oldukları Yasaklar..................................................................................12

 

İKİNCİ BÖLÜM

 

2. TARİHİ SÜREÇ İÇİNDE DİSİPLİN SUÇLARI........................................   15

  2.1 CUMHURİYET’İN İLANINDAN 657 SAYILI DMK’NA KADAR DİSİPLİN

  SUÇLARI..................................................................................................        15

  2.1.1 31 Mart 1926 Tarih ve 788 Sayılı Memurin Kanununda Düzenlenen   

  Disiplin Suçları..........................................................................................15

  2.1.2 Memurin Kanununda Düzenlenen Disiplin Cezalarının Uygulanacağı Fiil ve Haller................................................................................................16

    2.1.2.1 İhtarı Mucip Ahval Şunlardır....................................................... 16

    2.1.2.2 Tevbihi Mucip Ahval Şunlardır.................................................... 16

    2.1.2.3 Maaş Kat’ını Mucip Ahval Şunlardır............................................16

    2.1.2.4 Kıdem Tenzilini Mucip Ahval Şunlardır.......................................  17

    2.1.2.5 Sınıf Tenzilini Mucip Ahval Şunlardır..........................................  17

    2.1.2.6 İhracı Mucip Ahval Şunlardır.......................................................17

 

 

  2.2 14.7.1965 TARİH VE 657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNUN-  

  DA DÜZENLENEN DİSİPLİN CEZALARININ ÇEŞİTLERİ VE BU 

  CEZALARIN UYGULANACAĞI FİİL VE HALLER....................................17

    2.2.1 Uyarma..........................................................................................         18

    2.2.2 Kınama..........................................................................................         19

    2.2.3 Aylıktan Kesme............................................................................. 20

    2.2.4 Kademe İlerlemesinin Durdurulması.............................................   21

    2.2.5 Devlet Memurluğundan Çıkarma..................................................   22

  2.3 DEVLET MEMURLUĞUNDAN ÇIKARMAYI DÜZENLEYEN DİĞER

  KANUNLAR..............................................................................................         23

    2.3.1 2489 Sayılı Kefalet Kanunu........................................................... 23

    2.3.2 1050 Sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu...................................   24

    2.3.3 6245 Sayılı Harcırah Kanunu........................................................ 24

    2.3.4 1.3.1926 Tarih ve 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu...........................25

  2.4 657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNU DIŞINDA DİSİPLİN

  CEZALARINI DÜZENLEYEN BAZI KANUNLAR.....................................     25

    2.4.1 3201 Sayılı Emniyet Teşkilatı Kanuna Göre Disiplin Cezaları.......     25

    2.4.2 4357 Sayılı İlkokul Yönetici ve Öğretmenlerine İlişkin Kanuna Göre

    Disiplin Cezaları.....................................................................................          27

      2.4.2.1 Kusurlu Sayılmak..................................................................... 27

      2.4.2.2 Aylık Kesilmek......................................................................... 28

      2.4.2.3 Kıdem İndirmek........................................................................ 28

      2.4.2.4 Görevine Son Vermek.............................................................. 28

      2.4.2.5 Meslekten Çıkarmak................................................................. 29

    2.4.3 1702 Sayılı Orta Dereceli Okul Yönetici ve Öğretmenlerine İlişkin

    Kanuna Göre Disiplin Cezaları............................................................... 29

      2.4.3.1 İhbar ve Tevbih Cezaları Şu Hareketlere Karşı Verilir..............    30

      2.4.3.2 Ders Ücretlerinin Kesilmesi Cezası Şu Hallerde Verilir............     31

      2.4.3.3 Maaş Kesilmesi Cezası Şu Hallerde Verilir..............................    31

      2.4.3.4 Kıdem İndirilmesi Cezası Şu Hallerde Verilir............................   32

      2.4.3.5 Derece İndirilmesi Cezası Şu Hallerde Tatbik OIunur..............     32

      2.4.3.6 İstifa Etmiş Sayılmak................................................................ 32

      2.4.3.7 Meslekten Çıkarılmak Aşağıdaki Hallerde Tatbik Olunur.........      33

    2.4.4 2935 Sayılı Olağanüstü Hal Kanununa Göre Disiplin Cezaları.....      34

  2.5 GENEL DEĞERLENDİRME............................................................... 34

 

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

 

3. DİSİHLİN CEZASI VERMEYE YETKİLİ AMİR VEYA KURULLAR İLE DİSİPLİN SORUŞTURMASI.......................................................................35

  3.1 DİSİPLİN AMİRLERİ...........................................................................35

    3.1.1 Disiplin Amirlerinin Yetkileri........................................................... 37

    3.1.2 Disiplin Amirlerinin Sorumlulukları.................................................  38

  3.2 Sicil Amirleri İle Misyon Şeflerinin Yetkileri.........................................  38

  3.3 ATAMAYA YETKİLİ AMİRLER........................................................... 39

  3.4 DİSİPLİN KURULLARI....................................................................... 40

  3.5 DİSİPLİN VE YÜKSEK DİSİPLİN KURULLARININ TOPLANTI VE

  ÇALIŞMALARINA İLİŞKİN ESASLAR......................................................44

    3.5.1 Toplantı Yeter Sayısı..................................................................... 44

    3.5.2 Disiplin Kurullarının Karar Süresi ve Usulü....................................44

    3.5.3 Yüksek Disiplin Kurulu................................................................... 44

    3.5.4 Yüksek Disiplin Kurullarının Karar Süresi ve Usulleri....................    45

    3.5.5 Hakkında Devlet Memurluğundan Çıkarma Cezası Verilecek

    Memurun Hakları....................................................................................         45

    3.5.6 Kurulların Görüşme Usulü............................................................. 46

    3.5.7 Kararların Yazılması...................................................................... 46

    3.5.8 Kararların Tebliği........................................................................... 46

    3.5.9 Kurullarda Görev Alamayacak Olanlar..........................................   46

  3.6 DİSİPLİN SORUŞTURMASININ YAPILMASI....................................    46

    3.6.1 Suçun İşlendiğinin Öğrenilmesi..................................................... 46

    3.6.2 Soruşturmayı Yapmaya ve Yaptırmaya Yetkili Olanlar.................     47

    3.6.3 Zamanaşımı.................................................................................. 48

      3.6.3.1 Soruşturma Zamanaşımı.......................................................... 48

      3.6.3.2 Ceza Verme Zamanaşımı.........................................................49

    3.6.4 Soruşturmaya Başlanılması ve Yürütülmesi..................................   49

      3.6.4.1 Ceza Kovuşturması İle Disiplin Soruşturmasının Birarada

      Yürütülmesi...........................................................................................52

      3.6.4.2 Soruşturma Sonunda Fezlekenin Düzenlenmesi.....................     52

    3.6.5 Soruşturma Sonunda Yapılacak İşlemler.....................................    53

    3.6.6 Memurun Savunmasının Alınması................................................   53

    3.6.7 Karar Süresi..................................................................................         56

    3.6.8 Disiplin Cezalarının Uygulanması.................................................  57

    3.6.9 Disiplin Cezalarına İtiraz................................................................ 58

      3.6.9.1 Üst Makamlara veya Disiplin Kurullarına İtiraz.........................    58

      3.6.9.2 İdari Yargıya İtiraz.................................................................... 58

    3.6.10 Disiplin Cezalarının Bir Süre Sonra Sicilden Silinmesi................    60       3.7 GENEL DEĞERLENDİRME...............................................................                     61

 

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

 

4. DİSİPLİN CEZALARINDA ÖZEL DURUMLAR VE GÖREVDEN UZAKLAŞTIRMA........................................................................................ 65

  4.1 DİSİPLİN CEZALARINDA ÖZEL DURUMLAR...................................65

    4.1.1 Disiplin Cezalarından Aylıktan Kesme ve Kademe İlerlemesinin

    Durdurulması Cezasını Alanların Atanamayacağı Görevler..................     65

    4.1.2 Tekerrür........................................................................................          66

    4.1.3 Disiplin Cezalarında İndirim.......................................................... 67

    4.1.4 Yükselebilecekleri En Yüksel Derecenin Son Kademesinde

    Bulunanlar..............................................................................................         67

    4.1.5 Memurluktan Ayrılanların Durumu................................................   67

    4.1.6 Disiplin Soruşturmasına Engel Olan Durumlar..............................    69

  4.2 GÖREVDEN UZAKLAŞTIRMA...........................................................70

    4.2.1 Görevden Uzaklaştırma Amacı......................................................70

    4.2.2 Görevden Uzaklaştırmaya Yetkili Olanlar......................................   71

    4.2.3 Görevden Uzaklaştırılan Amirin Sorumluluğu................................72

    4.2.4 Ceza Kovuşturması Sırasında Görevden Uzaklaştırma................     73

    4.2.5 Görevden Uzaklaştırılan Memurun Hak ve Yükümlülükleri...........       73

    4.2.6 Tedbirin Kaldırılması......................................................................74

    4.2.7 Memurun Tekrar Göreve Başlatılmasının Zorunlu Olduğu Haller.        75

    4.2.8 Görevden Uzaklaştırma Tedbirinin Kaldırılmasında Amirin Takdiri75

    4.2.9 Görevden Uzaklaştırmanın Devam Edeceği Azami Süre..............     76

  4.3 GENEL DEĞERLENDİRME............................................................... 76

  SONUÇ.....................................................................................................78

  KAYNAKÇA.............................................................................................          79

 

 

 

 

 

 

                                                     GİRİŞ

 

         Kolektif ihtiyaçlar insanların bir arada yaşamalarının doğal sonucudur. Tek bir kişinin kendi başına bu ihtiyaçları karşılaması mümkün değildir, bu nedenle iş bölümü gelişmiş uzmanlıklar ortaya çıkmıştır. Devletin varlık sebeplerinden en önemlisi toplumun kolektif ihtiyaçlarını karşılamaktır. Kolektif ihtiyaçlar hukuki ve maddi olmak üzere iki kategoriye ayrılır. Hukuki ihtiyaçları soyut ve genel hukuk kuralı koyarak ve bu kuralları uygulayarak karşılayan devlet, maddi ihtiyaçlar içinse çeşitli kamu hizmetleri sunar.

        

         Devlet toplumun gerek hukuki gerek maddi ihtiyaçlarının karşılanmasında insan emeğinden faydalanır. Devletin toplumsal ihtiyaçları karşılarken hizmetini satın aldığı bu kişilere idare hukuku terminolojisi ile kamu personeli demekteyiz. Anayasanın 128 inci maddesinin birinci fıkrasında, “Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevler, memurlar  ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür” düzenlemesine yer vermek suretiyle bir anlamda memurun yapacağı görevler ifade edilmiştir.

       

          Kamu personeli görevini ifa ederken iki ana kurala uygun hareket etmek mecburiyetindedir. Bunlardan biri yaptığı hizmetin mevzuatta belirlenen prosedüre uygun olarak yerine getirilmesi, diğeri de çalıştığı kurum ve kuruluş ile ilişkilere, iş arkadaşları ve iş ortamıyla ilgili ve yaptığı göreve ilişkin kurallardır. Kamu personelinin görevini yapması kadar, bu görevi ifa ederken, kurumun düzenini ihlal etmemesi, işin zamanında yapılması, kurumun huzur ve sükununu bozmaması ve kurum tarafından belirlenen kaidelere uygun hareket etmesi de şüphesiz önemlidir.

       

          İşte hizmetin yapılmasını yada gereği gibi yapılmasını sağlamak , zamanında yapılmasını gerçekleştirmek, kurumun düzenini sağlamak amacıyla idare tarafından uygulanabilecek cezalar konmuştur ki bunları disiplin cezaları olarak adlandırıyoruz. Şüphesiz memurun işlediği suçlara ve ihlal ettiği kurallara karşı uygulanabilecek yegane müeyyide disiplin cezaları değildir. Ancak 4483 Sayılı Kanun, 1918 Sayılı Kanun gibi kanunlarda yer alan cezalar yargı, disiplin suçlarına ilişkin cezalar ise idare tarafından verilmektedir.

         Çalışmamızda, Türk kamu hukuku içerisinde disiplin hukukunun gelişimi, işleyişi, DMK dışındaki diğer personel kanunlarında düzenlenen diğer disiplin suçlarından bazılarını ele alacağız ve disiplin cezalarının uygulanmasında görülen aksaklıkları, disiplin cezalarının ihtiyacı ne oranda karşıladığını belirtip yeni değişikliklerin gerekip gerekmediği sorusuna cevap arayacağız.

         657 Sayılı Yasanın 125, maddesine eklenen bir fıkra ile saklı tutulan özel disiplin mevzuatı hükümleri oldukça değişik yasa ve tüzüklerde yer almış bulunmaktadır. Çalışmamızda konuyu çok fazla dağıtmamak için Mülki İdareyle daha fazla ilgili olduğu kanaatiyle 3201, 4357, 1702, 2935Sayılı kanunlarla getirilen disiplin cezası uygulamalarına yer vereceğiz. .926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu’ nda düzenlenen disiplin cezalarını, yapılan görevin niteliğindeki farklılık ve özel uygulamalara yer verilmesinin gerekliliği nedeniyle inceleme dışı bırakıyoruz. 2547 Sayılı Yüksek Öğretim Kanunuyla ve 2802 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunlarıyla getirilen disiplin cezalarını da  inceleme konusu dışında bırakacağız.

       

          Çalışmamızın ilk bölümünde; kamu hizmeti, memur ve disiplin cezalarına ilişkin genel bilgi ve özelliklere değinilecektir.

       

          İkinci bölümde tarihsel süreç içerisinde, Cumhuriyetten önceki dönem, Cumhuriyetten sonraki dönem ve 657 Sayılı Kanunun yürürlük dönemlerinde uygulanan disiplin cezaları ve bu cezaların uygulanacağı fiil ve haller incelenmiştir. Ayrıca bu bölümde devlet memurluğundan çıkarmayı düzenleyen özel kanunlara değinilmiş ve disiplin suç ve cezalarını düzenleyen özel kanunlardaki disiplin cezaları ele alınmıştır.

 

         Üçüncü bölümde; disiplin cezası vermeye yetkili amir ve disiplin kurulları ile bu disiplin kurullarının toplanma, karar verme ve benzeri görevleri disiplin soruşturması usul ve şartlarına ilişkin konular ile disiplin cezalarının verilmesi, uygulanması ve verilen disiplin cezalarına itiraz incelenmiştir.

 

         Dördüncü bölümde; disiplin cezalarında özel durumlar ile görevden uzaklaştırma ve görevden uzaklaştırmaya ilişkin usul ve esaslar incelenmiştir.

 

         Sonuç bölümünde; çalışmadan elde edilen bulgular neticesinde disiplin hukukunun aksayan ve ihtiyaca cevap vermekte zorlanan yönlerine ilişkin öneriler yer almaktadır.

 

                                                 BİRNCİ BÖLÜM

 

                           1.YÖNETİM HUKUKUNDA KAMU GÖREVLİLERİ

 

 1.1  KAMU HİZMETİ KAVRAMI

 

         Kamu hizmeti deyimi, değişik anlamalarda kullanılmaktadır. Kamu hizmeti bazen “faaliyet, iş, uğraş ” anlamında, kullanılır. Örneğin Anayasanın 128 inci maddesinde düzenlenen “Devletin, kamu iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinim getirdiği asli ve sürekli görevler memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür” ifadesindeki “kamu hizmeti” deyimi “faaliyet, iş, uğraş” anlamında, yine Anayasanın 70 inci maddesindeki “Her Türk, kamu hizmetlerine girmek hakkına sahiptir” ifadesindeki “kamu hizmeti” ise “kamu kuruluşları” anlamında kullanılmıştır.

 

                  Kamu hizmeti genel olarak öğretide “bir kamu kurumunun ya kendisi tarafından, ya da yakın gözetimi altında, özel girişim eliyle kamuya sağlanan hizmetler” olarak tanımlanır. Kamu hizmeti kavramı, hem kamu yönetiminin uğraş alanının hem de idari yargının görev alanının belirlenmesinde yardımcı olan bir kavramdır.(Gözübüyük, 1989, s.7)

 

         Bugün için geçerli sayılabilecek bir kamu hizmeti tanımı vermemiz gerekir ise, şu tanımı verebiliriz:Siyasal organlar tarafından kamuya yararlı olarak kabul edilen, bir kamu kuruluşunun ya kendisi ya da yakın gözetimi ve denetimi altında özel kesim tarafından yürütülen faaliyetlerdir.(Gözübüyük, 1989, s.7)

        

         Bir faaliyetin kamu hizmeti sayılabilmesi, her şeyden önce siyasal organların iradesine bağlı olduğuna göre öncelikle kanun koyucunun iradesine bakmak gerekecektir. Buna göre, kanunda bir faaliyetin kamu hizmeti olduğu belirtilmiş ise sorun yoktur. Ancak kanunda böyle bir açıklık yoksa belli kriterlere başvurmak suretiyle kanun koyucunun iradesini belirlemek gerekecektir. Bu ölçütlerin belli başlıları ise; söz konusu faaliyetin yürütülmesi için kamulaştırma, ceza kesme veya tekel kurma gibi kamusal yetki ve usulleri, bu faaliyetin yürütülmesine ilişkin olarak yapılacak sözleşmelerde özel hukuku aşan kayıt ve şartların bulunmasıdır. Bu ölçütlerden bir veya bir kaçının bulunması, söz konusu faaliyetin özel kesim faaliyetlerinden farklı bir faaliyet olarak görülmesine ve kamu hizmeti olarak kabul edilmesine yeterli olacaktır.

 

 1.2 KAMU GÖREVLİLERİ KAVRAMI

         

 1.2.1 Doktrinde Kamu Görevlileri

 

         Kamu görevlileri deyimi çoğu kez biri dar, diğeri geniş olmak üzere iki anlamda kullanılır. İster dar anlamda, ister geniş anlamda olsun birinin kamu görevlisi sayılabilmesi için, kamu kesimindeki bir örgüte bağlı olarak çalışması gerekir. Kamu hizmeti gören herkes kamu görevlisi değildir. Örneğin, avukat kamu hizmeti görür. Kamu hizmeti gören avukatın kamu görevlisi olabilmesi için, bir kamu kurumuna bağlı olarak çalışması gerekir. Serbest çalışan bir avukat kamu görevlisi değildir.

 

 1.2.1.1 Dar Anlamda Kamu Görevlileri

 

         Dar anlamda kamu görevlileri deyimi, Anayasa’ nın 128 inci maddesinde belirtildiği gibi, “kamu kurum ve kuruluşlarının genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri yürüten ...” kişileri kapsar. Bunlar devlet memurları ile diğer kamu görevlileridir.

 

 1.2.1.2 Geniş Anlamda Kamu Görevlileri

 

         Kamu görevlileri deyimi geniş anlamda kullanıldığında, kamu kesiminde görev yapan, hukuksal durumları birbirinden farklı olan tüm kamu görevlilerini kapsar.

 

         Diğer kamu görevlileri deyimi 1982 Anayasasıyla hukuk literatürümüze girmiştir. Bunlarda, memurlar gibi, genel idare esaslarına göre, kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli görevleri yürütürler. Bunlarında memurlar gibi, nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hak ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenlenmesi gerekir. Memurların dışında kalan diğer kamu görevlileri kapsamına hakim ve savcılar, askerler, üniversite öğretim üyeleri gibi ayrı personel rejimine tabi kamu görevlileri girmektedir. Diğer kamu görevlilerinin de idare hukuku esaslarına göre çalıştırılması gerekmektedir.

       

          Devletin siyasal yapısını oluşturan görevliler ile özel hukuka tabi olan ve kamu kesiminde çalışanlar, dar anlamda kamu görevlileri deyiminin dışında kalır.(657 sayılı kanun, md.4)

       

 1.2.1.3 Devlet Memurları Kanunu’ na Göre Kamu Görevlileri

 

          Devlet Memurları Kanunu, kendi uygulama alanı içinde olan, kamu kesiminde çalışan görevlileri dört kümede toplamıştır. Bunlar; memurlar, sözleşmeli personel, geçici görevliler ve işçilerdir. DMK’ nın uygulandığı kurumlarda bu dört tür kamu görevlisi dışında kamu görevlisi çalıştırılamaz.

 

         DMK’ dan önce kamu görevlileri, memur ve hizmetli olmak üzere iki ana kümede toplanıyordu. Bunlardan başka, kamu kurumlarında işçiler, gündelikli teknik personel, sözleşmeli personel gibi çeşitli adlar altında kamu görevlileri kullanılıyordu. DMK, bu karışık duruma son vererek kamu kesiminde çalışanları yukarıda değinildiği gibi dört kümede toplamıştır.

 

1.2.1.4  657 Sayılı DMK’ na Göre Kamu Görevlilerinin Çeşitleri

 

        1.2.1.4.1 Memur

 

         Mevcut kuruluş biçimine bakılmaksızın, devlet ve diğer kamu tüzel kişilerince genel idare esaslarına göre yürütülen asli ve sürekli kamu hizmetlerini ifa ile görevlendirilenler, bu kanunun uygulamasında memur sayılır.

 

 1.1.1.4.2 Sözleşmeli Personel

 

         Kalkınma palanı, yıllık program ve iş programlarında yer alan önemli projelerin, hazırlanması, gerçekleştirilmesi, işletilmesi ve işlerliği için şart olan, zaruri ve istisnai hallere münhasır olmak üzere özel bir meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç gösteren geçici işlerde, kurumun teklifi üzerine Devlet Personel Başkanlığı ve Maliye Bakanlığı’ nın görüşleri alınarak Bakanlar Kurulu’ nca geçici olarak sözleşmeyle çalıştırılmasına karar verilen ve işçi sayılmayan kamu hizmeti görevlileridir.( DMK’ nın 36 ıncı maddesinin  II-Teknik Hizmetler Sınıfında belirtilen görevlerde yukarıdaki fıkra uyarınca çalıştırılanlar için, işin geçici şartı aranmaz.)Bunlara ödenecek ücretlerin üst sınırları Bakanla Kurulunca kararlaştırılır.

 

1.2.1.4.3 Geçici Personel

 

         Bir yıldan az süreli veya mevsimlik hizmet olduğuna Devlet Personel Başkanlığı’ nın ve Maliye Bakanlığı’ nın görüşlerine dayanılarak Bakanlar Kurulunca karar verilen görevlerde ve belirtilen ücret ve adet sınırları içinde sözleşme ile çalıştırılan ve işçi sayılmayan kimselerdir.

 

1.1.1.4.3 İşçiler

 

         (a), (b), ve (c) fıkralarında belirtilenler dışında kalan kişilerdir. Bunlar hakkında bu kanun hükümleri uygulanmaz.(DMK, md. 4 )

 

1.3 MEMUR KAVRAMI

 

         Türk hukukunda memur tanımı Anayasamızda ve çeşitli kanunlarda tanımı yapılmıştır. Anayasamızın 128 inci maddesindeki tanıma çeşitli vesilelerle daha önce değindik. Şimdi kısaca 657 Sayılı kanun ile Türk Ceza Kanununun memur tanımlarına bakalım.

       

 Aşağıda sayacağımız özellikleri taşıyanlar 657 Sayılı DMK’ na göre memur sayılır:

·        Mevcut kuruluş biçimine bakılmaksızın devlet ve diğer kamu tüzel kişiliklerinde çalışılması.

·        Hizmetin genel idare esaslarına göre yürütülmesi, görevin kamu hizmeti olması

·        Hizmetin asli ve sürekli bir görev olması

 

          Ceza Kanunun tatbikatında;

 a) Devamlı veya muvakkat surette teşrii, idari veya adli bir amme vazifesi gören devlet ve diğer her türlü amme müesseseleri  memur; müstahdemleri;

b) Devamlı veya muvakkat, ücretsiz veya ücretli, ihtiyari veya mecburi olarak teşrii, idari veya adli bir amme vazifesi gören kimseler memur sayılır şeklinde tanımlama yapılmaktadır. Memur tanımı burada çok geniş tutulmuştur.

 

1.4 DİSİPLİN CEZALARI HAKKINDA GENEL BİLGİLER

 

         1.4.1 Disiplin Kavramı

 

         Disiplin Fransızca kökenli bir terimdir. Sıkı düzen, yön ve yöntem, yordam

anlamındadır. “Disciple” sözcüğünden türetilmiştir. Sözcüğün tam anlamı “ lider izleyicidir”.Kavram liderlik ve isteklendirmeyle ilgilidir.

             

                  D. Mehmet DOĞAN, “ Büyük Türkçe Sözlük” te disiplin kavramının çeşitli anlamlarını şöyle sıralamaktadır:  (Doğan, 1990, S. 265)

  a)   Kanun ve nizamların tam hakimiyeti,

          b) Kanun ve nizamlara tam uyma durumu,

          c)  Nizam, intizam,

                

                    Prof. Sadrettin SÜRBAHAN ise “Disiplin Cezaları ve Uygulaması” adlı eserinde şu tanımaları verir: ( Sürbahan, 1976, s.13)

a)  Disiplin kanunlara, nizamlara ve kurallara uyma eğilimidir,

b)  Disiplin aldığı emirleri tartışmasız yerine getiren kişinin niteliğidir,

c)   Disiplin yönetim düzeni içinde yer alan kişilerin uymakla yükümlü olduğu kurallardır,

d)   Disiplin belli bir yol izleyen bilgi ve becerilerin tümüdür.

 

Bütün bu tanımların ortak noktası kurallara uyulmasının istenmesidir. Bir yerde disiplin olabilmesi için : (Türk İdare Dergisi, Aralık 1989, s.64)

1)     Belirli bir sitem veya kurulu bir düzenin olması,

2)   Bu sistem veya düzenin devamı ve aksamaması için önceden konulmuş kuralların bulunması,

3)   Bu sistem veya düzenin yürütülmesinde görevli kişilerin belirli kurallara uyumlu davranışta bulunması gerekir.

 

1.4.2 Disiplin Cezası Kavramı

 

Disiplin cezası, Kamu hukuku sahasında görev yapan memurlara önceden belirlenmiş hukuk kurallarının öngördüğü koşullarda uygulanan idari nitelikteki yasal yaptırımlardır. Bu kurallar ceza kanunlarıyla belirlenmiş kurallar olabileceği gibi; ayrıca belirlenmiş   ve sadece kamu kurumlarını ilgilendiren  kurallar da olabilir.

 

Disiplin cezaları ile korunmak istenen hukuki değer, kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesini sağlayacak kamusal çalışma düzeninin korunmasıdır.

 

Disiplin cezaları : bir kamu veya özel teşkilat düzenini devem ettirmek, onun, verimli ,süratli ve yararlı bir biçimde çalışmasını sağlamak, onur ve saygınlığını korumak için personel hakkında uygulanacak idari ceza yaptırımlarıdır.

 

1.4.3 Disiplin Cezalarının Özellikleri ve Türk Ceza Kanunu’nda Düzenlenen Suçlardan Farkları

 

Disiplin cezalarının özelliklerini ve genel cezadan farklılığını şöyle sıralayabiliriz.

a) Disiplin cezaları yasaldır. Anayasada, DMK da ve bir takım özel kanunlarında disiplin cezalarına ilişkin hükümler getirilmiştir. Disiplin  cezaları  genel cezalardan farklı olarak yalnızca memurlara uygulanır.

b) Ceza hukuku toplumsal niteliktedir, toplumsal düzenin ihlali, onun değer hükümlerine aykırı davranışların müeyyide altına alınması amacıyla konulmuştur. Disiplin hukuku ise teşkilat, kurum, ve memuriyete ilişkin aykırı davranışların ve fiillerin müeyyide altına alınması amacıyla konulmuştur.

c) Genel ceza, etki ve sonuçları açısından daha ağırdır. Kişinin hayatı, hak ve hürriyetleri, malları ve sosyal durumu da cezalandırma içine girebilir. Disiplin cezası ise, sadece memurun meslek hayatı veya meslek hakları üzerinde etkili olabilir.

d) Genel ceza yargısal kararlarla verilir. Disiplin cezası ise disiplin amirleri veya yetkili disiplin kurulları tarafından verilir.

e) Ceza kanuna göre suç teşkil eden bir fiilden dolayı ilgili kişi memur değilse, ancak bir ceza verilir, oysa Devlet Memurları Kanunun 131 inci maddesinin 2 inci fıkrası memurun ceza kanuna göre mahkum olması veya olmaması halleri, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olmaz hükmüne göre, hem de disiplin hukukuna göre ceza verilebililr.Yine aynı maddeye göre memur hakkında ceza kanuna göre takipsizlik veya beraata hükmolunmuşsa disiplin cezası verilmesine engel değildir.

f) Kanunsuz suç ve ceza olmaz ilkesi disiplin cezaları yönünden de geçerlidir. Kanunu suç saymadığı bir fiil yada davranış için kimse cezalandırılamaz. Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan yasa uygulanır. Daha sonra yürürlüğe giren yasa, yürürlük tarihinden önceki fiil ve davranışlara uygulanmaz. Ancak lehde olan değişiklik geriye yürür. Bu ilke disiplin hukuku için de geçerlidir. 

g) Disiplin cezalarında suça teşebbüs haline herhangi bir müeyyide getirilmemiştir. TCK’ da ise teşebbüs cezalandırılmıştır.

h) Disiplin suçları ertelenemez. Genel cezada ise tecil söz konusu olabilmektedir.

I) Şikayetten vazgeçme, disiplin cezasının soruşturma ve uygulanmasını durdurmaz. Disiplin suçları şikayete bağlı suçlar değildir. TCK’ da bazı suçların takibi şikayete bağlanmıştır.

1.4.4 Memurlarının  Ödev ve Sorumlulukları ile Bunların Uymak Zorunda Oldukları Yasaklar

            Devlet memurlarının ödev ve yükümlülükleri ile uymaları zorunlu olan yasaklar 657 Sayılı Devlet Memurları Kanununda yer almıştır. Bu ilkelere aykırı davranışlar ,çoğunlukla cezai yaptırımların dayanağını oluşturmaktadır.

         Ödev ve sorumlulukları şu şekilde sıralayabiliriz:

         a) Devlet memurları Türkiye Cumhuriyeti Anayasasına sadakatle bağlı kalmak ve TC kanunlarını sadakatle uygulamak zorundadırlar.(DMK, md. 6)

         b) Devlet memurları, resmi sıfatların gerektirdiği itibar ve güvene layık olduklarını, hizmet içindeki ve dışındaki davranışlarıyla göstermek zorundadırlar.(DMK, md. 8)

         c) Devlet memurlarından yurt dışında görevli bulunanlar, devlet itibarını veya haysiyetini zedeleyici davranışlarda bulunamazlar.(DMK, md. 9)

         d) Devlet memuru amirin verdiği emirleri yerine getirmekle görevlidir. Devlet memuru amirinden aldığı emri, Anayasa, kanun, tüzük ve yönetmelik hükümlerine aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri verene bildirir. Amir emrinde ısrar eder ve bu emri yazı ile yinelerse, memur bu emri yapmaya mecburdur. Ancak emrin yerine getirilmesinden doğacak sorumluluk emri verene aittir.

         Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir surette yerine getirilmez, yerine getiren kimse sorumluluktan kurtulamaz. Acele hallerde kamu düzeninin ve kamu güvenliğinin korunması için kanunla gösterilen istisnalar saklıdır. (DMK, md. 11)

         e) Devlet memurları görevlerini dikkat ve itina ile yerine getirmek zorundadır. (DMK, md. 12)

          f) Devlet memurları, görevleri sona erdiği zaman ellerinde bulunan görevle ilgili resmi belgeleri, araç ve gereçleri iade etmek zorundadırlar. ( DMK, md. 16)

         

          Devlet memurlarının uymak zorunda oldukları yasakları ise şu şekilde sıralayabiliriz:

     a) Devlet memurları siyasi partilere üye olamazlar, herhangi bir siyasi parti  veya kişinim yararını veya zararını hedef tutan bir davranışta bulunamazlar, görevlerini yerine getirirken dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayrılığı yapamazlar. ( DMK, md. 7)

                    b) Devlet memurları, basına bilgi ve demeç vermek için yetkili kılınmalıdır. Yetkili olmayanlar basına bilgi ve demeç veremezler. ( DMK, md.15)

                    c) Birden fazla devlet memurunun toplu olarak söz ve yazı ile müracaatları ve şikayetleri yasaktır, kamu hizmetlerini aksatacak şekilde birlikte çekilemezler.( DMK, md. 26)

                    d) Devlet memurları grev kararı alamazlar, grev düzenleyemezler, ilan edemezler, grev yapılması ile ilgili propaganda yapamazlar, herhangi bir greve katılamazlar, destekleyemezler veya grevi teşvik edemezler.( DMK, md. 27)

                    e) Devlet memurları ticaret ve kazanç getirici faaliyette bulunamazlar.( DMK, md.28)

                    f) Devlet memurlarının hediye almaları görevleri sırasında olmasa bile yarar sağlama amacıyla hediye kabul etmeleri, iş sahiplerinden ödünç para istemeleri yasaktır.( DMK, md. 29)

                    g) Devlet memurları, kendi denetimi altında bulunan, görevi veya kurumu ile ilgisi olan teşebbüsten menfaat sağlayamazlar.( DMK, md. 30) 

                    h) Devlet memurlarının, kamu hizmetleri ile ilgili gizli bilgileri, görevlerinden ayrılmış dahi olsalar, yetkili bakanın yazılı izni olmadıkça açıklamaları yasaktır.( DMK, md.31)

 

 

 

 

 

 

 

 

                                                   İKİNCİ BÖLÜM

                             2. TARİHİ SÜREÇ İÇİNDE DİSİPLİN SUÇLARI

                          2.1 CUMHURİYETİN İLANINDAN 657 SAYILI DMK’NA KADAR DİSİPLİN SUÇLARI

                          2.1.1 31 Mart 1926 Tarih ve 788 sayılı Memurin Kanununda Düzenlenen Disiplin Suçları

                          Bu kanun disiplin konusunu, dönemine göre modern esaslara dayandırmıştır. Bu kanunun getirdiği disiplin hükümleri kırk yıldan fazla uygulama alanında kalmıştır.788 sayılı Memurin kanununda düzenlenen disiplin suçları:

                          a)İhtar:Memuru görevinde dikkate davettir amiri veya inzibat komisyonu tarafından verilebilir. Bu cezaya karşı itiraz edilmez ve bu ceza sicile geçmez.

                          b) Tevbih: Memurun idari ve inzibati nakısası dolayısıyla muayyen bir fiilden muatebe edilmesidir.

                          c) Maaş Kat’ı : Memurun bir haftadan on beş güne kadar maaşının kesilmesidir.

                          d) Kıdem Tenzili: Memurun yalnız terfiine müessir olmak üzere kıdeminden üç aydan bir aya kadar tenzildir.

                          e) Sınıf Tenzili: Memurun maaş itibariyle bir mertebe madununa indirilmesidir.

                           f) Memuriyetten İhraç: Memurun bir daha memuriyette kullanılmamak üzere memuriyetten çıkarmaktır.

                           Yukarıdaki cezalardan her birinin üç defa tekerrürü, bir defa ağır cezayı müstelzimdir.( 788 sayılı Memurin Kanunu, md26)

              

                          2.1.2 Memurin Kanunu’nda Düzenlenen Disiplin Cezalarının Uygulanacağı Fiil ve Haller

                          2.1.2.1 İhtarı Mucip Ahval Şunlardır:

                 Vazifede lakaydilik göstermek, vazifeden kendisini ziyarete gelenlerden ashabı mesalihten maade kimselerle iş başında görüşmeyi itiyat etmek ve rüfekasına dürüst muamelelerde bulunmamak, vakara münafi hareket, kanunlar, nizamlar, talimatlar veya emirler ve kararlar ile muayyen hususat hakkında bila lüzum iş’ar ve işti’şarda bulunmak ve telgraf keşidesinde israf eylemek, istilamlara muayyen müddet zarfında cevap vermemek, işte intizamsızlık göstermek. ( Memurin Kanunu md. 28)

                2.1.2.2 Tevbihi mucip Ahval Şunlardır:

                Bir meselenin evrakını bila sebep bir masada bir günden ziyade alıkoymak, maiyetindeki memur ve müstahdemleri zati işlerinde kullanmak, görevi başına iki defa mazeretsiz geç gelmek veya erken gitmek veyahut bir ay içinde izinsiz ve mazeretsiz bir gün gelmemek, memuriyet haysiyetini kıracak harekette bulunmak, görevi başında amirine hürmetsizlik etmek. (Memurin Kanunu, md. 29)

                2.1.2.3 Maaş Kat’ını Mucip Ahval Şunlardır:

                Saklanılmayacak ve hafifletilmeyecek derecede sarhoşluk, astına ve iş sahibine kötü muamele etmek, bir ayda bir günden fazla sekiz günden az mazeretsiz veya izinsiz görevine devam etmemek, şahsa ait olarak yapılan müracaatlarda ilgililere işin sonucu hakkında bilgi vermek. (Memurin Kanunu, md. 30)

                2.1.2.4 Kıdem Tenzilini Mucip Ahval Şunlardır:

                Bir ayda yedi ve bir yılda toplam yirmi günden az mazeretsiz ve izinsiz göreve devam etmemek, kanunlara ve nizamlara uygun verilen emri yerine getirmemek. ( Memurin Kanunu, md. 31)

                 2.1.2.5 Sınıf Tenzilini Mucip Ahval Şunlardır:

                         Kumar oynamak, vazifesi başına sarhoş gelmek, hava oyunu oynamak, muayyen terfi müddeti zarfında ceman iki ay mazeretsiz ve mezuniyetsiz devamsızlığı görülmek. ( Memurin Kanunu, md.32)

                         2.1.2.5 İhracı Mucip Ahval Şunlardır:

                         Sarhoşluğu itiyat edinmek, ar ve hicabı mucip harekette bulunmak, harp, ihtilal, isyan gibi fevkalade ahvalde bila emir ve bila zaruret vazife-i memuriyetini terk etmek, memuriyetine ait mahrem dosyalar münderecatını ifşa etmek. ( Memurin Kanunu, md.33)

 

                         2.2   14.07.1965 TARİH VE 657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNU’NDA DÜZENLENEN DİSİPLİN CEZALARININ ÇEŞİTLERİ VE BU CEZALARIN UYGULANACAĞI FİİL VE HALLER

                         657 Sayılı DMK’nun 124 üncü maddesine göre disiplin suçları kanunların, tüzüklerin ve yönetmeliklerin uyulmasını zorunlu kıldığı hususları yapmamak; kanunların tüzüklerin ve yönetmeliklerin devlet memuru olarak emrettiği ödevleri yurt içinde veya dışında yerine getirmemek; kanunların, tüzüklerin ve yönetmeliklerin yasakladığı işleri yapmak, şeklinde oluşur kesin hükmü vardır. Aynı kanunun 125 inci maddesinde bunlar için uyarma, kınama, aylıktan keme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve devlet memurluğundan çıkarma olmak üzere beş tane disiplin cezası öngörülmüştür.

                        Aynı maddede, söz konusu cezalar yanında, bu cezaları gerektiren eylem, durum ve işlemler açıkça sayılmıştır. Disiplin cezalarının hangi durumlarda verileceğinin bu şekilde açıkça kanunda sayılması, memurlar açısından güvence olarak görülebilir. Ancak maddenin dördüncü fıkrasında bu sistemin bir istisnası söz konusudur. Bu fıkrada daha evvel sayılan ve disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallere nitelik ve ağırlıkları itibariyle benzer eylemlerde bulunanlara da aynı nitelikte disiplin cezası verileceği belirtilmektedir.

                         2.2.1 Uyarma

                         Memura görevinde ve davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı ile bildirilmesidir.

                         Uyarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:

       a) Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak,

       b) Özürsüz veya izinsiz olarak göreve geç gelmek, erken ayrılmak, görev mahallini terk etmek,

       c) Kurumca belirlenen tasarruf tedbirlerine riayet etmemek,

       d) Usulsüz müracaat veya şikayette bulunmak,

       e) Devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve davranışta bulunmak,

       f) Görevine veya iş sahiplerine karşı kayıtsızlık göstermek veya ilgisiz kalmak

       g) Belirlenen kılık kıyafet hükümlerine aykırı davranmak

       h) Görevin işbirliği içinde yapılması ilkesine aykırı davranışlarda bulunmak

       2.2.2 Kınama

       Memura, görevinde ve davranışlarında kusurlu olduğunun yazı ile bildirilmesidir.

      Kınama cezasını gerektiren fiil ve hareketler şunlardır:

             a) Verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde,

       görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında kusurlu davranmak,

             b) Eşlerin, reşit olmayan veya mahcurlu olan çocukların kazanç getiren sürekli faaliyetlerini belirlenen sürede kurumuna bildirmemek,

c)     Görev sırasında amire hal ve hareketi ile saygısız davranmak,

d)     Hizmet dışında devlet memurunun itibar ve güven duygusunu  sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak,

          e) Devlete ait resmi belge, araç gereç ve benzeri eşyayı özel işlerinde     kullanmak,

f)  Devlete ait resmi belge, araç gereç ve benzeri eşyayı kaybetmek,

g) İş arkadaşlarına, maiyetindeki personele ve iş sahiplerine kötü muamelede bulunmak,

h) İş arkadaşlarına ve iş sahiplerine söz veya hareketle sataşmak,

ı) Görev mahallinde genel ahlak ve edep dışı davranışlarda bulunmak ve bu tür yazı yazmak, işaret, resim, ve benzeri şekiller çizmek ve yapmak,

j) Verilen emirlere itiraz etmek,

k) Borçlarını kasten ödemeyerek hakkında yasal yollara başvurulmasına neden olmak,

l) Kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak

2.2.3 Aylıktan Kesme

Mamurun,brüt aylığının 1/30- 1/8’i arasında kesinti yapılmasıdır. Aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:

    a) Kasıtlı olarak; verilen görev ve görevleri tam ve zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek, görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçleri korumamak, bakımını yapmamak, hor kullanmak,

b) Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek,

c) Devlete ait resmi belge, araç, gereç ve benzerlerini özel menfaat sağlamak için kullanmak,

     d) Görevle ilgili yükümlü olduğu kişilere yalan ve yanlış beyanda bulunmak,

e)     Görev sırasında amirine sözle saygısızlık etmek,

     f) Görev yeri sınırları içerisinde herhangi bir yeri toplantı, tören ve   benzeri amaçlarla izinsiz olarak kullanımına yardımcı olmak,

            g)  İkamet ettiği ilin hudutlarını izinsiz terketmek,

     h)  Toplu müracaat ve şikayet etmek,

     I) Hizmet içinde devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışta bulunmak.

      2.2.4 Kademe İlerlemesinin Durdurulması

      Fiilin ağırlık derecesine göre memurun, bulunduğu kademede ilerlemesinin 1-3 yıl durdurulmasıdır.

      Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:

a)    Göreve sarhoş gelmek, görev yerinde alkollü içki içmek,

b)    Özürsüz ve izinsiz 3-9 gün süreyle gelmemek,

c)    Görevi ile ilgili olarak her ne şekilde olursa olsun çıkar sağlamak,

d) Amirine veya maiyetindekilere karşı küçük düşürücü veya aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak,

e) Görev yeri sınırları içinde herhangi bir yeri toplantı ve tören ve benzeri amaçlarla izinsiz kullanmak veya kullandırmak

 f)  Gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlemek,

    g)Yetkili olmadığı halde basına, haber ajanslarına ve radyo ve     televizyon kurumlarına bilgi vermek,

 h) Ticaret yapmak yada devlet memurlarına yasaklanan diğer kazanç getirici faaliyetlerde bulunmak,

  ı) Görevin yerine getirilmesinde dil, ırk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayırımı yapmak, kişilerin yarar veya zararını hedef tutan davranışlarda bulunmak,

   j) Belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde bulunmamak,

  k) Açıklanması yasaklanan bilgileri açıklamak,

   l) Amirine, maiyetindeki, iş arkadaşları veya iş sahiplerine hakarette bulunmak veya bunları tehdit etmek,

        m) Diplomatik statüsünden yararlanmak suretiyle yurt dışında, haklı bir sebep göstermeksizin ödeme kabiliyetinin üstünde borçlanmak ve borçlarını ödemekteki tutum ve davranışlarıyla devlet itibarını zedelemek veya zorunlu bir sebebe dayanmaksızın borcunu ödemeden yurda dönmek,

        n) Verilen görev ve emirleri kasten yapmamak,

                          o) Herhangi bir siyasi parti yararına veya zararına fiilen faaliyette bulunmak.

                  2.2.5 Devlet Memurluğundan Çıkarma

       Bir daha devlet memurluğuna alınmamak üzer memurluktan çıkarmaktır.

       Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren fiil ve haller şunlardır:

       a) İdeolojik ve siyasi amaçlarla kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak, boykot, işgal, engelleme, işi yavaşlatma ve grev gibi eylemlere katılmak veya bu amaçlarla toplu olarak göreve gelmemek, bunları tahrik ve teşvik etmek veya yardımda bulunmak,

       b) Yasaklanmış her türlü yayını veya siyasi veya ideolojik amaçlı bildiri afiş, pankart, bant ve benzerlerini basmak, çoğaltmak, dağıtmak veya bunları kurumların herhangi bir yerine asmak veya teşhir etmek,

      c)  Siyasi partiye girmek,

d) Özürsüz olarak bir yılda toplam 20 gün göreve gelmemek,

                e) Savaş, olağanüstü hal, veya genel afetlere ilişkin konularda amirlerin verdiği görev veya emirleri yapmamak,

  f)     Amirlere ve maiyetindekilere fiili tecavüzde bulunmak,

                g)   Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak nitelik ve derecede yüz    kızartıcı ve utanç verici hareketlerde bulunmak ,

                         h) Yetki almadan gizli belgeleri açıklamak, 

                 ı) Siyasi ve ideolojik eylemlerden arananları görev mahallinde gizlemek,

                 j)  Yurt dışında devletin itibarını düşürecek veya görev haysiyetini zedeleyecek tutum ve davranışlarda bulunmak,

                 k) 5816 Sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen Suçlar Hakkındaki Kanun’ aykırı fiilleri işlemek. (DMK, md. 125)

 

                 2.3 DEVLET MEMURLUĞUNDAN ÇIKARMAYI DÜZENLEYEN DİĞER KANUNLAR

2.3.1     2489 sayılı Kefalet Kanunu

       Kefalet Kanununun 6 ncı maddesine göre; devlet memurlarının bazıları, nakit ve ayniyat muhafızı durumundadırlar. Farklı görev ve sorumlulukları olan bu memurların kefalete tabi görevde iken teftiş ve soruşturma sonunda zimmet ve ihtilası tespit olduğu taktirde memurluktan çıkarılmaları zorunludur.( 2489 Sayılı Kefalet Kanunu, md.6)

2.3.2     1050 Sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu

       Genel Muhasebe Kanununa göre memurların devlet görevlerinin yürütülmesi amacıyla iyi niyetle yaptıkları ve devlet zararına yol açmayan gerçek dışı belge düzenlemesi, alınmamış eşya ve malzemeyi alınmış gibi göstermesi ve henüz yapılmamış veya tamamlanmamış inşaat ve imalat için yapılmış gibi keşif raporu düzenlemesi, bütün bu belgeleri bilerek imzalaması ve onaması halinde 1050 sayıl kanunun 22 nci maddesi disiplin cezası uygulamasını uygun görmüştür.

        Her mutemet mali yıl sonunda henüz mahsubunu yapmadığı harcamalara ait tahakkuk belgelerini ve artan parayı saymanlığa teslim etmekle yükümlüdür. Yıl sonunda izlemeye rağmen mahsubu yapılmamış harcama belgelerini teslim ve avansı iade etmeyen mutemetler artan parayı zimmetlerine geçirdikleri kabul edilerek, Maliye Bakanı'nın istemi üzerine hangi sınıf ve meslekten olursa olsun, memurluktan çıkarılır.(1050 Sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu, md.88)

2.3.3     6245 sayılı Harcırah Kanunu

Harcırah Kanununa göre; maddi hatalar dışında hak ediş miktarını arttıracak şekilde gerçeğe aykırı harcırah beyannamesi veren memurlar hakkında, bağlı bulundukları disiplin kurulunun kararı ile işlenen suçun niteliğine göre disiplin cezalarından birisi veya memurluktan çıkarma cezası uygulanır. Suçlu hakkında idarece verilen disiplin cezaları cezai kovuşturmaya engel değildir. (6245 Sayılı Harcırah Kanunu, md.60)

2.3.4     1.3.1926 Tarih ve 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu

TCK’ na göre; beş yıldan fazla ağır hapse mahkum olan kimseler ölünceye kadar kamu hizmetlerinden yasaklılık cezası ile de cezalandırılmış olurlar. Kamu hizmetlerinden yasaklılık cezasının ayrıca hükmedilmesine gerek yoktur.

Ayrıca ceza ne olursa olsun, zimmet, ihtilasen zimmet, zimmet sayılmayan emniyeti suistimal, irtikap ve rüşvet suçlarından hükümlülük halinde memuriyetten süresiz çıkarılma cezası verilir.( TCK, md.31)

2.4  657 SAYILI DEVLETMEMURLARI KANUNU DIŞINDA DİSİPLİN CEZALARINI DÜZENLEYEN BAZI KANUNLAR

2.4.1  3201 Sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununa Göre Disiplin Cezaları

 

657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 19.2.1980 gün ve 2261 Sayılı Yasayla eklenen ek geçici 54. Madde gereğince, aynı Yasa'nın 1. Maddesi kapsamında bulunan Emniyet teşkilatı mensuplarının disiplin işlemleri, Devlet Memurları Yası ile kendi özel mevzuatları  çerçevesinde yürütülmektedir. Devlet Memurları Yasası'nın 125. maddesi " özel kanunlardaki disiplin suç ve cezalarını "; 126. Maddesi  ise  "özel kanunların disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullarla ilgili hükümlerini" saklı tutmuştur. Bu düzenlemeler ışığında konuya bakıldığında, emniyet mensupları için, öncelikle kendi yasalarındaki disiplin   suçları ve cezaları göz önünde bulundurulacak ve yine kendi yasalarındaki yetkili makam ve kurullara öncelik verilecektir. Ancak, kendi mevzuatlarında  hüküm olmayan hallerde ve konularda 657 sayılı Devlet memurları Kanunu'nun da yer alan düzenlemelere ve hükümlerine müracaat edeceklerdir. Örneğin, soruşturma zaman aşımı, karar süresi, itiraz ve buna benzer konular için Devlet memurları Kanunu devreye girecektir.

DMK’da düzenlenen disiplin cezalarından farklı olarak 3201 Sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununda kısa süreli durdurma ( memurun bulunduğu kademede ilerlemesinin4, 6, veya 10 ay için durdurulmasıdır), uzun süreli durdurma ( memurun bulunduğu kademede ilerlemesinin 12, 16, 20 veya 24 ay durdurulmasıdır) ve meslekten çıkarma ( memurun, emniyet örgütü hizmetlerinde bir daha çalıştırılmamak üzere meslekten çıkarılmasıdır) disiplin cezaları düzenlenmiştir.

Yürürlükte olan düzenlemede ceza vermeye yetkili kurullar; İl Polis disiplin kurulları, Eğitim ve Öğretim Kurullarındaki Polis disiplin Kurulları, Emniyet genel Müdürlüğü Merkez Disiplin Kurulu, Emniyet Genel Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu ve İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulu olarak belirlenmektedir.

Bu kurulların kimlerden teşekkül edeceği ve ceza verebilecekleri personel  ve uygulamaya yetkili olduğu cezalar, yasayla açıkça belirlenmiştir.(2261 Sayılı Yasa. Ek madde 1-2) Bu kurullardan sadece Bakanlık Yüksek  Disiplin Kurulu  ( 24.10.1982 gün ve 17848 Sayılı  Resmi Gazete'de yayımlanan Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında yönetmeliğin 3 ve 4. Maddelerine göre) genel hükümlere göre teşekkül eder

Emniyet teşkilatı mensupları için  hangi sınıf ve derecede olursa olsun Devlet Memurluğundan çıkarma cezası genel hükümler çerçevesinde yalnız İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunca verilir.

Doğrudan ceza vermeye yetkili makamlar ise, İçişleri Bakanı, Emniyet Genel Müdürü, valiler,il emniyet müdürleri, Polis Enstitüsü Müdürü, Polis Öğretim ve Eğitim Kurumlarının Müdürleri, kaymakamlar,emniyet amiri ve komiserlerdir.

Yukarıdaki sınıf ve unvanlara sahip görevlilerden emniyet amiri ve komiserler sadece uyarma ve kınama cezası vermeye, diğerleri ise uyarma, kınama cezaları ile birlikte aylıktan kesme cezasını da vermeye yetkilidirler.

Bu unvanlara sahip görevlilerin ceza verebilecekleri personel ve uygulamaya yetkili oldukları  cezalar, 3201 Sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'na 2261 sayılı Yasa ile eklenen ek madde 6'da belirtilmiştir.

2.4.2      4357 Sayılı ilkokul Yönetici ve Öğretmenlerine İlişken Kanuna Göre Disiplin Cezaları

İlkokul yönetici ve öğretmenleri için uygulanacak disiplin cezaları 4357 sayılı Kanun  ile düzenlenmiştir. Bu Kanun’ un  7 nci maddesine göre verilecek disiplin cezaları şunlardır.

2.4.2.1       Kusurlu Sayılmak :

Görevini yaparken İhmali görülenler için uygulanan bir ceza türüdür. Bu cezaya itiraz edilmez.

2.4.2.2       Aylık Kesilmek :

Görevini yapmadıkları veya yapanlara güçlük çıkarttıkları, onların çalışma iteklerini sözleri ve hareketleri ile kırdıkları, Okulu veya öğrenciyi herhangi bir şekilde zarara uğrattıkları sabit olanlara verilen bir cezadır. Ceza eylemi ağırlığına göre seferinde bir günlükten üç günlüğe kadar, ikinci seferinde üç günlükten  15 günlüğe kadar aylık kesilmesi şeklinde uygulanacaktır.

      

2.4.2.3        Kıdem İndirmek :  

Öğretmenlik şerefini ihlal edici hallerde bulundukları, meslektaşlarının veya talebenin haklarını kasten zarara uğrattıkları sabit olanlara suçlarının derecesine göre bir yıldan dört yıla kadar kıdem indirme cezası verilir.

2.4.2.4        Görevine Son Vermek:

Talebesine, okul mensuplarına iftira eden veya  ettirenlerle bir kıdem müddeti içinde iki defadan fazla on beş günlük ücret veya maaş kesilmek cezasının alan veya başkalarını vazifelerini yapmamaya teşvik ederek okulun çalışmasının aksattığı sabit olan öğretmenlerin altı aydan iki seneye kadar vazifelerine son verilir. Bu cezaya çarptırılan öğretmenler ceza gördükleri tarihten itibaren ceza müddetlerinin sona ermesine kadar tekrar öğretmenliğe tayin edilemezler. Bu müddetin sonunda bunların yeniden öğretmenliğe tayinleri caizdir.

Bu cezanın 657 sayılı Kanun’ da önceden yer alan ve sonradan kaldırılan “görevden geçici olarak çıkarma” cezasının eşiti olması gerekir. Zira; bu cezayı gerektiren eylemi yapan memur 6 aydan 2 yıla kadar görevinden ayrılmakta, ancak bu süre sonunda tekrar öğretmenliğe alınabilmektedir. Görevden geçici olarak çıkarmada memurun kadrosu saklı kalmakta, göreve son vermede ise kadro kaldırılmaktadır. İki tür ceza arasındaki en önemli fark buradadır. İkinci önemli fark da görevden geçici olarak çıkarmada, belirli sürenin sonunda memurun görevine yeniden alınması zorunlu, görevine son verilen memurun tekrar alınması ise idarenin takdirine bağlı olduğudur.

2.4.2.5       Meslekten Çıkartmak:

Bu cezayı gerektiren eylemi yapan memur, bir daha öğretmenlik mesleğine alınmamak kaydıyla meslekten çıkartılır.

4357 sayılı Kanunda açıklanmayan konularda ise bunlar hakkında 657 sayılı Kanun hükümleri uygulanacaktır.69

Yukarıda değinilen Kanunda düzenlenen disiplin suçlarından aylık kesilmek cezası dışındaki disiplin cezaları 657 sayılı DMK’ da düzenlenmeyen cezalardır.

 

2.4.3. 1702 sayılı Orta dereceli Okul Yönetici ve Öğretmenlerine İlişkin Kanun’ a Göre Disiplin Cezaları

 

Orta dereceli okul yönetici ve öğretmenleri hakkında uygulanacak disiplin hükümleri 1702 sayılı Kanun’ un 19 uncu maddesinde yer almıştır. Bu maddeye göre bunlara verilecek olan disiplin cezaları şunlardır:

a)    İhbar,

b)    Tevbih,

c)    Ders ücretlerinin kesilmesi,

d)    Maaş kesilmesi,

e)    Kıdem indirilmesi,

f)      Derece indirilmesi,

g)    İstifa etmiş sayılmak,

h)    Vekalet emrine alınmak,

i)       Meslekten çıkarılmak,

j)       Devlet memurluğundan çıkarılmak 70  

 

 

2.4.3.1 İhbar ve tevbih cezaları şu hareketlere karşı verilir:

a) Talimatname ve emirler mucibince lazım olan vazifelerin ifasında kusur etmek (bu halin neticesinde bir şahıs veya müessese zarar görürse zararın mahiyet ve derecesine göre daha ağır ceza veribebilir);

b) Mektep dahil ve haricinde muallimlik vakarına uymayacak hareketlerde bulunmak;

c) Arkadaşlarına ve talebesine karşı kaba muamelede bulunmak ve kaba lisan kullanmak;

d)    Amirlerine karşı hürmetsiz tavır göstermek;

e)    Talebenin vazifelerini tasnif etmemek;

f)      Yoklama ve imtihan evrakını idareye vaktinde teslim etmemek;

g)    Vazifeye geç gelmek veya vazifeden erken çıkmak.

Yukarıdaki hallerin ilk defasında ihtar, tekrarında tevbih cezası

verilir.

2.4.3.2 Ders ücretinin kesilmesi cezası şu hallerde verilir:

a) Kabule şayan mazereti olmadan derse girmemek veyahut girdiği halde dersten başka bir şeyle meşgul olmak;

b) İnzibat ve muallimler meclisi ve mübaayat komisyonu içtimalarına mazeretsiz olarak devam etmemek (bu son halin ilkinde ihtar, ikinci defasında ücret kesilmek cezası verilir);

c) Bir ay zarfında iki defadan ziyade derse geç gelmek;

Derse gelmeyen veya dershanede dersten başka bir işle meşgul olan muallimin maaşından kesilecek miktarı tayin için dört hafta bir ay itibar olunarak muallimin maaş yekunu bir ay zarfında girmeye mecbur olduğu ders adedine taksim olunur ve boş geçen her ders saati için muallimin maaşından bu miktar ilk alacağı aylığından kesilir.

Uhdesinde fazla ders olan muallimin fazla aldığı ücret; asıl maaşına zammedilerek ders ücreti bu yekuna göre hesap olunur.

Mazeret sebebi ile derse girmeyen muallimin mazeretini en çok üç gün zarfında ihbar ve bir hafta içinde de ispat etmesi lazımdır. Yoksa ceza tatbik olunur.

2.4.3.3 Maaş kesilmesi cezası şu hallerde verilir:

a)    Arkadaşlarına ve iş için gelenlere fena muamele etmek;

b)    Mektebin   binasının  ve  eşyasının  muhafazasına   ihtimam

göstermemek;

c)    Talimaname ile uhdesine verilen işleri kasten yapmamak;

d)    Telebeyi dövmek;

e)    Aynı   suçtan  dolayı  iki  defa  tevbih  aldığı  halde  o  fiili  tekrar

etmek,

f)      Arkadaşlarını ve maiyetini başkası yanında tahkir etmek;

g)    Gözlenmesi   ve   belli   edilmemesi   kabil olmayacak derecede

sarhoş olarak gezmek.

         Maaş, fiilin derecesine göre bir günlükten on beş günlüğe kadar kesilir. Daha ziyade kesilmez.

         2.4.3.4 Kıdem indirilmesi cezası şu hallerde verilir:

a)    İmtihanlarda not takdirinde bitaraflıktan ayrılmak,

b)    Amirine karşı harekette bulunmak.

 

2.4.3.5 Derece indirilmesi cezası şu hallerde tatbik olunur:

a)    Sarhoş olarak mektebe gelmek,

b)    Kumar  oynamayı  itiyat  edinmek  veya umumi  yerlerde  kumar

mahiyetinde oyunlarla vakit geçirmek,

c)    Bir tarafı korumak veya mağdur etmek kasdıyla memur olduğu tahkikatı esaslı bir surette yapmamak.

2.4.3.6 İstifa etmiş sayılmak:

a)    Yeni   tayin  edildiği  vazifeye,  mazeretsiz  olarak  on  beş  gün

zarfında başlamayan,

         b) Ders senesi başında vazifesine mazereti olmadan vaktinde gelmeyen,

         c) Ders senesi içinde mazereti olmadan bir hafta fasılasız mektebe gelmeyen,

         d) Bir sene zarfında dört defa ders ücreti kesilme cezasına uğrayan müdür, baş muallim ve muallim ve ilk tedrisat müfettişi istifa etmiş sayılır.

 

         2.4.3.7 Meslekten çıkarılmak aşağıdaki hallerde tatbik olunur:

         a) Gerek talebeye karşı ve gerek hariçte muallimlik sıfatıyla telif edilmeyen iffetsizliği sabit olan,

b) Talebeyi, Vekaletin ve mektebin amirleri ve muallim ve memurları aleyhine itaatsizliğe teşvik eden,

c) Müdür, baş muallim ve muallimlerle ilk tedrisat müfettişlerinden talebesine kopya verenler.

Devlet memurluğundan ihraç cezası 657 sayılı DMK’na tabidir.

Disiplin cezalarının tatbik edileceği fiil ve haller 657 sayılı Kanunda düzenlenen fiil ve hallerden çok büyük farklılık arz etmektedir. Disiplin cezası olarak da Devlet memurluğundan çıkarılmak, ihtar ve tevbih 657 sayılı DMK’ndaki disiplin cezalarında düzenlenmiştir.

2.4.3      2935 Sayılı Olağanüstü Hal Kanununa Göre Disiplin Cezaları

      Olağan Üstü Hal Kanunu, Bölge Valisi ve görevlendirilmeleri veya görevli olmaları halinde ilk valisi, adli ve askeri personel hariç olmak üzere bölgelerinde çalışan ve DMK kapsamına giren bütün personele bu kanun uyarınca verilen görevleri yapmamaları veya savsaklamaları veya alınan tedbirlere uymamaları halinde, tabi oldukları disiplin mevzuatında bu fiillerin disiplin cezası gerektirip gerektirmediğine bakılmaksızın, durumun ağırlığını dikkate alarak uyarma, kınama ve aylıktan kesme disiplin cezalarını doğrudan doğruya vermeye ve uygulamaya yetkilidirler.

      Bölge ve il Valisi, askeri ve adli personel hariç olmak üzere birinci fıkra kapsamı dışında kalan kamu görevlileri ile diğer görevliler hakkında da yukarıda belirtilen eylemlerinden dolayı brüt aylık ücretlerinin 1/30-1/8’ i arasında belirleyeceği miktarda ücret kesme cezası uygulayabilirler. (Olağan Üstü Hal Kanunu, md. 32) 

   2.5 GENEL DEĞERLENDİRME

      1)    Uyarma cezasını düzenleyen DMK’ nun 125/A-a; verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasına kayıtsızlık göstermek hükmü, amir veya bir üstün verdiği emrin tam yapılması işlemin eksiksiz yerine getirilmesini ifade eder. Ancak verilen hangi emir ve görevlerin olduğu ya da olacağı veyahut da hangi sınırlar içerisindeki emir ve görevler olacağı belirtilmemiştir. Verilen emir ve görevin konusu hukuken yapılması gereken işlemin kendisidir.(Alver, 1996, s.310) Emrin zamanında yapılması hususu iki yönlüdür. Biri süreli işlerde işin; kanunda, tüzükte ve yönetmelikte belirlenen süre içerisinde tamamlanmasıdır. Diğeri takdiri süredir. Takdiri süre, amir ve bir üst tarafından işin bitirilmesi için belirlenen süredir. Bu süre işin yapılabilmesi için uygun olmalıdır. Birkaç günde tamamlanabilecek bir işin, birkaç saatte tamamlanması hususunda verilen emir kasdi olup, işin süresinde bitirilmemesine dayanılarak cezalandırılmaya gidilemez. Verilen yazılı ve sözlü emirlerin kanunlara, tüzüklere ve yönetmeliklere uygun olması gerektiği yönünde yasada bir açıklık yoktur.

       2)  DMK’ da özürsüz veya izinsiz olarak göreve geç gelmek, görevden erken ayrılmak, görev mahallini terk etmek  fiillerine uyarma cezası öngörülmüştür. İşe geç gelmek veya işten erken ayrılmak; mesai mesai saatinin başlamasından veya bitiminden geç yada erken olması durumudur. Mesai saatinin başlamasından 5 dakika gecikme ile 1-2 saatlik gecikme arasında yasaya göre fark yoktur. Onun için amirlerin bunu çok iyi değerlendirmesi çok iyi taktir etmesi gerekir.

          3) DMK’ nun 125/A-c maddesinde kurumca belirlenen tasarruf tedbirlerine riayet etmemek fiili uyarma cezasını gerektirir. Uygulamada tasarruf tedbirleri memurun bağlı olduğu kurum tarafından belirlendiği gibi Başbakanlıkça da belirlenebilmektedir. Ancak yasa maddesinde Başbakanlıkça belirlenen tasarruf tedbirleri yer almıyor. Bu nedenle Başbakanlıkça belirlenen tasarruf tedbirlerine riayet etmeyen bir memura uyarma cezası verilip verilmeyeceği açık değildir, fakat kanımca yasa maddesini Başbakanlık tasarruf tedbirlerini de içine alacak şekilde yorumlamak gerekir.

       4)  DMK’ nun 125/B-d maddesine göre hizmet dışında devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak fiili kınama cezasını gerektirir. Bu düzenleme adeta memurun özel hayatına müdahale edebilecek bir düzenlemedir. Devlet memuru hizmet dışında normal bir vatandaştır. Bir vatandaşın toplum hayatında uyması gereken her türlü kural devlet memurunun da hizmet dışında uyması gereken kurallardır. Bu düzenlemeyle idareye son derece geniş yetki ve takdir hakkı verilmiştir. Devlet memuru da diğer insanlar gibi hizmet dışında devletin koymuş olduğu kurallara, yaptırımlara ve toplumsal baskı ya tabidir.

       5) DMK/D-c maddesi görevi ile ilgili olarak her ne şekilde olursa olsun çıkar sağlamak düzenlemesinde ki çıkar sağlamayı geniş anlamda düşünmek gerekir. Çıkar sağlama maddi veya vaad şeklinde gerçekleşebilir. Maddi anlamda çıkar sağlama para, mal yada bir şeyin değişimi şeklinde olabilir. Vaad şeklinde çıkar sağlamak; henüz vaad edilen şeyin mülkiyetine sahip olunmamakla birlikte, ileride sahip olunmasını sağlayacak sözün verilmesidir. Ayrıca rütbe, bir üst derece memuriyet gibi hakların, hak edilmeden sağlanması da çıkar sağlamaktır.( Alver, 1996, s.317)

       6) Daha öncede değindiğimiz gibi DMK’ nun 125. Maddesinde disiplin cezası gerektiren fiil ve haller sayıldıktan sonra, bunlara benzer durumlarında cezalandırılacağı belirtilmiştir. Burada ki “ve benzeri “ ifadesi uygulama alanını genişletmiştir. TCK’n da kıyas yapılarak ceza verilmesi yasaklandığı halde disiplin hukukunda kıyas bu yolla uygulama alanı bulmuştur.

 

 

 

 

 

 

                                         ÜÇUNCÜ BÖLÜM

        3.DİSİPLİN CEZASI VERMEYE YETKİLİ AMİR VE KURULLAR İLE    DİSİPLİN SORUŞTURMASI

        657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 126 ıncı maddesinde; “uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezaları disiplin amirleri tarafından; kademe ilerlemesinin durdurulması cezası, memurun bağlı olduğu kurumdaki disiplin kurulunun kararı alındıktan sonra, atamaya yetkili amirler, il disiplin kurullarının kararına dayanan hallerde valiler tarafından verilir. Devlet memurluğundan çıkarma cezası amirlerin bu yoldaki isteği üzerine memurun bağlı bulunduğu kurumun yüksek disiplin kurulu kararıyla verilir “ hükmüne yer vermek suretiyle disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurulları, disiplin amir ve kurulları, disiplin amirleri ve yüksek disiplin kurulları olarak belirlemiştir.

        Disiplin cezaları, esas olarak 657 Sayılı DMK ve ilgili yönetmelikle yetkili kılınan amir ve kurullarca verilmekle birlikte özel kanunların disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullarla ilgili hükümleri saklı tutulmuştur.

        3.1 DİSİPLİN AMİRLERİ

        Disiplin Amiri, 657 Sayılı DMK’ nun 124 üncü maddesini değiştiren 2670 Sayılı Kanunun 30 uncu maddesiyle getirilen bir kavramdır. Bu maddenin 243 Sayılı KHK’ nin 25 inci maddesi ile değiştirilen ilk fıkrasında; “ Disiplin amirleri; kurumların kuruluş ve görev özellikleri dikkate alınarak Devlet Personel Başkanlığının görüşüne dayanılarak özel yönetmeliklerinde tayin ve tespit edilecek amirlerdir” şeklinde tanımlanmıştır.

        Bu hüküm çerçevesinde, disiplin amirlerinin tayinine ve tespitine dair esaslar “ Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmelik in 16 ncı maddesinde açıklanmıştır. Buna göre;

       a) Başbakan ve Bakanlar, başında bulundukları Başbakanlık ve Bakanlık teşkilatı ile bunlara bağlı kuruluşlarda görevli bütün memurların disiplin amirleridirler. Bu sıfatla haiz bulundukları yetkileri her derecedeki memur hakkında doğrudan kullanabilirler.

       b) Kamu hizmetlerinin gereği gibi koordine edilip yürütülmesinden en üst derecede sorumlu olan;

-         Müşteşarlar,

-         Başkanlar,

-         Genel Müdürler,

-         Genel Sekreter,

-         Müdür,

-         Valiler,

-         Kaymakamlar,

-         Bölge kuruluşu olan kuruluşlarda Bölge Müdürleri,

-         Belediyelerde Belediye Başkanları,

-         Yurt dışı teşkilatında Misyon Şefleri,

                  Buralarda görevli bütün memurların en üst disiplin amirleridirler. En üst disiplin amirleri haiz oldukları yetkileri her derecede ki memur hakkında doğrudan kullanabilirler.

                  c) Disiplin işlerindeki denetimi, etkin ve süratli bir uygulamayı sağlamak amacıyla;

                   - Yukarıda sayılan disiplin amirlerinin birinci sicil amiri olduğu belirlenenler,

                   - Bakanlıkların doğrudan bakana olan birimlerinin başında bulunanlar,

                   Yukarıdaki fıkralarda sayılanların sicil amirleri oldukları memurlar ve şube müdürleri, kendilerine sicil yönünden veya idari bakımından bağlı bulunan memurların disiplin amirleridirler.

                   d) Valiler kaymakamlara, bölge kuruluşların başında bulunan en üst yöneticiler bölge müdürlerine göre bir üst disiplin amiridirler.( Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmelik, md.16)

                   Disiplin amirlerinin disiplin cezası verme yetkisini devredemeyeceğine dair Danıştay 1 inci Dairesinin bir kararı vardır.( Danıştay 1Dairesi 5.7 1984/72, K:1985/155 sayılı kararı)

                    3.1.1 Disiplin Amirlerinin Yetkileri

                    657 Sayılı DMK’ nun 126 ncı maddesi ve Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmelikte disiplin amirlerinin yetkileri düzenlenmiştir.

                    Disiplin amirleri kamu hizmetlerinin gereği gibi yürütülmesi amacıyla;

a)    Kanunların, tüzüklerin ve yönetmeliklerin devlet memuru olarak;

- Emrettiği görevleri yurt içinde veya yurt dışında yerine getirmeyenlere,

- Uyulmasını zorunlu kıldığı hususlara uymayanlara,

  - Yasakladığı işleri yapanlara, durumunniteliğine ve ağırlık derecesine göre 657 Sayılı DMK’ nun 125 inci maddesinde yazılı disiplin cezalarından yetkisi dahilinde bulunanları vermeye,

          b) Özel kanunların disiplin işleriyle ilgili yetkileri kullanmaya,

                    c) Disiplin ve Yüksek Disiplin Kurullarınca reddedilen kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile Devlet memurluğundan çıkarma cezaları yerine, ret kararlarının alındığı tarihi izleyen 15 gün içinde 657 Sayılı DMK ve Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkındaki Yönetmelik’ in ilgili maddelerindeki usul ve esaslara uyulmak kaydıyla başka bir disiplin cezası vermeye,

                    d) Bir üst disiplin amiri sıfatıyla uyarma ve kınama cezalarına yapılan itirazları gözden geçirerek verilen cezayı aynen kabule, hafifletmeye veya tamamen kaldırmaya, yetkilidir.

                    3.1.2 Disiplin Amirlerinin Sorumlulukları

                    Disiplin amirleri; disiplin işlerinde 657 Sayılı DMK ve kanunlarda verilen yetkileri kamu hizmetlerinin gereği gibi ve zamanında yürütülmesini sağlamak amacıyla;

                    a) Memurların kanun, tüzük ve yönetmeliklerde tanınan haklarını göz önünde tutmak, yetkilerini hakkaniyet ve eşitliği esas alan bir tutum ve davranış içinde kullanmak,

                    b) Memurların uyarma, kınama, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması, devlet memurluğundan çıkarma ve özel kanunların tespit ettiği cezalardan biri ile cezalandırılmasını gerekli kılan disipline aykırı davranışlarını öğrendikleri tarihten itibaren kanunen belirli süreler içinde disiplin soruşturmasını başlatmak, gerekli cezayı uygulayarak, disiplin cezası verme yetkisinin zaman aşımına uğramasını önlemek,

                    c) Soruşturmanın tamamlandığı tarihten itibaren uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarını 15 gün içinde vermek,

          d) Uyarma ve kınama cezalarına karşı yapılan itirazları, cezalara ilişkin karar ve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren 30 gün içinde inceleyerek sonuçlandırmak, zorundadır.

         3.2 SİCİL AMİRLERİ İLE MİSYON ŞEFLERİNİN YETKİLERİ

         Her disiplin amiri aynı zamanda bir sicil amiridir. Ancak her sicil amiri disiplin amiri değildir. Bu sebeple her sicil amiri disiplin cezası verme yetkisine sahip değildir.

         Sicil amirlerinin disiplin yönünden yetkileri, ile ilgili yönetmeliğinin 17 nci maddesinin birinci fıkrasında şu şekilde düzenlenmiştir:

         “ Disiplin amiri olarak tespit edilmeyen sicil amirleri sicil yönünden kendilerine bağlı memurların disipline aykırı davranışları hakkında varsa sıralı sicil amirleri yoluyla, yoksa doğrudan ilgili disiplin amirine başvurabilirler. Disiplin amirleri başvurular hakkında gerekli soruşturmayı yaptırıp sonucuna göre hareket ederler”.

         Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise; “ Yurtdışında Misyon Şefleri, Bakanlıkların ve diğer kurumların yurt dışı teşkilatında görevli bütün memurların disipline aykırı davranışları hakkında Dış İşleri Bakanlığına başvurarak ilgili kurumlarca soruşturma yapılmasını isterler. İlgili kurumlarca yapılan soruşturmanın sonucunda Dış İşleri Bakanlığına bilgi verilmesi zorunludur” hükmü yer almaktadır.

         3.3 ATAMAYA YETKİLİ AMİRLER

         5442 Sayılı İl İdaresi Kanununun;

         a) 30 uncu maddesi uyarınca ilçe şube başkanlarının inhası üzerine kaymakamlarca tayin ve memuriyetleri valilikçe onanan memurlar için kaymakamlar,

         b) 8 inci maddesinin (c) fıkrası uyarınca il merkez teşkilatına bağlı il idare şube başkanlarının inhası ile valilikçe tayin olanlar için vali,

c) 7 ve 8 inci maddesinin (a) ve (b) fıkraları uyarınca;

 - Valilerin mütalâası alınarak bakanlık ve tüzel kişiliğe sahip genel müdürlüklerin kendi teşkilat kanunlarına göre illere atanan,

-  Bakanlıklar ve tüzel kişiliğe sahip genel müdürlükler tarafından doğrudan illere atanan,

- Merkez teşkilatında görev yapan memurlar için, Bakan ve Genel Müdür atamaya yetkili amirdir.

Bu duruma göre örneğin; Milli Eğitim Bakanlığı mensupları bakımından atamaya yetkili amir olarak ilçe memurları için Kaymakam, il memurları için Vali, ilk ve orta dereceli okul öğretmen ve yöneticileri, milli eğitim müdür ve yardımcıları, halk eğitimi, eğitim araçları başkan ve yardımcıları ve merkez teşkilatı memurları için atamaya yetkili amir Bakandır.

3.4 DİSİPLİN KURULLARI

657 Sayılı DMK’ nın 134 üncü maddesini birinci fıkrasına göre “Disiplin ve soruşturma işlerinde kanunlarla verilen görevleri yapmak üzere kurum merkezinde bir Yüksek Disiplin Kururlu ile her ilde, bölge esasına göre çalışan kuruluşlarda bölge merkezinde ve kurum merkezinde ve ayrıca milli eğitim müdürlüklerinde birer disiplin kurulu bulunur.

Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise; bu kurulların kuruluş, üyelerinin görev süresi, görüşme ve karar usulü, hangi memurlar hakkında karar verebilecekleri ve disiplin amirlerinin tayin ve tespitinde uygulanacak esaslar ile bunların yetki ve sorumlulukları gibi hususların Bakanlar Kurulunca çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir.

Kanunun bu amir hükmü karşısında Bakanlar Kurulu, 17.9.1982 tarih ve 8/5336 karar sayılı “Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmelik”i çıkarmıştır.

Bu yönetmeliğin 4 üncü maddesine göre;

Başbakanlık ile Bakanlıkların ve bunlara bağlı müsteşarlık, genel müdürlük ve başkanlıkların kurum merkezindeki disiplin kurulları ve yüksek disiplin kurulları şu hususlara uymak kaydıyla kurulur:

a) Kurulların başkan ve üyeleri, Başbakanlık ve Bakanlıklarda müsteşarlar, bunlara bağlı kurumlarda kurumların başında bulunan müsteşar, genel müdür ve başkanların teklifi ve ilgili bakanın onayı ile görevlendirilirler.

        b)  Kurullar bir başkan ve dört üye olmak üzere beş kişiden oluşur.

        c) Disiplin kurullarının başkanlıklarına ilgili yönetmeliğin 4 üncü maddesinin (a) fıkrasında sayılan memurların, üyeliklerine ise kurumların üstlendikleri ana görevlerle doğrudan ilgili birim veya birimler ile hukuk, personel, teftiş veya tetkik hizmetlerini yürüten birimlerin başında bulunan memurların en yakın yardımcıları arasından görevlendirme yapılır.

d) Yüksek Disiplin Kurullarının başkanlıklarında ilgili yönetmeliğin 4 üncü maddesinin (a) fıkrasındaki memurlar, üyeliklerinde 4 üncü maddenin (c) fıkrasında belirtilen hizmet birimlerinin başında bulunan memurlar görevlendirilirler. Görevlendirme her birimden bir üye alacak şekilde yapılır.

e) Personel, hukuk, teftiş veya tetkik hizmetlerini yürüten birimlerden bir veya birkaçı bulunmayan kurumların Disiplin ve Yüksek Disiplin Kurulu üyeliklerine ana görevle doğrudan ilişkili birimlerden (c) ve  fıkralarında belirtilen esaslara uymak kaydıyla görevlendirme yapılır.

         (f) Hizmet özellikleri ve kadro unvanında ki değişiklik sebebiyle kurulların başkan ve üyelerini söz konusu maddenin ( c) ve (d) fıkralarında belirtilen esaslara uygun şekilde tespit edemeyen kurumlar, Devlet Personel Başkanlığının olumlu görüşünü almak kaydıyla kurullarını farklı yapıda kurabilirler. Bu halde de 4 üncü maddenin (a) ve (b) fıkraları hükümlerine uyulması zorunludur.

         Kuruluş esasları itibariyle yukarıda belirtilen disiplin kurullarına uymayanlar aşağıda gösterilmiştir.

a)    İl Disiplin Kurulu:

Valinin veya görevlendireceği bir vali yardımcısının başkanlığında;

-         Hukuk İşleri Müdürü,

-         Defterdar,

-         İl Milli Eğitim Müdürü,

-         İl Sağlık Müdürü,

-         Tarım Müdürü

-         Bayındırlık Müdüründen oluşur.

b)    İl Milli Eğitim Disiplin Kurulu

-         İl Milli Eğitim Müdürü,

-         İl Hukuk İşleri Müdürü,

        -   Valinin görevlendireceği; ilk öğretim okulu müdürlerinden bir üye ile orta öğretim kurulları( lise) müdürlerinden bir üyeden kurulur.

c)    Bölge Disiplin Kurulu:

-         Sosyal ve idari hizmetleri yürütmekle görevli amir,

        - Personel veya ünite amiri veya benzer hizmetleri yürütmekle görevli amirden kurulur.

d)    İl Özel İdaresi Disiplin Kurulu

Valinin veya görevlendireceği vali yardımcısının başkanlığında,

-         İl Hukuk İşleri Müdürü ( yoksa valinin il idare kurulu üyeleri arasından görevlendireceği bir kişi)

-         İl Özel İdare Müdürü,

-         İl Daimi Encümeni üyelerinin kendi aralarından bir yıl için seçecekleri iki üyeden oluşur.

e)    Büyük Şehir Belediyelerinde Disiplin Kurulu:

Genel sekreter veya başkanın görevlendireceği genel sekreter yardımcılarının birinin başkanlığında,

-         Hukuk Müşaviri veya görevlendireceği bir avukat,

-         Personel Şube Müdürü,

-         Kararlar Şube Müdürü,

        -    Fen İşleri Daire Başkanlığından görevlendirilecek bir şube müdüründen kurulur.

f)      Belediye Disiplin Kurulu:

         Belediye başkanı yada görevlendireceği yardımcısının başkanlığında,

         - 1580 Sayılı BELEDİYE Kanununun 88 inci maddesindeki daire baş amirleri ile,

         - Belediye Encümeni üyelerinin kendi aralarından bir yıl için seçecekleri iki üyeden kurulur.

g)    Birlik Disiplin Kurulu:

Birlik encümenidir.

h)    Mahalli İdarelerin Yüksek Disiplin Kurulu:

         Mahalli idarelerin yüksek disiplin kurulu, İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kuruludur. Ancak Büyük Şehir Belediye Başkanlıklarındaki Yüksek Disiplin Kurulu, Büyük Şehir Belediye Encümeninden teşekkül eder.

         3.5 DİSİPLİN VE YÜKSEK DİSİPLİN KURULLARININ TOPLANTI VE ÇALIŞMALARINA İLİŞKİN ESASLAR

         Toplantı gündeminin düzenlenip ilgililere dağıtılması, toplantının belirli gün, saat ve yerde yapılması, kurul çalışmalarının gereği gibi yürütülüp sonuçlandırılması başkan tarafından sağlanır. Kurullarda raportörlük görevi başkanın görevlendireceği bir üye tarafından yürütülür. Üyeler kendilerine hava edilen dosyaları en geç yedi gün içinde incelerler.(  Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmelik, md.9)

         3.5.1 Toplantı Yeter Sayısı

         Üç kişilik kurullar üye tamsayısıyla üye sayısı 3’ten fazla olan kurullar salt çoğunlukla toplanırlar. Kurulların başkan ve üyelerinin görev başında bulunmamaları halinde kurula vekilleri, seçimle gelenlerinse yedekleri katılır.(agy, md.10)

         3.5.2 Disiplin Kurullarının Karar Süresi ve Usulü

         Disiplin kurulları, kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile ilgili işlerde soruşturma dosyasını aldıkları tarihten itibaren; uyarma ve kınama cezalarına yapılan itirazlar ile ilgili işlerde itiraz dilekçesi ile cezaya ilişkin karar ve eklerin kendilerine intikalinden itibaren 30 gün içinde kararlarını verirler.

         Kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile ilgili kararlar, soruşturma dosyasına göre verilir. Disiplin kurullarının ek bir soruşturma yada herhangi bir belge isteme hakkı yoktur.

         3.5.3 Yüksek Disiplin Kurulu

         Yüksek disiplin kurulu başkan ve üyeleri; Başbakanlık ve Bakanlıklarda müsteşarlar, bunlara bağlı kurumların başında bulunan müsteşar, genel müdür ve başkanların teklifi ve ilgili bakanın onayı ile görevlendirilirler. Yüksek Disiplin Kurulları bir başkan ve dört üye almak üzere toplam beş kişiden oluşur.

         3.5.4 Yüksek Disiplin Kurullarının Karar Süresi ve Usulleri

         Yüksek Disiplin Kurulları kendilerine intikal eden dosyaların incelenmesinde, gerekli gördükleri taktirde, ilgilinin sicil dosyasını ve her nevi evrakı incelemeye, ilgili kurumlardan bilgi almaya, yeminli tanık ve bilir kişi dinlemeye veya niyabetten dinletmeye, mahallen keşif yapmaya yada yaptırmaya yetkilidir. Kurula bu yetkiler verilmiştir çünkü devlet memurluğundan çıkarma cezası memur için söz konusu olabilecek en ağır disiplin cezasıdır dolayısıyla konu en detaylı şekilde incelenmelidir.

         Amirlerin devlet memurluğundan çıkarma cezasına ilişkin talepleri, soruşturma dosyasının memurun bağlı bulunduğu kurumun Yüksek Disiplin Kuruluna tevdi edilişinden itibaren bu kurul tarafından en geç 6 ay içinde karara bağlanır.

        3.5.5 Hakkında Devlet Memurluğundan Çıkarma Cezası Verilecek Memurun Hakları

        Az öncede değindiğimiz gibi, bu ceza en ağır disiplin cezası olduğundan devlet memurluğundan çıkarma cezası verilecek memur için 657 Sayılı DMK’nun 129 uncu maddesinin 2 nci fıkrasında özel bir düzenleme yapılmıştır. Söz konusu fıkraya göre; hakkında memurluktan çıkarma cezası istenen memur, sicil dosyası hariç, soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye, disiplin kurulunda sözlü yada yazılı olarak kendisi veya vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkına sahiptir. Diğer disiplin cezalarında memurun iddia edilen suçla ilgili sorgusu alınır ve savunması istenir. Oysa burada memura daha özel haklar tanınmıştır.

       3.5.6 Kurulların Görüşme Usulü

                Disiplin Kurulları ve Amirleri Hakkında Yönetmelik’ in 13 üncü maddesine göre, kurullarda raportörün açıklamaları dinlendikten sonra işin görüşülmesine geçilir. Kurullar oy çokluğu ile ve açık oyla karar verirler. Oylamada çekimser kalınamaz, başkan oyu en son kullanır. Oyların eşitliği halinde başkanın olduğu tarafın oyu üstün sayılır. Karar başkan tarafından açıklanır. Karar özeti üyeler tarafından imzalanan tutanakla tespit edilir.

                3.5.7 Kararların Yazılması

                Kararlar, karar tarihini izleyen 7 gün içinde gerekçeli olarak ve oybirliğiyle veya oy çokluğu ile alındığı belli edilmek suretiyle raportörler tarafından yazılır, başkan ve üyelerce imzalanır. Karşı oy kullananların görüşlerine kararda yer verilir.(agy, md.14)

                3.5.8 Kararların Tebliği

                Disiplin amirlerince verilen disiplin cezaları bu amirler, kademe ilerlemesinin durdurulması cezası atamaya yetkili amirler ve memuriyetten çıkarma cezasına ilişkin Yüksek Disiplin Kurulu kararı kurul başkanı tarafından en geç kararların verildiği tarihi izleyen 15 gün içinde tebliğ olunur.

                3.5.9 Kurullarda Görev Alamayacak Olanlar

                Kurulların başkan ve üyeleri kendilerine, eşlerine, ikici dereceye kadar ( bu derece dahil) kan ve sıhri hısımlarına, disiplin cezası verilmesini teklif ettikleri, disiplin soruşturması yaptıkları veya atanmasına yetkili oldukları, memurlara ait işlerle ilgili olarak kurul toplantılarına katılamazlar. ( agy, md.6)

               3.6 DİSİPLİN SORUŞTURMASININ YAPILMASI

               3.6.1 Suçun İşlendiğinin Öğrenilmesi

               Disiplin soruşturmasını, disiplin cezası vermeye yetkili amirler başlatır ve soruşturmayı disiplin amirleri yaptırmaya yetkilidir. Dolayısıyla 657 Sayılı DMK      ‘ nun 127 nci maddesinde sözü edilen “ suçun işlendiğinin öğrenilmesi” gerçekleşmelidir. Disiplin suçunu teşkil eden fiil ve davranışların yapıldığı çeşitli şekillerde öğrenilebilir. Yetkili amir bizzat tespit edebilir, başka merciler tarafından mesela disiplin amiri olarak belirlenmeyen sicil amirleri tarafından yetkili amire bildirilebilir, herhangi bir şikayet veya ihbarla, denetleme sırasında, idari, adli veya disiplin soruşturması sonucunda ortaya çıkabileceği gibi disiplin amirinin kişisel soruşturması sonucunda da öğrenilebilir.

               3.6.2 Soruşturma Yapmaya ve Yaptırmaya Yetkili Olanlar

               Disiplin amirleri, kusurlu hal ve davranış, uyarma, kınama veya aylıktan kesme cezasını gerekli kılacak nitelikte ise, başka bir makam veya merciin görüş, tavsiye ve onayını almaksızın doğrudan doğruya ceza verebilirler. Disiplin amirleri kusurlu hali uyarma, kınam veya aylıktan kesme cezasından daha ağır bir ceza verilmesini gerektirecek nitelikte görürlerse, soruşturma yaptırılması için durumu yetkili amire bildirir ve ellerindeki bilgi ve belgeleri verirler.

               Disiplin amirleri uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezasını gerektirecek bir suçun işlendiğini öğrendiklerinde, işlenen suçun tetkik edilmesi için ya soruşturmacı tayin ederler veya soruşturmayı kendi yaparlar.

                Atamaya yetkili amirler, doğrudan doğruya veya sicil amirlerinin kendilerine ulaştırdıkları yada şikayet sonucu öğrendikleri fiili, uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezası verilmesini gerektirir nitelikte bulurlarsa bu cezalardan birini verir ve uygularlar. Verilecek cezayı tayin edemedikleri yahut suçu daha ağır bir ceza uygulanacak nitelikte buldukları taktirde, sözü edilen kusurlu davranışın o memur tarafından işlenip işlenmediğini anlamak, verilecek cezanın gerekçesini belirlemek amacıyla bir soruşturmacı yada müfettiş görevlendirirler.

                Disiplin ve atamaya yetkili amirlerin ceza vermeden önce suçlu olduğu ileri sürülen memurun savunmasını almaları, gerek gördükleri hallerde bazı bilgi ve belgeleri toplayıp tanıkların ifadelerine müracaat etmeleri, basit de olsa bir soruşturmadan başka bir şey değildir. ( Sorguç, 1992, s.83)

                O halde memurlar hakkındaki idari soruşturmalar; ilgili bakan veya yetkili amirlerin vereceği soruşturma emrine dayalı olarak soruşturmacı veya müfettişler; sadece uyarma,  kınama ve aylıktan kesme cezalarından birinin verilmesi sonucunu doğuran ve bir soruşturmacıya gerek görülmeyen hallerde disiplin amirleri veya atamaya yetkili amirler tarafından yapılır.

                3.6.3 Zamanaşımı

                Disiplin hukukunda ve özellikle DMK’nun uygulanmasında 1982 yılına kadar zamanaşımına rastlamamaktayız. Ancak DMK’ nun 2670 Sayılı Kanunun 33 üncü maddesiyle değiştirilen 127 nci maddesi ile disiplin hukukuna zamanaşımı kavramı getirilmiştir.

                Zamanaşımı memurlar açısından bir güvencedir. Bu kavram memuru sürekli bir cezalandırılma tehdidi altında yaşama zorunluluğundan kurtarmaktadır. Kamu hizmetleri de böylece bu durumdan olumsuz etkilenmemekte, idarede zamanaşımı müessessisinden istifade etmektedir.

                3.6.3.1 Soruşturma Zamanaşımı

                DMK’ nun 127 nci maddesinde soruşturma zaman aşımı düzenlenmiştir. Sözkonusu kanunun 125 inci maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında, bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten itibaren; uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay, memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin soruşturmasına başlanmadığı taktirde disiplin cezası verme yetkisi zaman aşımına uğrar.

                 Soruşturma zaman aşımı süresi kanun maddesinden de açıkça anlaşıldığı üzere suçun öğrenildiği tarihten itibaren başlar. Ancak burada üzerinde durulması gereken husus, öğrenme tarihinin tespitinde soruşturma açmaya yetkili amirin öğrenme tarihinin mi, yoksa suçun işlendiği ile ilgili bilginin kurum evrakına giriş tarihinin mi esas alınacağıdır. Bu konuda yaygın olan görüş disiplin cezasını gerektirecek fiilin işlendiğinin yetkili disiplin amirinin öğrenmesi ile zamanaşımının başlayacağıdır.

                 3.6.3.2 Ceza Verme Zamanaşımı

                 657 Sayılı Kanuna göre disiplin cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası verilmediği taktirde, ceza verme yetkisi zamanaşımına uğrar. Soruşturma raporlarının başlangıç kısımlarında fiilin işlendiği tarih ve öğrenildiği tarih ay ve gün olarak yazılmaktadır.

                 Bu konuda şöyle bir sorun ortaya çıkabilir. Disiplin cezası iki yıllık zamanaşımı süresi içinde verilmişse, disiplin cezasının idari yargı yerince aynı konuda yeniden işlem tesisi gerektirecek biçimde iptali üzerine, yeniden disiplin cezası tesisi edilinceye kadar iki yıllık süre geçerse ne olacak? DMK’ da buna ilişkin bir düzenleme, yani zamanaşımını durdurmaya ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Bu konuya Danıştay 10 uncu dairesi, bu gibi durumlarda zamanaşımını işletilmesinin mümkün olmayacağına ilişkin kararı ile açıklık getirmiştir.

                 3.6.4 Soruşturmaya Başlanılması ve Yürütülmesi

                 Bir disiplin suçunun işlenilmesi halinde, bu suç ne şekilde öğrenilirse öğrenilsin, soruşturmaya yetkili makamın emri ile başlanılabilir. Soruşturmaya onay denilen soruşturma emri ile başlanabilir. Burada bahsettiğimiz soruşturma idari soruşturmadır, adli soruşturma konumuzun dışındadır.

                 Atamaya yetkili amir ya da disiplin amirleri, daha önce belirttiğimiz suçun öğrenilme hallerinden biri ile haberdar olduğu kusurlu davranışlar karşısında, gerek gördüğü taktirde, hangi konu veya konularda, kim veya kimler hakkında soruşturma yapılmasını istediğini belirten soruşturma emrini verir ve varsa, be emre, şikayet ve ihbar dilekçesi ile diğer belgeleri ekler. Bu emri alan kişiye soruşturmacı denir ve soruşturmacının kıdemi, soruşturulması yapılacak memurun kıdeminden daha yüksek veya ona eşit olmalıdır.

                 Müfettişler denetimleri sırasında kusurlu bir işleme rastladıkları zaman, incelemelerine ve denetimlerine devam ederken bir yandan da durumu bildirerek, teftiş kurulu başkanlıkları aracılığıyla atamaya yetkili amirden soruşturma emri isterler. Müfettişler adli nitelikteki suçlarla ilgili olaylara soruşturma emri almaksızın el koyamazlarsa da idari soruşturmalarda bir taraftan soruşturma emri ister, bir taraftan da soruşturmayı sürdürür. ( Danıştay Genel Kurulunun 11.7.1968 gün ve 194 sayılı kararı)

                 Soruşturma emrini alan soruşturmacılar ( muhakkik veya müfettişler) tarafından varsa ihbar veya şikayette bulunan kişiye müracaat edilir, dilekçenin ve dilekçe altındaki imzanın kendisine ait olup olmadığı öğrenilir, iddialarını açıklaması, tamamlayıcı bilgi verip delillerini göstermesi istenir. Şikayetçi yoksa, kusurlu halle ilgili defter, dosyalar ve diğer belgeler incelenir, işlemdeki kusurlu halin özellikleri belirlenir.

                 Şikayetçinin gösterdiği veya olayın ve işlemin gerekli kıldığı kişiler tanık olarak davet edilir ve ifadeleri alınır, adli soruşturmanın aksine bunlara yemin verdirilmez, ifadeleri alınırken kimlikle ilgili olarak CMUK’un 61 inci maddesindeki hususların tümünün sorulmasına, sanık ile münasebetlerin saptanmasına gerek yoktur. İfadeleri alınanların görevlerinin ve adreslerinin kısaca tespiti yeterlidir. ( Sorguç, 1992, s.88)

                 Soruşturma sırasında resmi kayıtlar, her türlü defter, dosya ve cetveller incelenir, lüzumlu görülen hususlar not edilir sübut delili teşkil eden belgelerin onaylanan suretleri alınır. Bilirkişiye başvurulabilir, ancak yemin ettirilmez. Olay ve sanık hakkında ilgili kurum müdürünün yazılı, Vali ve Kaymakamların genellikle sözlü olarak görüşleri alınır. ( Sorguç, 1992, s.89)

                 Gerekli görülen zamanlarda özellikle soruşturmanın sonunda hakkında soruşturma açılan memurun ifadesine başvurulur. Bunda amaç, savunma almak değil, ilgilinin konu ile ilgili bilgi ve düşüncelerini saptamaktır. Bu ifade tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak alınabileceği gibi, iddialar ve saptanan kusurlu iş ve işlemler soru şeklinde verilmek suretiyle yazılı olarak da alınabilir. Sanık ifade verip vermemekte serbesttir, ifade vermeye zorlanmamalıdır. Ancak ifade vermek istemediğini belirtip, ifade zaptını veya yazması için kendisine verilen ve hakkındaki iddiaları kapsayan belgeyi imzalaması sağlanmalıdır. Eğer memur bundan da imtina ediyorsa, orada bulunanlar veya davet edilecek diğer personel yardımıyla durum bir tutanakla tespit edilmelidir.

                 Uygulamada muhakkik ve müfettişlerce disiplin suçuyla ilgili memurun görüşünün alınması ve ifadesine başvurulması,  memurun savunmasının alındığı şeklinde yorumlanmaktadır. Oysa bu yorum ve uygulama yanlıştır, savunma alınması sadece disiplin cezasını verecek disiplin amirinin yetkisindedir.

                 3.6.4.1 Ceza Kovuşturması ile Disiplin Soruşturmasının Birarada Yürütülmesi

                 657 Sayılı DMK’nun 131 inci maddesinde ceza kovuşturması ile disiplin kovuşturmasının birlikte yürütülmesi düzenlenmiştir. Sözkonusu madde hükmü şöyledir: “ Aynı olaydan dolayı memur hakkında ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olması, disiplin kovuşturmasını geciktirmez. Memurun ceza kanununa göre mahkum olması veya olmaması halleri, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olmaz.”

                 Ancak, disiplin cezası uygulaması sırasında ceza mahkemesi kararı kesinleşmiş ve ceza hakiminin fiilin meydana gelmediğine veya tespit edilen kesin delillerle fiil ile memur arasında bir ilişki bulunmadığına karar vermesi halinde memura disiplin cezası verilmeyeceğine dair Danıştay Dava Daireleri Genel Kurulunun kararı vardır. ( Baskın,1996, s.52)

                 3.6.4.2 Soruşturma Sonunda Fezlekenin Düzenlenmesi

                 Fezleke; soruşturma yetkisine dayanılarak yapılan soruşturma ve toplanan deliller neticesinde yapılan değerlendirme ve kanaati ifade den rapordur. Soruşturmacı, sanık hakkında suçlama ile ilgili tüm delilleri topladıktan sonra, tanzim ettiği ifade tutanağı, bilirkişi raporu ve varsa delil tespitini birlikte değerlendirerek bir fezleke düzenler.

                 Fezlekenin düzenlenmesini belirten bir yazılı usul olmamakla birlikte, uygulamada bir fezlekede aşağıdaki bölümler bulunmaktadır:

                 * Başlangıç Bölümü: Bu bölümde sanıkla ilgili olarak sanığın adı ve soyadı,ikametgah adresi ve sanığa atılı suç ve özellikleri bulunur. Soruşturma emri ile yapıldığı, soruşturma yazısının tarih ve sayısı yazılır. Sonra soruşturmanın hangi sıfatla yapıldığı belirtilir.

         *Soruşturma Bölümü: Adı geçen bölümde soruşturmanın tüm safhaları ayrıntılı bir şekilde belirtilir. Öncelikle memura isnad edilen disiplin suçunun neden ibaret olduğu açıklanır. Varsa ihbarcının veya şikayetçinin suçla ilgili ifadelerinin özeti ile varsa bilirkişi raporunun özetine de yer verilir. Sonra bunların değerlendirmesi diğer delillerde dikkate alınarak yapılır. Bu değerlendirme ile sanığın ifadesi ve lehine delillerin karşılaştırılması yapılır. Ayrıca suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşumu açıklanır. (Alver, 1996, s.432)

         *Sonuç Bölümü: Yapılan soruşturma sonunda elde edilen deliller ve kullanılan karineler varsa suçla ilgili belirtiler birlikte dikkate alınarak kanaat belirtilir. Suç konusu teşkil eden fiil ve hallerin hangi kanunun hangi maddesinde suç sayıldığı ve suçun unsurları belirtilir.

         3.6.5 Soruşturma Sonunda Yapılacak İşlemler

         Daha öncede değinildiği gibi, disiplin cezası vermeye yetkili amir soruşturmayı kendisi yapabileceği gibi bir muhakkik kanalıyla da yaptırabilir. Eğer bir muhakkik  marifetiyle yaptırmışsa, soruşturma sonunda elde edilen delillere göre muhakkik disiplin suçunun sabit olup olmadığını, disiplin suçu kendine göre sabit olmuşsa buna ilişkin disiplin cezasını belirtir. Muhakkik hazırladığı raporu soruşturma emrini veren makama iletir. Yetkili makam bu raporla bağlı değildir. Raporu inceledikten sonra disiplin cezası verilip verilmeyeceğine verilecekse hangisinin verileceğine karar verir. Ceza verilmesine gerek görülmezse dosya işlemden kaldırılır. Soruşturmanın yetkili amirlerce yapılması halinde rapor düzenlenmesine gerek yoktur. ( Çiftçi, 1990, s.109)

         3.6.6 Memurun Savunmasının Alınması

         1982 Anayasasının 129 uncu maddesinde, memurlar ve diğer kamu kurumu niteliğindeki meslek teşekküllerinin mensupları hakkında yapılacak disiplin soruşturmalarında; isnat olunan suçun ilgiliye yazılı olarak açıkça bildirilmesi ve belirli süre verilerek yazılı savunma istenmesi gerektiği ve bu esaslara uyulmadan disiplin cezası verilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

         DMK’nun 130 uncu maddesinde de Anayasanın bu hükmüne paralel olarak; savunma alınmadan disiplin cezası verilemeyeceği, 7 günden aşağı olmamak üzere verilen sürede savunmasını yapmayan memurun savunma hakkından vazgeçmiş sayılacağı hükmüne yer verilmiştir.

          Savunma hakkından vazgeçmiş sayılma, mamurun işlediği suçu kabullendiği anlamına gelmez. Suçluluğu eldeki mevcut bilgi ve belgelere göre karar verilecektir.

 

Soruşturma sırasında soruşturmacının memuru sorguya çekip ifadesini alınması ile soruşturma sonunda olay, delilleri ile ortaya çıktıktan sonra savunmasının alınması farklı sonuçlar doğrudan, soruşturma dosyasına memurun sorguya çekileceğine dair ifade zaptı olsa dahi yargı organı, süre verilerek alınmış savunmanın varlığını mutlaka almalıdır.

 

Savunmanın alınması konusunda bir sorun yoktur. Sorun Muhakkikin, soruşturma sırasında aldığı ifadenin savunma yerine geçip geçmeyeceği noktasındadır. Konuyu Danıştay 3 üncü Dairesinin kararı açıklığa kavuşmaktadır. “ Devlet memurlarının savunmalarının alınması, disiplin cezası verilmesine hasredilmiş olup, bunlardan önceki soruşturma safhasında sorulan sorulara cevap verilmesi için de bir süre tanın ması ön görülmemiştir. DMK’ nın disiplin hükümlerinin uygulamasını gerektiren hallerde, yetkili makamların ön inceleme ve araştırma yapmakla görevlendirilen muhakkik ve müfettişlerce yapılan işlemlerin disiplin cezası vermeye yetkili amir ve mercilerin işlemlerden farklıdır. Bir memura disiplin cezası verilmesi için önceden müfettiş veya muhakkiklere görev vermek kanunen zorunlu olmadığından, kanun vazıınca  bu safhalarda süre verileceğine dair bir hüküm sevkedilmiştir. Muhakkiklerce yapılan inceleme sırasında, hakkında inceleme yapılan memurun sadece, olay hakkındaki bilgisi alınmakta olup, ifade alınması şeklinde  de  adlandırılan  bu işlem,  savunma olarak kabul edilmeyeceği için savunmanın bundan ayrı olarak ve disiplin cezası vermeye  yetkili amir veya mercii tarafından alınması gerekmektedir.

 

Diğer taraftan disiplin cezası verilmeden önce memurun savunmasının alınması şart olduğuna, Devlet Memurları Kanunu ’nun  2 sayılı KHK ile değişik  126 ncı maddesinde, müfettiş veya muhakkiklere disiplin cezası vermek yetkisi tanınmış bulunduğuna göre de bunlarca yapılan inceleme sırasında sorulan sorulara ilgili memur tarafından cevap verilmesi için süre verilmesi için süre verilmesi zorunlu değildir. DMK’nın 130 uncu maddesindeki       “ soruşturmayı yapan ”  deyiminin  de DMK’nın 126 ncı maddesine görere’sen   disiplin cezası vermeye yetkili amir olarak anlaşılması gerekir.

 

Bu İtibarla DMK’nın  130 uncu maddesinde belirtilen savunma hakkı ile ilgili sürenin cezayı veren amir veya mercilerce ve bir defaya mahsus olmak üzere verilmesi gerekeceğine  29.5.1973 tarihinde oy birliği ile karar verildi.”112   ( Danıştay 3 üncü Dairesi, 29.5.1973 tarih ve E. 73/272, k. 74/269)

 

Danıştay3 üncü Dairesi’nin yukarıdaki kararının aksini savunan Orhan Pirler’in görüşüne de değinelim.

“Bakan veya yetkili şahıs adına inceleme ve soruşturma yapan müfettiş ve muhakkiklere, memurların görev sırasında veya görevden dolayı, Türk Ceza Kanunlarına göre işledikleri suçlardan  dolayı savunma alma hakkı tanındığı halde, bunlardan daha az etkinlik sağlayan ve daha az ehemmiyeti olan disiplin suçlarında savunma alma hakkı tanınması, coğu yetkiliyi haiz olanın, azı yapılması sonucu doğurur. Bunun idare hukuku ilkeleriyle bağdaşır bir tarafı bulunmamaktadır. Zamanla Danıştay’ın ve Devlet Personel Başkanlığı’nın kararını değiştireceğini tahmin etmekteyiz ”113 

 

3.6.7. Karar Süresi :

Disiplin cezalarında zamanaşımına yukarıda değinmiştik. Burada üzerinde durduğumuz. nokta  karar süresidir.

DMK’nın  128 inci maddesinde düzenlenen karar süresi şöyledir: “ disiplin amirleri uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezalarını soruşturmanın tamamlandığı günden itibaren 15 gün içinde vermek zorundadır.

 

Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının gerektiren hallerde soruşturma dosyası, kararını bildirmek üzere yetkili disiplin kuruluna 15 gün içinde tevdi edilir. Disiplin kurulu, dosyayı aldığı tarihten itibaren 30 gün içinde soruşturma evrakına göre kararını bildirir.

 

Memurluktan çıkarma cezası için disiplin amirleri tarafından yaptırılan soruşturmaya ait  dosya , memurun bağlı bulunduğu kurumun yüksek disiplin kuruluna tevdiinden itibaren azami altı ay içinde bu kurulca, karara bağlanır.”

 

Burada disiplin kurulunun yetkisi ve fonksiyonu sadece dosya üzerinden kararını bildirmekten ibarettir. Yeni bir soruşturma yapmaya, bilir kişi dinlemeye yetkisi yoktur. Disiplin kurullarını mütalaasına atamaya yetkili amirin uyma zorunluluğu da yoktur. Disiplin kurulları göstermelik bir kurul görünümündedir.

 

657 sayılı Kanun’un 128 inci maddesindeki karar verme sureleri ile ilgili hususların zamanaşımı ile ilgisi yoktur. Madde başlıklarına dikkat edilirse, 127 inci maddenin başlığının “ zamanaşımı ” , 28 inci maddenin başlığının ise “ karar süresi ” olarak belirlendiği görülecektir. 128 inci maddedeki ifadede, belirlenen zamanlarda disiplin amirlerinin ve disiplin kurullarının karar vermemesi durumunda, ceza verme yetkisinin zamanaşımına uğrayacağına dair herhangi bir hüküm mevcut değildir.

 

Demek diyor ki , 128 inci maddedeki karara verme sureleri ilgili düzenlemeler, tamamen disiplin amirlerinin ve disiplin kurullarının süratli çalışmalarını ve disiplin işlerini sürüncemede bırakmamalarını sağlamaya yönelik tedbirlerdir ve idarenin iç işleyişi ve düzeniyle ilgilidir. Bu hususa  Danıştay 8 inci Dairesi’ nin E. 1991/1370, K. 1992/1358 sayılı Kararı ile de açıklık getirilmiştir. Söz konusu karar göre 128 inci maddedeki süreler geçirildikten sonra verilen cezalarda kanuna aykırılık yoktur.

 

Makul bir mazereti olmaksızın, 128 inci maddedeki karar verme sürelerine uymayan disiplin amirleri ve disiplin kurulu üyelerinin, görevlerini kanunda öngörülen sürelerde yapmamalarından dolayı sorumlu tutulmaları mümkündür.

 

3.6.8 Disiplin Cezalarının Uygulanması

Disiplin cezaları verildiği tarihten itibaren hüküm ifade eder ve derhal uygulanır. Aylıktan kesme cezası, cezanın veriliş tarihini takip eden ay başında uygulanır.

 

Verilen disiplin cezaları sıralı sicil amirine, Devlet memurluğundan çıkarma cezası ayrıca Devlet Personel Başkanlığı’ na bildirilir.

 

Yargı yoluna gidilmesi uygulamayı durdurmamaktadır. Uyarma ve kınama için yargı yolu kapalı tutulmuş, diğer cezalar için yargı yolu açık bırakılmış olmasına rağmen cezanın derhal uygulanması gerekmektedir. Ancak, yargı mercilerinden yürütmenin durdurulması kararı alındığı takdirde, cezaların derhal uygulama imkanı özellikle aylıktan kesme cezası için ortadan kalkabilir.

 

3.6.9 Disiplin Cezalarına İtiraz 

 

3.6.9.1 Üst Makamlara veya Disiplin Kuruluna İtiraz

Disiplin cezalarına karşı itiraz ile ilgili hususlar DMK’ nın 135 inci ve 136 ıncı maddeleriyle düzenlenmiştir.

 

Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı itiraz varsa bir üst disiplin amirine, yoksa disiplin kurullarına yapılır.

 

Aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve Devlet memurluğunda çıkarma cezalarına karşı idari yargı yoluna başvurulabilir.

 

Disiplin amirleri tarafından verilen disiplin cezalarına karşı yapılacak itirazlarda süre, kararın ilgiliye tebliği tarihinden itibaren 7 gündür. Bu süre içerisinde itiraz edilmeyen disiplin cezaları kesinleşir. İtiraz halinde ilgili merciler , kararı gözden geçirerek verilen cezayı aynen kabul edebilecekleri gibi hafifletebilir veya tamamen kaldırabilir. Kesinleşen kararlar aleyhine idari yargı yoluna başvurulamaz. İtiraz dilekçesine itiraz mercileri karar ve eklerinin kendilerine intikalinden itibaren 30 gün içinde kararlarını vermek zorundadır.

 

Ceza uygulaması için disiplin cezasının kesinleşmesinin beklenmesine gerek olmadığından, itiraz mercilerince cezanın kaldırılması yer değiştirmesi halinde daha önce sicile işlenen ceza silinir veya yenisi işlenir.

 

3.6.9.2 İdari Yargı İtiraz

Anayasa’ nın 129 uncu maddesinin 3 üncü fıkrasında uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar hariç disiplin kararlarının yargı denetimi dışında bırakılmayacağı hüküm altına alınmıştır.

 

Uyarma ve kınama cezaları dışında kalan aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve Devlet memurluğundan çıkarma cezalarına karşı yukarıda belirttiğimiz. Anayasa hükmü uyarınca her hangi bir şekilde yargı yolunun kapatılması mümkün değildir.

 

Disiplin cezası ve uygulanması idari bir işlemdir. İdari işlemler hakkında takip edilecek yargı yolu 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda  düzenlenmiştir.

 

İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun  11 inci maddesine göre “ idare tarafından yapılan bir işlemin kaldırılması, geri alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması 30 gün içinde bir üst makamdan, üst makam yoksa işlemi yapan makamdan istenir. Bu başvurma idari dava süresinin durdurur.”

 

Ancak disiplin hukukunda üst makamlara itiraz dava açma suresinin durdurmamaktadır. Danıştay 10 uncu Dairesi’nin  1984 tarih ve E. 1984/86 , K. 1985/1057  sayılı Kararında; “ üst makamlara itirazın dava açma süresinin durdurmayacağını ”  belirtilmiştir.

 

DMK’nın 136 ncı maddesinin 3 üncü fıkrasında yeralan  “ itiraz edilmeyen kararlar ile itiraz üzerine verilen kararlar kesin olup, bu kararlar aleyhine idari yargı yoluna başvurulamaz”  hükmü ile yargı yolu kapalı olan uyarma ve kınama cezalarının kastedildiği kanaatindeyiz.126   ( çiftçi 1990, s 48 ) Çünkü yargı yolu açık olan disiplin cezalarına itirazın reddedilmesi halinde, memurun 1982 Anayasası’ nın 129 uncu maddesi ve DMK’ ya göre idari yargıya gitme hakkı vardır. Bu hakkın memurun elinden alınması düşünülemez.

 

Uyarma ve kınama cezalarını yargı denetimi dışında bırakılmasını nedenini bu cezaların önleyici ve hafif disiplin cezaları olmasıdır. Zaten bu cezaları gerektiren fiil ve haller incelendiğinde genellikle amirin takdirine ve anlayışına bağlı olduğu görülmektedir.117  ( çiftçi, 1990 s 48 )

 

Devlere ait işler, memurlar vasıtasıyla yürütülürken amir durumundaki kişilere bir hareket serbestisi tanınması, bir takdir yetkisinin verilmesini normal karşılamak gerekmektedir. Buna rağmen uyarma ve kınama cezaları yargı denetimi dışında bırakılırken, yine de idari denetim yolu açık bırakılmıştır. 118 ( çiftçi,1990, s 48 )

 

Disiplin hukukunda verilen cezalara karşı itirazda zamanaşımını durdurma düzenlenmiştir. Bu şuradan kaynaklanıyor: Uyarma ve kınamaya karşı yargı yolu kapalıdır. Diğer cezalarına karşı cezayı veren amir veya bir üst disiplin amirine yada disiplin kuruluna itiraz edilememekte, bu disiplin cezalarına karşı düzenlenen süreler içinde idari yargı yoluna başvurulabilmektedir.

 

3.6.10    Disiplin Cezalarının Bir Süre Sonra Sicilden Sonra Silinmesi

Bilindiği disiplin cezaları verilince hemen hüküm ifade eder ve memurun siciline işlenir. Devlet memurluğundan çıkarma cezasından başka bir disiplin cezasına çaptırılmış olan memur, uyarma ve kınama cezalarının uygulanmasından 5 sene diğer cezalarının uygulanmasından 10 sene sonra atamaya yetkili amire ulaşılarak verilmiş olan cezaların sicil dosyasından silinmesini isteyebilir. 

 

Memurun yukarıdaki süreler içersindeki davranışları, bu isteğini haklı kılacak nitelikte görülürse, isteğin yerine getirilmesine karar verilerek bu karar sicil dosyasına işlenir.

 

Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının sicilden silinmesine disiplin kurulunun mütalaası alındıktan sonra yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır. (DMK.Md.133)

DMK’ nın 133 üncü maddesinin uygulanabilmesi için;

Memur, Memurluktan çıkarma cezasından başka bir disiplin cezası almış olmalıdır,

 

Disiplin cezasını uygulanmasından sonra uyarma ve kınama cezalarında 5, diğerlerinde 10 yıl geçmiş bulunmalıdır,

 

Bu süre içinde memurun, hal ve hareketi talebini haklı gösterecek şekilde olması ve aynı süre içinde disiplin cezası işlememesi gerekir.

 

DMK’nın 133 üncü maddesinin 2670 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki metninde, disiplin cezalarının sicilden silinebilmesi için öngürülen süreler, uyarma ve kınama için 3, diğer disiplin cezaları için 5 yıldır. Bu süreler daha makul görülmektedir.

 

  3.7 GENEL DEĞERLENDİRME

1.          Disiplin Kurullarının yetkileri; kademe ilerlemesinin durdurulması ile ilgili bilgi ve belgeleri ihtiva eden dosyanın disiplin amirleri tarafından inkila ettirilmesinden itibaren 30 gün içinde dosya üzerinden incelemesini yaparak kararını disiplin amirine bildirmektir. Disiplin kurullarının yeni bir soruşturma ve ek bilgi isteme yetkisi yoktur. Disiplin soruşturmasını yapan muhakkiklerin fezlekede önerdiği cezayı disiplin kurulu ya kabul eder, ya da reddeder, kurulun başka bir ceza tayinine yetkisi yoktur. Disiplin kurulunun önerilen kademe ilerlemesinin durdurması cezasını reddetmesi halinde atamaya yetkili amirlerin 15 gün içinde başka bir disiplin cezası vermekte serbest olduğunu görüyoruz.

 

Disiplin kurullarının tek yetkisi, uyarma ve kınama cezalarına karşı yapılan itiraz üzerine bu cezalara ilişkin olarak verdiği karardır.

 

Görüldüğü üzere disiplin kurulu etkisiz bir kuruldur. Yeni bilgi isteyememekte, soruşturma yapamamakta, önerilen cezayı reddetmesi halinde bu kararı bağlayıcı olmamaktadır.

 

2.          657   sayılı   DMK’nın   127 nci    maddesinde   zamanaşımı   düzenlenmiştir. Bu düzenlemede soruşturma zamanaşımı suçun öğrenilmesinden itibaren işlemeşe başlar. Ancak suçun işlendiğinin kimin tarafından öğrenilmesi halinde zamanaşımının işlemeye başlayacağına dair kanunda bir açıklık getirilmemiştir. Örneğin disiplin suçuyla ilgili evrakın kurum kayıtlarına geçmesiyle mi yoksa kurumdaki herhangi bir memurun öğrenmesiyle mi, ya da yetkili disiplin amirinin öğrenmesiyle mi zamanaşımı işlemeye başlayacak? Bu konuda kanunda bir açıklık yoktur.

 

3.          DMK’nın   127 nci    maddesinin    son    fıkrasında    ceza   verme    zamanaşımı düzenlenmiştir. DMK’da zamanaşımını durduran hallerin düzenlenmediğini görüyoruz. Bu durum uygulamada bazı sıkıntılar meydana getirmektedir. Örneğin iki yıllık ceza verme zamanaşımı süresi içinde disiplin cezası verilmiş, fakat verilen disiplin cezası, idari mahkemece yeni bir disiplin cezası tesis edecek şekilde iptal edilmiş, ancak yeni bir disiplin cezasını tesis edecek şekilde iptal edilmiş, ancak yeni bir disiplin cezasını tesis edinceye kadar iki yıllık ceza verme zamanaşımı süresi geçmişse durum ne olacaktır? Bu konuda DMK’da bir düzenleme yoktur. Uygulamada bu durum sorunlara sebebiyet vermektedir.

4.          Memurun    savunmasının    alınması    konusunda    uygulamada birtakım sorunlar yaşanmaktadır. Soruşturmayı yapan müfettiş veya muhakkiklerin savunma alma yetkisi bulunmadığından ve müfettiş veya muhakkiklerin soruşturma sırasında memurun ifadesine başvurmaları savunma alınmış gibi telakki edilebildiğinden bu durumda idari mahkemeler bu tür disiplin cezalarını savunma alınmadığı gerekçesiyle ihtal yoluna gitmektedir. Savunmanın cezayı verecek disiplin amirleri veya atamaya yetkili amirler tarafından alınması gerektiğinden DMK’nın konuya ilişkin 130 uncu maddesi yeterince açık değildir.

5.          TCK’ya göre sanığın bir fiiliyle kanunun birden fazla maddesinde düzenlenen suçları işlemesi halinde sanığa ihlal edilen cezaların toplamı değil, bir fiiliyle birden fazla cezayı gerektiren cezalardan en ağırı olan ceza verilir. DMK’nın 131 inci maddesine göre, ilgilinin aynı olaydan dolayı ceza mahkemesince cezalandırılması, disiplin cezasının verilmesine engel teşkil etmez.

6.          DMK’nın 136 nci maddesinin 3 üncü fıkrasında düzenlenen “itiraz edilmeyen

kararlar ile itiraz üzerine verilen kararlar kesin olup bu kararlar aleyhine idari yargı yoluna başvurulamaz.” ifadesi yeterince açık değildir. Çünkü uyarma ve kınama cezalarının dışındaki disiplin cezalarına da itiraz edilmediği takdirde idari yargı yoluna gidilemez gibi bir anlam çıkmaktadır.

Oysa DMK’nın 135 inci maddesi, uyarma ve kınamaya karşı itiraz; aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ile Devlet memurluğundan çıkarmaya karşı da idari yargı yoluna başvurulabileceğini düzenlemiştir.

Görüldüğü üzere DMK’nın 135 inci maddesi ile 136 ncı maddesinin 3 üncü fıkrası arasında bir çelişki söz konusudur.

7. Disiplin cezalarının sicilden silinmesi ile ilgili 5 ve 10 yıllık bekleme süresi düzenlenmiştir. DMK’nın 133 üncü maddesinin 2670 sayılı Kanun ile değiştirilmeden önceki metninde, uyarma ve kınama için bekleme süresi 3, diğer cezaları için 5 yıldı. Bu değişiklik ile bu süreler 5 ve 10 yıl olarak düzenlenmiştir. Bu süreler çok uzun sürelerdir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

 

4. DİSİPLİN CEZALARINDA ÖZEL DURUMLAR VE GÖREVDEN UZAKLAŞTIRMA

 

4.1 DİSİPLİN CEZALARINDA ÖZEL DURUMLAR

 

  4.1.1 Disiplin Cezalarından Aylıktan Kesme ve Kademe İlerlemesinin Durdurulması Cezasını Alanların Atanamayacağı Görevler:

 

657 sayılı DMK’nın 132 nci maddesinin 4 üncü ve 5 inci fıkralarında düzenlenen hükme göre:

“Kendilerine disiplin cezası olarak aylıktan kesme veya kademe ilerlemisi durdurma cezası verilenler;

 

¨       Valilik,

¨       Büyükelçilik,

¨       Müsteşarlık,

¨       Müsteşar Yardımcılığı,

¨       Genel Müdürlük,

¨       Genel Müdür Yardımcılığı ve

¨       Daire Başkanlığı görevlerine atanamazlar.

 

Atamaları Bakanlar Kurul Kararı ile yapılanlar hakkında da yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.

 

Bu madde hükmünde, atanılamayacak görevler tadad edilmiştir. Burada şu hususa da değinmek gerekir; Bakanlar Kurulu Kararı ile atanılan bir takım görevlere, mevzuatın değişmesi sonucu 3’lü veya 4’lü Kararname ile atanır duruma gelmişse yeni bir unvan ile görev ihtas edilmişse ve yukarıdaki sayılan görevlerin dışındaki görevlerde bulunanların aylıktan kesme veya kademe ilerlemesini durdurma cezası almaları durumunda bu memurlar bu görevelere devam edecek mi, etmeyecek mi? Buna örnek olarak Başkanlık şeklinde teşkilatlanan kurumları verebiliriz. Bu sorunu vuzuha kavuşturmak için yukarıdaki zikredilen maddeyi güncelleştirmek gerekir.

 

4.1.2 Teterrür :

Disiplin suçlarında tekrar, disiplin cezası alan bir memurun, disiplin cezasının sicilden silinmesine ilişkin süre içinde aynı mahiyette ve aynı cezayı gerektiren disiplin suçunu tekrar işlemesi halidir. Bu halde memura bir derece ağır ceza verilecektir.

 

DMK’nın 125 inci maddesinin 3 üncü fıkrası hükmüne göre disiplin suçlarında “tekrar” şu koşullara bağlı tutulmuştur:

 

¨       Memur önceden disiplin cezası almış olmalıdır,

¨       Memurun   aynı  mahiyetteki   bir   suçu   disiplin  cezalarının  sicilden  silinmesini gerektiren süre içinde işlemiş olması gerekir. Bu koşulların varlığında tekerrür hükümleri uygulanır.

 

Aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü uygulanmasında bir derece ağır ceza verilir.

 

Yukarıda sayılan ve disiplin cezası verilmesini gerektiren fiil ve hallerde nitelik ve ağırlıkları itibarıyla benzer eylemlerde bulunanlara da aynı neviden disiplin cezaları verilir.

 

4.1.3 Disiplin Cezalarında İndirim :

DMK’nın 125 inci maddesinin 4 üncü fıkrası, geçmiş hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve iyi veya çok iyi derecede sicil alan memurlar için verilecek cezalardan bir derece hafif olan cezanın uygulanabileceğini düzenlemiştir. Bu konuda disiplin cezası vermeye yetkili amire takdir hakkı tanınmıştır. Ancak bu hakkın kullanılmasında amiri etkileyecek haller de fıkrada sayılmıştır. Buna göre disiplin suçunu işlediği tarihe kadar çalışmaları olumlu olan, iyi veya çok iyi derecede sicil alan memurlar için verilecek disiplin cezalarında bir derece hafif olan cezanın uygulanabileceğini açıklamıştır.

 

Sicil durumu dikkate alınarak bir alt ceza uygulanması hususunda idareye tanınan takdir yetkisi mutlak değildir. Takdirin gereği gibi kullanılıp kullanılmadığı dava açıldığı takdirde yargı denetimine tabidir.

Örneğin, aynı disiplin suçunu işleyen ve sicilleri çok iyi olan iki memurdan birine eylemin gerektirdiği kademe ilerlemesinin durdurulması cezası yerine, bir alt ceza olan aylıktan kesme cezası verildiği halde, diğer memura kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının verilerek aylıktan kesme cezasının verilmemesi yargı yerince yasaya aykırı bulunmaktadır. (Pınar, 1987, S.519)

 

  4.1.4 Yükselebilecekleri En Yüksel Derecenin Son Kademesinde Bulunanlar :

  Öğrenim durumları itibarıyla yükselebilecekleri derecenin son kademesinde bulunan Devlet memurlarının, kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının verilmesini gerektiren hallerde, brüt aylıklarının ¼ , ½’ si kesilir ve tekerrüründe görevlerine son verilir. (DMK, Md.125)

 

4.1.5 Memurluktan Ayrılanların Durumu :

Bir memurun herhangi bir disiplin suçunu işledikten sonra, o kurumdan ayrılması, emekli olması veya istifa etmesi halinde ne gibi bir yol takip edileceği hususunda DMK’nunda açık bir hüküm yoktur.

 

Uygulamada disiplin suçu işlendikten sonra, herhangi bir sebeple o kurumdan ayrılanlar hakkında da sanki o kurumda çalışıyormuş gibi işlem yapılıp gerekiyorsa ceza verilmektedir.  (Çiftçi, 1990, S.52)

 

DMK’nın 92 nci ve 93 üncü maddeleri memurluktan çekilenlerin yeniden atanmalarını ve emeklilerin yeniden hizmete alınmalarını düzenlediğinden, disiplin suçunu işledikten sonra o kurumdan ayrılan, emekli olan veya istifa eden memurun durumu önem arzetmektedir. “Ancak, personelin çalıştığı kurumdan ayrılması, istifa etmesi ya da emekli olması, disiplin cezası verilmesine engel değildir. Herhangi bir nedenle kurumdan ayrılmış olanlar hakkında da ayrılmamış gibi disiplin soruşturması yapılır, savunma istenir, dosya düzenlenir ve hakkında karar verilir. Eğer ilgili başka bir kuruma geçmişse ceza oraya bildirilir”  (Karaduman, 1980, S.6)

 

“Bir kurumda çalışan memurun, disiplin suçu işledikten sonra başka bir kuruma geçmesi, disiplin soruşturmasını ve cezalandırmayı engellemez. Memurun bağlı olduğu ilk kurumda başlayan soruşturma tamamlanır, ceza verilir ve yeni kurumuna bildirilir, siciline işlenir.”  (Eren, S.53)

Yukarıda deyinilen iki ayrı görüş ve uygulamada; memurluktan ayrılanlara disiplin cezası verilmesi gerektiği yönündedir.

 

Konuyu daha da açıklaması bakımından Danıştay’ın bir görüşüne değinmekte fayda vardır:

 

Danıştay 3 üncü Dairesi’nin 27.1.1977 tarih ve E. 1977/47, K.1977/42 sayılı Kararı’nda, “Memur iken işlediği disiplin suçundan dolayı hakkında soruşturmaya başvurulmuş, ancak soruşturma bitmeden görevden herhangi bir nedenle ayrılmış bir kişi hakkında da soruşturmanın devam etmesi, gereken kararın verilmesi ve bunun uygulama olanağı olmasa bile sicil dosyasında muhafaza edilmesi gerektiği görüşüne varılmıştır.” Denilmek suretiyle ayrılan memurlar hakkında disiplin soruşturmasının devam etmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir.

 

  Ancak DMK’nın ilgili maddelerinde bu şekilde verilecek cezalar için düzenleme yoktur.

 

4.1.6 Disiplin Soruşturmasına Engel Olan Durumlar :

a)      Ölüm :

Suçu  işleyen  memurun  verilen   disiplin cezasının tebliğinden önce ölümü halinde cezası da düşer. Türk Ceza Kanunu’nun 96 ncı maddesinde yeralan bu esas disiplin cezası yönünden de geçerlidir.

b)      Sanığın Lehine Olarak Kanun Hükmünün Değişmesi :

Fiilin işlendiği tarihte yürürlükteki kanunların suç saydığı bir hareketin, daha sonra yürürlüğe konulan bir kanunla suç olmaktan çıkarması, yani fiilin disiplin kusuru olmaktan çıkarılması halinde lehe olan hükümler uygulanır ve ilgili cezalandırılmaz.

c)       Zamanaşımı:

Kamu   hizmetlerinin   yürütülmesi   sırasında ortaya çıkabilecek kusurlu davranışların sürüncemede kalmaması ve caydırıcılığın sağlanabilmesi amacıyla, disiplin mevzuatına getirilen zamanaşımına ait esaslar DMK’nın 127 nci maddesinde düzenlenmiş bulunmaktadır. Zamanaşımına uğrayan disiplin suçlarından dolayı memura ceza verilemez. Zamanaşımını yukarıda ayrıntılı bir şekilde incelemiştik.

 

 

4.2 GÖREVDEN UZAKLAŞIRMA

 

4.2.1 Görevden Uzaklaştırma Amacı

657 sayılı DMK’nın 137 nci maddesinde düzenlenmiştir. Sözkonusu düzenlemeye göre; “Görevden uzaklaştırma, Devlet kamu hizmetlerinin gerektirdiği hallerde, görevi başında kalmasında sakınca görülecek Devlet memurları hakkında alınan ihtiyati bir tedbirdir.

 

Görevden uzaklaştırma tedbiri, soruşturmanın her hangi bir safhasında da alınabilir denilmektedir.”

 

DMK’nın 137 nci maddesi görevden uzaklaştırma sistemiyle uygulamadaki dağınıklığa bir anlamda son vermiştir. Devlet memurlarından görevleri başında kalmalarında sakınca görülenlerin görevlerinden uzaklaştırılmaları tek bir sisteme bağlanmıştır. Böylece “Memurin Kanunu”, “3628 Kanun”, “Memurların Bağlı Bulundukları Kurum Emrine Alınma suretiyle Görevlerinden Uzaklaştırılmaları ile İlgili 6435 sayılı Kanun” ve çeşitli teşkilat kanunlarında bu hususa dair kanun hükümlerinin bu madde ile ifadesi mümkün olmuştur. Ayrıca, “Bakanlık emrine alma”, “açığa çıkarma” vs. usulleri de lüzumsuz bulunmuştur.  (Alikaşifoğlu, 1978, S.245) Bu sistem basit ve uygulaması kolay olduğu kadar, sosyal adalete de uygundur.

 

Tanımdan da anlaşılacağı gibi görevden uzaklaştırma bir tedbir olup, disiplin cezası değildir. Görevden uzaklaştırma daha önce uygulanan “geçici görevden çıkarma” cezasından da farklıdır. Geçici görevden çıkarma cezasında memur, kadrosu saklı kalmak kaydıyla 1 aydan 6 aya kadar aylıksız olarak görevden çıkarılırdı.

 

4.2.2 Görevden Uzaklaştırmaya Yetkili Olanlar :

a)          Atamaya yetkili amirler,

b)         Bakanlık ve Genel Müdürlük Müfettişleri,

c)         İllerde Valiler,

d)         İlçelerde Kaymakamlar (ilçe idare şube başkanları hakkında valinin muvafakatı şarttır.) 

  Valiler ve Kaymakamlar tarafından alınan, görevden uzaklaştırma tedbiri, memurun kurumuna derhal bildirilir.  (DMK, Md.38)

Memurları kimlerin görevden uzaklaştıracağı DMK’138 inci maddesinde sayılmaktadır. Bunlar; atamaya yetkili amirler başta olmak üzere Başkanlık ve Genel Müdürlük Müfettişleri, Valiler ve Kaymakamlardır.

 

Ancak, ilçe idare şube başkanlarının kaymakam tarafından görevden uzaklaştırabilmesi için valinin muvafakatının alınması gerekir. İlçe İdare Şube Başkanları ilçede başkanlıkların ya da bağımsız Genel Müdürlüklerin yapmakla yükümlü oldukları görevleri yapmak ve yaptırmakla sorumlu ve yetkili en büyük memurlardır. Hükümet Tabibi, İlköğretim Müdürü, Emniyet Müdürü veya Amiri, Malmüdürü, Jandarma Komutanı, Müftü, PTT Müdürü, Orman İşletme Şefi veya Müdürü gibi görevliler İlçe İdare Şube Başkanlarıdır.

 

Görevden uzaklaştırma iki sebebe dayanılarak alınır :

 

¨                     Disiplin soruşturması sebebiyle görevden uzaklaştırma,

¨                     Ceza kovuşturması sebebiyle görevden uzaklaştırma,

 

Disiplin soruşturması nedeniyle görevden uzaklaştırma en çok üç ay devam edebilir.

Ceza kovuşturması sebebiyle görevden uzaklaştırmada sürenin ne kadar devam edeceği düzenlenmemiştir.

 

4.2.3 Görevden Uzaklaştıran Amirin Sorumluluğu:

Görevden uzaklaştırılan Devlet memurları hakkında görevden uzaklaştırmayı izleyen 10 iş günü içinde soruşturmaya başlanması şarttır.

 

Memuru görevden uzaklaştırdıktan sonra memur hakkında derhal soruşturmaya başlamayan, keyfi olarak veya garaz veya kini dolayısıyla bu tasarrufu yaptığı, yaptırılan soruşturma sonunda anlaşılan amirler, hukuki, mali  ve cezai sorumluluğa tabidirler. (DMK, Md.139)

 

Burada zikredilen DMK’nın 139 uncu maddesinin 1 inci ve 2 nci fıkraları arasında çelişki vardır. 1 inci fıkrada soruşturma için 10 gün içinde soruşturmaya başlanmasına ilişkin olarak bir sınır getirilirken, 2 nci fıkrada ise “derhal” soruşturmaya başlamayan amirler hakkında müeyyide getirilmiştir. Derhal soruşturmaya başlanmasının, hemen yerine getirilmesi şeklinde anlaşılması gerekir.

 

Kanunun ilk orijinal metnindeki süre 3 iş günüdür. 23.12.1972 tarih ve 2 sayılı KHK’nin 1 inci maddesiyle 10 iş günü olarak yeniden düzenlenmiştir.

 

DMK’nın 139 uncu maddesi, görevden uzaklaştırılan memur için bir teminat maddesidir. Usulsüz uygulayan amirler hakkında yapılacak işlemi düzenlemiştir. (Maliye Bakanlığı Barem Mevzuatı, S.130 )

 

Görevden uzaklaştırma işleminden itibaren geçecek azami 10 günlük süre içinde, sadece iş günleri hesaba katılarak soruşturma açılacak, sürenin hesabında tatil günleri değerlendirmeye tabi tutulmayacaktır. (Alikaşifoğlu, 1978, S.248)

 

  4.2.4 Ceza Kovuşturması Sırasında Görevden Uzaklaştırma :

  Haklarında mahkemelerce cezai kovuşturma yapılan Devlet memurları da DMK’nın 138 inci maddesindeki yetkililer tarafından görevlerinden uzaklaştırılabilirler.

 

Umumi ceza hükümlerine göre haklarında mahkemelerce kovuşturma açılan memurlar da, lüzumlu görülürse yetkililer tarafından görevlerinden uzaklaştırılabilecektir. DMK’nın 140 ıncı maddesinin düzenlenmesinden amaç, memurları sadece disiplin görevlerinden uzaklaştırabilmeyi mümkün kılmaktır.

 

DMK’nın 131 inci maddesinin 1 ve 2 nci fıkraları şöyledir: “Aynı olaydan dolayı memur hakkında ceza mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olması, disiplin soruşturmasını geciktirmez.

 

Memurun ceza kanununa göre mahkum olması veya olmaması halleri, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel olmaz.” düzenlemesinden de anlaşıldığına göre ceza kovuşturmasının disiplin cezalarına etkisine temas edilmiştir. Bu sebeple ceza kovuşturmasının görevden uzaklaştırma işlemini gerektiriyorsa uzun uzun beklemenin gerekmeyeceği, yetkili amir suçun mahiyeti ve delil durumlarını da hesaba katarak memurların ceza kovuşturması sırasında da bu yetkisini kullanarak memurları görevden uzaklaştırabilir.

4.2.5 Görevden Uzaklaştırılan Memurun Hak ve yükümlülüğü

Görevden uzaklaştırılan ve görevi ile ilgili olsun veya olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına alınan memurlara bu süre içinde aylıklarının üçte ikisi ödenir. Bu gibiler bu Kanunun öngördüğü sosyal hak ve yardımlardan faydalanmaya devam ederler.

 

657 sayılı DMK’nın 143 üncü maddesinde sayılan durumların gerçekleşmesi halinde, bunların aylıklarının kesilmiş olan üçte biri kendilerine ödenir ve görevden uzakta geçirdikleri süre, derecelerindeki kademe ilerlemesinde ve bu sürenin derece yükselmesi için gerekli en az bekleme süresini aşan kısmı, üst dereceye yükselmeleri halinde, bu derecede kademe ilerlemesi yapılmak suretiyle değerlendirilir, (DMK, Md.141) denilmek suretiyle görevden uzaklaştırılan memurun hakları düzenlenmiş olup, yükümlülüğüne ilişkin bir ifadeye yer verilmemiştir. Görevden uzaklaştırılan memurun kurumuna mesai saatleri içinde gelmesi veya gelmemesi konusunda bir açıklama, bir düzenleme yoktur.

 

İlk metin şöyledir: “Görevden uzaklaştırılan Devlet memurlarının bu süre içinde her türlü hak ve yükümlülükleri devam eder.” Bu madde hükmüne göre suçlu olduklarına dair elde kuvvetli delil ve karineler bulunan memurlara dahi mahkemeleri sonuna kadar vazife görmeden aylıkları tam olarak ödenecektir. Bu tutum ise bir anlamda istihdam edilenin menfaatinin Devlet menfaatinden üstün tutulması gibi bir sonuç yaratmaktaydı. Bunu gidermek için 2 ve 12 sayılı KHK ile 1897 sayılı kanunlarla değişiklik yapılarak bugünkü haline gelmiştir.

 

4.2.6 Tedbirin Kaldırılması

Soruşturma sonunda disiplin yüzünden memurluktan çıkarma veya cezai bir işlem uygulanmasına lüzum kalmayan Devlet memurları için alınmış olan görevden uzaklaştırma tedbiri, 138 inci maddedeki yetkililerce (müfettişler tarafından görevden uzaklaştırılanlar hakkında atamaya yetkili amirlerce) derhal kaldırılır. (DMK, Md.142)

 

Memur hakkındaki soruşturma tamamlanmış ve neticede memurun Türk Ceza Kanunu’na göre bir suçtan dolayı hakkında kamu davası açılmışsa, ya da disiplin yönünden Devlet memurluğundan çıkarılması yoluna gidilmişse yetkili amir görevden uzaklaştırma halini devam ettirebilir. Bunun dışında daha hafif disiplin cezasını gerektiren bir sonuca varılmışsa veya ceza kovuşturması neticesiz kalmışsa bu halde tedbir kaldırılır. (Alikaşifoğlu, 1978, S.251)  

 

  4.2.7 Memurun Tekrar Göreve Başlatılmasının Zorunlu Olduğu Haller:

  Soruşturma veya yargılama sonunda yetkili mercilerce:

 

a)          Haklarında memurluktan çıkarmadan başka bir disiplin cezası verilenler,

b)         Yargılanmanın men’ine veya beraatine karar verilenler,

c)         Hükümden evvel haklarındaki kovuşturma genel af ile kaldırılanlar,

d)         Görevlerine ve memurluklarına ilişkin olsun veya olmasın memurluğa engel olmayacak bir ceza ile hükümlü olup cezası ertelenenler,

 

Bu kararların kesinleşmesi üzerine haklarındaki görevden uzaklaştırma tedbiri kaldırılır. (DMK, Md.143)

 

4.2.8 Görevden Uzaklaştırma Tedbirin Kaldırılmasında Amirin Takdiri :

  657 sayılı DMK’nın 140 ıncı ve 142 nci maddeleriyle 143 üncü maddesinin a, b ve c fıkralarında yazılı olanlar hakkındaki görevden uzaklaştırma tedbiri, Devlet memurunun soruşturmaya konu olan fiillerinin, hizmetlerini devama engel olmadığı hallerde her zaman kaldırılabilir. (DMK, Md.144)

 

Yukarıdaki madde metninden de anlaşıldığı üzere görevden uzaklaştıran amirin takdirine bırakılmıştır. Ancak 143 üncü maddenin a, b ve c fıkralarında düzenlenen hükümler gerçekleştiği takdirde amirin bir takdiri sözkonusu değildir. Amir bu durumda memuru mutlaka göreve başlatmalıdır.

        

4.2.9 Görevden Uzaklaştırmanın Devam Edeceği Azami Süre :

1.          Disiplin Soruşturması Nedeniyle Uzaklaştırmada Süre :

 

Görevden uzaklaştırma, bir disiplin kovuşturması icabından olduğu takdirde en çok 3 ay devam edebilir. Bu süre sonunda hakkında bir karar verilmediği takdirde memur görevine başlatılır. (DMK, Md.145)

 

2.          Ceza Kovuşturması Nedeniyle Uzaklaştırmada Süre :

Görevden uzaklaştırma, bir ceza kovuşturması icabından olduğu takdirde görevden uzaklaştırmaya yetkili amir (müfettişlerin görevden uzaklaştırdıkları memurlar hakkında atamaya yetkili amir) ilgilinin durumunu her iki ayda bir inceleyerek göreve dönüp dönmemesi hakkında karar verir ve ilgiliye de bir yazı ile tebliği eder. (DMK., Md.145)

 

Görüldüğü gibi disiplin soruşturması nedeniyle görevinden uzaklaştırılan memurlarda bu süre en fazla 3 ay ile sınırlı iken; ceza kovuşturması nedeniyle görevinden uzaklaştırılan memurlar için böyle bir süre düzenlenmemiştir. Burada düzenlenen sadece ilgilinin durumu her iki ayda bir değerlendirileceği şekilde olup azami bir süre öngörülmemiştir.

 

Şuna da değinmek gerekir ki görevden uzaklaştırılan memur iş yerine gelecek mi gelmeyecek mi? Bu konuda açıklık yoktur.

 

  4.3 GENEL DEĞERLEME

 

1.          DMK’nın 132 nci maddesinde, aylıktan kesme ve kademe ilerlemesini durdurma cezası verilen memurların atanamayacağı görevler tadad edilmiştir. Ancak mevzuat değişikliği ya da yeni görevlerin ihdas edilmesi ile bazı makamların altında daire başkanı çalışmasına rağmen yukarıda bahsi geçen madde daire başkanlığını tadad etmesine rağmen daire başkanının amiri durumundaki bazı makamları tadad etmemiştir. Örneğin, Başkanlık şeklinde örgütlenen kurumlarda Başkanlık unvanı sayılmamıştır.

2.           

DMK’nın 192 nci ve 193 üncü maddeleri, memurluktan çekilenlerin yeniden atanmalarını ve emeklilerin yeniden hizmete alınmalarını düzenlediğinden, disiplin suçunu işledikten sonra o kurumdan ayrılan, emekli olan veya istifa eden memurun durumuna ilişkin kanunda bir açıklık yokt

l

   

       

                

 

       

 

 

   

                

                

               

              

 

 

         

 

       

 

 

 

 

 

 

 

 

 

           

               

                  

 

 

 

    

 

 

 

        

            

        

 

 

        

         

    

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

SONUÇ

 

Ülkemizde nüfus artışıyla birlikte Devletin hem yaptığı mevcut hizmetler, hem de yeni hizmet alanları artış göstermektedir. Nüfusla birlikte Devletin yaptığı hizmetlerin artışına paralel olarak memur sayısı da artmaktadır.

 

Yapılan hizmetlerin etkin ve bir bütünlük içerisinde sunulması sırasında bütünlüğü ve etkinliği aksatacak fiillerin müeyyide altına alınması doğaldır. Hizmetlerin yerine getiren kamu personelinin hizmetleri aksatan fiillerini müeyyide altına alan disiplin cezalarının uygulanması sırasında, disiplin mevzuatından ve disiplin amirlerinin mevzuatı yorumlamasından kaynaklanan sorunlar olabilmektedir. Sorun teşkil ettiği tespit edilebilen düzenlemelere ilişkin genel bir değerlendirme; ikinci, üçüncü ve dördüncü bölümlerin sonunda yapılmıştı. Sonuç bölümünde genel olarak bu sorunlara tekrar değinip, bunlara ilişkin görüş ve önerilerle çalışmamı tamamlamak istiyorum.

 

1.            Uyarma ve kınama cezalarını düzenleyen DMK’nın 125/A ve 125/B maddelerinin ilk bentlerinde yer alan, verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında kayıtsızlık göstermek veya kusurlu davranmak hükmü çok geniş kapsamlıdır. İdareye sınırları oldukça geniş bir takdir hakkı vermektedir. Bu durum hukuk devleti mantığı açısından bir çelişkidir. Verilen emir ve görevlerin sınırları hususu iki yönlüdür. Biri süreli işlerde işin; kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirlenen süre içerisinde tamamlanmasıdır. Diğeri de takdiri süre içerisinde amir ve bir üst tarafından işin bitirilebilmesi için belirlenen makul süredir. Bu nedenle DMK’nın 125/A-a ve 125/B-a maddesinin buna uygun hale getirilmesi gerekir.

 

2.            DMK’nın 125/A-b maddesinde, “özürsüz veya izinsiz olarak göreve geç gelmek, erken ayrılmak, görev mahallini terketmek” fiilini işleyenlere uyarma cezası verilmesi öngörülmektedir.

 

Bu maddede geç gelmenin veya erken ayrılmanın sınırları belirlenmemiştir. İdareye geniş bir şekilde takdir hakkı bırakılmıştır. Bu nedenle ilgili maddeye “geç gelmeyi ya da erken ayrılmayı, alışkanlık haline getiren memura ceza verileceği” eklenmelidir.

 

3.            DMK’nın 125/A-c maddesine göre “kurumca belirlenen tasarruf tedbirlerine riayet etmemek” fiilini işleyen memura kınama cezası verilir. Oysa tasarruf tedbirlerini sadece kurum belirlemiyor, uygulamada Başbakanlık’ da tasarruf tedbirlerini belirlemektedir. Bu nedenle Başbakanlık’ ın belirlediği tasarruf tedbirlerine riayet etmeyen memura ceza verilemez, verilebilmesi için kanun maddesine “Başbakanlık’ ça belirlenen tasarruf tedbirlerine riayet etmeme” ibaresi eklenmelidir.

 

4.            DMK’nın 125/B-c maddesinde düzenlenen “görev sırasında amire hal ve hareketleriyle saygısız davranmak” fiili idareye ve amire çok geniş bir takdir hakkı tanımaktadır. Sözkonusu madde hükmü keyfi cezaların verilebilmesini kolaylaştırmaktadır. Bu nedenle DMK’nın 125/B-c maddesinde düzenlenen suç fiilleri somutlaştırılmalıdır.

 

5.            DMK’nın 125/B-d maddesinde düzenlenen “hizmet dışında Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak” fiili Devlet memuru için çok ağır ve aynı zamanda idareye fevkalade geniş yetki takdir hakkı veren bir düzenlemedir. Bu nedenle Devlet memurunun, hizmet dışında diğer vatandaşların tabi olduğu kurallara uyması ve aynı yaptırımlara tabi olması yeterli görülmeli ve sözkonusu bentte 15/B-d maddesinde düzenlenen fiiller kanun metninden çıkarılmalıdır.

6.            DMK’nın 125/B-j maddesinde düzenlenen “verilen emirlere itiraz etmek” fiili çok geniş kapsamlıdır. Acaba konu sınırlaması olmadan verilen her emir mi kastedilmektedir? Burada kast edilen, Anayasa, kanun, tüzük ve yönetmelik hükümlerine uygun emirlerdir. İdarenin bu cezayı verme yetkisinin sınırlarını çizmek için sözkonusu hüküm; “Anayasa, kanun, tüzük ve yönetmelik veya genelge hükümlerine uygun olarak verilen emirlere itiraz etmek” şeklinde düzenlenmelidir.

 

7.            DMK’nın 125/C-g maddesinde yer alan; “ikamet ettiği ilin hudutlarını izinsiz terketmek” şeklindeki düzenleme çok katı bir hükümdür. Günümüzde ulaşım teknolojisi fevkalade gelişmiştir. Hafta sonu tatilinde 700-800 km uzaklığa rahatlıkla gidip gelinebilir. Katı bir şekilde düzenlenen bu hükme, mücbir sebepler ve bazı önemli kurumlar için istisna getirilmeli ya da tamamen kanun metninden çıkarılmalıdır.

 

8.            DMK’nın 125/C-h maddesine göre; “toplu müracaat veya şikayette” bulunan memurlara aylıktan kesme cezası verilir. İdari yargıda “hak veya menfaatte iştirak ile maddi ve hukuki sebeplerde birlik” bulunması durumunda birden çok kişiye bir dilekçe ile aynı idari işleme karşı birlikte dava açma hakkı tanınmıştır. (İYUK md.5) DMK’nın 125/C-h maddesi de buna paralel yeniden düzenlenmelidir.

 

9.            DMK’nın 125/C-j maddesine göre, “yasaklaşmış her türlü yayını görev mahallinde bulundurmak” fiilini işleyene aylıktan kesme cezası verilir. Ancak kimin tarafından yasaklanmış yayınlar olduğu maddede belirtilmemiştir. Konusu suç teşkil eden eserler mahkemeler tarafından yasaklanır. Bu nedenle 125/C-j maddesinin “mahkemeler tarafından yasaklanmış her türlü yayını görev mahallinde bulundurmak” şeklinde değiştirmesi amaca daha uygun olacaktır.

 

10.       DMK’nın 125/D-f maddesinde düzenlenen “gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlemek” ifadesi yeterince açık değildir. Burada suç unsurunun oluşabilmesi için, gerçeğe aykırı olarak düzenlenen rapor ve belgelerin görevle ilgisi olması gerekir. Göreviyle ilgili olmayan konularda memurun gerçeğe aykırı rapor veya belge düzenlemesi durumunda hakkında genel hükümlere göre takibat yapılır. Bu nedenle; mezkur ifadenin “göreviyle ilgili konularda gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlemek” şeklinde değiştirilmesi gerekir.

 

11.       DMK’nın 125/D-j maddesi sadece mal bildiriminde bulunmamayı cezalandırmaktadır. Oysa memur, mal bildiriminde bulunmasına rağmen gerçeğe aykırı bildirimde bulunmuş olabilir. Bunu önlemek için, her ne kadar gerçeğe aykırı bildirimde bulunmayı 3628 sayılı Kanun cezalandırmış ise de DMK’nın 125/D-j maddesine “gerçeğe aykırı mal bildiriminde bulunmak” fiiline de eklemek gerekir.

 

12.       Anayasa’nın 129 uncu maddesinin 3 üncü fıkrasında, “uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar hariç, disiplin kararları yargı denetimi dışında bırakılamaz” denilmektedir. Anayasa hangi disiplin cezalarının yargı denetimi dışında bırakılamayacağını düzenlemiştir. Uyarma ve kınamaya ilişkin disiplin cezalarının idari yargı  yolunun kapatılıp kapatılmayacağı konusunda  ise kanun koruyucu serbest bırakmıştır. Kanun koyucu da Anayasa’nın verdiği tercih hakkını uyarma ve kınamaya ilişkin disiplin cezalarına karşı yargı yolunu kapatma yönünde kullanmıştır.

 

Bu nedenle uyarma ve kınama cezalarına karşı idari yargıya dava açma konusunda engel teşkil eden DMK’nın 135 inci maddesinin mutlaka değiştirilmesi gerekir, Disiplin kurullarının göstermelik bir görev icra eder durumdadırlar. Bu kurulların bu durumundan kurtarılması ve daha etkin hale getirilmesi şarttır. Disiplin kurallarını, fezlekede önerilen disiplin cezasını onaylayan veya reddeden kurullar olmaktan çıkarmak gerekir. Yüksek disiplin kurulu gibi, tanık dinleyebilmeli, ek soruşturma yapmalı ve önerilen disiplin cezasını uygun bulmuyorsa yeni bir ceza önerebilir hale getirmesi için mutlaka mevzuat değişikliğine gidilmelidir.

 

14- Soruşturma zamanaşımı DMK’ nın 127 nci maddesinde düzenlenmiştir. Soruşturma zamanaşımı suçun öğrenilmesinden itibaren işlemeye başlar. Ancak kimin tarafından öğrenildiğinde zamanaşımının işleme başlayacağı konusunda DMK’ nın 127 nci maddesinde bir açıklık yoktur. Disiplin cezası verme yetkisi olan disiplin amiri tarafından suçun işlendiğinin öğrenilmesinden sonra zamanaşımı işlemeye başlamalıdır.  Bu nedenle DMK’ nın 127 inci maddesinde bu yönde değişiklik yapmak gerekir.

 

15- DMK’ nın 135 inci maddesiyle, uyarma ve kınam cezalarına karşı itiraz edebileceği, aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ile Devlet memurluğundan çıkarma cezalarına karşı da idari yargı yoluna başvurulabileceği düzenlenmiştir. Buna karşılık DMK’ nın 136 ncı maddesinin 3 üncü fıkrasında yer alan “ itiraz edilmeyen kararlar ile itiraz üzerine verilen kararlar kesin olup, bu kararlar aleyhine idari yargı yoluna başvurulamaz ” ifadesi DMK’ nın 135 inci maddesiyle çelişki halindedir. Bu çelişkinin giderilmesi için DMK’ nın 136 ıncı maddesinin 3 üncü fıkrası şu şekilde değiştirilmelidir: “ İtiraz edilmeyen uyarma ve kınamaya ilişkin disiplin kararları ile itiraz üzerine verilen kararlar kesin olu, bu kararlar aleyhine idari yargı yoluna başvurulamaz. ”

 

16- Disiplin cezalarının sicilden silinmesi ile ilgili 5 ve 10 yıllık bekleme süreleri çok uzun sürelerdir. Bu sürelerin kısaltılması gerekir.

 

17- DMK’ nın 132 nci maddesinin 4 üncü fıkrasında aylıktan kesme ve kademe ilerlemesini durdurma cezası verilen memurların atanamayacağı görevler tadad edilmiştir. Ancak daire başkanlığından daha önemli ve daire başkanının amiri durumunda olan başkanlık sayılmamıştır. Her ne kadar tadad edilmemiş olsa da, Devlet Personel Başkanlığı bunu geniş yorumlamıştır. ( Mütalaalar  Bülteni 10 s. 10 ) Bu nedenle DMK’ nın 132 nci maddisinin 4 üncü fıkrası yeniden düzenlenerek başkanlıklar da tadad edilmelidir. Ayrıca 3’ lü veya 4’ lü kararnameyle atanan görevlerin de bu madde kapsamına alınması gerekir.

 

18- ‘ Görevden uzaklaştırılan veya görevinden uzak kalan memurun hak ve hükümlülüğü ’ başlığını taşıyan DMK’ nın 141 nci maddesinde görevinden uzaklaştırılan memurun hakları sayılmasına rağmen yükümlülüğü sayılmamıştır. İlgili maddede görevinden uzaklaştırılan memurun yükümlülüğü de sayılmalı, ayrıca ilgili memurun kuruma gelip gelemeyeceği ve gelecekse kendisine hangi görevin yaptırılması gerekeceği de düzenlenmedir.

 

19- Anayasa’ nın 128 nci maddesinin 2 nci fıkrası, “ memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri, atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük işleri kanunla düzenlenir ” hükmü getirmiştir. Fakat konumuz açısından Anayasa’ nın bu hükmüne aykırı düzenlemeler mevcuttur. Bunlar:

 

           3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’ nda disiplin cezalarının neler olduğu düzenlenmiş, fakat disiplin cezalarının uygulanacağı fiil ve haller 23.3.1979 gün ve 7/ 17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile yürürlüğe giren Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’ nde düzenlenmiştir. Bu durum anayasaya aykırıdır.

 

20, İnceleme konusunda  da  görüldüğü üzere disiplin cezaları çeşitli kanunlarda düzenlenmiş olup, çok dağınık bir durumdadır. 657 sayılı DMK genel bir kanundur. Disiplin cezalarının tek biri kanunla düzenlenerek biraraya getirilmesi daha faydalı olur ve amaca daha uygun düşer.

21-       Disiplin kararları usulü alanında kanuni düzenlemeye giderilmelidir.

 

Ceza mahkemeleri usulü ve idari yargılama usulüne ilişkin olarak Ceza Mahkemeleri Usulü Kanunu ve İdari Yargılama Usulü Kanunu bulunmaktadır. Bunu gibi disiplin kararlarına ilişkin bir usul kanunu da, disiplin kararları usulü alanındaki boşluğu önemli ölçüde dolduracaktır. Kaldı ki 657 DMK’ nunda disiplin cezaları ile disiplin cezalarının verilmesine usulde yetersizlikler mevcuttur. Usule ilişkin bir boşluk bulunmaktadır. Bu boşluğun doldurulması gerekir. 

 

Hizmetler yürütülürken, elbette kurallara uygun davranan memur ile ihlal eden memura farklı yaklaşılmalıdır. Bu hizmetin verimli ve etkin yürütülmesi sağlamak için şarttır. Çünkü yaptırımsız kural etkili olamaz.

 

Kanunların, tüzüklerin, yönetmeliklerin ve kısaca bütün kuralların ana gayesi insan ihtiyaçlarından kaynaklanır. Konulmuş olan yada konulacak kuralların, insanların ihtiyaçlarını karşılarken sorun değil çözüm olmalıdır.

 

Disiplin kuralları da hem uygulayıcı hem de memur tarafından anlaşılır ve açık olmalı değişen şartlara ve ihtiyaçlara cevap vermesi sağlanmalıdır.

      

Disiplin hukuku; uygulamada görülen sorunlar, edinilen tecrübeler ve çağdaş gelişmeler gözönünde bulundurularak geliştirilmeli, bu yönde Kanunda gerekli değişiklikler yapılmalıdır. Disiplin hukuku anlaşılır ve ihtiyaçlara çözüm olabilen bir yapıya kavuşturulabilirse karşılaşılan sorunların çözümü mümkün olabilecektir.

HAZIRLAYAN ;TARKAN  KESKİN      

 

 

 

 


| Lider | Haberler |İdare bilimi |  İdari sistem | Vatandaş için | Okuma | Yönetici | 88.dönem | İletişim Formu | İletişim | Linkler | Site Haritası |  Ana sayfa

Bu  sitenin  tüm hakları  A.  Uslu ya  aittir.                e-mail:  idare@kolayidare.com