|
Devlet Memurlarının Disiplin Suç ve Cezaları ile
Soruşturması.
BİRİNCİ BÖLÜM
1.
YÖNETİM HUKUKUNDA KAMU
GÖREVLERİ........................................ 4
1.1
KAMU HİZMET
KAVRAMI...................................................................
4
1.2
KAMU GÖREVLİLERİ
KAVRAMI.........................................................
5
1.2.1 Doktrinde Kamu
Görevlileri............................................................
5
1.2.1.1 Dar Anlamda Kamu
Görevlileri....................................................
5
1.2.1.2 Geniş Alanda Kamu
Görevlileri....................................................
6
1.2.1.3 Devlet Memurları Kanununa Göre Kamu
Görevlileri.................... 6
1.2.1.4 657 Sayılı DMK’na Göre Kamu
Görevlileri................................... 7
1.2.1.4.1
Memur.....................................................................................
7
1.2.1.4.2 Sözleşmeli
Personel................................................................
7
1.2.1.4.3 Geçici Personel
......................................................................
7
1.2.1.4.4 İşçiler
......................................................................................
8
1.3
MEMUR
KAVRAMI..............................................................................
8
1.4
DİSİPLİN CEZALARI HAKKINDA GENEL
BİLGİLER.......................... 9
1.4.1 Disiplin Kavramı
.............................................................................
9
1.4.2 Disiplin Cezaları
Kavramı..............................................................
10
1.4.3 Disiplin Cezalarının Özellikleri ve TCK’da
Düzenlenen Suçlardan
Farkları...................................................................................................10
1.4.4 Memurların Ödev ve Sorumlulukları İle Bunların
Uymak Zorunda
Oldukları
Yasaklar..................................................................................12
İKİNCİ BÖLÜM
2.
TARİHİ SÜREÇ İÇİNDE DİSİPLİN
SUÇLARI........................................ 15
2.1
CUMHURİYET’İN İLANINDAN 657 SAYILI DMK’NA KADAR DİSİPLİN
SUÇLARI..................................................................................................
15
2.1.1
31 Mart 1926 Tarih ve 788 Sayılı Memurin Kanununda
Düzenlenen
Disiplin
Suçları..........................................................................................15
2.1.2
Memurin Kanununda Düzenlenen Disiplin Cezalarının
Uygulanacağı Fiil ve
Haller................................................................................................16
2.1.2.1 İhtarı Mucip Ahval
Şunlardır.......................................................
16
2.1.2.2 Tevbihi Mucip Ahval
Şunlardır....................................................
16
2.1.2.3 Maaş Kat’ını Mucip Ahval
Şunlardır............................................16
2.1.2.4 Kıdem Tenzilini Mucip Ahval
Şunlardır....................................... 17
2.1.2.5 Sınıf Tenzilini Mucip Ahval
Şunlardır.......................................... 17
2.1.2.6 İhracı Mucip Ahval
Şunlardır.......................................................17
2.2
14.7.1965 TARİH VE 657 SAYILI DEVLET MEMURLARI
KANUNUN-
DA
DÜZENLENEN DİSİPLİN CEZALARININ ÇEŞİTLERİ VE BU
CEZALARIN UYGULANACAĞI FİİL VE
HALLER....................................17
2.2.1
Uyarma..........................................................................................
18
2.2.2
Kınama..........................................................................................
19
2.2.3 Aylıktan
Kesme.............................................................................
20
2.2.4 Kademe İlerlemesinin
Durdurulması.............................................
21
2.2.5 Devlet Memurluğundan
Çıkarma..................................................
22
2.3
DEVLET MEMURLUĞUNDAN ÇIKARMAYI DÜZENLEYEN DİĞER
KANUNLAR..............................................................................................
23
2.3.1 2489 Sayılı Kefalet
Kanunu...........................................................
23
2.3.2 1050 Sayılı Muhasebe-i Umumiye
Kanunu................................... 24
2.3.3 6245 Sayılı Harcırah
Kanunu........................................................
24
2.3.4 1.3.1926 Tarih ve 765 Sayılı Türk Ceza
Kanunu...........................25
2.4
657 SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNU DIŞINDA DİSİPLİN
CEZALARINI DÜZENLEYEN BAZI
KANUNLAR..................................... 25
2.4.1 3201 Sayılı Emniyet Teşkilatı Kanuna Göre Disiplin
Cezaları....... 25
2.4.2 4357 Sayılı İlkokul Yönetici ve Öğretmenlerine
İlişkin Kanuna Göre
Disiplin
Cezaları.....................................................................................
27
2.4.2.1 Kusurlu
Sayılmak.....................................................................
27
2.4.2.2 Aylık
Kesilmek.........................................................................
28
2.4.2.3 Kıdem
İndirmek........................................................................
28
2.4.2.4 Görevine Son
Vermek..............................................................
28
2.4.2.5 Meslekten
Çıkarmak.................................................................
29
2.4.3 1702 Sayılı Orta Dereceli Okul Yönetici ve
Öğretmenlerine İlişkin
Kanuna Göre Disiplin
Cezaları...............................................................
29
2.4.3.1 İhbar ve Tevbih Cezaları Şu Hareketlere Karşı
Verilir.............. 30
2.4.3.2 Ders Ücretlerinin Kesilmesi Cezası Şu Hallerde
Verilir............ 31
2.4.3.3 Maaş Kesilmesi Cezası Şu Hallerde
Verilir.............................. 31
2.4.3.4 Kıdem İndirilmesi Cezası Şu Hallerde
Verilir............................ 32
2.4.3.5 Derece İndirilmesi Cezası Şu Hallerde Tatbik
OIunur.............. 32
2.4.3.6 İstifa Etmiş
Sayılmak................................................................
32
2.4.3.7 Meslekten Çıkarılmak Aşağıdaki Hallerde Tatbik
Olunur......... 33
2.4.4 2935 Sayılı Olağanüstü Hal Kanununa Göre Disiplin
Cezaları..... 34
2.5
GENEL
DEĞERLENDİRME...............................................................
34
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
3.
DİSİHLİN CEZASI VERMEYE YETKİLİ AMİR VEYA KURULLAR İLE
DİSİPLİN
SORUŞTURMASI.......................................................................35
3.1
DİSİPLİN
AMİRLERİ...........................................................................35
3.1.1 Disiplin Amirlerinin
Yetkileri...........................................................
37
3.1.2 Disiplin Amirlerinin
Sorumlulukları.................................................
38
3.2
Sicil Amirleri İle Misyon Şeflerinin
Yetkileri......................................... 38
3.3
ATAMAYA YETKİLİ
AMİRLER...........................................................
39
3.4
DİSİPLİN
KURULLARI.......................................................................
40
3.5
DİSİPLİN VE YÜKSEK DİSİPLİN KURULLARININ TOPLANTI VE
ÇALIŞMALARINA İLİŞKİN
ESASLAR......................................................44
3.5.1 Toplantı Yeter
Sayısı.....................................................................
44
3.5.2 Disiplin Kurullarının Karar Süresi ve
Usulü....................................44
3.5.3 Yüksek Disiplin
Kurulu...................................................................
44
3.5.4 Yüksek Disiplin Kurullarının Karar Süresi ve
Usulleri.................... 45
3.5.5 Hakkında Devlet Memurluğundan Çıkarma Cezası
Verilecek
Memurun
Hakları....................................................................................
45
3.5.6 Kurulların Görüşme
Usulü.............................................................
46
3.5.7 Kararların
Yazılması......................................................................
46
3.5.8 Kararların
Tebliği...........................................................................
46
3.5.9 Kurullarda Görev Alamayacak
Olanlar.......................................... 46
3.6
DİSİPLİN SORUŞTURMASININ
YAPILMASI.................................... 46
3.6.1 Suçun İşlendiğinin
Öğrenilmesi.....................................................
46
3.6.2 Soruşturmayı Yapmaya ve Yaptırmaya Yetkili
Olanlar................. 47
3.6.3
Zamanaşımı..................................................................................
48
3.6.3.1 Soruşturma
Zamanaşımı..........................................................
48
3.6.3.2 Ceza Verme
Zamanaşımı.........................................................49
3.6.4 Soruşturmaya Başlanılması ve
Yürütülmesi.................................. 49
3.6.4.1 Ceza Kovuşturması İle Disiplin Soruşturmasının
Birarada
Yürütülmesi...........................................................................................52
3.6.4.2 Soruşturma Sonunda Fezlekenin
Düzenlenmesi..................... 52
3.6.5 Soruşturma Sonunda Yapılacak
İşlemler..................................... 53
3.6.6 Memurun Savunmasının
Alınması................................................
53
3.6.7 Karar
Süresi..................................................................................
56
3.6.8 Disiplin Cezalarının
Uygulanması.................................................
57
3.6.9 Disiplin Cezalarına
İtiraz................................................................
58
3.6.9.1 Üst Makamlara veya Disiplin Kurullarına
İtiraz......................... 58
3.6.9.2 İdari Yargıya
İtiraz....................................................................
58
3.6.10 Disiplin Cezalarının Bir Süre Sonra Sicilden
Silinmesi................ 60 3.7 GENEL
DEĞERLENDİRME...............................................................
61
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
4.
DİSİPLİN CEZALARINDA ÖZEL DURUMLAR VE GÖREVDEN
UZAKLAŞTIRMA........................................................................................
65
4.1
DİSİPLİN CEZALARINDA ÖZEL
DURUMLAR...................................65
4.1.1 Disiplin Cezalarından Aylıktan Kesme ve Kademe
İlerlemesinin
Durdurulması Cezasını Alanların Atanamayacağı
Görevler.................. 65
4.1.2
Tekerrür........................................................................................
66
4.1.3 Disiplin Cezalarında
İndirim..........................................................
67
4.1.4 Yükselebilecekleri En Yüksel Derecenin Son
Kademesinde
Bulunanlar..............................................................................................
67
4.1.5 Memurluktan Ayrılanların
Durumu................................................
67
4.1.6 Disiplin Soruşturmasına Engel Olan
Durumlar.............................. 69
4.2
GÖREVDEN
UZAKLAŞTIRMA...........................................................70
4.2.1 Görevden Uzaklaştırma
Amacı......................................................70
4.2.2 Görevden Uzaklaştırmaya Yetkili
Olanlar...................................... 71
4.2.3 Görevden Uzaklaştırılan Amirin
Sorumluluğu................................72
4.2.4 Ceza Kovuşturması Sırasında Görevden
Uzaklaştırma................ 73
4.2.5 Görevden Uzaklaştırılan Memurun Hak ve
Yükümlülükleri........... 73
4.2.6 Tedbirin
Kaldırılması......................................................................74
4.2.7 Memurun Tekrar Göreve Başlatılmasının Zorunlu
Olduğu Haller. 75
4.2.8 Görevden Uzaklaştırma Tedbirinin Kaldırılmasında
Amirin Takdiri75
4.2.9 Görevden Uzaklaştırmanın Devam Edeceği Azami
Süre.............. 76
4.3
GENEL
DEĞERLENDİRME...............................................................
76
SONUÇ.....................................................................................................78
KAYNAKÇA.............................................................................................
79
GİRİŞ
Kolektif ihtiyaçlar insanların bir arada
yaşamalarının doğal sonucudur. Tek bir kişinin kendi
başına bu ihtiyaçları karşılaması mümkün değildir, bu
nedenle iş bölümü gelişmiş uzmanlıklar ortaya çıkmıştır.
Devletin varlık sebeplerinden en önemlisi toplumun
kolektif ihtiyaçlarını karşılamaktır. Kolektif
ihtiyaçlar hukuki ve maddi olmak üzere iki kategoriye
ayrılır. Hukuki ihtiyaçları soyut ve genel hukuk kuralı
koyarak ve bu kuralları uygulayarak karşılayan devlet,
maddi ihtiyaçlar içinse çeşitli kamu hizmetleri sunar.
Devlet toplumun gerek hukuki gerek maddi
ihtiyaçlarının karşılanmasında insan emeğinden
faydalanır. Devletin toplumsal ihtiyaçları karşılarken
hizmetini satın aldığı bu kişilere idare hukuku
terminolojisi ile kamu personeli demekteyiz. Anayasanın
128 inci maddesinin birinci fıkrasında, “Devletin, kamu
iktisadi teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin
genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları
kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli ve sürekli
görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle
görülür” düzenlemesine yer vermek suretiyle bir anlamda
memurun yapacağı görevler ifade edilmiştir.
Kamu personeli görevini ifa ederken iki ana
kurala uygun hareket etmek mecburiyetindedir. Bunlardan
biri yaptığı hizmetin mevzuatta belirlenen prosedüre
uygun olarak yerine getirilmesi, diğeri de çalıştığı
kurum ve kuruluş ile ilişkilere, iş arkadaşları ve iş
ortamıyla ilgili ve yaptığı göreve ilişkin kurallardır.
Kamu personelinin görevini yapması kadar, bu görevi ifa
ederken, kurumun düzenini ihlal etmemesi, işin zamanında
yapılması, kurumun huzur ve sükununu bozmaması ve kurum
tarafından belirlenen kaidelere uygun hareket etmesi de
şüphesiz önemlidir.
İşte hizmetin yapılmasını yada gereği gibi
yapılmasını sağlamak , zamanında yapılmasını
gerçekleştirmek, kurumun düzenini sağlamak amacıyla
idare tarafından uygulanabilecek cezalar konmuştur ki
bunları disiplin cezaları olarak adlandırıyoruz.
Şüphesiz memurun işlediği suçlara ve ihlal ettiği
kurallara karşı uygulanabilecek yegane müeyyide disiplin
cezaları değildir. Ancak 4483 Sayılı Kanun, 1918 Sayılı
Kanun gibi kanunlarda yer alan cezalar yargı, disiplin
suçlarına ilişkin cezalar ise idare tarafından
verilmektedir.
Çalışmamızda, Türk kamu hukuku içerisinde
disiplin hukukunun gelişimi, işleyişi, DMK dışındaki
diğer personel kanunlarında düzenlenen diğer disiplin
suçlarından bazılarını
ele
alacağız ve disiplin cezalarının uygulanmasında görülen
aksaklıkları, disiplin cezalarının ihtiyacı ne oranda
karşıladığını belirtip yeni değişikliklerin gerekip
gerekmediği sorusuna cevap arayacağız.
657
Sayılı Yasanın 125, maddesine eklenen bir fıkra ile
saklı tutulan özel disiplin mevzuatı hükümleri oldukça
değişik yasa ve tüzüklerde yer almış bulunmaktadır.
Çalışmamızda konuyu çok fazla dağıtmamak için Mülki
İdareyle daha fazla ilgili olduğu kanaatiyle 3201, 4357,
1702, 2935Sayılı kanunlarla getirilen disiplin cezası
uygulamalarına yer vereceğiz. .926 Sayılı Türk Silahlı
Kuvvetleri Personel Kanunu’ nda düzenlenen disiplin
cezalarını, yapılan görevin niteliğindeki farklılık ve
özel uygulamalara yer verilmesinin gerekliliği nedeniyle
inceleme dışı bırakıyoruz. 2547 Sayılı Yüksek Öğretim
Kanunuyla ve 2802 Sayılı Hakimler ve Savcılar
Kanunlarıyla getirilen disiplin cezalarını da inceleme
konusu dışında bırakacağız.
Çalışmamızın ilk bölümünde; kamu hizmeti,
memur ve disiplin cezalarına ilişkin genel bilgi ve
özelliklere değinilecektir.
İkinci bölümde tarihsel süreç içerisinde,
Cumhuriyetten önceki dönem, Cumhuriyetten sonraki dönem
ve 657 Sayılı Kanunun yürürlük dönemlerinde uygulanan
disiplin cezaları ve bu cezaların uygulanacağı fiil ve
haller incelenmiştir. Ayrıca bu bölümde devlet
memurluğundan çıkarmayı düzenleyen özel kanunlara
değinilmiş ve disiplin suç ve cezalarını düzenleyen özel
kanunlardaki disiplin cezaları ele alınmıştır.
Üçüncü bölümde; disiplin cezası vermeye yetkili
amir ve disiplin kurulları ile bu disiplin kurullarının
toplanma, karar verme ve benzeri görevleri disiplin
soruşturması usul ve şartlarına ilişkin konular ile
disiplin cezalarının verilmesi, uygulanması ve verilen
disiplin cezalarına itiraz incelenmiştir.
Dördüncü bölümde; disiplin cezalarında özel
durumlar ile görevden uzaklaştırma ve görevden
uzaklaştırmaya ilişkin usul ve esaslar incelenmiştir.
Sonuç bölümünde; çalışmadan elde edilen
bulgular neticesinde disiplin hukukunun aksayan ve
ihtiyaca cevap vermekte zorlanan yönlerine ilişkin
öneriler yer almaktadır.
BİRNCİ BÖLÜM
1.YÖNETİM HUKUKUNDA KAMU
GÖREVLİLERİ
1.1
KAMU HİZMETİ KAVRAMI
Kamu hizmeti deyimi, değişik anlamalarda
kullanılmaktadır. Kamu hizmeti bazen “faaliyet, iş,
uğraş ” anlamında, kullanılır. Örneğin Anayasanın 128
inci maddesinde düzenlenen “Devletin, kamu iktisadi
teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin yürütmekle
yükümlü oldukları kamu hizmetlerinim getirdiği asli ve
sürekli görevler memurlar ve diğer kamu görevlileri
eliyle görülür” ifadesindeki “kamu hizmeti” deyimi
“faaliyet, iş, uğraş” anlamında, yine Anayasanın 70 inci
maddesindeki “Her Türk, kamu hizmetlerine girmek hakkına
sahiptir” ifadesindeki “kamu hizmeti” ise “kamu
kuruluşları” anlamında kullanılmıştır.
Kamu hizmeti genel olarak öğretide
“bir kamu kurumunun ya kendisi tarafından, ya da yakın
gözetimi altında, özel girişim eliyle kamuya sağlanan
hizmetler” olarak tanımlanır. Kamu hizmeti kavramı, hem
kamu yönetiminin uğraş alanının hem de idari yargının
görev
alanının belirlenmesinde yardımcı olan bir kavramdır.(Gözübüyük,
1989, s.7)
Bugün için geçerli sayılabilecek bir kamu
hizmeti tanımı vermemiz gerekir ise, şu tanımı
verebiliriz:Siyasal organlar tarafından kamuya yararlı
olarak kabul edilen, bir kamu kuruluşunun ya kendisi ya
da yakın gözetimi ve denetimi altında özel kesim
tarafından yürütülen faaliyetlerdir.(Gözübüyük, 1989,
s.7)
Bir faaliyetin kamu hizmeti sayılabilmesi, her
şeyden önce siyasal organların iradesine bağlı olduğuna
göre öncelikle kanun koyucunun iradesine bakmak
gerekecektir. Buna göre, kanunda bir faaliyetin kamu
hizmeti olduğu belirtilmiş ise sorun yoktur. Ancak
kanunda böyle bir açıklık yoksa belli kriterlere
başvurmak suretiyle kanun koyucunun iradesini belirlemek
gerekecektir. Bu ölçütlerin belli başlıları ise; söz
konusu faaliyetin yürütülmesi için
kamulaştırma, ceza kesme veya tekel kurma gibi kamusal
yetki ve usulleri, bu faaliyetin yürütülmesine ilişkin
olarak yapılacak sözleşmelerde özel hukuku aşan kayıt ve
şartların bulunmasıdır. Bu ölçütlerden bir veya bir
kaçının bulunması, söz konusu faaliyetin özel kesim
faaliyetlerinden farklı bir faaliyet olarak görülmesine
ve kamu hizmeti olarak kabul edilmesine yeterli
olacaktır.
1.2
KAMU GÖREVLİLERİ KAVRAMI
1.2.1 Doktrinde Kamu Görevlileri
Kamu görevlileri deyimi çoğu kez biri dar,
diğeri geniş olmak üzere iki anlamda kullanılır. İster
dar anlamda, ister geniş anlamda olsun birinin kamu
görevlisi sayılabilmesi için, kamu kesimindeki bir
örgüte bağlı olarak çalışması gerekir. Kamu hizmeti
gören herkes kamu görevlisi değildir. Örneğin, avukat
kamu hizmeti görür. Kamu hizmeti gören avukatın kamu
görevlisi olabilmesi için, bir kamu kurumuna bağlı
olarak çalışması gerekir. Serbest çalışan bir avukat
kamu görevlisi değildir.
1.2.1.1 Dar Anlamda Kamu Görevlileri
Dar anlamda kamu görevlileri deyimi, Anayasa’
nın 128 inci maddesinde belirtildiği gibi, “kamu kurum
ve kuruluşlarının genel idare esaslarına göre yürütmekle
yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği asli
ve sürekli görevleri yürüten ...” kişileri kapsar.
Bunlar devlet memurları ile diğer kamu görevlileridir.
1.2.1.2 Geniş Anlamda Kamu Görevlileri
Kamu görevlileri deyimi geniş anlamda
kullanıldığında, kamu kesiminde görev yapan, hukuksal
durumları birbirinden farklı olan tüm kamu görevlilerini
kapsar.
Diğer kamu görevlileri deyimi 1982 Anayasasıyla
hukuk literatürümüze girmiştir. Bunlarda, memurlar gibi,
genel idare esaslarına göre, kamu hizmetlerinin
gerektirdiği asli ve sürekli görevleri yürütürler.
Bunlarında memurlar gibi, nitelikleri, atanmaları, görev
ve yetkileri, hak ve yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri
ve diğer özlük işlerinin kanunla düzenlenmesi gerekir.
Memurların dışında kalan diğer kamu görevlileri
kapsamına hakim ve
savcılar, askerler, üniversite öğretim üyeleri gibi ayrı
personel rejimine tabi kamu görevlileri girmektedir.
Diğer kamu görevlilerinin de idare hukuku esaslarına
göre çalıştırılması gerekmektedir.
Devletin siyasal yapısını oluşturan görevliler
ile özel hukuka tabi olan ve kamu kesiminde çalışanlar,
dar anlamda kamu görevlileri deyiminin dışında
kalır.(657 sayılı kanun, md.4)
1.2.1.3 Devlet Memurları Kanunu’ na Göre Kamu
Görevlileri
Devlet Memurları Kanunu, kendi uygulama alanı
içinde olan, kamu kesiminde çalışan görevlileri dört
kümede toplamıştır. Bunlar; memurlar, sözleşmeli
personel, geçici görevliler ve işçilerdir. DMK’ nın
uygulandığı kurumlarda bu dört tür kamu görevlisi
dışında kamu görevlisi çalıştırılamaz.
DMK’ dan önce kamu görevlileri, memur ve
hizmetli olmak üzere iki ana kümede toplanıyordu.
Bunlardan başka, kamu kurumlarında işçiler, gündelikli
teknik personel, sözleşmeli personel gibi çeşitli adlar
altında kamu görevlileri kullanılıyordu. DMK, bu karışık
duruma son vererek kamu kesiminde çalışanları yukarıda
değinildiği gibi dört kümede toplamıştır.
1.2.1.4 657 Sayılı DMK’ na Göre Kamu Görevlilerinin
Çeşitleri
1.2.1.4.1 Memur
Mevcut kuruluş biçimine bakılmaksızın, devlet
ve diğer kamu tüzel kişilerince genel idare esaslarına
göre yürütülen asli ve sürekli kamu hizmetlerini ifa ile
görevlendirilenler, bu kanunun uygulamasında memur
sayılır.
1.1.1.4.2 Sözleşmeli Personel
Kalkınma palanı, yıllık program ve iş
programlarında yer alan önemli projelerin, hazırlanması,
gerçekleştirilmesi, işletilmesi ve işlerliği için şart
olan, zaruri ve istisnai hallere münhasır olmak üzere
özel bir meslek bilgisine ve ihtisasına ihtiyaç gösteren
geçici işlerde, kurumun teklifi üzerine Devlet Personel
Başkanlığı ve Maliye Bakanlığı’ nın görüşleri alınarak
Bakanlar Kurulu’ nca geçici olarak sözleşmeyle
çalıştırılmasına karar verilen ve işçi sayılmayan kamu
hizmeti görevlileridir.( DMK’ nın 36 ıncı maddesinin II-Teknik
Hizmetler Sınıfında belirtilen görevlerde yukarıdaki
fıkra uyarınca çalıştırılanlar için, işin geçici şartı
aranmaz.)Bunlara ödenecek ücretlerin üst sınırları
Bakanla Kurulunca kararlaştırılır.
1.2.1.4.3 Geçici Personel
Bir yıldan az süreli veya mevsimlik hizmet
olduğuna Devlet Personel Başkanlığı’ nın ve Maliye
Bakanlığı’ nın görüşlerine dayanılarak Bakanlar
Kurulunca karar verilen görevlerde ve belirtilen ücret
ve adet sınırları içinde sözleşme ile çalıştırılan ve
işçi sayılmayan kimselerdir.
1.1.1.4.3 İşçiler
(a), (b), ve (c) fıkralarında belirtilenler
dışında kalan kişilerdir. Bunlar hakkında bu kanun
hükümleri uygulanmaz.(DMK, md. 4 )
1.3
MEMUR KAVRAMI
Türk hukukunda memur tanımı Anayasamızda ve
çeşitli kanunlarda tanımı yapılmıştır. Anayasamızın 128
inci maddesindeki tanıma çeşitli vesilelerle daha önce
değindik. Şimdi kısaca 657 Sayılı kanun ile Türk Ceza
Kanununun memur tanımlarına bakalım.
Aşağıda sayacağımız özellikleri taşıyanlar 657 Sayılı
DMK’ na göre memur sayılır:
·
Mevcut kuruluş biçimine bakılmaksızın devlet ve diğer
kamu tüzel kişiliklerinde çalışılması.
·
Hizmetin genel idare esaslarına göre yürütülmesi,
görevin kamu hizmeti olması
·
Hizmetin asli ve sürekli bir görev olması
Ceza Kanunun tatbikatında;
a)
Devamlı veya muvakkat surette teşrii, idari veya adli
bir amme vazifesi gören devlet ve diğer her türlü amme
müesseseleri memur; müstahdemleri;
b)
Devamlı veya muvakkat, ücretsiz veya ücretli, ihtiyari
veya mecburi olarak teşrii, idari veya adli bir amme
vazifesi gören kimseler memur sayılır şeklinde tanımlama
yapılmaktadır. Memur tanımı burada çok geniş
tutulmuştur.
1.4
DİSİPLİN CEZALARI HAKKINDA GENEL BİLGİLER
1.4.1 Disiplin Kavramı
Disiplin Fransızca kökenli bir terimdir. Sıkı
düzen, yön ve yöntem, yordam
anlamındadır. “Disciple” sözcüğünden türetilmiştir.
Sözcüğün tam anlamı “ lider izleyicidir”.Kavram liderlik
ve isteklendirmeyle ilgilidir.
D. Mehmet DOĞAN, “ Büyük Türkçe
Sözlük” te disiplin kavramının çeşitli anlamlarını şöyle
sıralamaktadır: (Doğan, 1990, S. 265)
a) Kanun ve nizamların tam hakimiyeti,
b) Kanun ve nizamlara tam uyma durumu,
c) Nizam, intizam,
Prof. Sadrettin SÜRBAHAN ise
“Disiplin Cezaları ve Uygulaması” adlı eserinde şu
tanımaları verir: ( Sürbahan, 1976, s.13)
a)
Disiplin kanunlara, nizamlara ve kurallara uyma
eğilimidir,
b)
Disiplin aldığı emirleri tartışmasız yerine getiren
kişinin niteliğidir,
c)
Disiplin yönetim düzeni içinde yer alan kişilerin
uymakla yükümlü olduğu kurallardır,
d)
Disiplin belli bir yol izleyen bilgi ve becerilerin
tümüdür.
Bütün
bu tanımların ortak noktası kurallara uyulmasının
istenmesidir. Bir yerde disiplin olabilmesi için : (Türk
İdare Dergisi, Aralık 1989, s.64)
1)
Belirli bir sitem veya kurulu bir düzenin olması,
2)
Bu sistem veya düzenin devamı ve aksamaması için önceden
konulmuş kuralların bulunması,
3)
Bu sistem veya düzenin yürütülmesinde görevli kişilerin
belirli kurallara uyumlu davranışta bulunması gerekir.
1.4.2
Disiplin Cezası Kavramı
Disiplin cezası,
Kamu hukuku sahasında görev yapan memurlara önceden
belirlenmiş hukuk kurallarının öngördüğü koşullarda
uygulanan idari nitelikteki yasal yaptırımlardır. Bu
kurallar ceza kanunlarıyla belirlenmiş kurallar
olabileceği gibi; ayrıca belirlenmiş ve sadece kamu
kurumlarını ilgilendiren kurallar da olabilir.
Disiplin cezaları ile
korunmak istenen hukuki değer, kamu hizmetlerinin gereği
gibi yürütülmesini sağlayacak kamusal çalışma düzeninin
korunmasıdır.
Disiplin cezaları : bir
kamu veya özel teşkilat düzenini devem ettirmek, onun,
verimli ,süratli ve yararlı bir biçimde çalışmasını
sağlamak, onur ve saygınlığını korumak için personel
hakkında uygulanacak idari ceza yaptırımlarıdır.
1.4.3 Disiplin Cezalarının
Özellikleri ve Türk Ceza Kanunu’nda Düzenlenen Suçlardan
Farkları
Disiplin cezalarının
özelliklerini ve genel cezadan farklılığını şöyle
sıralayabiliriz.
a) Disiplin cezaları
yasaldır. Anayasada, DMK da ve bir takım özel
kanunlarında disiplin cezalarına ilişkin hükümler
getirilmiştir. Disiplin cezaları genel cezalardan
farklı olarak yalnızca memurlara uygulanır.
b) Ceza hukuku toplumsal
niteliktedir, toplumsal düzenin ihlali, onun değer
hükümlerine aykırı davranışların müeyyide altına
alınması amacıyla konulmuştur. Disiplin hukuku ise
teşkilat, kurum, ve memuriyete ilişkin aykırı
davranışların ve fiillerin müeyyide altına alınması
amacıyla konulmuştur.
c) Genel ceza, etki ve
sonuçları açısından daha ağırdır. Kişinin hayatı, hak ve
hürriyetleri, malları ve sosyal durumu da cezalandırma
içine girebilir. Disiplin cezası ise, sadece memurun
meslek hayatı veya meslek hakları üzerinde etkili
olabilir.
d) Genel ceza yargısal
kararlarla verilir. Disiplin cezası ise disiplin
amirleri veya yetkili disiplin kurulları tarafından
verilir.
e) Ceza kanuna göre suç
teşkil eden bir fiilden dolayı ilgili kişi memur
değilse, ancak bir ceza verilir, oysa Devlet Memurları
Kanunun 131 inci maddesinin 2 inci fıkrası memurun ceza
kanuna göre mahkum olması veya olmaması halleri, ayrıca
disiplin cezasının uygulanmasına engel olmaz hükmüne
göre, hem de disiplin hukukuna göre ceza verilebililr.Yine
aynı maddeye göre memur hakkında ceza kanuna göre
takipsizlik veya beraata hükmolunmuşsa disiplin cezası
verilmesine engel değildir.
f) Kanunsuz suç ve ceza
olmaz ilkesi disiplin cezaları yönünden de geçerlidir.
Kanunu suç saymadığı bir fiil yada davranış için kimse
cezalandırılamaz. Suçun işlendiği zaman yürürlükte
bulunan yasa uygulanır. Daha sonra yürürlüğe giren yasa,
yürürlük tarihinden önceki fiil ve davranışlara
uygulanmaz. Ancak lehde olan değişiklik geriye yürür. Bu
ilke disiplin hukuku için de geçerlidir.
g) Disiplin cezalarında
suça teşebbüs haline herhangi bir müeyyide
getirilmemiştir. TCK’ da ise teşebbüs
cezalandırılmıştır.
h) Disiplin suçları
ertelenemez. Genel cezada ise tecil söz konusu
olabilmektedir.
I) Şikayetten vazgeçme,
disiplin cezasının soruşturma ve uygulanmasını
durdurmaz. Disiplin suçları şikayete bağlı suçlar
değildir. TCK’ da bazı suçların takibi şikayete
bağlanmıştır.
1.4.4 Memurlarının Ödev
ve Sorumlulukları ile Bunların Uymak Zorunda Oldukları
Yasaklar
Devlet memurlarının ödev ve yükümlülükleri ile uymaları
zorunlu olan yasaklar 657 Sayılı Devlet Memurları
Kanununda yer almıştır. Bu ilkelere aykırı davranışlar
,çoğunlukla cezai yaptırımların dayanağını
oluşturmaktadır.
Ödev ve sorumlulukları şu şekilde
sıralayabiliriz:
a) Devlet memurları Türkiye Cumhuriyeti
Anayasasına sadakatle bağlı kalmak ve TC kanunlarını
sadakatle uygulamak zorundadırlar.(DMK, md. 6)
b) Devlet memurları,
resmi sıfatların gerektirdiği itibar ve güvene layık
olduklarını, hizmet içindeki ve dışındaki
davranışlarıyla göstermek zorundadırlar.(DMK, md. 8)
c) Devlet memurlarından yurt dışında görevli
bulunanlar, devlet itibarını veya haysiyetini zedeleyici
davranışlarda bulunamazlar.(DMK, md. 9)
d) Devlet memuru amirin verdiği emirleri yerine
getirmekle görevlidir. Devlet memuru amirinden aldığı
emri, Anayasa, kanun, tüzük ve yönetmelik hükümlerine
aykırı görürse, yerine getirmez ve bu aykırılığı o emri
verene bildirir. Amir emrinde ısrar eder ve bu emri yazı
ile yinelerse, memur bu emri yapmaya mecburdur. Ancak
emrin yerine getirilmesinden doğacak sorumluluk emri
verene aittir.
Konusu suç teşkil eden emir, hiçbir surette
yerine getirilmez, yerine getiren kimse sorumluluktan
kurtulamaz. Acele hallerde kamu düzeninin ve kamu
güvenliğinin korunması için kanunla gösterilen
istisnalar saklıdır. (DMK, md. 11)
e) Devlet memurları görevlerini dikkat ve itina
ile yerine getirmek zorundadır. (DMK, md. 12)
f) Devlet memurları, görevleri sona erdiği
zaman ellerinde bulunan görevle ilgili resmi belgeleri,
araç ve gereçleri iade etmek zorundadırlar. ( DMK, md.
16)
Devlet memurlarının uymak zorunda oldukları
yasakları ise şu şekilde sıralayabiliriz:
a) Devlet memurları siyasi partilere üye olamazlar,
herhangi bir siyasi parti veya kişinim yararını veya
zararını hedef tutan bir davranışta bulunamazlar,
görevlerini yerine getirirken dil, ırk, cinsiyet, siyasi
düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayrılığı
yapamazlar. ( DMK, md. 7)
b) Devlet memurları, basına bilgi ve
demeç vermek için yetkili kılınmalıdır. Yetkili
olmayanlar basına bilgi ve demeç veremezler. ( DMK,
md.15)
c) Birden fazla devlet memurunun
toplu olarak söz ve yazı ile müracaatları ve şikayetleri
yasaktır, kamu hizmetlerini aksatacak şekilde birlikte
çekilemezler.( DMK, md. 26)
d) Devlet memurları grev kararı
alamazlar, grev düzenleyemezler, ilan edemezler, grev
yapılması ile ilgili propaganda yapamazlar, herhangi bir
greve katılamazlar, destekleyemezler veya grevi teşvik
edemezler.( DMK, md. 27)
e) Devlet memurları ticaret ve
kazanç getirici faaliyette bulunamazlar.( DMK, md.28)
f) Devlet memurlarının hediye
almaları görevleri sırasında olmasa bile yarar sağlama
amacıyla hediye kabul etmeleri, iş sahiplerinden ödünç
para istemeleri yasaktır.( DMK, md. 29)
g) Devlet memurları, kendi denetimi
altında bulunan, görevi veya kurumu ile ilgisi olan
teşebbüsten menfaat sağlayamazlar.( DMK, md. 30)
h) Devlet memurlarının, kamu
hizmetleri ile ilgili gizli bilgileri, görevlerinden
ayrılmış dahi olsalar, yetkili bakanın yazılı izni
olmadıkça açıklamaları yasaktır.( DMK, md.31)
İKİNCİ BÖLÜM
2. TARİHİ SÜREÇ İÇİNDE
DİSİPLİN SUÇLARI
2.1 CUMHURİYETİN İLANINDAN 657
SAYILI DMK’NA KADAR DİSİPLİN SUÇLARI
2.1.1 31 Mart 1926 Tarih ve
788 sayılı Memurin Kanununda Düzenlenen Disiplin Suçları
Bu kanun disiplin konusunu,
dönemine göre modern esaslara dayandırmıştır. Bu kanunun
getirdiği disiplin hükümleri kırk yıldan fazla uygulama
alanında kalmıştır.788 sayılı Memurin kanununda
düzenlenen disiplin suçları:
a)İhtar:Memuru görevinde
dikkate davettir amiri veya inzibat komisyonu tarafından
verilebilir. Bu cezaya karşı itiraz edilmez ve bu ceza
sicile geçmez.
b) Tevbih: Memurun idari ve
inzibati nakısası dolayısıyla muayyen bir fiilden
muatebe edilmesidir.
c) Maaş Kat’ı : Memurun bir
haftadan on beş güne kadar maaşının kesilmesidir.
d) Kıdem Tenzili: Memurun
yalnız terfiine müessir olmak üzere kıdeminden üç aydan
bir aya kadar tenzildir.
e) Sınıf Tenzili: Memurun maaş
itibariyle bir mertebe madununa indirilmesidir.
f) Memuriyetten İhraç:
Memurun bir daha memuriyette kullanılmamak üzere
memuriyetten çıkarmaktır.
Yukarıdaki cezalardan her
birinin üç defa tekerrürü, bir defa ağır cezayı
müstelzimdir.( 788 sayılı Memurin Kanunu, md26)
2.1.2 Memurin Kanunu’nda
Düzenlenen Disiplin Cezalarının Uygulanacağı Fiil ve
Haller
2.1.2.1 İhtarı Mucip Ahval
Şunlardır:
Vazifede lakaydilik göstermek,
vazifeden kendisini ziyarete gelenlerden ashabı
mesalihten maade kimselerle iş başında görüşmeyi itiyat
etmek ve rüfekasına dürüst muamelelerde bulunmamak,
vakara münafi hareket, kanunlar, nizamlar, talimatlar
veya emirler ve kararlar ile muayyen hususat hakkında
bila lüzum iş’ar ve işti’şarda bulunmak ve telgraf
keşidesinde israf eylemek, istilamlara muayyen müddet
zarfında cevap vermemek, işte intizamsızlık göstermek. (
Memurin Kanunu md. 28)
2.1.2.2 Tevbihi mucip Ahval Şunlardır:
Bir meselenin evrakını bila sebep bir
masada bir günden ziyade alıkoymak, maiyetindeki memur
ve müstahdemleri zati işlerinde kullanmak, görevi başına
iki defa mazeretsiz geç gelmek veya erken gitmek veyahut
bir ay içinde izinsiz ve mazeretsiz bir gün gelmemek,
memuriyet haysiyetini kıracak harekette bulunmak, görevi
başında amirine hürmetsizlik etmek. (Memurin Kanunu, md.
29)
2.1.2.3 Maaş Kat’ını Mucip Ahval
Şunlardır:
Saklanılmayacak ve hafifletilmeyecek
derecede sarhoşluk, astına ve iş sahibine kötü muamele
etmek, bir ayda bir günden fazla sekiz günden az
mazeretsiz veya izinsiz görevine devam etmemek, şahsa
ait olarak yapılan müracaatlarda ilgililere işin sonucu
hakkında bilgi vermek. (Memurin Kanunu, md. 30)
2.1.2.4 Kıdem Tenzilini Mucip Ahval
Şunlardır:
Bir ayda yedi ve bir yılda toplam yirmi
günden az mazeretsiz ve izinsiz göreve devam etmemek,
kanunlara ve nizamlara uygun verilen emri yerine
getirmemek. ( Memurin Kanunu, md. 31)
2.1.2.5 Sınıf Tenzilini Mucip Ahval
Şunlardır:
Kumar oynamak, vazifesi başına
sarhoş gelmek, hava oyunu oynamak, muayyen terfi müddeti
zarfında ceman iki ay mazeretsiz ve mezuniyetsiz
devamsızlığı görülmek. ( Memurin Kanunu, md.32)
2.1.2.5 İhracı Mucip Ahval
Şunlardır:
Sarhoşluğu itiyat edinmek, ar
ve hicabı mucip harekette bulunmak, harp, ihtilal, isyan
gibi fevkalade ahvalde bila emir ve bila zaruret
vazife-i memuriyetini terk etmek, memuriyetine ait
mahrem dosyalar münderecatını ifşa etmek. ( Memurin
Kanunu, md.33)
2.2 14.07.1965 TARİH VE 657
SAYILI DEVLET MEMURLARI KANUNU’NDA DÜZENLENEN DİSİPLİN
CEZALARININ ÇEŞİTLERİ VE BU CEZALARIN UYGULANACAĞI FİİL
VE HALLER
657 Sayılı DMK’nun 124 üncü
maddesine göre disiplin suçları kanunların, tüzüklerin
ve yönetmeliklerin uyulmasını zorunlu kıldığı hususları
yapmamak; kanunların tüzüklerin ve yönetmeliklerin
devlet memuru olarak emrettiği ödevleri yurt içinde veya
dışında yerine getirmemek; kanunların, tüzüklerin ve
yönetmeliklerin yasakladığı işleri yapmak, şeklinde
oluşur kesin hükmü vardır. Aynı kanunun 125 inci
maddesinde bunlar için uyarma, kınama, aylıktan keme,
kademe ilerlemesinin durdurulması ve devlet
memurluğundan çıkarma olmak üzere beş tane disiplin
cezası öngörülmüştür.
Aynı maddede, söz konusu cezalar
yanında, bu cezaları gerektiren eylem, durum ve işlemler
açıkça sayılmıştır. Disiplin cezalarının hangi
durumlarda verileceğinin bu şekilde açıkça kanunda
sayılması, memurlar açısından güvence olarak
görülebilir. Ancak maddenin dördüncü fıkrasında bu
sistemin bir istisnası söz konusudur. Bu fıkrada daha
evvel sayılan ve disiplin cezası verilmesini gerektiren
fiil ve hallere nitelik ve ağırlıkları itibariyle benzer
eylemlerde bulunanlara da aynı nitelikte disiplin cezası
verileceği belirtilmektedir.
2.2.1 Uyarma
Memura görevinde ve
davranışlarında daha dikkatli olması gerektiğinin yazı
ile bildirilmesidir.
Uyarma cezasını gerektiren fiil
ve haller şunlardır:
a) Verilen emir ve
görevlerin tam ve zamanında yapılmasında, görev
mahallinde kurumlarca belirlenen usul ve esasların
yerine getirilmesinde, görevle ilgili resmi belge, araç
ve gereçlerin korunması, kullanılması ve bakımında
kayıtsızlık göstermek veya düzensiz davranmak,
b) Özürsüz veya izinsiz olarak göreve geç gelmek,
erken ayrılmak, görev mahallini terk etmek,
c) Kurumca belirlenen tasarruf tedbirlerine
riayet etmemek,
d) Usulsüz müracaat veya şikayette bulunmak,
e) Devlet memuru vakarına yakışmayan tutum ve
davranışta bulunmak,
f) Görevine veya iş sahiplerine karşı kayıtsızlık
göstermek veya ilgisiz kalmak
g) Belirlenen kılık kıyafet hükümlerine aykırı
davranmak
h) Görevin işbirliği içinde yapılması ilkesine
aykırı davranışlarda bulunmak
2.2.2 Kınama
Memura, görevinde ve davranışlarında kusurlu
olduğunun yazı ile bildirilmesidir.
Kınama cezasını gerektiren fiil ve hareketler
şunlardır:
a) Verilen emir ve görevlerin tam ve
zamanında yapılmasında, görev mahallinde kurumlarca
belirlenen usul ve esasların yerine getirilmesinde,
görevle ilgili resmi belge, araç ve gereçlerin
korunması, kullanılması ve bakımında kusurlu davranmak,
b) Eşlerin, reşit olmayan veya mahcurlu
olan çocukların kazanç getiren sürekli faaliyetlerini
belirlenen sürede kurumuna bildirmemek,
c)
Görev sırasında amire hal ve hareketi ile
saygısız davranmak,
d)
Hizmet dışında devlet memurunun itibar ve güven
duygusunu sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak,
e) Devlete ait resmi belge, araç gereç ve
benzeri eşyayı özel işlerinde kullanmak,
f)
Devlete ait resmi belge, araç gereç ve benzeri eşyayı
kaybetmek,
g) İş arkadaşlarına, maiyetindeki personele ve iş
sahiplerine kötü muamelede bulunmak,
h) İş arkadaşlarına ve iş sahiplerine söz veya hareketle
sataşmak,
ı) Görev mahallinde genel ahlak ve edep dışı
davranışlarda bulunmak ve bu tür yazı yazmak, işaret,
resim, ve benzeri şekiller çizmek ve yapmak,
j) Verilen emirlere itiraz etmek,
k) Borçlarını kasten ödemeyerek hakkında yasal yollara
başvurulmasına neden olmak,
l) Kurumların huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak
2.2.3 Aylıktan Kesme
Mamurun,brüt aylığının 1/30- 1/8’i arasında kesinti
yapılmasıdır. Aylıktan kesme cezasını gerektiren fiil ve
haller şunlardır:
a)
Kasıtlı olarak; verilen görev ve görevleri tam ve
zamanında yapmamak, görev mahallinde kurumlarca
belirlenen usul ve esasları yerine getirmemek, görevle
ilgili resmi belge, araç ve gereçleri korumamak,
bakımını yapmamak, hor kullanmak,
b)
Özürsüz olarak bir veya iki gün göreve gelmemek,
c)
Devlete ait resmi belge, araç, gereç ve benzerlerini
özel menfaat sağlamak için kullanmak,
d) Görevle ilgili yükümlü
olduğu kişilere yalan ve yanlış beyanda bulunmak,
e)
Görev sırasında amirine sözle saygısızlık etmek,
f) Görev yeri sınırları
içerisinde herhangi bir yeri toplantı, tören ve
benzeri amaçlarla izinsiz olarak kullanımına yardımcı
olmak,
g) İkamet ettiği ilin hudutlarını
izinsiz terketmek,
h) Toplu müracaat ve
şikayet etmek,
I) Hizmet içinde devlet
memurunun itibar ve güven duygusunu sarsacak nitelikte
davranışta bulunmak.
2.2.4 Kademe İlerlemesinin
Durdurulması
Fiilin ağırlık derecesine
göre memurun, bulunduğu kademede ilerlemesinin 1-3 yıl
durdurulmasıdır.
Kademe ilerlemesinin
durdurulması cezasını gerektiren fiil ve haller
şunlardır:
a)
Göreve sarhoş gelmek, görev yerinde alkollü içki
içmek,
b)
Özürsüz ve izinsiz 3-9 gün süreyle gelmemek,
c)
Görevi ile ilgili olarak her ne şekilde olursa
olsun çıkar sağlamak,
d)
Amirine veya maiyetindekilere karşı küçük düşürücü veya
aşağılayıcı fiil ve hareketler yapmak,
e)
Görev yeri sınırları içinde herhangi bir yeri toplantı
ve tören ve benzeri amaçlarla izinsiz kullanmak veya
kullandırmak
f)
Gerçeğe aykırı rapor ve belge düzenlemek,
g)Yetkili olmadığı halde basına, haber ajanslarına
ve radyo ve televizyon kurumlarına bilgi vermek,
h)
Ticaret yapmak yada devlet memurlarına yasaklanan diğer
kazanç getirici faaliyetlerde bulunmak,
ı)
Görevin yerine getirilmesinde dil, ırk, cinsiyet, siyasi
düşünce, felsefi inanç, din ve mezhep ayırımı yapmak,
kişilerin yarar veya zararını hedef tutan davranışlarda
bulunmak,
j) Belirlenen durum ve sürelerde mal bildiriminde
bulunmamak,
k) Açıklanması yasaklanan bilgileri açıklamak,
l) Amirine, maiyetindeki, iş arkadaşları veya iş
sahiplerine hakarette bulunmak veya bunları tehdit
etmek,
m) Diplomatik statüsünden yararlanmak suretiyle
yurt dışında, haklı bir sebep göstermeksizin ödeme
kabiliyetinin üstünde borçlanmak ve borçlarını
ödemekteki tutum ve davranışlarıyla devlet itibarını
zedelemek veya zorunlu bir sebebe dayanmaksızın borcunu
ödemeden yurda dönmek,
n) Verilen görev ve emirleri kasten yapmamak,
o) Herhangi bir siyasi parti
yararına veya zararına fiilen faaliyette bulunmak.
2.2.5 Devlet Memurluğundan Çıkarma
Bir daha devlet memurluğuna alınmamak üzer
memurluktan çıkarmaktır.
Devlet memurluğundan çıkarma cezasını gerektiren
fiil ve haller şunlardır:
a) İdeolojik ve siyasi amaçlarla kurumların
huzur, sükun ve çalışma düzenini bozmak, boykot, işgal,
engelleme, işi yavaşlatma ve grev gibi eylemlere
katılmak veya bu amaçlarla toplu olarak göreve gelmemek,
bunları tahrik ve teşvik etmek veya yardımda bulunmak,
b) Yasaklanmış her türlü yayını veya siyasi veya
ideolojik amaçlı bildiri afiş, pankart, bant ve
benzerlerini basmak, çoğaltmak, dağıtmak veya bunları
kurumların herhangi bir yerine asmak veya teşhir etmek,
c) Siyasi partiye girmek,
d) Özürsüz olarak bir yılda toplam 20 gün göreve
gelmemek,
e) Savaş, olağanüstü hal, veya genel
afetlere ilişkin konularda amirlerin verdiği görev veya
emirleri yapmamak,
f) Amirlere ve maiyetindekilere fiili tecavüzde
bulunmak,
g) Memurluk sıfatı ile bağdaşmayacak
nitelik ve derecede yüz kızartıcı ve utanç verici
hareketlerde bulunmak ,
h) Yetki almadan gizli
belgeleri açıklamak,
ı) Siyasi ve ideolojik eylemlerden
arananları görev mahallinde gizlemek,
j) Yurt dışında devletin itibarını
düşürecek veya görev haysiyetini zedeleyecek tutum ve
davranışlarda bulunmak,
k) 5816 Sayılı Atatürk Aleyhine İşlenen
Suçlar Hakkındaki Kanun’ aykırı fiilleri işlemek. (DMK,
md. 125)
2.3 DEVLET MEMURLUĞUNDAN ÇIKARMAYI
DÜZENLEYEN DİĞER KANUNLAR
2.3.1
2489 sayılı Kefalet Kanunu
Kefalet Kanununun 6 ncı maddesine göre; devlet
memurlarının bazıları, nakit ve ayniyat muhafızı
durumundadırlar. Farklı görev ve sorumlulukları olan bu
memurların kefalete tabi görevde iken teftiş ve
soruşturma sonunda zimmet ve ihtilası tespit olduğu
taktirde memurluktan çıkarılmaları zorunludur.( 2489
Sayılı Kefalet Kanunu, md.6)
2.3.2
1050 Sayılı Muhasebe-i Umumiye Kanunu
Genel Muhasebe Kanununa göre memurların devlet
görevlerinin yürütülmesi amacıyla iyi niyetle yaptıkları
ve devlet zararına yol açmayan gerçek dışı belge
düzenlemesi, alınmamış eşya ve malzemeyi alınmış gibi
göstermesi ve henüz yapılmamış veya tamamlanmamış inşaat
ve imalat için yapılmış gibi keşif raporu düzenlemesi,
bütün bu belgeleri bilerek imzalaması ve onaması halinde
1050 sayıl kanunun 22 nci maddesi disiplin cezası
uygulamasını uygun görmüştür.
Her mutemet mali yıl sonunda henüz mahsubunu
yapmadığı harcamalara ait tahakkuk belgelerini ve artan
parayı saymanlığa teslim etmekle yükümlüdür. Yıl sonunda
izlemeye rağmen mahsubu yapılmamış harcama belgelerini
teslim ve avansı iade etmeyen mutemetler artan parayı
zimmetlerine geçirdikleri kabul edilerek, Maliye
Bakanı'nın istemi üzerine hangi sınıf ve meslekten
olursa olsun, memurluktan çıkarılır.(1050 Sayılı
Muhasebe-i Umumiye Kanunu, md.88)
2.3.3
6245 sayılı Harcırah Kanunu
Harcırah Kanununa göre; maddi hatalar dışında hak ediş
miktarını arttıracak şekilde gerçeğe aykırı harcırah
beyannamesi veren memurlar hakkında, bağlı bulundukları
disiplin kurulunun kararı ile işlenen suçun niteliğine
göre disiplin cezalarından birisi veya memurluktan
çıkarma cezası uygulanır. Suçlu hakkında idarece verilen
disiplin cezaları cezai kovuşturmaya engel değildir.
(6245 Sayılı Harcırah Kanunu, md.60)
2.3.4
1.3.1926 Tarih ve 765 Sayılı Türk Ceza Kanunu
TCK’ na göre; beş yıldan fazla ağır hapse mahkum olan
kimseler ölünceye kadar kamu hizmetlerinden yasaklılık
cezası ile de cezalandırılmış olurlar. Kamu
hizmetlerinden yasaklılık cezasının ayrıca
hükmedilmesine gerek yoktur.
Ayrıca ceza ne olursa olsun, zimmet, ihtilasen zimmet,
zimmet sayılmayan emniyeti suistimal, irtikap ve rüşvet
suçlarından hükümlülük halinde memuriyetten süresiz
çıkarılma cezası verilir.( TCK, md.31)
2.4 657 SAYILI DEVLETMEMURLARI KANUNU DIŞINDA DİSİPLİN
CEZALARINI DÜZENLEYEN BAZI KANUNLAR
2.4.1 3201 Sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununa Göre
Disiplin Cezaları
657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 19.2.1980 gün ve
2261 Sayılı Yasayla eklenen ek geçici 54. Madde
gereğince, aynı Yasa'nın 1. Maddesi kapsamında bulunan
Emniyet teşkilatı mensuplarının disiplin işlemleri,
Devlet Memurları Yası ile kendi özel mevzuatları
çerçevesinde yürütülmektedir. Devlet Memurları
Yasası'nın 125. maddesi " özel kanunlardaki disiplin suç
ve cezalarını "; 126. Maddesi ise "özel kanunların
disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurullarla
ilgili hükümlerini" saklı tutmuştur. Bu düzenlemeler
ışığında konuya bakıldığında, emniyet mensupları için,
öncelikle kendi yasalarındaki disiplin suçları ve
cezaları göz önünde bulundurulacak ve yine kendi
yasalarındaki yetkili makam ve kurullara öncelik
verilecektir. Ancak, kendi mevzuatlarında hüküm olmayan
hallerde ve konularda 657 sayılı Devlet memurları
Kanunu'nun da yer alan düzenlemelere ve hükümlerine
müracaat edeceklerdir. Örneğin, soruşturma zaman aşımı,
karar süresi, itiraz ve buna benzer konular için Devlet
memurları Kanunu devreye girecektir.
DMK’da düzenlenen disiplin cezalarından farklı olarak
3201 Sayılı Emniyet Teşkilatı Kanununda kısa süreli
durdurma ( memurun bulunduğu kademede ilerlemesinin4, 6,
veya 10 ay için durdurulmasıdır), uzun süreli durdurma (
memurun bulunduğu kademede ilerlemesinin 12, 16, 20 veya
24 ay durdurulmasıdır) ve meslekten çıkarma ( memurun,
emniyet örgütü hizmetlerinde bir daha çalıştırılmamak
üzere meslekten çıkarılmasıdır) disiplin cezaları
düzenlenmiştir.
Yürürlükte olan düzenlemede ceza vermeye yetkili
kurullar; İl Polis disiplin kurulları, Eğitim ve Öğretim
Kurullarındaki Polis disiplin Kurulları, Emniyet genel
Müdürlüğü Merkez Disiplin Kurulu, Emniyet Genel
Müdürlüğü Yüksek Disiplin Kurulu ve İçişleri Bakanlığı
Yüksek Disiplin Kurulu olarak belirlenmektedir.
Bu kurulların kimlerden
teşekkül edeceği ve ceza verebilecekleri personel ve
uygulamaya yetkili olduğu cezalar, yasayla açıkça
belirlenmiştir.(2261 Sayılı Yasa. Ek madde 1-2) Bu
kurullardan sadece Bakanlık Yüksek Disiplin Kurulu (
24.10.1982 gün ve 17848 Sayılı Resmi Gazete'de
yayımlanan Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri
Hakkında yönetmeliğin 3 ve 4. Maddelerine göre) genel
hükümlere göre teşekkül eder
Emniyet teşkilatı mensupları için hangi sınıf ve
derecede olursa olsun Devlet Memurluğundan çıkarma
cezası genel hükümler çerçevesinde yalnız İçişleri
Bakanlığı Yüksek Disiplin Kurulunca verilir.
Doğrudan ceza vermeye yetkili makamlar ise, İçişleri
Bakanı, Emniyet Genel Müdürü, valiler,il emniyet
müdürleri, Polis Enstitüsü Müdürü, Polis Öğretim ve
Eğitim Kurumlarının Müdürleri, kaymakamlar,emniyet amiri
ve komiserlerdir.
Yukarıdaki sınıf ve unvanlara sahip görevlilerden
emniyet amiri ve komiserler sadece uyarma ve kınama
cezası vermeye, diğerleri ise uyarma, kınama cezaları
ile birlikte aylıktan kesme cezasını da vermeye
yetkilidirler.
Bu unvanlara sahip görevlilerin ceza verebilecekleri
personel ve uygulamaya yetkili oldukları cezalar, 3201
Sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu'na 2261 sayılı Yasa ile
eklenen ek madde 6'da belirtilmiştir.
2.4.2
4357 Sayılı ilkokul Yönetici ve Öğretmenlerine
İlişken Kanuna Göre Disiplin Cezaları
İlkokul yönetici ve öğretmenleri için uygulanacak
disiplin cezaları 4357 sayılı Kanun ile düzenlenmiştir.
Bu Kanun’ un 7 nci maddesine göre verilecek disiplin
cezaları şunlardır.
2.4.2.1
Kusurlu Sayılmak :
Görevini yaparken İhmali görülenler için uygulanan bir
ceza türüdür. Bu cezaya itiraz edilmez.
2.4.2.2
Aylık Kesilmek :
Görevini yapmadıkları veya yapanlara güçlük
çıkarttıkları, onların çalışma iteklerini sözleri ve
hareketleri ile kırdıkları, Okulu veya öğrenciyi
herhangi bir şekilde zarara uğrattıkları sabit olanlara
verilen bir cezadır. Ceza eylemi ağırlığına göre
seferinde bir günlükten üç günlüğe kadar, ikinci
seferinde üç günlükten 15 günlüğe kadar aylık kesilmesi
şeklinde uygulanacaktır.
2.4.2.3
Kıdem İndirmek :
Öğretmenlik şerefini ihlal edici hallerde bulundukları,
meslektaşlarının veya talebenin haklarını kasten zarara
uğrattıkları sabit olanlara suçlarının derecesine göre
bir yıldan dört yıla kadar kıdem indirme cezası verilir.
2.4.2.4
Görevine Son Vermek:
Talebesine, okul mensuplarına iftira eden veya
ettirenlerle bir kıdem müddeti içinde iki defadan fazla
on beş günlük ücret veya maaş kesilmek cezasının alan
veya başkalarını vazifelerini yapmamaya teşvik ederek
okulun çalışmasının aksattığı sabit olan öğretmenlerin
altı aydan iki seneye kadar vazifelerine son verilir. Bu
cezaya çarptırılan öğretmenler ceza gördükleri tarihten
itibaren ceza müddetlerinin sona ermesine kadar tekrar
öğretmenliğe tayin edilemezler. Bu müddetin sonunda
bunların yeniden öğretmenliğe tayinleri caizdir.
Bu cezanın 657 sayılı Kanun’ da önceden yer alan ve
sonradan kaldırılan “görevden geçici olarak çıkarma”
cezasının eşiti olması gerekir. Zira; bu cezayı
gerektiren eylemi yapan memur 6 aydan 2 yıla kadar
görevinden ayrılmakta, ancak bu süre sonunda tekrar
öğretmenliğe alınabilmektedir. Görevden geçici olarak
çıkarmada memurun kadrosu saklı kalmakta, göreve son
vermede ise kadro kaldırılmaktadır. İki tür ceza
arasındaki en önemli fark buradadır. İkinci önemli fark
da görevden geçici olarak çıkarmada, belirli sürenin
sonunda memurun görevine yeniden alınması zorunlu,
görevine son verilen memurun tekrar alınması ise
idarenin takdirine bağlı olduğudur.
2.4.2.5
Meslekten Çıkartmak:
Bu cezayı gerektiren eylemi yapan memur, bir daha
öğretmenlik mesleğine alınmamak kaydıyla meslekten
çıkartılır.
4357 sayılı Kanunda açıklanmayan konularda ise bunlar
hakkında 657 sayılı Kanun hükümleri uygulanacaktır.69
Yukarıda değinilen Kanunda düzenlenen disiplin
suçlarından aylık kesilmek cezası dışındaki disiplin
cezaları 657 sayılı DMK’ da düzenlenmeyen cezalardır.
2.4.3. 1702 sayılı Orta dereceli Okul Yönetici ve
Öğretmenlerine İlişkin Kanun’ a Göre Disiplin Cezaları
Orta dereceli okul yönetici ve öğretmenleri hakkında
uygulanacak disiplin hükümleri 1702 sayılı Kanun’ un 19
uncu maddesinde yer almıştır. Bu maddeye göre bunlara
verilecek olan disiplin cezaları şunlardır:
a)
İhbar,
b)
Tevbih,
c)
Ders ücretlerinin kesilmesi,
d)
Maaş kesilmesi,
e)
Kıdem indirilmesi,
f)
Derece indirilmesi,
g)
İstifa etmiş sayılmak,
h)
Vekalet emrine alınmak,
i)
Meslekten çıkarılmak,
j)
Devlet memurluğundan çıkarılmak 70
2.4.3.1 İhbar ve tevbih cezaları şu hareketlere karşı
verilir:
a) Talimatname ve emirler mucibince lazım olan
vazifelerin ifasında kusur etmek (bu halin neticesinde
bir şahıs veya müessese zarar görürse zararın mahiyet ve
derecesine göre daha ağır ceza veribebilir);
b) Mektep dahil ve haricinde muallimlik vakarına
uymayacak hareketlerde bulunmak;
c) Arkadaşlarına ve talebesine karşı kaba muamelede
bulunmak ve kaba lisan kullanmak;
d)
Amirlerine karşı hürmetsiz tavır göstermek;
e)
Talebenin vazifelerini tasnif etmemek;
f)
Yoklama ve imtihan evrakını idareye vaktinde
teslim etmemek;
g)
Vazifeye geç gelmek veya vazifeden erken çıkmak.
Yukarıdaki hallerin ilk
defasında ihtar, tekrarında tevbih cezası
verilir.
2.4.3.2 Ders ücretinin kesilmesi cezası şu hallerde
verilir:
a) Kabule şayan mazereti olmadan derse girmemek veyahut
girdiği halde dersten başka bir şeyle meşgul olmak;
b) İnzibat ve muallimler meclisi ve mübaayat komisyonu
içtimalarına mazeretsiz olarak devam etmemek (bu son
halin ilkinde ihtar, ikinci defasında ücret kesilmek
cezası verilir);
c) Bir ay zarfında iki defadan ziyade derse geç gelmek;
Derse gelmeyen veya dershanede dersten başka bir işle
meşgul olan muallimin maaşından kesilecek miktarı tayin
için dört hafta bir ay itibar olunarak muallimin maaş
yekunu bir ay zarfında girmeye mecbur olduğu ders
adedine taksim olunur ve boş geçen her ders saati için
muallimin maaşından bu miktar ilk alacağı aylığından
kesilir.
Uhdesinde fazla ders olan muallimin fazla aldığı ücret;
asıl maaşına zammedilerek ders ücreti bu yekuna göre
hesap olunur.
Mazeret sebebi ile derse girmeyen muallimin mazeretini
en çok üç gün zarfında ihbar ve bir hafta içinde de
ispat etmesi lazımdır. Yoksa ceza tatbik olunur.
2.4.3.3 Maaş kesilmesi cezası şu hallerde verilir:
a)
Arkadaşlarına ve iş için gelenlere fena muamele
etmek;
b)
Mektebin binasının ve eşyasının
muhafazasına ihtimam
göstermemek;
c)
Talimaname ile uhdesine verilen işleri kasten
yapmamak;
d)
Telebeyi dövmek;
e)
Aynı suçtan dolayı iki defa tevbih aldığı
halde o fiili tekrar
etmek,
f)
Arkadaşlarını ve maiyetini başkası yanında tahkir
etmek;
g)
Gözlenmesi ve belli edilmemesi kabil
olmayacak derecede
sarhoş olarak gezmek.
Maaş, fiilin derecesine göre bir günlükten on
beş günlüğe kadar kesilir. Daha ziyade kesilmez.
2.4.3.4 Kıdem indirilmesi cezası şu hallerde
verilir:
a)
İmtihanlarda not takdirinde bitaraflıktan
ayrılmak,
b)
Amirine karşı harekette bulunmak.
2.4.3.5 Derece indirilmesi cezası şu hallerde tatbik
olunur:
a)
Sarhoş olarak mektebe gelmek,
b)
Kumar oynamayı itiyat edinmek veya umumi
yerlerde kumar
mahiyetinde oyunlarla vakit geçirmek,
c)
Bir tarafı korumak veya mağdur etmek kasdıyla
memur olduğu tahkikatı esaslı bir surette yapmamak.
2.4.3.6 İstifa etmiş sayılmak:
a)
Yeni tayin edildiği vazifeye, mazeretsiz
olarak on beş gün
zarfında başlamayan,
b) Ders senesi başında vazifesine mazereti
olmadan vaktinde gelmeyen,
c) Ders senesi içinde mazereti olmadan bir
hafta fasılasız mektebe gelmeyen,
d) Bir sene zarfında dört defa ders ücreti
kesilme cezasına uğrayan müdür, baş muallim ve muallim
ve ilk tedrisat müfettişi istifa etmiş sayılır.
2.4.3.7 Meslekten çıkarılmak aşağıdaki hallerde
tatbik olunur:
a) Gerek talebeye karşı ve gerek hariçte
muallimlik sıfatıyla telif edilmeyen iffetsizliği sabit
olan,
b) Talebeyi, Vekaletin ve mektebin amirleri ve muallim
ve memurları aleyhine itaatsizliğe teşvik eden,
c) Müdür, baş muallim ve muallimlerle ilk tedrisat
müfettişlerinden talebesine kopya verenler.
Devlet memurluğundan ihraç cezası 657 sayılı DMK’na
tabidir.
Disiplin cezalarının tatbik edileceği fiil ve haller 657
sayılı Kanunda düzenlenen fiil ve hallerden çok büyük
farklılık arz etmektedir. Disiplin cezası olarak da
Devlet memurluğundan çıkarılmak, ihtar ve tevbih 657
sayılı DMK’ndaki disiplin cezalarında düzenlenmiştir.
2.4.3
2935 Sayılı Olağanüstü Hal Kanununa Göre Disiplin
Cezaları
Olağan Üstü Hal Kanunu,
Bölge Valisi ve görevlendirilmeleri veya görevli
olmaları halinde ilk valisi, adli ve askeri personel
hariç olmak üzere bölgelerinde çalışan ve DMK kapsamına
giren bütün personele bu kanun uyarınca verilen
görevleri yapmamaları veya savsaklamaları veya alınan
tedbirlere uymamaları halinde, tabi oldukları disiplin
mevzuatında bu fiillerin disiplin cezası gerektirip
gerektirmediğine bakılmaksızın, durumun ağırlığını
dikkate alarak uyarma, kınama ve aylıktan kesme disiplin
cezalarını doğrudan doğruya vermeye ve uygulamaya
yetkilidirler.
Bölge ve il Valisi, askeri ve adli personel hariç
olmak üzere birinci fıkra kapsamı dışında kalan kamu
görevlileri ile diğer görevliler hakkında da yukarıda
belirtilen eylemlerinden dolayı brüt aylık ücretlerinin
1/30-1/8’ i arasında belirleyeceği miktarda ücret kesme
cezası uygulayabilirler. (Olağan Üstü Hal Kanunu, md.
32)
2.5 GENEL DEĞERLENDİRME
1) Uyarma cezasını
düzenleyen DMK’ nun 125/A-a; verilen emir ve görevlerin
tam ve zamanında yapılmasına kayıtsızlık göstermek
hükmü, amir veya bir üstün verdiği emrin tam yapılması
işlemin eksiksiz yerine getirilmesini ifade eder. Ancak
verilen hangi emir ve görevlerin olduğu ya da olacağı
veyahut da hangi sınırlar içerisindeki emir ve görevler
olacağı belirtilmemiştir. Verilen emir ve görevin konusu
hukuken yapılması gereken işlemin kendisidir.(Alver,
1996, s.310) Emrin zamanında yapılması hususu iki
yönlüdür. Biri süreli işlerde işin; kanunda, tüzükte ve
yönetmelikte belirlenen süre içerisinde tamamlanmasıdır.
Diğeri takdiri süredir. Takdiri süre, amir ve bir üst
tarafından işin bitirilmesi için belirlenen süredir. Bu
süre işin yapılabilmesi için uygun olmalıdır. Birkaç
günde tamamlanabilecek bir işin, birkaç saatte
tamamlanması hususunda verilen emir kasdi olup, işin
süresinde bitirilmemesine dayanılarak cezalandırılmaya
gidilemez. Verilen yazılı ve sözlü emirlerin kanunlara,
tüzüklere ve yönetmeliklere uygun olması gerektiği
yönünde yasada bir açıklık yoktur.
2) DMK’ da özürsüz veya
izinsiz olarak göreve geç gelmek, görevden erken
ayrılmak, görev mahallini terk etmek fiillerine uyarma
cezası öngörülmüştür. İşe geç gelmek veya işten erken
ayrılmak; mesai mesai saatinin başlamasından veya
bitiminden geç yada erken olması durumudur. Mesai
saatinin başlamasından 5 dakika gecikme ile 1-2 saatlik
gecikme arasında yasaya göre fark yoktur. Onun için
amirlerin bunu çok iyi değerlendirmesi çok iyi taktir
etmesi gerekir.
3) DMK’ nun 125/A-c maddesinde kurumca
belirlenen tasarruf tedbirlerine riayet etmemek fiili
uyarma cezasını gerektirir. Uygulamada tasarruf
tedbirleri memurun bağlı olduğu kurum tarafından
belirlendiği gibi Başbakanlıkça da belirlenebilmektedir.
Ancak yasa maddesinde Başbakanlıkça belirlenen tasarruf
tedbirleri yer almıyor. Bu nedenle Başbakanlıkça
belirlenen tasarruf tedbirlerine riayet etmeyen bir
memura uyarma cezası verilip verilmeyeceği açık
değildir, fakat kanımca yasa maddesini Başbakanlık
tasarruf tedbirlerini de içine alacak şekilde yorumlamak
gerekir.
4) DMK’ nun 125/B-d maddesine göre hizmet
dışında devlet memurunun itibar ve güven duygusunu
sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak fiili kınama
cezasını gerektirir. Bu düzenleme adeta memurun özel
hayatına müdahale edebilecek bir düzenlemedir. Devlet
memuru hizmet dışında normal bir vatandaştır. Bir
vatandaşın toplum hayatında uyması gereken her türlü
kural devlet memurunun da hizmet dışında uyması gereken
kurallardır. Bu düzenlemeyle idareye son derece geniş
yetki ve takdir hakkı verilmiştir. Devlet memuru da
diğer insanlar gibi hizmet dışında devletin koymuş
olduğu kurallara, yaptırımlara ve toplumsal baskı ya
tabidir.
5) DMK/D-c maddesi görevi ile ilgili olarak her
ne şekilde olursa olsun çıkar sağlamak düzenlemesinde ki
çıkar sağlamayı geniş anlamda düşünmek gerekir. Çıkar
sağlama maddi veya vaad şeklinde gerçekleşebilir. Maddi
anlamda çıkar sağlama para, mal yada bir şeyin değişimi
şeklinde olabilir. Vaad şeklinde çıkar sağlamak; henüz
vaad edilen şeyin mülkiyetine sahip olunmamakla
birlikte, ileride sahip olunmasını sağlayacak sözün
verilmesidir. Ayrıca rütbe, bir üst derece memuriyet
gibi hakların, hak edilmeden sağlanması da çıkar
sağlamaktır.( Alver, 1996, s.317)
6) Daha öncede değindiğimiz gibi DMK’ nun 125.
Maddesinde disiplin cezası gerektiren fiil ve haller
sayıldıktan sonra, bunlara benzer durumlarında
cezalandırılacağı belirtilmiştir. Burada ki “ve benzeri
“ ifadesi uygulama alanını genişletmiştir. TCK’n da
kıyas yapılarak ceza verilmesi yasaklandığı halde
disiplin hukukunda kıyas bu yolla uygulama alanı
bulmuştur.
ÜÇUNCÜ BÖLÜM
3.DİSİPLİN CEZASI VERMEYE YETKİLİ AMİR VE
KURULLAR İLE DİSİPLİN SORUŞTURMASI
657 Sayılı Devlet Memurları Kanununun 126 ıncı
maddesinde; “uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezaları
disiplin amirleri tarafından; kademe ilerlemesinin
durdurulması cezası, memurun bağlı olduğu kurumdaki
disiplin kurulunun kararı alındıktan sonra, atamaya
yetkili amirler, il disiplin kurullarının kararına
dayanan hallerde valiler tarafından verilir. Devlet
memurluğundan çıkarma cezası amirlerin bu yoldaki isteği
üzerine memurun bağlı bulunduğu kurumun yüksek disiplin
kurulu kararıyla verilir “ hükmüne yer vermek suretiyle
disiplin cezası vermeye yetkili amir ve kurulları,
disiplin amir ve kurulları, disiplin amirleri ve yüksek
disiplin kurulları olarak belirlemiştir.
Disiplin cezaları, esas olarak 657 Sayılı DMK ve
ilgili yönetmelikle yetkili kılınan amir ve kurullarca
verilmekle birlikte özel kanunların disiplin cezası
vermeye yetkili amir ve kurullarla ilgili hükümleri
saklı tutulmuştur.
3.1 DİSİPLİN AMİRLERİ
Disiplin Amiri, 657 Sayılı DMK’ nun 124 üncü
maddesini değiştiren 2670 Sayılı Kanunun 30 uncu
maddesiyle getirilen bir kavramdır. Bu maddenin 243
Sayılı KHK’ nin 25 inci maddesi ile değiştirilen ilk
fıkrasında; “ Disiplin amirleri; kurumların kuruluş ve
görev özellikleri dikkate alınarak Devlet Personel
Başkanlığının görüşüne dayanılarak özel
yönetmeliklerinde tayin ve tespit edilecek amirlerdir”
şeklinde tanımlanmıştır.
Bu hüküm çerçevesinde, disiplin amirlerinin
tayinine ve tespitine dair esaslar “ Disiplin Kurulları
ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmelik in 16 ncı
maddesinde açıklanmıştır. Buna göre;
a) Başbakan ve Bakanlar, başında bulundukları
Başbakanlık ve Bakanlık teşkilatı ile bunlara bağlı
kuruluşlarda görevli bütün memurların disiplin
amirleridirler. Bu sıfatla haiz bulundukları yetkileri
her derecedeki memur hakkında doğrudan kullanabilirler.
b) Kamu hizmetlerinin gereği gibi koordine edilip
yürütülmesinden en üst derecede sorumlu olan;
-
Müşteşarlar,
-
Başkanlar,
-
Genel Müdürler,
-
Genel Sekreter,
-
Müdür,
-
Valiler,
-
Kaymakamlar,
-
Bölge kuruluşu olan kuruluşlarda Bölge Müdürleri,
-
Belediyelerde Belediye Başkanları,
-
Yurt dışı teşkilatında Misyon Şefleri,
Buralarda görevli bütün memurların en
üst disiplin amirleridirler. En üst disiplin amirleri
haiz oldukları yetkileri her derecede ki memur hakkında
doğrudan kullanabilirler.
c) Disiplin işlerindeki denetimi,
etkin ve süratli bir uygulamayı sağlamak amacıyla;
- Yukarıda sayılan disiplin
amirlerinin birinci sicil amiri olduğu belirlenenler,
- Bakanlıkların doğrudan bakana olan
birimlerinin başında bulunanlar,
Yukarıdaki fıkralarda sayılanların
sicil amirleri oldukları memurlar ve şube müdürleri,
kendilerine sicil yönünden veya idari bakımından bağlı
bulunan memurların disiplin amirleridirler.
d) Valiler kaymakamlara, bölge
kuruluşların başında bulunan en üst yöneticiler bölge
müdürlerine göre bir üst disiplin amiridirler.( Disiplin
Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmelik,
md.16)
Disiplin amirlerinin disiplin cezası
verme yetkisini devredemeyeceğine dair Danıştay 1 inci
Dairesinin bir kararı vardır.( Danıştay 1Dairesi 5.7
1984/72, K:1985/155 sayılı kararı)
3.1.1 Disiplin Amirlerinin Yetkileri
657 Sayılı DMK’ nun 126 ncı maddesi
ve Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında
Yönetmelikte disiplin amirlerinin yetkileri
düzenlenmiştir.
Disiplin amirleri kamu hizmetlerinin
gereği gibi yürütülmesi amacıyla;
a)
Kanunların, tüzüklerin ve yönetmeliklerin devlet
memuru olarak;
- Emrettiği görevleri yurt içinde veya yurt dışında
yerine getirmeyenlere,
- Uyulmasını zorunlu kıldığı hususlara uymayanlara,
- Yasakladığı işleri yapanlara, durumunniteliğine ve
ağırlık derecesine göre 657 Sayılı DMK’ nun 125 inci
maddesinde yazılı disiplin cezalarından yetkisi
dahilinde bulunanları vermeye,
b) Özel kanunların disiplin işleriyle ilgili
yetkileri kullanmaya,
c) Disiplin ve Yüksek Disiplin
Kurullarınca reddedilen kademe ilerlemesinin
durdurulması cezası ile Devlet memurluğundan çıkarma
cezaları yerine, ret kararlarının alındığı tarihi
izleyen 15 gün içinde 657 Sayılı DMK ve Disiplin
Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkındaki Yönetmelik’ in
ilgili maddelerindeki usul ve esaslara uyulmak kaydıyla
başka bir disiplin cezası vermeye,
d) Bir üst disiplin amiri sıfatıyla
uyarma ve kınama cezalarına yapılan itirazları gözden
geçirerek verilen cezayı aynen kabule, hafifletmeye veya
tamamen kaldırmaya, yetkilidir.
3.1.2 Disiplin Amirlerinin
Sorumlulukları
Disiplin amirleri; disiplin
işlerinde 657 Sayılı DMK ve kanunlarda verilen yetkileri
kamu hizmetlerinin gereği gibi ve zamanında
yürütülmesini sağlamak amacıyla;
a) Memurların kanun, tüzük ve
yönetmeliklerde tanınan haklarını göz önünde tutmak,
yetkilerini hakkaniyet ve eşitliği esas alan bir tutum
ve davranış içinde kullanmak,
b) Memurların uyarma, kınama,
aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması,
devlet memurluğundan çıkarma ve özel kanunların tespit
ettiği cezalardan biri ile cezalandırılmasını gerekli
kılan disipline aykırı davranışlarını öğrendikleri
tarihten itibaren kanunen belirli süreler içinde
disiplin soruşturmasını başlatmak, gerekli cezayı
uygulayarak, disiplin cezası verme yetkisinin zaman
aşımına uğramasını önlemek,
c) Soruşturmanın tamamlandığı
tarihten itibaren uyarma, kınama ve aylıktan kesme
cezalarını 15 gün içinde vermek,
d) Uyarma ve kınama cezalarına karşı yapılan
itirazları, cezalara ilişkin karar ve eklerinin
kendilerine intikalinden itibaren 30 gün içinde
inceleyerek sonuçlandırmak, zorundadır.
3.2 SİCİL AMİRLERİ İLE MİSYON ŞEFLERİNİN
YETKİLERİ
Her disiplin amiri aynı zamanda bir sicil
amiridir. Ancak her sicil amiri disiplin amiri değildir.
Bu sebeple her sicil amiri disiplin cezası verme
yetkisine sahip değildir.
Sicil amirlerinin disiplin yönünden yetkileri,
ile ilgili yönetmeliğinin 17 nci maddesinin birinci
fıkrasında şu şekilde düzenlenmiştir:
“ Disiplin amiri olarak tespit edilmeyen sicil
amirleri sicil yönünden kendilerine bağlı memurların
disipline aykırı davranışları hakkında varsa sıralı
sicil amirleri yoluyla, yoksa doğrudan ilgili disiplin
amirine başvurabilirler. Disiplin amirleri başvurular
hakkında gerekli soruşturmayı yaptırıp sonucuna göre
hareket ederler”.
Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise; “
Yurtdışında Misyon Şefleri, Bakanlıkların ve diğer
kurumların yurt dışı teşkilatında görevli bütün
memurların disipline aykırı davranışları hakkında Dış
İşleri Bakanlığına başvurarak ilgili kurumlarca
soruşturma yapılmasını isterler. İlgili kurumlarca
yapılan soruşturmanın sonucunda Dış İşleri Bakanlığına
bilgi verilmesi zorunludur” hükmü yer almaktadır.
3.3 ATAMAYA YETKİLİ AMİRLER
5442 Sayılı İl İdaresi Kanununun;
a) 30 uncu maddesi uyarınca ilçe şube
başkanlarının inhası üzerine kaymakamlarca tayin ve
memuriyetleri valilikçe onanan memurlar için
kaymakamlar,
b) 8 inci maddesinin (c) fıkrası uyarınca il
merkez teşkilatına bağlı il idare şube başkanlarının
inhası ile valilikçe tayin olanlar için vali,
c) 7 ve 8 inci maddesinin
(a) ve (b) fıkraları uyarınca;
- Valilerin mütalâası
alınarak bakanlık ve tüzel kişiliğe sahip genel
müdürlüklerin kendi teşkilat kanunlarına göre illere
atanan,
- Bakanlıklar ve tüzel
kişiliğe sahip genel müdürlükler tarafından doğrudan
illere atanan,
- Merkez teşkilatında
görev yapan memurlar için, Bakan ve Genel Müdür atamaya
yetkili amirdir.
Bu duruma göre örneğin;
Milli Eğitim Bakanlığı mensupları bakımından atamaya
yetkili amir olarak ilçe memurları için Kaymakam, il
memurları için Vali, ilk ve orta dereceli okul öğretmen
ve yöneticileri, milli eğitim müdür ve yardımcıları,
halk eğitimi, eğitim araçları başkan ve yardımcıları ve
merkez teşkilatı memurları için atamaya yetkili amir
Bakandır.
3.4 DİSİPLİN KURULLARI
657 Sayılı DMK’ nın 134
üncü maddesini birinci fıkrasına göre “Disiplin ve
soruşturma işlerinde kanunlarla verilen görevleri yapmak
üzere kurum merkezinde bir Yüksek Disiplin Kururlu ile
her ilde, bölge esasına göre çalışan kuruluşlarda bölge
merkezinde ve kurum merkezinde ve ayrıca milli eğitim
müdürlüklerinde birer disiplin kurulu bulunur.
Aynı maddenin ikinci
fıkrasında ise; bu kurulların kuruluş, üyelerinin görev
süresi, görüşme ve karar usulü, hangi memurlar hakkında
karar verebilecekleri ve disiplin amirlerinin tayin ve
tespitinde uygulanacak esaslar ile bunların yetki ve
sorumlulukları gibi hususların Bakanlar Kurulunca
çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceği belirtilmiştir.
Kanunun bu amir hükmü
karşısında Bakanlar Kurulu, 17.9.1982 tarih ve 8/5336
karar sayılı “Disiplin Kurulları ve Disiplin Amirleri
Hakkında Yönetmelik”i çıkarmıştır.
Bu yönetmeliğin 4 üncü
maddesine göre;
Başbakanlık ile
Bakanlıkların ve bunlara bağlı müsteşarlık, genel
müdürlük ve başkanlıkların kurum merkezindeki disiplin
kurulları ve yüksek disiplin kurulları şu hususlara
uymak kaydıyla kurulur:
a) Kurulların başkan ve
üyeleri, Başbakanlık ve Bakanlıklarda müsteşarlar,
bunlara bağlı kurumlarda kurumların başında bulunan
müsteşar, genel müdür ve başkanların teklifi ve ilgili
bakanın onayı ile görevlendirilirler.
b) Kurullar bir başkan ve dört üye olmak üzere
beş kişiden oluşur.
c) Disiplin kurullarının başkanlıklarına ilgili
yönetmeliğin 4 üncü maddesinin (a) fıkrasında sayılan
memurların, üyeliklerine ise kurumların üstlendikleri
ana görevlerle doğrudan ilgili birim veya birimler ile
hukuk, personel, teftiş veya tetkik hizmetlerini yürüten
birimlerin başında bulunan memurların en yakın
yardımcıları arasından görevlendirme yapılır.
d) Yüksek Disiplin
Kurullarının başkanlıklarında ilgili yönetmeliğin 4 üncü
maddesinin (a) fıkrasındaki memurlar, üyeliklerinde 4
üncü maddenin (c) fıkrasında belirtilen hizmet
birimlerinin başında bulunan memurlar
görevlendirilirler. Görevlendirme her birimden bir üye
alacak şekilde yapılır.
e) Personel, hukuk, teftiş
veya tetkik hizmetlerini yürüten birimlerden bir veya
birkaçı bulunmayan kurumların Disiplin ve Yüksek
Disiplin Kurulu üyeliklerine ana görevle doğrudan
ilişkili birimlerden (c) ve fıkralarında belirtilen
esaslara uymak kaydıyla görevlendirme yapılır.
(f) Hizmet özellikleri ve kadro unvanında ki
değişiklik sebebiyle kurulların başkan ve üyelerini söz
konusu maddenin ( c) ve (d) fıkralarında belirtilen
esaslara uygun şekilde tespit edemeyen kurumlar, Devlet
Personel Başkanlığının olumlu görüşünü almak kaydıyla
kurullarını farklı yapıda kurabilirler. Bu halde de 4
üncü maddenin (a) ve (b) fıkraları hükümlerine uyulması
zorunludur.
Kuruluş esasları itibariyle yukarıda belirtilen
disiplin kurullarına uymayanlar aşağıda gösterilmiştir.
a)
İl Disiplin Kurulu:
Valinin veya görevlendireceği bir vali yardımcısının
başkanlığında;
-
Hukuk İşleri Müdürü,
-
Defterdar,
-
İl Milli Eğitim Müdürü,
-
İl Sağlık Müdürü,
-
Tarım Müdürü
-
Bayındırlık Müdüründen oluşur.
b)
İl Milli Eğitim Disiplin Kurulu
-
İl Milli Eğitim Müdürü,
-
İl Hukuk İşleri Müdürü,
- Valinin görevlendireceği; ilk öğretim okulu
müdürlerinden bir üye ile orta öğretim kurulları( lise)
müdürlerinden bir üyeden kurulur.
c)
Bölge Disiplin Kurulu:
-
Sosyal ve idari hizmetleri yürütmekle
görevli amir,
- Personel veya ünite amiri veya benzer
hizmetleri yürütmekle görevli amirden kurulur.
d)
İl Özel İdaresi Disiplin Kurulu
Valinin veya görevlendireceği vali yardımcısının
başkanlığında,
-
İl Hukuk İşleri Müdürü ( yoksa valinin il
idare kurulu üyeleri arasından görevlendireceği bir
kişi)
-
İl Özel İdare Müdürü,
-
İl Daimi Encümeni üyelerinin kendi
aralarından bir yıl için seçecekleri iki üyeden oluşur.
e)
Büyük Şehir Belediyelerinde Disiplin Kurulu:
Genel sekreter veya
başkanın görevlendireceği genel sekreter yardımcılarının
birinin başkanlığında,
-
Hukuk Müşaviri veya görevlendireceği bir
avukat,
-
Personel Şube Müdürü,
-
Kararlar Şube Müdürü,
- Fen İşleri Daire Başkanlığından
görevlendirilecek bir şube müdüründen kurulur.
f)
Belediye Disiplin Kurulu:
Belediye başkanı yada görevlendireceği
yardımcısının başkanlığında,
- 1580 Sayılı BELEDİYE Kanununun 88 inci
maddesindeki daire baş amirleri ile,
- Belediye Encümeni üyelerinin kendi
aralarından bir yıl için seçecekleri iki üyeden kurulur.
g)
Birlik Disiplin Kurulu:
Birlik encümenidir.
h)
Mahalli İdarelerin Yüksek Disiplin Kurulu:
Mahalli idarelerin yüksek disiplin kurulu,
İçişleri Bakanlığı Yüksek Disiplin Kuruludur. Ancak
Büyük Şehir Belediye Başkanlıklarındaki Yüksek Disiplin
Kurulu, Büyük Şehir Belediye Encümeninden teşekkül eder.
3.5 DİSİPLİN VE YÜKSEK DİSİPLİN KURULLARININ
TOPLANTI VE ÇALIŞMALARINA İLİŞKİN ESASLAR
Toplantı gündeminin düzenlenip ilgililere
dağıtılması, toplantının belirli gün, saat ve yerde
yapılması, kurul çalışmalarının gereği gibi yürütülüp
sonuçlandırılması başkan tarafından sağlanır. Kurullarda
raportörlük görevi başkanın görevlendireceği bir üye
tarafından yürütülür. Üyeler kendilerine hava edilen
dosyaları en geç yedi gün içinde incelerler.( Disiplin
Kurulları ve Disiplin Amirleri Hakkında Yönetmelik,
md.9)
3.5.1 Toplantı Yeter Sayısı
Üç kişilik kurullar üye tamsayısıyla üye sayısı
3’ten fazla olan kurullar salt çoğunlukla toplanırlar.
Kurulların başkan ve üyelerinin görev başında
bulunmamaları halinde kurula vekilleri, seçimle
gelenlerinse yedekleri katılır.(agy, md.10)
3.5.2 Disiplin Kurullarının Karar Süresi ve
Usulü
Disiplin kurulları, kademe ilerlemesinin
durdurulması cezası ile ilgili işlerde soruşturma
dosyasını aldıkları tarihten itibaren; uyarma ve kınama
cezalarına yapılan itirazlar ile ilgili işlerde itiraz
dilekçesi ile cezaya ilişkin karar ve eklerin
kendilerine intikalinden itibaren 30 gün içinde
kararlarını verirler.
Kademe ilerlemesinin durdurulması cezası ile
ilgili kararlar, soruşturma dosyasına göre verilir.
Disiplin kurullarının ek bir soruşturma yada herhangi
bir belge isteme hakkı yoktur.
3.5.3 Yüksek Disiplin Kurulu
Yüksek disiplin kurulu başkan ve üyeleri;
Başbakanlık ve Bakanlıklarda müsteşarlar, bunlara bağlı
kurumların başında bulunan müsteşar, genel müdür ve
başkanların teklifi ve ilgili bakanın onayı ile
görevlendirilirler. Yüksek Disiplin Kurulları bir başkan
ve dört üye almak üzere toplam beş kişiden oluşur.
3.5.4 Yüksek Disiplin Kurullarının Karar Süresi
ve Usulleri
Yüksek Disiplin Kurulları kendilerine intikal
eden dosyaların incelenmesinde, gerekli gördükleri
taktirde, ilgilinin sicil dosyasını ve her nevi evrakı
incelemeye, ilgili kurumlardan bilgi almaya, yeminli
tanık ve bilir kişi dinlemeye veya niyabetten
dinletmeye, mahallen keşif yapmaya yada yaptırmaya
yetkilidir. Kurula bu yetkiler verilmiştir çünkü devlet
memurluğundan çıkarma cezası memur için söz konusu
olabilecek en ağır disiplin cezasıdır dolayısıyla konu
en detaylı şekilde incelenmelidir.
Amirlerin devlet memurluğundan çıkarma cezasına
ilişkin talepleri, soruşturma dosyasının memurun bağlı
bulunduğu kurumun Yüksek Disiplin Kuruluna tevdi
edilişinden itibaren bu kurul tarafından en geç 6 ay
içinde karara bağlanır.
3.5.5 Hakkında Devlet Memurluğundan Çıkarma
Cezası Verilecek Memurun Hakları
Az öncede değindiğimiz gibi, bu ceza en ağır
disiplin cezası olduğundan devlet memurluğundan çıkarma
cezası verilecek memur için 657 Sayılı DMK’nun 129 uncu
maddesinin 2 nci fıkrasında özel bir düzenleme
yapılmıştır. Söz konusu fıkraya göre; hakkında
memurluktan çıkarma cezası istenen memur, sicil dosyası
hariç, soruşturma evrakını incelemeye, tanık dinletmeye,
disiplin kurulunda sözlü yada yazılı olarak kendisi veya
vekili vasıtasıyla savunma yapma hakkına sahiptir. Diğer
disiplin cezalarında memurun iddia edilen suçla ilgili
sorgusu alınır ve savunması istenir. Oysa burada memura
daha özel haklar tanınmıştır.
3.5.6 Kurulların Görüşme Usulü
Disiplin Kurulları ve Amirleri Hakkında
Yönetmelik’ in 13 üncü maddesine göre, kurullarda
raportörün açıklamaları dinlendikten sonra işin
görüşülmesine geçilir. Kurullar oy çokluğu ile ve açık
oyla karar verirler. Oylamada çekimser kalınamaz, başkan
oyu en son kullanır. Oyların eşitliği halinde başkanın
olduğu tarafın oyu üstün sayılır. Karar başkan
tarafından açıklanır. Karar özeti üyeler tarafından
imzalanan tutanakla tespit edilir.
3.5.7 Kararların Yazılması
Kararlar, karar tarihini izleyen 7 gün
içinde gerekçeli olarak ve oybirliğiyle veya oy çokluğu
ile alındığı belli edilmek suretiyle raportörler
tarafından yazılır, başkan ve üyelerce imzalanır. Karşı
oy kullananların görüşlerine kararda yer verilir.(agy,
md.14)
3.5.8 Kararların Tebliği
Disiplin amirlerince verilen disiplin
cezaları bu amirler, kademe ilerlemesinin durdurulması
cezası atamaya yetkili amirler ve memuriyetten çıkarma
cezasına ilişkin Yüksek Disiplin Kurulu kararı kurul
başkanı tarafından en geç kararların verildiği tarihi
izleyen 15 gün içinde tebliğ olunur.
3.5.9 Kurullarda Görev Alamayacak
Olanlar
Kurulların başkan ve üyeleri
kendilerine, eşlerine, ikici dereceye kadar ( bu derece
dahil) kan ve sıhri hısımlarına, disiplin cezası
verilmesini teklif ettikleri, disiplin soruşturması
yaptıkları veya atanmasına yetkili oldukları, memurlara
ait işlerle ilgili olarak kurul toplantılarına
katılamazlar. ( agy, md.6)
3.6 DİSİPLİN SORUŞTURMASININ YAPILMASI
3.6.1 Suçun İşlendiğinin Öğrenilmesi
Disiplin soruşturmasını, disiplin cezası
vermeye yetkili amirler başlatır ve soruşturmayı
disiplin amirleri yaptırmaya yetkilidir. Dolayısıyla 657
Sayılı DMK ‘ nun 127 nci maddesinde sözü edilen “
suçun işlendiğinin öğrenilmesi” gerçekleşmelidir.
Disiplin suçunu teşkil eden fiil ve davranışların
yapıldığı çeşitli şekillerde öğrenilebilir. Yetkili amir
bizzat tespit edebilir, başka merciler tarafından mesela
disiplin amiri olarak belirlenmeyen sicil amirleri
tarafından yetkili amire bildirilebilir, herhangi bir
şikayet veya ihbarla, denetleme sırasında, idari, adli
veya disiplin soruşturması sonucunda ortaya çıkabileceği
gibi disiplin amirinin kişisel soruşturması sonucunda da
öğrenilebilir.
3.6.2 Soruşturma Yapmaya ve Yaptırmaya
Yetkili Olanlar
Disiplin amirleri, kusurlu hal ve
davranış, uyarma, kınama veya aylıktan kesme cezasını
gerekli kılacak nitelikte ise, başka bir makam veya
merciin görüş, tavsiye ve onayını almaksızın doğrudan
doğruya ceza verebilirler. Disiplin amirleri kusurlu
hali uyarma, kınam veya aylıktan kesme cezasından daha
ağır bir ceza verilmesini gerektirecek nitelikte
görürlerse, soruşturma yaptırılması için durumu yetkili
amire bildirir ve ellerindeki bilgi ve belgeleri
verirler.
Disiplin amirleri uyarma, kınama ve
aylıktan kesme cezasını gerektirecek bir suçun
işlendiğini öğrendiklerinde, işlenen suçun tetkik
edilmesi için ya soruşturmacı tayin ederler veya
soruşturmayı kendi yaparlar.
Atamaya yetkili amirler, doğrudan
doğruya veya sicil amirlerinin kendilerine
ulaştırdıkları yada şikayet sonucu öğrendikleri fiili,
uyarma, kınama ve aylıktan kesme cezası verilmesini
gerektirir nitelikte bulurlarsa bu cezalardan birini
verir ve uygularlar. Verilecek cezayı tayin edemedikleri
yahut suçu daha ağır bir ceza uygulanacak nitelikte
buldukları taktirde, sözü edilen kusurlu davranışın o
memur tarafından işlenip işlenmediğini anlamak,
verilecek cezanın gerekçesini belirlemek amacıyla bir
soruşturmacı yada müfettiş görevlendirirler.
Disiplin ve atamaya yetkili amirlerin
ceza vermeden önce suçlu olduğu ileri sürülen memurun
savunmasını almaları, gerek gördükleri hallerde bazı
bilgi ve belgeleri toplayıp tanıkların ifadelerine
müracaat etmeleri, basit de olsa bir soruşturmadan başka
bir şey değildir. ( Sorguç, 1992, s.83)
O halde memurlar hakkındaki idari
soruşturmalar; ilgili bakan veya yetkili amirlerin
vereceği soruşturma emrine dayalı olarak soruşturmacı
veya müfettişler; sadece uyarma, kınama ve aylıktan
kesme cezalarından birinin verilmesi sonucunu doğuran ve
bir soruşturmacıya gerek görülmeyen hallerde disiplin
amirleri veya atamaya yetkili amirler tarafından
yapılır.
3.6.3 Zamanaşımı
Disiplin hukukunda ve özellikle DMK’nun
uygulanmasında 1982 yılına kadar zamanaşımına
rastlamamaktayız. Ancak DMK’ nun 2670 Sayılı Kanunun 33
üncü maddesiyle değiştirilen 127 nci maddesi ile
disiplin hukukuna zamanaşımı kavramı getirilmiştir.
Zamanaşımı memurlar açısından bir
güvencedir. Bu kavram memuru sürekli bir cezalandırılma
tehdidi altında yaşama zorunluluğundan kurtarmaktadır.
Kamu hizmetleri de böylece bu durumdan olumsuz
etkilenmemekte, idarede zamanaşımı müessessisinden
istifade etmektedir.
3.6.3.1 Soruşturma Zamanaşımı
DMK’ nun 127 nci maddesinde soruşturma
zaman aşımı düzenlenmiştir. Sözkonusu kanunun 125 inci
maddesinde sayılan fiil ve halleri işleyenler hakkında,
bu fiil ve hallerin işlendiğinin öğrenildiği tarihten
itibaren; uyarma, kınama, aylıktan kesme ve kademe
ilerlemesinin durdurulması cezalarında bir ay,
memurluktan çıkarma cezasında altı ay içinde disiplin
soruşturmasına başlanmadığı taktirde disiplin cezası
verme yetkisi zaman aşımına uğrar.
Soruşturma zaman aşımı süresi kanun
maddesinden de açıkça anlaşıldığı üzere suçun
öğrenildiği tarihten itibaren başlar. Ancak burada
üzerinde durulması gereken husus, öğrenme tarihinin
tespitinde soruşturma açmaya yetkili amirin öğrenme
tarihinin mi, yoksa suçun işlendiği ile ilgili bilginin
kurum evrakına giriş tarihinin mi esas alınacağıdır. Bu
konuda yaygın olan görüş disiplin cezasını gerektirecek
fiilin işlendiğinin yetkili disiplin amirinin öğrenmesi
ile zamanaşımının başlayacağıdır.
3.6.3.2 Ceza Verme Zamanaşımı
657 Sayılı Kanuna göre disiplin
cezasını gerektiren fiil ve hallerin işlendiği tarihten
itibaren nihayet iki yıl içinde disiplin cezası
verilmediği taktirde, ceza verme yetkisi zamanaşımına
uğrar. Soruşturma raporlarının başlangıç kısımlarında
fiilin işlendiği tarih ve öğrenildiği tarih ay ve gün
olarak yazılmaktadır.
Bu konuda şöyle bir sorun ortaya
çıkabilir. Disiplin cezası iki yıllık zamanaşımı süresi
içinde verilmişse, disiplin cezasının idari yargı
yerince aynı konuda yeniden işlem tesisi gerektirecek
biçimde iptali üzerine, yeniden disiplin cezası tesisi
edilinceye kadar iki yıllık süre geçerse ne olacak? DMK’
da buna ilişkin bir düzenleme, yani zamanaşımını
durdurmaya ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Bu konuya
Danıştay 10 uncu dairesi, bu gibi durumlarda
zamanaşımını işletilmesinin mümkün olmayacağına ilişkin
kararı ile açıklık getirmiştir.
3.6.4 Soruşturmaya Başlanılması ve
Yürütülmesi
Bir disiplin suçunun işlenilmesi
halinde, bu suç ne şekilde öğrenilirse öğrenilsin,
soruşturmaya yetkili makamın emri ile başlanılabilir.
Soruşturmaya onay denilen soruşturma emri ile
başlanabilir. Burada bahsettiğimiz soruşturma idari
soruşturmadır, adli soruşturma konumuzun dışındadır.
Atamaya yetkili amir ya da disiplin
amirleri, daha önce belirttiğimiz suçun öğrenilme
hallerinden biri ile haberdar olduğu kusurlu davranışlar
karşısında, gerek gördüğü taktirde, hangi konu veya
konularda, kim veya kimler hakkında soruşturma
yapılmasını istediğini belirten soruşturma emrini verir
ve varsa, be emre, şikayet ve ihbar dilekçesi ile diğer
belgeleri ekler. Bu emri alan kişiye soruşturmacı denir
ve soruşturmacının kıdemi, soruşturulması yapılacak
memurun kıdeminden daha yüksek veya ona eşit olmalıdır.
Müfettişler denetimleri sırasında
kusurlu bir işleme rastladıkları zaman, incelemelerine
ve denetimlerine devam ederken bir yandan da durumu
bildirerek, teftiş kurulu başkanlıkları aracılığıyla
atamaya yetkili amirden soruşturma emri isterler.
Müfettişler adli nitelikteki suçlarla ilgili olaylara
soruşturma emri almaksızın el koyamazlarsa da idari
soruşturmalarda bir taraftan soruşturma emri ister, bir
taraftan da soruşturmayı sürdürür. ( Danıştay Genel
Kurulunun 11.7.1968 gün ve 194 sayılı kararı)
Soruşturma emrini alan soruşturmacılar
( muhakkik veya müfettişler) tarafından varsa ihbar veya
şikayette bulunan kişiye müracaat edilir, dilekçenin ve
dilekçe altındaki imzanın kendisine ait olup olmadığı
öğrenilir, iddialarını açıklaması, tamamlayıcı bilgi
verip delillerini göstermesi istenir. Şikayetçi yoksa,
kusurlu halle ilgili defter, dosyalar ve diğer belgeler
incelenir, işlemdeki kusurlu halin özellikleri
belirlenir.
Şikayetçinin gösterdiği veya olayın ve
işlemin gerekli kıldığı kişiler tanık olarak davet
edilir ve ifadeleri alınır, adli soruşturmanın aksine
bunlara yemin verdirilmez, ifadeleri alınırken kimlikle
ilgili olarak CMUK’un 61 inci maddesindeki hususların
tümünün sorulmasına, sanık ile münasebetlerin
saptanmasına gerek yoktur. İfadeleri alınanların
görevlerinin ve adreslerinin kısaca tespiti yeterlidir.
( Sorguç, 1992, s.88)
Soruşturma sırasında resmi kayıtlar,
her türlü defter, dosya ve cetveller incelenir, lüzumlu
görülen hususlar not edilir sübut delili teşkil eden
belgelerin onaylanan suretleri alınır. Bilirkişiye
başvurulabilir, ancak yemin ettirilmez. Olay ve sanık
hakkında ilgili kurum müdürünün yazılı, Vali ve
Kaymakamların genellikle sözlü olarak görüşleri alınır.
( Sorguç, 1992, s.89)
Gerekli görülen zamanlarda özellikle
soruşturmanın sonunda hakkında soruşturma açılan memurun
ifadesine başvurulur. Bunda amaç, savunma almak değil,
ilgilinin konu ile ilgili bilgi ve düşüncelerini
saptamaktır. Bu ifade tutanağa geçirilmek üzere sözlü
olarak alınabileceği gibi, iddialar ve saptanan kusurlu
iş ve işlemler soru şeklinde verilmek suretiyle yazılı
olarak da alınabilir. Sanık ifade verip vermemekte
serbesttir, ifade vermeye zorlanmamalıdır. Ancak ifade
vermek istemediğini belirtip, ifade zaptını veya yazması
için kendisine verilen ve hakkındaki iddiaları kapsayan
belgeyi imzalaması sağlanmalıdır. Eğer memur bundan da
imtina ediyorsa, orada bulunanlar veya davet edilecek
diğer personel yardımıyla durum bir tutanakla tespit
edilmelidir.
Uygulamada muhakkik ve müfettişlerce
disiplin suçuyla ilgili memurun görüşünün alınması ve
ifadesine başvurulması, memurun savunmasının alındığı
şeklinde yorumlanmaktadır. Oysa bu yorum ve uygulama
yanlıştır, savunma alınması sadece disiplin cezasını
verecek disiplin amirinin yetkisindedir.
3.6.4.1 Ceza Kovuşturması ile Disiplin
Soruşturmasının Birarada Yürütülmesi
657 Sayılı DMK’nun 131 inci maddesinde
ceza kovuşturması ile disiplin kovuşturmasının birlikte
yürütülmesi düzenlenmiştir. Sözkonusu madde hükmü
şöyledir: “ Aynı olaydan dolayı memur hakkında ceza
mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olması, disiplin
kovuşturmasını geciktirmez. Memurun ceza kanununa göre
mahkum olması veya olmaması halleri, ayrıca disiplin
cezasının uygulanmasına engel olmaz.”
Ancak, disiplin cezası uygulaması
sırasında ceza mahkemesi kararı kesinleşmiş ve ceza
hakiminin fiilin meydana gelmediğine veya tespit edilen
kesin delillerle fiil ile memur arasında bir ilişki
bulunmadığına karar vermesi halinde memura disiplin
cezası verilmeyeceğine dair Danıştay Dava Daireleri
Genel Kurulunun kararı vardır. ( Baskın,1996, s.52)
3.6.4.2 Soruşturma Sonunda Fezlekenin
Düzenlenmesi
Fezleke; soruşturma yetkisine
dayanılarak yapılan soruşturma ve toplanan deliller
neticesinde yapılan değerlendirme ve kanaati ifade den
rapordur. Soruşturmacı, sanık hakkında suçlama ile
ilgili tüm delilleri topladıktan sonra, tanzim ettiği
ifade tutanağı, bilirkişi raporu ve varsa delil
tespitini birlikte değerlendirerek bir fezleke düzenler.
Fezlekenin düzenlenmesini belirten bir
yazılı usul olmamakla birlikte, uygulamada bir fezlekede
aşağıdaki bölümler bulunmaktadır:
* Başlangıç Bölümü: Bu bölümde sanıkla
ilgili olarak sanığın adı ve soyadı,ikametgah adresi ve
sanığa atılı suç ve özellikleri bulunur. Soruşturma emri
ile yapıldığı, soruşturma yazısının tarih ve sayısı
yazılır. Sonra soruşturmanın hangi sıfatla yapıldığı
belirtilir.
*Soruşturma Bölümü: Adı geçen bölümde
soruşturmanın tüm safhaları ayrıntılı bir şekilde
belirtilir. Öncelikle memura isnad edilen disiplin
suçunun neden ibaret olduğu açıklanır. Varsa ihbarcının
veya şikayetçinin suçla ilgili ifadelerinin özeti ile
varsa bilirkişi raporunun özetine de yer verilir. Sonra
bunların değerlendirmesi diğer delillerde dikkate
alınarak yapılır. Bu değerlendirme ile sanığın ifadesi
ve lehine delillerin karşılaştırılması yapılır. Ayrıca
suçun maddi ve manevi unsurlarının oluşumu açıklanır. (Alver,
1996, s.432)
*Sonuç Bölümü: Yapılan soruşturma sonunda elde
edilen deliller ve kullanılan karineler varsa suçla
ilgili belirtiler birlikte dikkate alınarak kanaat
belirtilir. Suç konusu teşkil eden fiil ve hallerin
hangi kanunun hangi maddesinde suç sayıldığı ve suçun
unsurları belirtilir.
3.6.5 Soruşturma Sonunda Yapılacak İşlemler
Daha öncede değinildiği gibi, disiplin cezası
vermeye yetkili amir soruşturmayı kendisi yapabileceği
gibi bir muhakkik kanalıyla da yaptırabilir. Eğer bir
muhakkik marifetiyle yaptırmışsa, soruşturma sonunda
elde edilen delillere göre muhakkik disiplin suçunun
sabit olup olmadığını, disiplin suçu kendine göre sabit
olmuşsa buna ilişkin disiplin cezasını belirtir.
Muhakkik hazırladığı raporu soruşturma emrini veren
makama iletir. Yetkili makam bu raporla bağlı değildir.
Raporu inceledikten sonra disiplin cezası verilip
verilmeyeceğine verilecekse hangisinin verileceğine
karar verir. Ceza verilmesine gerek görülmezse dosya
işlemden kaldırılır. Soruşturmanın yetkili amirlerce
yapılması halinde rapor düzenlenmesine gerek yoktur. (
Çiftçi, 1990, s.109)
3.6.6 Memurun Savunmasının Alınması
1982 Anayasasının 129 uncu maddesinde, memurlar
ve diğer kamu kurumu niteliğindeki meslek
teşekküllerinin mensupları hakkında yapılacak disiplin
soruşturmalarında; isnat olunan suçun ilgiliye yazılı
olarak açıkça bildirilmesi ve belirli süre verilerek
yazılı savunma istenmesi gerektiği ve bu esaslara
uyulmadan disiplin cezası verilemeyeceği hüküm altına
alınmıştır.
DMK’nun 130 uncu maddesinde de Anayasanın bu
hükmüne paralel olarak; savunma alınmadan disiplin
cezası verilemeyeceği, 7 günden aşağı olmamak üzere
verilen sürede savunmasını yapmayan memurun savunma
hakkından vazgeçmiş sayılacağı hükmüne yer verilmiştir.
Savunma hakkından vazgeçmiş sayılma, mamurun
işlediği suçu kabullendiği anlamına gelmez. Suçluluğu
eldeki mevcut bilgi ve belgelere göre karar
verilecektir.
Soruşturma sırasında soruşturmacının memuru sorguya
çekip ifadesini alınması ile soruşturma sonunda olay,
delilleri ile ortaya çıktıktan sonra savunmasının
alınması farklı sonuçlar doğrudan, soruşturma dosyasına
memurun sorguya çekileceğine dair ifade zaptı olsa dahi
yargı organı, süre verilerek alınmış savunmanın
varlığını mutlaka almalıdır.
Savunmanın alınması konusunda bir sorun yoktur. Sorun
Muhakkikin, soruşturma sırasında aldığı ifadenin savunma
yerine geçip geçmeyeceği noktasındadır. Konuyu Danıştay
3 üncü Dairesinin kararı açıklığa kavuşmaktadır. “
Devlet memurlarının savunmalarının alınması, disiplin
cezası verilmesine hasredilmiş olup, bunlardan önceki
soruşturma safhasında sorulan sorulara cevap verilmesi
için de bir süre tanın ması ön görülmemiştir. DMK’ nın
disiplin hükümlerinin uygulamasını gerektiren hallerde,
yetkili makamların ön inceleme ve araştırma yapmakla
görevlendirilen muhakkik ve müfettişlerce yapılan
işlemlerin disiplin cezası vermeye yetkili amir ve
mercilerin işlemlerden farklıdır. Bir memura disiplin
cezası verilmesi için önceden müfettiş veya muhakkiklere
görev vermek kanunen zorunlu olmadığından, kanun
vazıınca bu safhalarda süre verileceğine dair bir hüküm
sevkedilmiştir. Muhakkiklerce yapılan inceleme
sırasında, hakkında inceleme yapılan memurun sadece,
olay hakkındaki bilgisi alınmakta olup, ifade alınması
şeklinde de adlandırılan bu işlem, savunma olarak
kabul edilmeyeceği için savunmanın bundan ayrı olarak ve
disiplin cezası vermeye yetkili amir veya mercii
tarafından alınması gerekmektedir.
Diğer
taraftan disiplin cezası verilmeden önce memurun
savunmasının alınması şart olduğuna, Devlet Memurları
Kanunu ’nun 2 sayılı KHK ile değişik 126 ncı
maddesinde, müfettiş veya muhakkiklere disiplin cezası
vermek yetkisi tanınmış bulunduğuna göre de bunlarca
yapılan inceleme sırasında sorulan sorulara ilgili memur
tarafından cevap verilmesi için süre verilmesi için süre
verilmesi zorunlu değildir. DMK’nın 130 uncu
maddesindeki “ soruşturmayı yapan ” deyiminin de
DMK’nın 126 ncı maddesine görere’sen disiplin cezası
vermeye yetkili amir olarak anlaşılması gerekir.
Bu
İtibarla DMK’nın 130 uncu maddesinde belirtilen savunma
hakkı ile ilgili sürenin cezayı veren amir veya
mercilerce ve bir defaya mahsus olmak üzere verilmesi
gerekeceğine 29.5.1973 tarihinde oy birliği ile karar
verildi.”112 ( Danıştay 3 üncü Dairesi,
29.5.1973 tarih ve E. 73/272, k. 74/269)
Danıştay3 üncü Dairesi’nin yukarıdaki kararının aksini
savunan Orhan Pirler’in görüşüne de değinelim.
“Bakan veya yetkili şahıs adına inceleme ve soruşturma
yapan müfettiş ve muhakkiklere, memurların görev
sırasında veya görevden dolayı, Türk Ceza Kanunlarına
göre işledikleri suçlardan dolayı savunma alma hakkı
tanındığı halde, bunlardan daha az etkinlik sağlayan ve
daha az ehemmiyeti olan disiplin suçlarında savunma alma
hakkı tanınması, coğu yetkiliyi haiz olanın, azı
yapılması sonucu doğurur. Bunun idare hukuku ilkeleriyle
bağdaşır bir tarafı bulunmamaktadır. Zamanla Danıştay’ın
ve Devlet Personel Başkanlığı’nın kararını
değiştireceğini tahmin etmekteyiz ”113
3.6.7. Karar Süresi :
Disiplin cezalarında zamanaşımına yukarıda değinmiştik.
Burada üzerinde durduğumuz. nokta karar süresidir.
DMK’nın 128 inci maddesinde düzenlenen karar süresi
şöyledir: “ disiplin amirleri uyarma, kınama ve aylıktan
kesme cezalarını soruşturmanın tamamlandığı günden
itibaren 15 gün içinde vermek zorundadır.
Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının gerektiren
hallerde soruşturma dosyası, kararını bildirmek üzere
yetkili disiplin kuruluna 15 gün içinde tevdi edilir.
Disiplin kurulu, dosyayı aldığı tarihten itibaren 30 gün
içinde soruşturma evrakına göre kararını bildirir.
Memurluktan çıkarma cezası için disiplin amirleri
tarafından yaptırılan soruşturmaya ait dosya , memurun
bağlı bulunduğu kurumun yüksek disiplin kuruluna
tevdiinden itibaren azami altı ay içinde bu kurulca,
karara bağlanır.”
Burada disiplin kurulunun yetkisi ve fonksiyonu sadece
dosya üzerinden kararını bildirmekten ibarettir. Yeni
bir soruşturma yapmaya, bilir kişi dinlemeye yetkisi
yoktur. Disiplin kurullarını mütalaasına atamaya yetkili
amirin uyma zorunluluğu da yoktur. Disiplin kurulları
göstermelik bir kurul görünümündedir.
657
sayılı Kanun’un 128 inci maddesindeki karar verme
sureleri ile ilgili hususların zamanaşımı ile ilgisi
yoktur. Madde başlıklarına dikkat edilirse, 127 inci
maddenin başlığının “ zamanaşımı ” , 28 inci maddenin
başlığının ise “ karar süresi ” olarak belirlendiği
görülecektir. 128 inci maddedeki ifadede, belirlenen
zamanlarda disiplin amirlerinin ve disiplin kurullarının
karar vermemesi durumunda, ceza verme yetkisinin
zamanaşımına uğrayacağına dair herhangi bir hüküm mevcut
değildir.
Demek
diyor ki , 128 inci maddedeki karara verme sureleri
ilgili düzenlemeler, tamamen disiplin amirlerinin ve
disiplin kurullarının süratli çalışmalarını ve disiplin
işlerini sürüncemede bırakmamalarını sağlamaya yönelik
tedbirlerdir ve idarenin iç işleyişi ve düzeniyle
ilgilidir. Bu hususa Danıştay 8 inci Dairesi’ nin E.
1991/1370, K. 1992/1358 sayılı Kararı ile de açıklık
getirilmiştir. Söz konusu karar göre 128 inci maddedeki
süreler geçirildikten sonra verilen cezalarda kanuna
aykırılık yoktur.
Makul
bir mazereti olmaksızın, 128 inci maddedeki karar verme
sürelerine uymayan disiplin amirleri ve disiplin kurulu
üyelerinin, görevlerini kanunda öngörülen sürelerde
yapmamalarından dolayı sorumlu tutulmaları mümkündür.
3.6.8 Disiplin Cezalarının Uygulanması
Disiplin cezaları verildiği tarihten itibaren hüküm
ifade eder ve derhal uygulanır. Aylıktan kesme cezası,
cezanın veriliş tarihini takip eden ay başında
uygulanır.
Verilen disiplin cezaları sıralı sicil amirine, Devlet
memurluğundan çıkarma cezası ayrıca Devlet Personel
Başkanlığı’ na bildirilir.
Yargı
yoluna gidilmesi uygulamayı durdurmamaktadır. Uyarma ve
kınama için yargı yolu kapalı tutulmuş, diğer cezalar
için yargı yolu açık bırakılmış olmasına rağmen cezanın
derhal uygulanması gerekmektedir. Ancak, yargı
mercilerinden yürütmenin durdurulması kararı alındığı
takdirde, cezaların derhal uygulama imkanı özellikle
aylıktan kesme cezası için ortadan kalkabilir.
3.6.9 Disiplin Cezalarına İtiraz
3.6.9.1 Üst Makamlara veya Disiplin Kuruluna İtiraz
Disiplin cezalarına karşı itiraz ile ilgili hususlar DMK’
nın 135 inci ve 136 ıncı maddeleriyle düzenlenmiştir.
Disiplin amirleri tarafından verilen uyarma ve kınama
cezalarına karşı itiraz varsa bir üst disiplin amirine,
yoksa disiplin kurullarına yapılır.
Aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ve
Devlet memurluğunda çıkarma cezalarına karşı idari yargı
yoluna başvurulabilir.
Disiplin amirleri tarafından verilen disiplin cezalarına
karşı yapılacak itirazlarda süre, kararın ilgiliye
tebliği tarihinden itibaren 7 gündür. Bu süre içerisinde
itiraz edilmeyen disiplin cezaları kesinleşir. İtiraz
halinde ilgili merciler , kararı gözden geçirerek
verilen cezayı aynen kabul edebilecekleri gibi
hafifletebilir veya tamamen kaldırabilir. Kesinleşen
kararlar aleyhine idari yargı yoluna başvurulamaz.
İtiraz dilekçesine itiraz mercileri karar ve eklerinin
kendilerine intikalinden itibaren 30 gün içinde
kararlarını vermek zorundadır.
Ceza
uygulaması için disiplin cezasının kesinleşmesinin
beklenmesine gerek olmadığından, itiraz mercilerince
cezanın kaldırılması yer değiştirmesi halinde daha önce
sicile işlenen ceza silinir veya yenisi işlenir.
3.6.9.2 İdari Yargı İtiraz
Anayasa’ nın 129 uncu maddesinin 3 üncü fıkrasında
uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar hariç
disiplin kararlarının yargı denetimi dışında
bırakılmayacağı hüküm altına alınmıştır.
Uyarma ve kınama cezaları dışında kalan aylıktan kesme,
kademe ilerlemesinin durdurulması ve Devlet
memurluğundan çıkarma cezalarına karşı yukarıda
belirttiğimiz. Anayasa hükmü uyarınca her hangi bir
şekilde yargı yolunun kapatılması mümkün değildir.
Disiplin cezası ve uygulanması idari bir işlemdir. İdari
işlemler hakkında takip edilecek yargı yolu 2577 sayılı
İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda düzenlenmiştir.
İdari
Yargılama Usulü Kanunu’nun 11 inci maddesine göre “
idare tarafından yapılan bir işlemin kaldırılması, geri
alınması, değiştirilmesi veya yeni bir işlem yapılması
30 gün içinde bir üst makamdan, üst makam yoksa işlemi
yapan makamdan istenir. Bu başvurma idari dava süresinin
durdurur.”
Ancak
disiplin hukukunda üst makamlara itiraz dava açma
suresinin durdurmamaktadır. Danıştay 10 uncu
Dairesi’nin 1984 tarih ve E. 1984/86 , K. 1985/1057
sayılı Kararında; “ üst makamlara itirazın dava açma
süresinin durdurmayacağını ” belirtilmiştir.
DMK’nın 136 ncı maddesinin 3 üncü fıkrasında yeralan “
itiraz edilmeyen kararlar ile itiraz üzerine verilen
kararlar kesin olup, bu kararlar aleyhine idari yargı
yoluna başvurulamaz” hükmü ile yargı yolu kapalı olan
uyarma ve kınama cezalarının kastedildiği kanaatindeyiz.126
( çiftçi 1990, s 48 ) Çünkü yargı yolu açık olan
disiplin cezalarına itirazın reddedilmesi halinde,
memurun 1982 Anayasası’ nın 129 uncu maddesi ve DMK’ ya
göre idari yargıya gitme hakkı vardır. Bu hakkın memurun
elinden alınması düşünülemez.
Uyarma ve kınama cezalarını yargı denetimi dışında
bırakılmasını nedenini bu cezaların önleyici ve hafif
disiplin cezaları olmasıdır. Zaten bu cezaları
gerektiren fiil ve haller incelendiğinde genellikle
amirin takdirine ve anlayışına bağlı olduğu
görülmektedir.117 ( çiftçi, 1990 s 48 )
Devlere ait işler, memurlar vasıtasıyla yürütülürken
amir durumundaki kişilere bir hareket serbestisi
tanınması, bir takdir yetkisinin verilmesini normal
karşılamak gerekmektedir. Buna rağmen uyarma ve kınama
cezaları yargı denetimi dışında bırakılırken, yine de
idari denetim yolu açık bırakılmıştır. 118 (
çiftçi,1990, s 48 )
Disiplin hukukunda verilen cezalara karşı itirazda
zamanaşımını durdurma düzenlenmiştir. Bu şuradan
kaynaklanıyor: Uyarma ve kınamaya karşı yargı yolu
kapalıdır. Diğer cezalarına karşı cezayı veren amir veya
bir üst disiplin amirine yada disiplin kuruluna itiraz
edilememekte, bu disiplin cezalarına karşı düzenlenen
süreler içinde idari yargı yoluna başvurulabilmektedir.
3.6.10
Disiplin Cezalarının Bir Süre Sonra Sicilden
Sonra Silinmesi
Bilindiği disiplin cezaları verilince hemen hüküm ifade
eder ve memurun siciline işlenir. Devlet memurluğundan
çıkarma cezasından başka bir disiplin cezasına
çaptırılmış olan memur, uyarma ve kınama cezalarının
uygulanmasından 5 sene diğer cezalarının uygulanmasından
10 sene sonra atamaya yetkili amire ulaşılarak verilmiş
olan cezaların sicil dosyasından silinmesini
isteyebilir.
Memurun yukarıdaki süreler içersindeki davranışları, bu
isteğini haklı kılacak nitelikte görülürse, isteğin
yerine getirilmesine karar verilerek bu karar sicil
dosyasına işlenir.
Kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının sicilden
silinmesine disiplin kurulunun mütalaası alındıktan
sonra yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır. (DMK.Md.133)
DMK’
nın 133 üncü maddesinin uygulanabilmesi için;
Memur, Memurluktan çıkarma cezasından başka bir disiplin
cezası almış olmalıdır,
Disiplin cezasını uygulanmasından sonra uyarma ve kınama
cezalarında 5, diğerlerinde 10 yıl geçmiş bulunmalıdır,
Bu süre
içinde memurun, hal ve hareketi talebini haklı
gösterecek şekilde olması ve aynı süre içinde disiplin
cezası işlememesi gerekir.
DMK’nın 133
üncü maddesinin 2670 sayılı Kanun ile değiştirilmeden
önceki metninde, disiplin cezalarının sicilden
silinebilmesi için öngürülen süreler, uyarma ve kınama
için 3, diğer disiplin cezaları için 5 yıldır. Bu
süreler daha makul görülmektedir.
3.7 GENEL
DEĞERLENDİRME
1.
Disiplin Kurullarının yetkileri; kademe
ilerlemesinin durdurulması ile ilgili bilgi ve belgeleri
ihtiva eden dosyanın disiplin amirleri tarafından inkila
ettirilmesinden itibaren 30 gün içinde dosya üzerinden
incelemesini yaparak kararını disiplin amirine
bildirmektir. Disiplin kurullarının yeni bir soruşturma
ve ek bilgi isteme yetkisi yoktur. Disiplin
soruşturmasını yapan muhakkiklerin fezlekede önerdiği
cezayı disiplin kurulu ya kabul eder, ya da reddeder,
kurulun başka bir ceza tayinine yetkisi yoktur. Disiplin
kurulunun önerilen kademe ilerlemesinin durdurması
cezasını reddetmesi halinde atamaya yetkili amirlerin 15
gün içinde başka bir disiplin cezası vermekte serbest
olduğunu görüyoruz.
Disiplin
kurullarının tek yetkisi, uyarma ve kınama cezalarına
karşı yapılan itiraz üzerine bu cezalara ilişkin olarak
verdiği karardır.
Görüldüğü
üzere disiplin kurulu etkisiz bir kuruldur. Yeni bilgi
isteyememekte, soruşturma yapamamakta, önerilen cezayı
reddetmesi halinde bu kararı bağlayıcı olmamaktadır.
2.
657 sayılı DMK’nın 127 nci maddesinde
zamanaşımı düzenlenmiştir. Bu düzenlemede soruşturma
zamanaşımı suçun öğrenilmesinden itibaren işlemeşe
başlar. Ancak suçun işlendiğinin kimin tarafından
öğrenilmesi halinde zamanaşımının işlemeye başlayacağına
dair kanunda bir açıklık getirilmemiştir. Örneğin
disiplin suçuyla ilgili evrakın kurum kayıtlarına
geçmesiyle mi yoksa kurumdaki herhangi bir memurun
öğrenmesiyle mi, ya da yetkili disiplin amirinin
öğrenmesiyle mi zamanaşımı işlemeye başlayacak? Bu
konuda kanunda bir açıklık yoktur.
3.
DMK’nın 127 nci maddesinin son
fıkrasında ceza verme zamanaşımı düzenlenmiştir.
DMK’da zamanaşımını durduran hallerin düzenlenmediğini
görüyoruz. Bu durum uygulamada bazı sıkıntılar meydana
getirmektedir. Örneğin iki yıllık ceza verme zamanaşımı
süresi içinde disiplin cezası verilmiş, fakat verilen
disiplin cezası, idari mahkemece yeni bir disiplin
cezası tesis edecek şekilde iptal edilmiş, ancak yeni
bir disiplin cezasını tesis edecek şekilde iptal
edilmiş, ancak yeni bir disiplin cezasını tesis edinceye
kadar iki yıllık ceza verme zamanaşımı süresi geçmişse
durum ne olacaktır? Bu konuda DMK’da bir düzenleme
yoktur. Uygulamada bu durum sorunlara sebebiyet
vermektedir.
4.
Memurun savunmasının alınması
konusunda uygulamada birtakım sorunlar yaşanmaktadır.
Soruşturmayı yapan müfettiş veya muhakkiklerin savunma
alma yetkisi bulunmadığından ve müfettiş veya
muhakkiklerin soruşturma sırasında memurun ifadesine
başvurmaları savunma alınmış gibi telakki
edilebildiğinden bu durumda idari mahkemeler bu tür
disiplin cezalarını savunma alınmadığı gerekçesiyle
ihtal yoluna gitmektedir. Savunmanın cezayı verecek
disiplin amirleri veya atamaya yetkili amirler
tarafından alınması gerektiğinden DMK’nın konuya ilişkin
130 uncu maddesi yeterince açık değildir.
5.
TCK’ya göre sanığın bir fiiliyle kanunun birden
fazla maddesinde düzenlenen suçları işlemesi halinde
sanığa ihlal edilen cezaların toplamı değil, bir
fiiliyle birden fazla cezayı gerektiren cezalardan en
ağırı olan ceza verilir. DMK’nın 131 inci maddesine
göre, ilgilinin aynı olaydan dolayı ceza mahkemesince
cezalandırılması, disiplin cezasının verilmesine engel
teşkil etmez.
6.
DMK’nın 136 nci maddesinin 3 üncü fıkrasında
düzenlenen “itiraz edilmeyen
kararlar ile
itiraz üzerine verilen kararlar kesin olup bu kararlar
aleyhine idari yargı yoluna başvurulamaz.” ifadesi
yeterince açık değildir. Çünkü uyarma ve kınama
cezalarının dışındaki disiplin cezalarına da itiraz
edilmediği takdirde idari yargı yoluna gidilemez gibi
bir anlam çıkmaktadır.
Oysa DMK’nın
135 inci maddesi, uyarma ve kınamaya karşı itiraz;
aylıktan kesme, kademe ilerlemesinin durdurulması ile
Devlet memurluğundan çıkarmaya karşı da idari yargı
yoluna başvurulabileceğini düzenlemiştir.
Görüldüğü
üzere DMK’nın 135 inci maddesi ile 136 ncı maddesinin 3
üncü fıkrası arasında bir çelişki söz konusudur.
7.
Disiplin cezalarının sicilden silinmesi ile ilgili 5 ve
10 yıllık bekleme süresi düzenlenmiştir. DMK’nın 133
üncü maddesinin 2670 sayılı Kanun ile değiştirilmeden
önceki metninde, uyarma ve kınama için bekleme süresi 3,
diğer cezaları için 5 yıldı. Bu değişiklik ile bu
süreler 5 ve 10 yıl olarak düzenlenmiştir. Bu süreler
çok uzun sürelerdir.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
4.
DİSİPLİN CEZALARINDA ÖZEL DURUMLAR VE GÖREVDEN
UZAKLAŞTIRMA
4.1
DİSİPLİN CEZALARINDA ÖZEL DURUMLAR
4.1.1 Disiplin Cezalarından Aylıktan Kesme ve Kademe
İlerlemesinin Durdurulması Cezasını Alanların
Atanamayacağı Görevler:
657 sayılı DMK’nın 132 nci maddesinin 4 üncü ve 5 inci
fıkralarında düzenlenen hükme göre:
“Kendilerine disiplin cezası olarak aylıktan kesme veya
kademe ilerlemisi durdurma cezası verilenler;
¨
Valilik,
¨
Büyükelçilik,
¨
Müsteşarlık,
¨
Müsteşar Yardımcılığı,
¨
Genel Müdürlük,
¨
Genel Müdür Yardımcılığı ve
¨
Daire Başkanlığı görevlerine atanamazlar.
Atamaları Bakanlar Kurul Kararı ile yapılanlar hakkında
da yukarıdaki fıkra hükmü uygulanır.
Bu madde hükmünde, atanılamayacak görevler tadad
edilmiştir. Burada şu hususa da değinmek gerekir;
Bakanlar Kurulu Kararı ile atanılan bir takım görevlere,
mevzuatın değişmesi sonucu 3’lü veya 4’lü Kararname ile
atanır duruma gelmişse yeni bir unvan ile görev ihtas
edilmişse ve yukarıdaki sayılan görevlerin dışındaki
görevlerde bulunanların aylıktan kesme veya kademe
ilerlemesini durdurma cezası almaları durumunda bu
memurlar bu görevelere devam edecek mi, etmeyecek mi?
Buna örnek olarak Başkanlık şeklinde teşkilatlanan
kurumları verebiliriz. Bu sorunu vuzuha kavuşturmak için
yukarıdaki zikredilen maddeyi güncelleştirmek gerekir.
4.1.2
Teterrür :
Disiplin suçlarında tekrar, disiplin cezası alan bir
memurun, disiplin cezasının sicilden silinmesine ilişkin
süre içinde aynı mahiyette ve aynı cezayı gerektiren
disiplin suçunu tekrar işlemesi halidir. Bu halde memura
bir derece ağır ceza verilecektir.
DMK’nın 125 inci maddesinin 3 üncü fıkrası hükmüne göre
disiplin suçlarında “tekrar” şu koşullara bağlı
tutulmuştur:
¨
Memur önceden disiplin cezası almış olmalıdır,
¨
Memurun aynı mahiyetteki bir suçu disiplin
cezalarının sicilden silinmesini gerektiren süre
içinde işlemiş olması gerekir. Bu koşulların varlığında
tekerrür hükümleri uygulanır.
Aynı derecede cezayı gerektiren fakat ayrı fiil veya
haller nedeniyle verilen disiplin cezalarının üçüncü
uygulanmasında bir derece ağır ceza verilir.
Yukarıda sayılan ve disiplin cezası verilmesini
gerektiren fiil ve hallerde nitelik ve ağırlıkları
itibarıyla benzer eylemlerde bulunanlara da aynı neviden
disiplin cezaları verilir.
4.1.3
Disiplin Cezalarında İndirim :
DMK’nın 125 inci maddesinin 4 üncü fıkrası, geçmiş
hizmetleri sırasındaki çalışmaları olumlu olan ve iyi
veya çok iyi derecede sicil alan memurlar için verilecek
cezalardan bir derece hafif olan cezanın
uygulanabileceğini düzenlemiştir. Bu konuda disiplin
cezası vermeye yetkili amire takdir hakkı tanınmıştır.
Ancak bu hakkın kullanılmasında amiri etkileyecek haller
de fıkrada sayılmıştır. Buna göre disiplin suçunu
işlediği tarihe kadar çalışmaları olumlu olan, iyi veya
çok iyi derecede sicil alan memurlar için verilecek
disiplin cezalarında bir derece hafif olan cezanın
uygulanabileceğini açıklamıştır.
Sicil durumu dikkate alınarak bir alt ceza uygulanması
hususunda idareye tanınan takdir yetkisi mutlak
değildir. Takdirin gereği gibi kullanılıp kullanılmadığı
dava açıldığı takdirde yargı denetimine tabidir.
Örneğin, aynı disiplin suçunu işleyen ve sicilleri çok
iyi olan iki memurdan birine eylemin gerektirdiği kademe
ilerlemesinin durdurulması cezası yerine, bir alt ceza
olan aylıktan kesme cezası verildiği halde, diğer memura
kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının verilerek
aylıktan kesme cezasının verilmemesi yargı yerince
yasaya aykırı bulunmaktadır. (Pınar, 1987, S.519)
4.1.4 Yükselebilecekleri En Yüksel Derecenin Son
Kademesinde Bulunanlar :
Öğrenim durumları itibarıyla yükselebilecekleri
derecenin son kademesinde bulunan Devlet memurlarının,
kademe ilerlemesinin durdurulması cezasının verilmesini
gerektiren hallerde, brüt aylıklarının ¼ , ½’ si kesilir
ve tekerrüründe görevlerine son verilir. (DMK, Md.125)
4.1.5
Memurluktan Ayrılanların Durumu :
Bir memurun herhangi bir disiplin suçunu işledikten
sonra, o kurumdan ayrılması, emekli olması veya istifa
etmesi halinde ne gibi bir yol takip edileceği hususunda
DMK’nunda açık bir hüküm yoktur.
Uygulamada disiplin suçu işlendikten sonra, herhangi bir
sebeple o kurumdan ayrılanlar hakkında da sanki o
kurumda çalışıyormuş gibi işlem yapılıp gerekiyorsa ceza
verilmektedir. (Çiftçi, 1990, S.52)
DMK’nın 92 nci ve 93 üncü maddeleri memurluktan
çekilenlerin yeniden atanmalarını ve emeklilerin yeniden
hizmete alınmalarını düzenlediğinden, disiplin suçunu
işledikten sonra o kurumdan ayrılan, emekli olan veya
istifa eden memurun durumu önem arzetmektedir. “Ancak,
personelin çalıştığı kurumdan ayrılması, istifa etmesi
ya da emekli olması, disiplin cezası verilmesine engel
değildir. Herhangi bir nedenle kurumdan ayrılmış olanlar
hakkında da ayrılmamış gibi disiplin soruşturması
yapılır, savunma istenir, dosya düzenlenir ve hakkında
karar verilir. Eğer ilgili başka bir kuruma geçmişse
ceza oraya bildirilir” (Karaduman, 1980, S.6)
“Bir kurumda çalışan memurun, disiplin suçu işledikten
sonra başka bir kuruma geçmesi, disiplin soruşturmasını
ve cezalandırmayı engellemez. Memurun bağlı olduğu ilk
kurumda başlayan soruşturma tamamlanır, ceza verilir ve
yeni kurumuna bildirilir, siciline işlenir.” (Eren,
S.53)
Yukarıda deyinilen iki ayrı görüş ve uygulamada;
memurluktan ayrılanlara disiplin cezası verilmesi
gerektiği yönündedir.
Konuyu daha da açıklaması bakımından Danıştay’ın bir
görüşüne değinmekte fayda vardır:
Danıştay 3 üncü Dairesi’nin 27.1.1977 tarih ve E.
1977/47, K.1977/42 sayılı Kararı’nda, “Memur iken
işlediği disiplin suçundan dolayı hakkında soruşturmaya
başvurulmuş, ancak soruşturma bitmeden görevden herhangi
bir nedenle ayrılmış bir kişi hakkında da soruşturmanın
devam etmesi, gereken kararın verilmesi ve bunun
uygulama olanağı olmasa bile sicil dosyasında muhafaza
edilmesi gerektiği görüşüne varılmıştır.” Denilmek
suretiyle ayrılan memurlar hakkında disiplin
soruşturmasının devam etmesi gerektiği açıkça
belirtilmiştir.
Ancak DMK’nın ilgili maddelerinde bu şekilde verilecek
cezalar için düzenleme yoktur.
4.1.6
Disiplin Soruşturmasına Engel Olan Durumlar :
a)
Ölüm :
Suçu işleyen memurun verilen disiplin cezasının
tebliğinden önce ölümü halinde cezası da düşer. Türk
Ceza Kanunu’nun 96 ncı maddesinde yeralan bu esas
disiplin cezası yönünden de geçerlidir.
b)
Sanığın Lehine Olarak Kanun Hükmünün Değişmesi :
Fiilin işlendiği tarihte yürürlükteki kanunların suç
saydığı bir hareketin, daha sonra yürürlüğe konulan bir
kanunla suç olmaktan çıkarması, yani fiilin disiplin
kusuru olmaktan çıkarılması halinde lehe olan hükümler
uygulanır ve ilgili cezalandırılmaz.
c)
Zamanaşımı:
Kamu hizmetlerinin yürütülmesi sırasında ortaya
çıkabilecek kusurlu davranışların sürüncemede kalmaması
ve caydırıcılığın sağlanabilmesi amacıyla, disiplin
mevzuatına getirilen zamanaşımına ait esaslar DMK’nın
127 nci maddesinde düzenlenmiş bulunmaktadır.
Zamanaşımına uğrayan disiplin suçlarından dolayı memura
ceza verilemez. Zamanaşımını yukarıda ayrıntılı bir
şekilde incelemiştik.
4.2
GÖREVDEN UZAKLAŞIRMA
4.2.1
Görevden Uzaklaştırma Amacı
657 sayılı DMK’nın 137 nci maddesinde düzenlenmiştir.
Sözkonusu düzenlemeye göre; “Görevden uzaklaştırma,
Devlet kamu hizmetlerinin gerektirdiği hallerde, görevi
başında kalmasında sakınca görülecek Devlet memurları
hakkında alınan ihtiyati bir tedbirdir.
Görevden uzaklaştırma tedbiri, soruşturmanın her hangi
bir safhasında da alınabilir denilmektedir.”
DMK’nın 137 nci maddesi görevden uzaklaştırma sistemiyle
uygulamadaki dağınıklığa bir anlamda son vermiştir.
Devlet memurlarından görevleri başında kalmalarında
sakınca görülenlerin görevlerinden uzaklaştırılmaları
tek bir sisteme bağlanmıştır. Böylece “Memurin Kanunu”,
“3628 Kanun”, “Memurların Bağlı Bulundukları Kurum
Emrine Alınma suretiyle Görevlerinden Uzaklaştırılmaları
ile İlgili 6435 sayılı Kanun” ve çeşitli teşkilat
kanunlarında bu hususa dair kanun hükümlerinin bu madde
ile ifadesi mümkün olmuştur. Ayrıca, “Bakanlık emrine
alma”, “açığa çıkarma” vs. usulleri de lüzumsuz
bulunmuştur. (Alikaşifoğlu, 1978, S.245) Bu sistem
basit ve uygulaması kolay olduğu kadar, sosyal adalete
de uygundur.
Tanımdan da anlaşılacağı gibi görevden uzaklaştırma bir
tedbir olup, disiplin cezası değildir. Görevden
uzaklaştırma daha önce uygulanan “geçici görevden
çıkarma” cezasından da farklıdır. Geçici görevden
çıkarma cezasında memur, kadrosu saklı kalmak kaydıyla 1
aydan 6 aya kadar aylıksız olarak görevden çıkarılırdı.
4.2.2
Görevden Uzaklaştırmaya Yetkili Olanlar :
a)
Atamaya yetkili amirler,
b)
Bakanlık ve Genel Müdürlük Müfettişleri,
c)
İllerde Valiler,
d)
İlçelerde Kaymakamlar (ilçe idare şube başkanları
hakkında valinin muvafakatı şarttır.)
Valiler ve Kaymakamlar tarafından alınan, görevden
uzaklaştırma tedbiri, memurun kurumuna derhal
bildirilir. (DMK, Md.38)
Memurları kimlerin görevden uzaklaştıracağı DMK’138 inci
maddesinde sayılmaktadır. Bunlar; atamaya yetkili
amirler başta olmak üzere Başkanlık ve Genel Müdürlük
Müfettişleri, Valiler ve Kaymakamlardır.
Ancak, ilçe idare şube başkanlarının kaymakam tarafından
görevden uzaklaştırabilmesi için valinin muvafakatının
alınması gerekir. İlçe İdare Şube Başkanları ilçede
başkanlıkların ya da bağımsız Genel Müdürlüklerin
yapmakla yükümlü oldukları görevleri yapmak ve
yaptırmakla sorumlu ve yetkili en büyük memurlardır.
Hükümet Tabibi, İlköğretim Müdürü, Emniyet Müdürü veya
Amiri, Malmüdürü, Jandarma Komutanı, Müftü, PTT Müdürü,
Orman İşletme Şefi veya Müdürü gibi görevliler İlçe
İdare Şube Başkanlarıdır.
Görevden uzaklaştırma iki sebebe dayanılarak alınır :
¨
Disiplin soruşturması sebebiyle görevden uzaklaştırma,
¨
Ceza kovuşturması sebebiyle görevden uzaklaştırma,
Disiplin soruşturması nedeniyle görevden uzaklaştırma en
çok üç ay devam edebilir.
Ceza kovuşturması sebebiyle görevden uzaklaştırmada
sürenin ne kadar devam edeceği düzenlenmemiştir.
4.2.3
Görevden Uzaklaştıran Amirin Sorumluluğu:
Görevden uzaklaştırılan Devlet memurları hakkında
görevden uzaklaştırmayı izleyen 10 iş günü içinde
soruşturmaya başlanması şarttır.
Memuru görevden uzaklaştırdıktan sonra memur hakkında
derhal soruşturmaya başlamayan, keyfi olarak veya garaz
veya kini dolayısıyla bu tasarrufu yaptığı, yaptırılan
soruşturma sonunda anlaşılan amirler, hukuki, mali ve
cezai sorumluluğa tabidirler. (DMK, Md.139)
Burada zikredilen DMK’nın 139 uncu maddesinin 1 inci ve
2 nci fıkraları arasında çelişki vardır. 1 inci fıkrada
soruşturma için 10 gün içinde soruşturmaya başlanmasına
ilişkin olarak bir sınır getirilirken, 2 nci fıkrada ise
“derhal” soruşturmaya başlamayan amirler hakkında
müeyyide getirilmiştir. Derhal soruşturmaya
başlanmasının, hemen yerine getirilmesi şeklinde
anlaşılması gerekir.
Kanunun ilk orijinal metnindeki süre 3 iş günüdür.
23.12.1972 tarih ve 2 sayılı KHK’nin 1 inci maddesiyle
10 iş günü olarak yeniden düzenlenmiştir.
DMK’nın 139 uncu maddesi, görevden uzaklaştırılan memur
için bir teminat maddesidir. Usulsüz uygulayan amirler
hakkında yapılacak işlemi düzenlemiştir. (Maliye
Bakanlığı Barem Mevzuatı, S.130 )
Görevden uzaklaştırma işleminden itibaren geçecek azami
10 günlük süre içinde, sadece iş günleri hesaba
katılarak soruşturma açılacak, sürenin hesabında tatil
günleri değerlendirmeye tabi tutulmayacaktır. (Alikaşifoğlu,
1978, S.248)
4.2.4
Ceza Kovuşturması Sırasında Görevden Uzaklaştırma :
Haklarında mahkemelerce cezai kovuşturma yapılan
Devlet memurları da DMK’nın 138 inci maddesindeki
yetkililer tarafından görevlerinden
uzaklaştırılabilirler.
Umumi ceza hükümlerine göre haklarında mahkemelerce
kovuşturma açılan memurlar da, lüzumlu görülürse
yetkililer tarafından görevlerinden
uzaklaştırılabilecektir. DMK’nın 140 ıncı maddesinin
düzenlenmesinden amaç, memurları sadece disiplin
görevlerinden uzaklaştırabilmeyi mümkün kılmaktır.
DMK’nın 131 inci maddesinin 1 ve 2 nci fıkraları
şöyledir: “Aynı olaydan dolayı memur hakkında ceza
mahkemesinde kovuşturmaya başlanmış olması, disiplin
soruşturmasını geciktirmez.
Memurun ceza kanununa göre mahkum olması veya olmaması
halleri, ayrıca disiplin cezasının uygulanmasına engel
olmaz.” düzenlemesinden de anlaşıldığına göre ceza
kovuşturmasının disiplin cezalarına etkisine temas
edilmiştir. Bu sebeple ceza kovuşturmasının görevden
uzaklaştırma işlemini gerektiriyorsa uzun uzun
beklemenin gerekmeyeceği, yetkili amir suçun mahiyeti ve
delil durumlarını da hesaba katarak memurların ceza
kovuşturması sırasında da bu yetkisini kullanarak
memurları görevden uzaklaştırabilir.
4.2.5
Görevden Uzaklaştırılan Memurun Hak ve yükümlülüğü
Görevden uzaklaştırılan ve görevi ile ilgili olsun veya
olmasın herhangi bir suçtan tutuklanan veya gözaltına
alınan memurlara bu süre içinde aylıklarının üçte ikisi
ödenir. Bu gibiler bu Kanunun öngördüğü sosyal hak ve
yardımlardan faydalanmaya devam ederler.
657 sayılı DMK’nın 143 üncü maddesinde sayılan
durumların gerçekleşmesi halinde, bunların aylıklarının
kesilmiş olan üçte biri kendilerine ödenir ve görevden
uzakta geçirdikleri süre, derecelerindeki kademe
ilerlemesinde ve bu sürenin derece yükselmesi için
gerekli en az bekleme süresini aşan kısmı, üst dereceye
yükselmeleri halinde, bu derecede kademe ilerlemesi
yapılmak suretiyle değerlendirilir, (DMK, Md.141)
denilmek suretiyle görevden uzaklaştırılan memurun
hakları düzenlenmiş olup, yükümlülüğüne ilişkin bir
ifadeye yer verilmemiştir. Görevden uzaklaştırılan
memurun kurumuna mesai saatleri içinde gelmesi veya
gelmemesi konusunda bir açıklama, bir düzenleme yoktur.
İlk metin şöyledir: “Görevden uzaklaştırılan Devlet
memurlarının bu süre içinde her türlü hak ve
yükümlülükleri devam eder.” Bu madde hükmüne göre suçlu
olduklarına dair elde kuvvetli delil ve karineler
bulunan memurlara dahi mahkemeleri sonuna kadar vazife
görmeden aylıkları tam olarak ödenecektir. Bu tutum ise
bir anlamda istihdam edilenin menfaatinin Devlet
menfaatinden üstün tutulması gibi bir sonuç
yaratmaktaydı. Bunu gidermek için 2 ve 12 sayılı KHK ile
1897 sayılı kanunlarla değişiklik yapılarak bugünkü
haline gelmiştir.
4.2.6
Tedbirin Kaldırılması
Soruşturma sonunda disiplin yüzünden memurluktan çıkarma
veya cezai bir işlem uygulanmasına lüzum kalmayan Devlet
memurları için alınmış olan görevden uzaklaştırma
tedbiri, 138 inci maddedeki yetkililerce (müfettişler
tarafından görevden uzaklaştırılanlar hakkında atamaya
yetkili amirlerce) derhal kaldırılır. (DMK, Md.142)
Memur hakkındaki soruşturma tamamlanmış ve neticede
memurun Türk Ceza Kanunu’na göre bir suçtan dolayı
hakkında kamu davası açılmışsa, ya da disiplin yönünden
Devlet memurluğundan çıkarılması yoluna gidilmişse
yetkili amir görevden uzaklaştırma halini devam
ettirebilir. Bunun dışında daha hafif disiplin cezasını
gerektiren bir sonuca varılmışsa veya ceza kovuşturması
neticesiz kalmışsa bu halde tedbir kaldırılır. (Alikaşifoğlu,
1978, S.251)
4.2.7 Memurun Tekrar Göreve Başlatılmasının Zorunlu
Olduğu Haller:
Soruşturma veya yargılama sonunda yetkili mercilerce:
a)
Haklarında memurluktan çıkarmadan başka bir
disiplin cezası verilenler,
b)
Yargılanmanın men’ine veya beraatine karar
verilenler,
c)
Hükümden evvel haklarındaki kovuşturma genel af
ile kaldırılanlar,
d)
Görevlerine ve memurluklarına ilişkin olsun veya
olmasın memurluğa engel olmayacak bir ceza ile hükümlü
olup cezası ertelenenler,
Bu kararların kesinleşmesi üzerine haklarındaki görevden
uzaklaştırma tedbiri kaldırılır. (DMK, Md.143)
4.2.8
Görevden Uzaklaştırma Tedbirin Kaldırılmasında Amirin
Takdiri :
657 sayılı DMK’nın 140 ıncı ve 142 nci maddeleriyle
143 üncü maddesinin a, b ve c fıkralarında yazılı
olanlar hakkındaki görevden uzaklaştırma tedbiri, Devlet
memurunun soruşturmaya konu olan fiillerinin,
hizmetlerini devama engel olmadığı hallerde her zaman
kaldırılabilir. (DMK, Md.144)
Yukarıdaki madde metninden de anlaşıldığı üzere görevden
uzaklaştıran amirin takdirine bırakılmıştır. Ancak 143
üncü maddenin a, b ve c fıkralarında düzenlenen hükümler
gerçekleştiği takdirde amirin bir takdiri sözkonusu
değildir. Amir bu durumda memuru mutlaka göreve
başlatmalıdır.
4.2.9
Görevden Uzaklaştırmanın Devam Edeceği Azami Süre :
1.
Disiplin Soruşturması Nedeniyle Uzaklaştırmada
Süre :
Görevden uzaklaştırma, bir disiplin kovuşturması
icabından olduğu takdirde en çok 3 ay devam edebilir. Bu
süre sonunda hakkında bir karar verilmediği takdirde
memur görevine başlatılır. (DMK, Md.145)
2.
Ceza Kovuşturması Nedeniyle Uzaklaştırmada Süre :
Görevden uzaklaştırma, bir ceza kovuşturması icabından
olduğu takdirde görevden uzaklaştırmaya yetkili amir
(müfettişlerin görevden uzaklaştırdıkları memurlar
hakkında atamaya yetkili amir) ilgilinin durumunu her
iki ayda bir inceleyerek göreve dönüp dönmemesi hakkında
karar verir ve ilgiliye de bir yazı ile tebliği eder. (DMK.,
Md.145)
Görüldüğü gibi disiplin soruşturması nedeniyle
görevinden uzaklaştırılan memurlarda bu süre en fazla 3
ay ile sınırlı iken; ceza kovuşturması nedeniyle
görevinden uzaklaştırılan memurlar için böyle bir süre
düzenlenmemiştir. Burada düzenlenen sadece ilgilinin
durumu her iki ayda bir değerlendirileceği şekilde olup
azami bir süre öngörülmemiştir.
Şuna da değinmek gerekir ki görevden uzaklaştırılan
memur iş yerine gelecek mi gelmeyecek mi? Bu konuda
açıklık yoktur.
4.3
GENEL DEĞERLEME
1.
DMK’nın 132 nci maddesinde, aylıktan kesme ve
kademe ilerlemesini durdurma cezası verilen memurların
atanamayacağı görevler tadad edilmiştir. Ancak mevzuat
değişikliği ya da yeni görevlerin ihdas edilmesi ile
bazı makamların altında daire başkanı çalışmasına rağmen
yukarıda bahsi geçen madde daire başkanlığını tadad
etmesine rağmen daire başkanının amiri durumundaki bazı
makamları tadad etmemiştir. Örneğin, Başkanlık şeklinde
örgütlenen kurumlarda Başkanlık unvanı sayılmamıştır.
2.
DMK’nın 192 nci ve 193 üncü maddeleri, memurluktan
çekilenlerin yeniden atanmalarını ve emeklilerin yeniden
hizmete alınmalarını düzenlediğinden, disiplin suçunu
işledikten sonra o kurumdan ayrılan, emekli olan veya
istifa eden memurun durumuna ilişkin kanunda bir açıklık
yokt
l
SONUÇ
Ülkemizde nüfus artışıyla birlikte Devletin hem yaptığı
mevcut hizmetler, hem de yeni hizmet alanları artış
göstermektedir. Nüfusla birlikte Devletin yaptığı
hizmetlerin artışına paralel olarak memur sayısı da
artmaktadır.
Yapılan hizmetlerin etkin ve bir bütünlük içerisinde
sunulması sırasında bütünlüğü ve etkinliği aksatacak
fiillerin müeyyide altına alınması doğaldır. Hizmetlerin
yerine getiren kamu personelinin hizmetleri aksatan
fiillerini müeyyide altına alan disiplin cezalarının
uygulanması sırasında, disiplin mevzuatından ve disiplin
amirlerinin mevzuatı yorumlamasından kaynaklanan
sorunlar olabilmektedir. Sorun teşkil ettiği tespit
edilebilen düzenlemelere ilişkin genel bir
değerlendirme; ikinci, üçüncü ve dördüncü bölümlerin
sonunda yapılmıştı. Sonuç bölümünde genel olarak bu
sorunlara tekrar değinip, bunlara ilişkin görüş ve
önerilerle çalışmamı tamamlamak istiyorum.
1.
Uyarma ve kınama cezalarını düzenleyen DMK’nın
125/A ve 125/B maddelerinin ilk bentlerinde yer alan,
verilen emir ve görevlerin tam ve zamanında yapılmasında
kayıtsızlık göstermek veya kusurlu davranmak hükmü çok
geniş kapsamlıdır. İdareye sınırları oldukça geniş bir
takdir hakkı vermektedir. Bu durum hukuk devleti mantığı
açısından bir çelişkidir. Verilen emir ve görevlerin
sınırları hususu iki yönlüdür. Biri süreli işlerde işin;
kanun, tüzük ve yönetmeliklerde belirlenen süre
içerisinde tamamlanmasıdır. Diğeri de takdiri süre
içerisinde amir ve bir üst tarafından işin
bitirilebilmesi için belirlenen makul süredir. Bu
nedenle DMK’nın 125/A-a ve 125/B-a maddesinin buna uygun
hale getirilmesi gerekir.
2.
DMK’nın 125/A-b maddesinde, “özürsüz veya izinsiz
olarak göreve geç gelmek, erken ayrılmak, görev
mahallini terketmek” fiilini işleyenlere uyarma cezası
verilmesi öngörülmektedir.
Bu
maddede geç gelmenin veya erken ayrılmanın sınırları
belirlenmemiştir. İdareye geniş bir şekilde takdir hakkı
bırakılmıştır. Bu nedenle ilgili maddeye “geç gelmeyi ya
da erken ayrılmayı, alışkanlık haline getiren memura
ceza verileceği” eklenmelidir.
3.
DMK’nın 125/A-c maddesine göre “kurumca
belirlenen tasarruf tedbirlerine riayet etmemek” fiilini
işleyen memura kınama cezası verilir. Oysa tasarruf
tedbirlerini sadece kurum belirlemiyor, uygulamada
Başbakanlık’ da tasarruf tedbirlerini belirlemektedir.
Bu nedenle Başbakanlık’ ın belirlediği tasarruf
tedbirlerine riayet etmeyen memura ceza verilemez,
verilebilmesi için kanun maddesine “Başbakanlık’ ça
belirlenen tasarruf tedbirlerine riayet etmeme” ibaresi
eklenmelidir.
4.
DMK’nın 125/B-c maddesinde düzenlenen “görev
sırasında amire hal ve hareketleriyle saygısız
davranmak” fiili idareye ve amire çok geniş bir takdir
hakkı tanımaktadır. Sözkonusu madde hükmü keyfi
cezaların verilebilmesini kolaylaştırmaktadır. Bu
nedenle DMK’nın 125/B-c maddesinde düzenlenen suç
fiilleri somutlaştırılmalıdır.
5.
DMK’nın 125/B-d maddesinde düzenlenen “hizmet
dışında Devlet memurunun itibar ve güven duygusunu
sarsacak nitelikte davranışlarda bulunmak” fiili Devlet
memuru için çok ağır ve aynı zamanda idareye fevkalade
geniş yetki takdir hakkı veren bir düzenlemedir. Bu
nedenle Devlet memurunun, hizmet dışında diğer
vatandaşların tabi olduğu kurallara uyması ve aynı
yaptırımlara tabi olması yeterli görülmeli ve sözkonusu
bentte 15/B-d maddesinde düzenlenen fiiller kanun
metninden çıkarılmalıdır.
6.
DMK’nın 125/B-j maddesinde düzenlenen “verilen
emirlere itiraz etmek” fiili çok geniş kapsamlıdır.
Acaba konu sınırlaması olmadan verilen her emir mi
kastedilmektedir? Burada kast edilen, Anayasa, kanun,
tüzük ve yönetmelik hükümlerine uygun emirlerdir.
İdarenin bu cezayı verme yetkisinin sınırlarını çizmek
için sözkonusu hüküm; “Anayasa, kanun, tüzük ve
yönetmelik veya genelge hükümlerine uygun olarak verilen
emirlere itiraz etmek” şeklinde düzenlenmelidir.
7.
DMK’nın 125/C-g maddesinde yer alan; “ikamet
ettiği ilin hudutlarını izinsiz terketmek” şeklindeki
düzenleme çok katı bir hükümdür. Günümüzde ulaşım
teknolojisi fevkalade gelişmiştir. Hafta sonu tatilinde
700-800 km uzaklığa rahatlıkla gidip gelinebilir. Katı
bir şekilde düzenlenen bu hükme, mücbir sebepler ve bazı
önemli kurumlar için istisna getirilmeli ya da tamamen
kanun metninden çıkarılmalıdır.
8.
DMK’nın 125/C-h maddesine göre; “toplu müracaat
veya şikayette” bulunan memurlara aylıktan kesme cezası
verilir. İdari yargıda “hak veya menfaatte iştirak ile
maddi ve hukuki sebeplerde birlik” bulunması durumunda
birden çok kişiye bir dilekçe ile aynı idari işleme
karşı birlikte dava açma hakkı tanınmıştır. (İYUK md.5)
DMK’nın 125/C-h maddesi de buna paralel yeniden
düzenlenmelidir.
9.
DMK’nın 125/C-j maddesine göre, “yasaklaşmış her
türlü yayını görev mahallinde bulundurmak” fiilini
işleyene aylıktan kesme cezası verilir. Ancak kimin
tarafından yasaklanmış yayınlar olduğu maddede
belirtilmemiştir. Konusu suç teşkil eden eserler
mahkemeler tarafından yasaklanır. Bu nedenle 125/C-j
maddesinin “mahkemeler tarafından yasaklanmış her türlü
yayını görev mahallinde bulundurmak” şeklinde
değiştirmesi amaca daha uygun olacaktır.
10.
DMK’nın 125/D-f maddesinde düzenlenen “gerçeğe
aykırı rapor ve belge düzenlemek” ifadesi yeterince açık
değildir. Burada suç unsurunun oluşabilmesi için,
gerçeğe aykırı olarak düzenlenen rapor ve belgelerin
görevle ilgisi olması gerekir. Göreviyle ilgili olmayan
konularda memurun gerçeğe aykırı rapor veya belge
düzenlemesi durumunda hakkında genel hükümlere göre
takibat yapılır. Bu nedenle; mezkur ifadenin “göreviyle
ilgili konularda gerçeğe aykırı rapor ve belge
düzenlemek” şeklinde değiştirilmesi gerekir.
11.
DMK’nın 125/D-j maddesi sadece mal bildiriminde
bulunmamayı cezalandırmaktadır. Oysa memur, mal
bildiriminde bulunmasına rağmen gerçeğe aykırı
bildirimde bulunmuş olabilir. Bunu önlemek için, her ne
kadar gerçeğe aykırı bildirimde bulunmayı 3628 sayılı
Kanun cezalandırmış ise de DMK’nın 125/D-j maddesine
“gerçeğe aykırı mal bildiriminde bulunmak” fiiline de
eklemek gerekir.
12.
Anayasa’nın 129 uncu maddesinin 3 üncü
fıkrasında, “uyarma ve kınama cezalarıyla ilgili olanlar
hariç, disiplin kararları yargı denetimi dışında
bırakılamaz” denilmektedir. Anayasa hangi disiplin
cezalarının yargı denetimi dışında bırakılamayacağını
düzenlemiştir. Uyarma ve kınamaya ilişkin disiplin
cezalarının idari yargı yolunun kapatılıp
kapatılmayacağı konusunda ise kanun koruyucu serbest
bırakmıştır. Kanun koyucu da Anayasa’nın verdiği tercih
hakkını uyarma ve kınamaya ilişkin disiplin cezalarına
karşı yargı yolunu kapatma yönünde kullanmıştır.
Bu
nedenle uyarma ve kınama cezalarına karşı idari yargıya
dava açma konusunda engel teşkil eden DMK’nın 135 inci
maddesinin mutlaka değiştirilmesi gerekir, Disiplin
kurullarının göstermelik bir görev icra eder
durumdadırlar. Bu kurulların bu durumundan kurtarılması
ve daha etkin hale getirilmesi şarttır. Disiplin
kurallarını, fezlekede önerilen disiplin cezasını
onaylayan veya reddeden kurullar olmaktan çıkarmak
gerekir. Yüksek disiplin kurulu gibi, tanık
dinleyebilmeli, ek soruşturma yapmalı ve önerilen
disiplin cezasını uygun bulmuyorsa yeni bir ceza
önerebilir hale getirmesi için mutlaka mevzuat
değişikliğine gidilmelidir.
14-
Soruşturma zamanaşımı DMK’ nın 127 nci maddesinde
düzenlenmiştir. Soruşturma zamanaşımı suçun
öğrenilmesinden itibaren işlemeye başlar. Ancak kimin
tarafından öğrenildiğinde zamanaşımının işleme
başlayacağı konusunda DMK’ nın 127 nci maddesinde bir
açıklık yoktur. Disiplin cezası verme yetkisi olan
disiplin amiri tarafından suçun işlendiğinin
öğrenilmesinden sonra zamanaşımı işlemeye başlamalıdır.
Bu nedenle DMK’ nın 127 inci maddesinde bu yönde
değişiklik yapmak gerekir.
15-
DMK’ nın 135 inci maddesiyle, uyarma ve kınam cezalarına
karşı itiraz edebileceği, aylıktan kesme, kademe
ilerlemesinin durdurulması ile Devlet memurluğundan
çıkarma cezalarına karşı da idari yargı yoluna
başvurulabileceği düzenlenmiştir. Buna karşılık DMK’ nın
136 ncı maddesinin 3 üncü fıkrasında yer alan “ itiraz
edilmeyen kararlar ile itiraz üzerine verilen kararlar
kesin olup, bu kararlar aleyhine idari yargı yoluna
başvurulamaz ” ifadesi DMK’ nın 135 inci maddesiyle
çelişki halindedir. Bu çelişkinin giderilmesi için DMK’
nın 136 ıncı maddesinin 3 üncü fıkrası şu şekilde
değiştirilmelidir: “ İtiraz edilmeyen uyarma ve kınamaya
ilişkin disiplin kararları ile itiraz üzerine verilen
kararlar kesin olu, bu kararlar aleyhine idari yargı
yoluna başvurulamaz. ”
16-
Disiplin cezalarının sicilden silinmesi ile ilgili 5 ve
10 yıllık bekleme süreleri çok uzun sürelerdir. Bu
sürelerin kısaltılması gerekir.
17-
DMK’ nın 132 nci maddesinin 4 üncü fıkrasında aylıktan
kesme ve kademe ilerlemesini durdurma cezası verilen
memurların atanamayacağı görevler tadad edilmiştir.
Ancak daire başkanlığından daha önemli ve daire
başkanının amiri durumunda olan başkanlık sayılmamıştır.
Her ne kadar tadad edilmemiş olsa da, Devlet Personel
Başkanlığı bunu geniş yorumlamıştır. ( Mütalaalar
Bülteni 10 s. 10 ) Bu nedenle DMK’ nın 132 nci
maddisinin 4 üncü fıkrası yeniden düzenlenerek
başkanlıklar da tadad edilmelidir. Ayrıca 3’ lü veya 4’
lü kararnameyle atanan görevlerin de bu madde kapsamına
alınması gerekir.
18- ‘
Görevden uzaklaştırılan veya görevinden uzak kalan
memurun hak ve hükümlülüğü ’ başlığını taşıyan DMK’ nın
141 nci maddesinde görevinden uzaklaştırılan memurun
hakları sayılmasına rağmen yükümlülüğü sayılmamıştır.
İlgili maddede görevinden uzaklaştırılan memurun
yükümlülüğü de sayılmalı, ayrıca ilgili memurun kuruma
gelip gelemeyeceği ve gelecekse kendisine hangi görevin
yaptırılması gerekeceği de düzenlenmedir.
19-
Anayasa’ nın 128 nci maddesinin 2 nci fıkrası, “
memurların ve diğer kamu görevlilerinin nitelikleri,
atanmaları, görev ve yetkileri, hakları ve
yükümlülükleri, aylık ve ödenekleri ve diğer özlük
işleri kanunla düzenlenir ” hükmü getirmiştir. Fakat
konumuz açısından Anayasa’ nın bu hükmüne aykırı
düzenlemeler mevcuttur. Bunlar:
3201 sayılı Emniyet Teşkilatı Kanunu’ nda
disiplin cezalarının neler olduğu düzenlenmiş, fakat
disiplin cezalarının uygulanacağı fiil ve haller
23.3.1979 gün ve 7/ 17339 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı
ile yürürlüğe giren Emniyet Teşkilatı Disiplin Tüzüğü’
nde düzenlenmiştir. Bu durum anayasaya aykırıdır.
20,
İnceleme konusunda da görüldüğü üzere disiplin
cezaları çeşitli kanunlarda düzenlenmiş olup, çok
dağınık bir durumdadır. 657 sayılı DMK genel bir
kanundur. Disiplin cezalarının tek biri kanunla
düzenlenerek biraraya getirilmesi daha faydalı olur ve
amaca daha uygun düşer.
21-
Disiplin kararları usulü alanında kanuni
düzenlemeye giderilmelidir.
Ceza
mahkemeleri usulü ve idari yargılama usulüne ilişkin
olarak Ceza Mahkemeleri Usulü Kanunu ve İdari Yargılama
Usulü Kanunu bulunmaktadır. Bunu gibi disiplin
kararlarına ilişkin bir usul kanunu da, disiplin
kararları usulü alanındaki boşluğu önemli ölçüde
dolduracaktır. Kaldı ki 657 DMK’ nunda disiplin cezaları
ile disiplin cezalarının verilmesine usulde
yetersizlikler mevcuttur. Usule ilişkin bir boşluk
bulunmaktadır. Bu boşluğun doldurulması gerekir.
Hizmetler yürütülürken, elbette kurallara uygun davranan
memur ile ihlal eden memura farklı yaklaşılmalıdır. Bu
hizmetin verimli ve etkin yürütülmesi sağlamak için
şarttır. Çünkü yaptırımsız kural etkili olamaz.
Kanunların, tüzüklerin, yönetmeliklerin ve kısaca bütün
kuralların ana gayesi insan ihtiyaçlarından kaynaklanır.
Konulmuş olan yada konulacak kuralların, insanların
ihtiyaçlarını karşılarken sorun değil çözüm olmalıdır.
Disiplin kuralları da hem uygulayıcı hem de memur
tarafından anlaşılır ve açık olmalı değişen şartlara ve
ihtiyaçlara cevap vermesi sağlanmalıdır.
Disiplin hukuku; uygulamada görülen sorunlar, edinilen
tecrübeler ve çağdaş gelişmeler gözönünde bulundurularak
geliştirilmeli, bu yönde Kanunda gerekli değişiklikler
yapılmalıdır. Disiplin hukuku anlaşılır ve ihtiyaçlara
çözüm olabilen bir yapıya kavuşturulabilirse
karşılaşılan sorunların çözümü mümkün olabilecektir.
HAZIRLAYAN ;TARKAN
KESKİN
|